ne kadar hızlı kaçabilirsen o kadar az hissedeceğini mi sandın. hayat nasıl da tersten çarpıştırmayı seviyor ama.

JVL
official daine visual archive

★
🩵 avery cochrane 🩵
Stranger Things

if i look back, i am lost
art blog(derogatory)
Claire Keane
noise dept.
EXPECTATIONS
almost home
KIROKAZE
Xuebing Du
todays bird
Mike Driver

tannertan36
I'd rather be in outer space 🛸
untitled
d e v o n

⁂
seen from Canada
seen from United States
seen from United States
seen from Uzbekistan
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Saudi Arabia
seen from Malaysia

seen from Belgium
seen from Albania

seen from United States
seen from United States
seen from Iraq
seen from Kuwait
@baliklaragladikca
ne kadar hızlı kaçabilirsen o kadar az hissedeceğini mi sandın. hayat nasıl da tersten çarpıştırmayı seviyor ama.
kendimi leş bir kadına çevirmek için her şeyi yaptığıma inandığım ve avucumdaki boşluğu diğer avucuma sürterek kiri kanıtlamaya çalıştığım gece, o çıt çıksa ağlayacağım tenha caddede çarpıştığım ayna gibisin. bana, beni hatırlatan tek silüetsin. kırk derece ateşle: daha değil, diye fısıldadığını duyar gibiyim. daha değil, gelmedik.
sen hep sevgiyle sarıp sarmalanmışsındır. gece uyumadan önce hep üstünü örtmüşlerdir. hasta olduğunda alnına hep o ıslak bezi koymuşlardır. sana her gece en güzel masalları okumuşlardır, dünyanın güzel bi yer olduğuna inanmışsındır. ben en son biri ne zaman gözümün içine baktı bilmiyorum.
bu sızı sana geçermiş gibi geliyor ama o kabuğu sürekli kanatacaksın güzelim benim.
sıkarsın canını belki ama ben gittim.
sağ avucumda buz sol avucumda ateş. göğüs müthiş hissiz. dengeli mi böyle.
sen acı çekiyorsun diye kimse kendini değiştirmeyecek, dünya daha katlanılabilir bir yer olmayacak. savaşın birilerini değiştirmek için değil yeryüzüne dayanabilmek için.
senin iyiliğinin de kötülüğünün de hesabını kendime kestiğim zamanlar vardı. et tırnaktan ayrılıyor-muş, doğruya doğru.
kendi içimden kendimi kürtajla aldırmak istediğim dünya.
seni alamıyorlarmış çünkü.
asıl hikaye ne. ben neden seni tek ilacımmışsın gibi bekliyorum. sen neden oradasın. neden biz değil de sen ve ben. kollarının arasındaki dünyayı kime ayırdın.
niye, seni böyle istiyorum diye bulamadım*
ben bir müddet daha buradayım
içiniz çok daraldığında, bütün gemileriniz batmış gibi hissettiğinizde ne yapıyorsunuz.
kalbimin yolu belli, fakat rengini bazen şaşırıyorum.
tanrım, lütfen beni şimdi gördüğüm bu güzel rüyamdan uyandırma. çünkü defalarca kez kendimi bir cami avlusuna bırakıp gitmek istedim.
bir keresinde şey demiştim “bir gün kel kalsan, yara bere içinde olsan, elin ayağın tutmasa, bir şey çizemesen yazamasan ağzından tek bir kelime bile çıkamasa, sana dünyanın en güzel şeyiymiş gibi bakarım.” çocuğum ve çocukluğum- sevgilerin en güzeli. hiç geri dönmeyecekmiş gibi gidecek olsan ceketini aldın mı diye sorarım, çünkü git ama lütfen üşütme.
nerede, kiminle. olursak olalım. sen ve ben ve mütemadiyen başkaları. çarşafındaki her saç teli kalbimdeki her kıpırtı. aşk, sevgi, tutku. ne istersen. nerede, kiminle. ne halde.
olursak, o l a l ı m.
insanların anlamadığı, senin anlatmaktan kaçtığın, benim hiçbir tanıma sığdıramadığım o şey, bakışlarımız birleştiğinde gülümsemeye dönüşecek.
beni bir cümle yaşatacaktı. yuttun. sözde cinayet nedir bilmezsin.
florebo quocumque ferar.*
düştüğüm her yerde çiçek açacağım.*