hatırlamak istedi her bir anı. hisleri gibi ankara da romantik bir romana dönüştü ağacın altında.

titsay
ojovivo
$LAYYYTER
Today's Document
Alisa U Zemlji Chuda
sheepfilms

Product Placement
h
todays bird
we're not kids anymore.
hello vonnie
I'd rather be in outer space 🛸
Peter Solarz
NASA
will byers stan first human second

roma★
Sweet Seals For You, Always

izzy's playlists!
Keni
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

seen from United Kingdom
seen from Italy
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Malaysia
seen from Türkiye
seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States

seen from Indonesia
seen from Malaysia

seen from Poland
seen from United Kingdom

seen from Germany

seen from Indonesia

seen from United States
seen from Norway

seen from Türkiye
seen from United States

seen from Germany
@bacchantee
hatırlamak istedi her bir anı. hisleri gibi ankara da romantik bir romana dönüştü ağacın altında.
6 temmuz 2020'den
acıyı duymazdan geliyorum. kendime gelemiyorum. içimde yok olacağı günü bekliyorum. yok olmalı. sözleriyle umut verip günün derin bir kederle bitmesine sebep olan o hoş bitkiden uzak durmalıyım. güzeldim onu ilk gördüğümde ve ilk sesim yüreğine değdiğinde. o önce bir yıldız gibiydi kutsal bir yıldız sonra ruhu yıkık dökük bir şey. renkleri sabitti ama etkisi baş döndürücü, yorucuydu onunla olmak. bir saksı içindeydi, çok eski zamandan birisi onu bulmuş ve gömmüştü, bilmiyorum güneşi nerede gördü suya nerede dokundu da öyle büyüdü. köşede dururken seslendim ona bir iç çekişle ama önce o tüm ışığını sundu gözlerime, kör etti belki de tam o an beni, hiç korkmadım ondan yapraklarındaki zehri görmüş olmama rağmen. aldım evime götürdüm, en güzel köşeyi verdim, arada bir solmuş gibi yapardı ya toprağından kurtulmaktı derdi ya da bana kavuşmak. baktım o bana yaklaşamıyor ben ona yaklaştım, kendimi bir saksıya hapsettim, mor bir saksı toprağı büyülü sözlerden, güneşi unuttum onun gibi tanıyabilmek için. yaşaması içindi güneş ama hep gölgeye atardı ruhunu /neden neden neden diye soramadım/. sonra istemedi evimi ve bir gün başladı gitmeye, önce rengini soldurdu sonra yapraklarını döktü en sonunda ruhuma tırmanıp attı kendini en derin korkularıma paramparça oldu, toprağı dağıldı tüm evrene. şimdi yok / gittikçe daha yabancısın, gittikçe daha az evindesin/…
ben o bizi boğan ve yaşatan renkte bir çiçek oldum.
silinen
yalnız, kepaze ve aptal bir bulutun peşinden gidiyorum. mecburum ona. mecburum. ölmemek için mecburum. yaşamak istiyorum sadece, kanepe kenarında büzülerek oturmasına izin vermek zorundayım. sevmek zorundayım. seviyor gibi görünmek zorundayım. aldanışlarıma yenik düşmemeliyim. bu çirkin atkıyı o verdi diye onun boynuna doladım. yokuşlar beni tükürüyor. kaldırımlara sığınmaya hakkım kalmadı.
yalnız ve yalancı adamdan hesap soramam. yabancı ve çirkin düşlere dalamam.
tüm günlerin, olabilecek her şeyin sonunda kiraz tadında bir öpücük vardı. bekliyorum.
karanlık çöktüğünde yaşadığım ve yaşayacağım her şey bilinmezliğin canavarlarıyla ruhumu ve bazen bedenimi de yerin dibine çekiyor. buna tahammül edemiyorum artık. hep böyleydi hep böyle olacak gibi geliyor.
aydınlık sarıyor ortadoğulu şahsiyetimin tüm acılarını.
seni bile sevmek zul geliyor, yaşamak hâli titreyerek tükeniyor yüreğimin içinde.
biçimsel değil tinsel buhranlarımla büyüyle büyümeye çalışıyorum.
tüm hatalarım için af dileneceğim ne bir tanrım ne de anne babam var.
yanlışlarıma haklar veriyorum, kendim olmayı, kendiliğine bıraktığımda başaramıyorum.
kendini öldüren de katil mi? bu soruyu ilk soran ben değilim belki, cevabını bilmiyorum.
hani yaz gecelerini büyüleyen sözlerin?
geçmişin koynundan çıkamadığım için geleceğe merhaba bile diyemiyorum.
bir ölümün üstüne yazılan her şeye karşıyım. ben daima yaşama odaklanmak yaşamı anlamak gayesi içindeyim. belki de yaşamı anlama kavuşturan ölümdür ancak henüz tatmadığım için oldukça uzağım bu bilinmez kavrama. gençliğim sonsuz yaşamı vaat ediyor bana oysa özüm farkında bir gün bu diyardan göçüp gideceğimin. selam gecede asılı kalan tüm düşüncelere olsun, selam sığıntı ruhlara olsun, bu gece dünyasal düşlerim kirletsin rüyalarınızı. izninizle derken emrediyorum dediğimi fark edemeyen tüm insanlara..
-ben ölsem üzülür müsün
-üzülürüm üzülmez olur muyum mahvolurum. bazı insan çok sever kalbi sevgi doludur ama sevgisini belli edemez, sevgisi vardır umutsuz olduğu için bir şey yapamaz yapmak ister ama yapamaz..
bir mavi şenel meselesi..
depresyondan çıkış yolu yok
ben değilmişim aradığı inandırmıştı beni buna, bugün fark ettim aylar önce yinelemiş sözlerini bir başka ruha da. tıpkı bana yaptığı gibi. ne hüzünlü bir gece. ne çirkin bir hüzün.
biri ölünce ben aslında hiç üzülmüyorum
meral
perde
perde, ne acı bir isim, aşık olunca derler gözüne bir perde iner kötü yanlarını hiç görmezsin sevdiceğin. gerçekleri göremezsin. zaten evin gerçeklerini de dışarıdakilerden gizler. usulca kaldıralım mı bu gece aramızdaki perdeleri. açıkça görelim birbirimizi. zamanla yıpranır zaten perdeler. öyle değil mi, meral sen söyle.
ev
düşüncelerimin arasında bi isim var, yalnızlığımda dolanıyor bazen, benimle yaratılmış gibi en başında. sevgiyi aradım herkes gibi, herkes gibi olmak/hissetmek, sıradan birinin hikayesi bana dair anlatılanlar. ilgimi çeken her şey içinde bir parça yıkılmışlık barındırıyor, bir parça nefret. aradığım değil kaçtığım şeyler bunlar ‘herkes gibi’. evet arkasına sığınıyorum bunun, herkes gibi olunca yenilgilerimde daha az aptal hissediyorum. henüz yirmi yılı bitirdim bu diyarda fakat artık önüme çocukluk düşlerimdeki yuvayı serseler yine de virane evleri, düşkün insanları isteyeceğim. çünkü onları sevdim kabul ettim. inandım. evet en doğru kelime bu; inandım. kendimden önce onların varlığına ve gerçekliğine. bitmeli bu keder, ilk öpücükten önce bitmiş olmalı. bir savaşı bitirmeden diğerine geçersem ilk dokunuşta yok olurum.