Hiç
İçimden ya şimdi ya da hiç dedim.
Ve bir hiç olarak kaldı...
28.04.2022 20.30
Cosmic Funnies
tumblr dot com
Doug Jones
🩵 avery cochrane 🩵
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Sade Olutola
h
art blog(derogatory)
I'd rather be in outer space 🛸

titsay
$LAYYYTER
Mike Driver
almost home
Xuebing Du

❣ Chile in a Photography ❣
Keni
sheepfilms

No title available

Discoholic 🪩
todays bird
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Finland
seen from Thailand
seen from United States
seen from Türkiye
seen from Colombia
seen from Greece
@benvemavi
Hiç
İçimden ya şimdi ya da hiç dedim.
Ve bir hiç olarak kaldı...
28.04.2022 20.30
Ben ve çaresizlik
Ölüyorum...Nefes alamıyorum. Biri beni boğuyor. Sürekli elleri boğazımda, sıkmaya başlıyor. Zorlukla nefes alıyorum. Nefes almak gün geçtikçe daha da zorlaşıyor. Yoksa beni öldürecek mi? Öldürsün beni bu acıya daha fazla katlanmayayım. Öldürmüyor beni yavaş yavaş boğuyor sadece...
Nefes almaya başlıyorum yeniden bitti düzelecek. Hayır! Geçmedi o hala orada elleri hala boğazında bunları ne çabuk unuttun.
Seni öldürmeyecek hayatın boyunca sana acı çektirecek, tüketecek...Seni o değil sen öldüreceksin. Acıya daha fazla katlanmak yerine ölmeyi tercih edeceksin artık.
Ölmekten korkan, hayatını dolu dolu yaşayan biri yerine, ölmeyi dileyen biri gelecek yerine. Bu kişi başkası değil sensin. Öldür beni lütfen!
Katlanamıyorum artık, dayanamıyorum, olmuyor, kurtulamıyorum, ağlayamıyorum içimi dökemiyorum. Geçmeyen bir dert bu dermanı olmayan bir dert insanı içten içe öldüren bir dert...
Bu beni hissettiklerimi sizde hissetseniz. Keşke diyorum ben ölmeden önce pişman olsalar onların tüm bu olanların düzelmesi için benim ölmem mi lazım? Herkesin günlerce pişman olması için ölmem mi lazım? Oysa erkenden kurtarabilirler beni...
Beni boğan kişi yine onlar günden güne daha da kötü gidiyor. Boğazımdaki eller gitmiyor, gitmeyecekte ama bir gün duracaklar her şey düzelecek. Belki daha iyi bir hayatım olacak hatta herkes pişman olacak ama o zaman ben olmayacağım...
O kadar konuşmama rağmen duymak istediğiniz şeyi duyuyorsanız neden sizinle konuşayım?
Deliriyor muyum dersin?
Sesin her an kulaklarımda ahenkle adeta dans ediyor. Gözümü her kapadığımda seni görüyorum. Gerçekle yüzleşmek istemiyorum. Beni bıraktığın gerçeğiyle yüzleşmek istemiyorum. Yanımda olmadığın gerçeğiyle yüzleşmek istemiyorum. Bir tarafımda artık bu acınası gerçeği kabul etmeye başlıyor. Beni artık sevmediğin gerçeğini..
Söylesene deliriyor muyum?
Aklımdaki tek düşüncenin sen olması, değer verdiğim tek insanın sen olması, adının geçtiği her yerde yüzümde buruk bir gülümseme eşliğinde gözlerimin dolması bunlar normal mi? Geçmişte olsaydık pamuk ellerinle yüzümü tutardın, göz yaşlarımı silerdin, gözlerime adının anlamı gibi derin derin bakardın, ağzından dökülen her bir kelime kalbime köprü olurdu. Kendi kurduğumuz dünyamıza giderdik..
Ben deliriyor muyum?
Gözlerimi kapadım. Hayal ettim. Kendi yaptığımız evimize gittim. Sanki büyük bir doğa olayı yaşanmış kadar harabeydi. Beyaz evimiz artık kirli ve eskimiş gözüküyordu. Perdeler kapalı, kapı kilitli, bacasından duman çıkmıyor. Sonradan anladım ki artık içinde değilmişsin. Evimizi bırakıp gitmişsin ama benimde eve girmeme izin vermiyorsun..
