“İkisi de acısını tek başına yaşıyordu. Dünyanın en zahmetli işiydi, acıyı tek başına yaşamak.”

Origami Around
Three Goblin Art

❣ Chile in a Photography ❣
d e v o n

No title available
🪼

JVL

Product Placement

@theartofmadeline
Stranger Things
h
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

Love Begins
No title available
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

ellievsbear
Alisa U Zemlji Chuda
noise dept.
I'd rather be in outer space 🛸

#extradirty

seen from United States
seen from Malaysia
seen from United States

seen from Malaysia
seen from France

seen from Türkiye
seen from United States
seen from Germany

seen from Singapore

seen from Finland
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
@banliyo
“İkisi de acısını tek başına yaşıyordu. Dünyanın en zahmetli işiydi, acıyı tek başına yaşamak.”
tüm bastırılmışlık kaldırılmışsa artık bilinç karşısında bir bilinçdışı yoktur, doğrudan, aracısız deneyim vardır; kendime yabancı olmadığım takdirde hiç kimse ve hiçbir şey bana yabancı değildir.
“En azından belaya uğramak bela beklemekten emniyetlidir, korkusuzdur, çekilmiş acının sünen tarafları bir yana bırakılacak olursa hiç şaşmamışın, hep şaşırtıcı alıklığı yanında bir vakit şaşmışın yediği darbe ile hem yerin ve hem göğün adresini tarif edebilmesi bunun izidir.”
kelimeleri unutan birini nerede bulabilirim? konuşmak istediğim kişi o.
chuang tzu - zhuangzi metinleri
İflah olmaz bir iyimser olduğumu iddia ederdi, fakat iyimserlik değildi benimkisi; dünya kendi mezarını kazmakla meşgulken hayatın tadını çıkarmak, eğlenmek ve gamsız olmak için hâlâ zamanımız olduğuna yönelik derin bir kavrayıştı sadece.
Henry Miller, Clichy'de Sessiz Günler
"İnsan sevmeyen
insan sevmeyen ama kırlara katkı sunan bir yüzün
kapkaranlık bir ormanın vardı"
"Bu ahval geçmeyecek lütfen ısrar etmeyin. Hiç olmazsa tüylerimin yönünde okşayın beni"
“Gerçeğin hepsini bilmek delirmekten başka ne işe yarar ki insanı ve düşler niçin kurulur ki bizi bir an için rahatlatmayacaksa ve götürmeyecekse başka bir dünyaya. Ve söylediklerin yalnızca gerçeğin bir kısmıysa, derinlerde bir yalandır. Derinlerdeki yalanlara ihtiyacım var aklımı koruyabilmek için demek ki… Ama o yalanlarla da kendimi halsiz hissediyorum, çok halsiz. Çünkü üzülmek için bile asgari bir güce sahip olmalı insan.”
“İnsan hakikaten de bir yanlışı düzeltmek için hep daha büyüğünü yapmak zorunda kalıyordu.”
“Bir gün Yaşayan hiç kimsenin Anısı olmayacağız. Yine de Sonsuzluk bizmişiz gibi Yaşayacağız dünyayı.
Unutmak ey Tanrının anlaşılmaz bağışı Sensin hepimizin büyük hayatı.”
mürid schlegel ise şöyle ekliyor:
anlaşılmamak… anlaşılmamak romantiğin göze aldığı bir yatırımdır. siz, sizi anlamadıklarını söyleyenlere şöyle mırıldanın:
“hakikaten de eğer sizin istediğiniz gibi dünya bir gün cidden tamamen anlaşılır hale gelseydi,
içiniz sıkılırdı.”
insan ara sıra evini yakmalı - ve çıkıp seyretmeli.
İnsan bir yanılgıdır diyor tanrı. Ve düzeltmek için varım Ama geciktim.
Bejan Matur (via inimdeyim)
yerle gök arasında neredeyse ezilmiş, güçlerin önünde çaresiz, unufak, yamyassı, aklım yola çıkmadan önceki kendimde, dönüşte rastladığım.
lale müldür - kuzey defterleri (via yorgunherakles)
Hiçbir şey acı kadar kişisel ve paylaşılamaz değildir; acı çekmenin en kötü yanı, acının tek başına çekilmesindedir.
Ursula K. Le Guin - Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar
“I’m not frightened. I’m not frightened of anything. The more I suffer, the more I love. Danger will only increase my love. It will sharpen it, it will give it spice. I will be the only angel you need. You will leave life even more beautiful than you entered it. Heaven will take you back and look at you and say: Only one thing can make a soul complete, and that thing is love.”
~ Michael - The Reader - 2008 ~
“Korkmuyorum. Hiçbir şeyden korkmuyorum. Ne kadar acı çekersem, o kadar seviyorum. Tehlike aşkımı sadece arttırıyor. Onu belirginleştiriyor, keskinleştiriyor. İhtiyaç duyduğun tek melek ben olacağım. Bu hayatı dünyaya geldiğinden daha güzel bir biçimde bitireceksin. Cennet seni tekrar kabul ettiğinde sana bakıp ‘yalnızca aşk kendimizi bir bütün gibi hissettirebilir’ diyecek.”
“Sen bende neleri öpüyorsun bir bilsen Herkesin perde perde çekildiği bir akşam Siyah bir su gibi yollara akan yalnızlığı öpüyorsun Ağzında eriklerin aceleci tadı Elleri bulut, gözleri ot bürümüş ekin tarlası Bir çocuğun düşlerine inen tokadı öpüyorsun. Yağmur her zaman gökkuşağını getirmiyor Aralık kapılarda bekleyişin çarpıntısı Bir kadının eksildikçe ömrüme eklenen Uzun gecelerini, solgun gövdesini öpüyorsun. Uzak dağ köylerine vuran ay ışığı Kerpiçlerden saraylar kuruyor yoksulluğa Ne suların ibrişimi ne gökyüzü ne rüzgâr Sen bende gittikçe kararan bir halkı öpüyorsun. Sakarya Caddesi'nde sarhoşlar Rakıyla buğulanmış kaldırımlarına gecenin Yüksek sesle bir şeyler çiziyorlar. Yalnızlık her koşulda bir sığınak bulur, diyorum Uzanıp dudağımdaki titremeyi öpüyorsun. Örseler acıyla düştüğü yeri Susarak büyüyen adamların sevgisi. Ağzında pas tadıyla bir inceliği söylemek Bir gülünç içtenliktir, gecikmiş ve ezik Sen bende yanlış bir ömrün tortusunu öpüyorsun. İnsanın zamana karşı biricik şansıdır aşk Onca kapı onca duvar içinde bulur aynasını. Sen bende neleri öpüyorsun biliyor musun Herkesin simsiyah kesildiği bir akşam Yıldızlarla yedirenk gökyüzünü öpüyorsun. Sen bende, gözlerinin anne ışığıyla Bir solgunluktan doğan kocaman bir çocuğu öpüyorsun.”
— Kocaman Bir Çocuğu Öpüyorsun - Şükrü Erbaş