Varmak istediğim hiçbir nokta bana ait değilmiş gibi. Herkesin fikrinin olduğu, herkesin çok bildiği, herkesin kendini haklı gördüğü ama hiç kimsenin dönüp ne istiyorsun ya da ne hissediyorsun demediği bir anda yaşamak çok zor.
Yıllarımı insanların kırılmaması üzerine geçirdim. Kimse üzülmesin, mutsuz olmasın, yüzü asılmasın, kalbi kırılmasın, gözüne bir yaş damlası dahi gelmesin. . . Tüm bunları dert edinirken her birini teker teker yaşadım. Kalbim paramparça olup avuçlarıma dökülürken onların mutlu olmasıyla avundum. Gözyaşlarımdan kendime sürekli yeni yollar inşa ederken onların gülen gözlerini dermanım saydım.
Hata yaptığımı bildiğim hiçbir anı düzeltmek için uğraşmadım. Ne yaşadıysam hepsini kendim seçtim ve kendi kendime yaptım. Şimdi bu yoldan dönmek istesem veyahut ben artık bu değilim desem ne fark eder? Ya da diyebilir miyim gerçekten?
Her şeyi kaybetmiş gibiyim. Bütün ipler elimden kayıp düşmüş ve ben onların ardından öylece sürükleniyorum. Doğrulup yeni bir yola gitmeye cesaretim mi yok yoksa mecalim mi kalmadı bilmiyorum. . .
Sadece, çok yorgunum. İstemediğim bir düzen ve kırgınlıklar içinde debelenip durmaktan yorgunum. Sesimi çıkartamamaktan yorgunum. Hayır diyememekten yorgunum. . .