Baksana deliriyor muyum?
Ben ve bilemediklerim
Bilmiyorum ya bir sorun var. Büyük bir sorun ama ne bilmiyorum, gerçekten bazı şeyleri anlamıyorum. Bunu neden yaptım gibi ama o an öyle düşünüyorum ve iyi ki yaptım diyorum. Pişman olmamaya çalışıyorum. Pişman olmamak için o konuda çok düşünüyorum ki ileride pişman olmayayım. Ben aslında böyle biri değilim. Evet, bunu hep söylüyorum ben aslında bu değilim diye... Ben bu değilsem ben kimim. Ben kimim daha kim olduğumu bile bilmiyorum. Hiç bir şey bilmiyorum ağlamak istiyorum. İçime attığım her şey artık beni içten içe yemeye, tüketmeye ve hissizleştirmeye başladı. Hep bir özlem içerisindeyim eskilere. Eski olan her şeyi özlüyorum keşke değerini bilseydim diyorum. Genelde hep şöyle derler anın tadını çıkarın diye gerçekten çok doğru değil mi? Anın tadını çıkarmak lazım bazen her şeyi unutup. Olmuyor ama bir şeyi beceremediğim gibi onu da beceremiyorum, unutamıyorum. Yani ne diyeyim artık diyecek bir şey bile bulamıyorum. Ne yapmam lazım içimdeki huzursuzluğun geçmesi için, ne yapmam lazım? Arkada şarkı çalıyor; Bir derdim var artık, tutamam içimde Gitsem nereye kadar Kalsam neye yarar? Hiç anlatamadım, hiç anlamadılar... Bu şarkı sanki beni anlatıyor gibi ben konuşmuyorum. O benim yerime konuşuyor sanki... Ne kadar güzel birinin sizin yerinize her şeyi anlatması. Bu sefer yazacak bir şey bulamıyorum, ne yazsam diye düşünüyorum. Ama ben kimin için yazıyorum, kimin için konuşuyorum ve kimin için susuyorum? Bu soruyu benim sorduğuma göre yine kendim için, zaten hayatta yaptığımız bunca şeyi yine kendimiz için yapmıyor muyuz? Her şeyi kendimiz için... Bence zaten böyle olmalı herkes gittiği zaman yine yanımızda olan tek kişi yine biziz ben ve kendim...
beni duymanı bekledim belki salakça boş ver zaten seni sevdim yani geri zekalının tekiyim
seni seviyorum,bu tam anlamıyla geri zekalılık bana sürülerce yalan söylendi sen söyledin,arkadaşların,sanki bütün dünya senin beni sevdiğin yalanına inandırmaya çalıştı beni.İnandım seni sevmiyorken bağlandım birden senin oldum dudaklarım ilk kez seninkini tattı hatta nasıl anlatılır denize atılmış eşyalar gibi ilk önce suda paralanır,karaya vurur,yok olması yıllar alır.onları insanlar atmışken zararlı olan onlar oluverir.sorun ne biliyor musun ben onlardanım ve sana inandım.her şeyden ve herkesten çok sana güvendim sevmiyorken seviverdim işte dudaklarım seninkine değdiği anda kalbimi hissettim göğsümde bir şey olduğunu hissettirdin o hızlıca çarpan şey. beni denize sen attın karaya vurdum ve yok olması yıllar alan o eşyalardan oldum o seni öperken göğsümde hissettiğim şeyi aylardır hissedemiyorum yok olmam ne kadar alır bilinmez ama ben senden çok o göğsümdeki şeyi özledim.şimdi zararlı olan ben oldum ve buna rağmen seni seviyorum lanet olsun tam bir malım.
2012de yazılmış 9 yıl geçmiş öldün mü kaldın mı bilmiyorum. Ama yazdığın şey çok hoşuma gitti. Belki de bu hesabı açtığını bile unutmuşsundur :) Umarım karşına yeni biri çıkmıştır ve bu eskisini unutmuşsundur.
