Çocukluğumdan beri başkaları gibi olamadım. Dünyayı diğerlerinin gördüğü gibi göremedim. Tutkularımı ve kederimi onlarla ortak bir kaynaktan alamadım. Yüreğim uyanmadı başkalarının sevinç duyduğu seslere.
Ve sevdiğim herşeyi, yalnız sevdim.
h
occasionally subtle
taylor price

#extradirty
he wasn't even looking at me and he found me
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
AnasAbdin
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

if i look back, i am lost
Misplaced Lens Cap
we're not kids anymore.
No title available

oozey mess
Sweet Seals For You, Always
Cosmic Funnies

blake kathryn

tannertan36
cherry valley forever
Xuebing Du
Jules of Nature
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Germany
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Türkiye

seen from Netherlands
seen from France

seen from Singapore

seen from Singapore
seen from Brazil
seen from Singapore
@belkihayal
Çocukluğumdan beri başkaları gibi olamadım. Dünyayı diğerlerinin gördüğü gibi göremedim. Tutkularımı ve kederimi onlarla ortak bir kaynaktan alamadım. Yüreğim uyanmadı başkalarının sevinç duyduğu seslere.
Ve sevdiğim herşeyi, yalnız sevdim.
Bizi doğuran, büyütenler bile asıl ihtiyaçlarımızı bilemiyor ve anlayamıyorsa kim anlayabilirki.
O anda gökyüzünde bir ezginin durduğunu, bir notanın kesildiğini, bir yıldızın kaydığını hissettim.
İçimde göz kırpan kücük bir kuzey yıldızı vardı, yönümü onunla teyin eder, evimi onunla aydınlatırdım, o yıldıza ne olduysa ışığını yitirdi...
Göz kırpmaktaki çocukluğu bilirsin ben artık bilemiyorum.
Çok öncelerde ona kendi ölümlerimizin bizde bıraktığı rahatsız hissi anlatmaya çalışıyordum. Ölecek olmayı bilmek bizim içimizdeki sonsuzluk hissini yok ettiğini, ruhumuzun özgürlüğünü bizden alıp derin bir hüzün bıraktığını söylüyordum. Üzerinde oturduğumuz ahşap merdivenlerde hafifçe bana dönerek gülümsemişti.
"Sonsuzluğu zamanla ölçemessin" dedi. "Sonsuzluğu dünyada geçirdiğin süreyle kıyaslayamazsın. Bazen sadece bir kaç saniyelik bir andır bizim sonsuzluğumuz. Bazen sadece birinin kokusudur ruhumuzu özgür kılan"
Sahilde oturup, okyanustan gelen rüzgarın tuzlu kokusunu tadarsın. Ve içinde sonsuz bir özgürlüğün sıcaklığını hissedersin.
Bir kitapta "onunla artık tanışmıyoruz" cümlesini okudum. Görüşmediğimiz değilde, artık tanışmadığımız insanlar var sahiden...
Beni affet... Kaybetmek için erken... Sevmek için çok geç...
Tanıştığımız herkez, sevdiğimiz herke. Buralara kadar gelişimiz. Seçtiğimiz yollar ve hatırlamak istediklerimiz. Hepsi bizim hikayemizin bir parçası.
Dalgındı. Zaten çoğu zaman dalgın olurdu ama bu sefer bakışları yere çevrilmiş susuyordu. Gözlerindeki çığlıkları duyabiliyordum, oysa günah biçilmiş bir acı gibi susuyordu. Anlatsa rahatlardı belki ama, anlatmaya kıyamadığı bir acıydı bu.
Eski bir ceket, çok önceden okunmuş bir kitap, yıllar önce hediye edilmiş bir kolye, basıt bir kalem, balerini en son ne zaman döndüğü bilinmeyen bir müzik kutusu . Zaman neslerde saklı, anılarımız nesnelerde saklı.
Önemini yitirdi tüm şehirler. Şehirlerin sönen ışıkları altında kayboldu aşıklar. Ruhunu kaybetti sönen ferlerinde insanlar...
Sokak sokak geziyorum kaldırımlarda seni arıyorum.
Şarkı şarkı geziyorum sözlerinde seni arıyorum.
Kitap kitap geziyorum satırlarında seni arıyorum.
Gezegenlerin arasında, kelebeklerin arasında sokakta oynayan çocukların arasında arıyorum seni.
İnsanların gözlerinde sözlerinde arıyorum seni.
Bulamıyorum...
Gözlerinde sonsuza kadar kaybolabilirim Söylesene sende kaç gezegen saklı
İçi boş gülüşler...
Bu gece güneş bir anda gökyüzünde yıldızlar varken bile doğsa
Ben seni yine bu şekilde izlemeye devam ederdim çünkü seni izlemek bütün imkansız mucizelerden daha güzel
İki hafta boyunca kitap okumak, yürüyüşe çıkmak, hayal kurmak, rahatsız edilmeden uzun uzun okumak, telefonsuz ve radyosuz yaşamak, konuşmak zorunda olmamak, bir anlamda rahatsız edilmeden kendim olmak istiyordum.