İçimde bilemediğim bir sıkıntı var. Tam günüm 'İyi geçti.' diyorum. Sonra kendime soruyorum 'O zaman günün iyi geçtiyse bu içindeki sıkıntı da ne?' Cevap yok. Çünkü ben bile bilmiyorum, sürekli düşünüyorum. Bu konuda neden huzursuzum sonra bir ağlama isteği geliyor. O zaman anlıyorum içimde çok şey biriktirmişim o kadar çok biriktirmişim ki artık dayanamıyorum...
Ben ve anlamadığım dostluk
Neydi ya ? Hani şu hep yanında olan, sana hep destek çıkan. Hayır, anne değil. Dost, dostluktan bahsediyorum. Şu sırlarınızı tutan kişi, tek sözüyle sizi mutlu eden işte o kişi. Sizden bıkabilir mi, sizden soğuyabilir mi, sizden nefret edebilir mi? Bir eşyanız var diyelim. Sizin için çok değerli hem de çok onsuz yapamıyorsunuz. Daha sonra o eşyadan başka bir tane daha alıyorsunuz. İkisinde de aynı özellikler var. İkisini de çok seviyorsun ama biri eski diğerini yeni almışsın. Bütün ilgini yeni aldığına vermez misin, diğeri zaten eskimedi mi? Zaten onun aynısından hatta yenisinden bir tane daha var. İkisi de aynı özelliklere sahip olsa tabi ki de yeni olanı daha çok seversin. Ama yeni olan kırıldı diyelim, birden bütün ilgini kaybedersin. Hatta onu atarsın, eski olana yönelir onu kullanmaya başlarsın. Ama insanlar öyle mi? Yerine birisini koyup daha sonra hiç bir şey olmamış gibi onu kullanmaya devam etmek. Bu kadar basit mi? Bu sadece dostlukta değil, çoğu şeyde böyle. İnsanoğlunun bu huyunu anlayamadım hiç bir zaman... Çok değer verdiğin biri var. O kadar çok değer veriyorsun ki, her gün konuşuyorsunuz ve saatlerce konuşsanız da sıkılmıyorsunuz. Daha sonra size birinden bahsediyor, 'Ne kadar güzel, iyi yeni biriyle tanışmış.' diyorsunuz. İlk başta bir şey olmuyor, bu tanıştığı kişide aynı sizin gibiymiş. Anlatıyor size ondan bahsediyor, yine 'İyi' diyorsun. Sana onunla yaptığı şeyleri anlatıyor. Ama bu şeyleri uzun zaman önce siz ikiniz yapmıyor muydunuz? Seninle yaptıklarını şimdi başkasıyla yapıyor. Git gide soğuyorsun ondan, her gün konuştuğun o kişi artık başkasıyla konuşuyor. Her gün sabahladığın kişi başkasıyla sabahlıyor. Düşünüyorsun; 'Bende vardım burada. Önceden de buradaydım, hep burada olacaktım. Sende buradaydın hani sende hep burada olacaktın? Ama değilsin...' Hiç mi değerim yokmuş? Değer verdiğim kişi yeni biriyle tanışınca bu kadar mı değersizleştim? Ona sorsanız hala aynıyız, hala konuşuyoruz. Ama fark etmiyor ki ben gün geçtikçe ondan soğuyorum...
Ben ve kendim
Günler geçmesi gerekiyormuş bir şeylerin değişmesi için bunu çok geç anladım hep kendimi avuttum hayır sen doğru yaptın diye ama en başından beri yanlışmış. O zaman doğru sanmıştım şimdi eskiden doğru sandıklarım bana yanlış geliyor. İnsanın yaptığı şeylerin hatasını anlaması güzel ama ben çok geç anladım. O kadar geç anladım ki yıllar geçti üzerinden 'Pişman mısın?' diye sordum. Kendime 'Evet, pişmanım.' dedim. Hem de çok hep aklımda keşke söyleseydim keşke yapsaydım ya da keşke yapmasaydım diye düşünüyorum. İnsan değişiyor ama değişmesine rağmen biri nasıl aynı hatayı tekrar tekrar yapabilir? Ben yapıyorum işte yapma diyorum yapma ama olmuyor kendimi dinlemiyorum. Ben kendimi daha yeni yeni tanıyormuşum. O yeni ben her saniye değişse de hala geçmişinden kaçmaya çalışıyor. Eski şeyleri unutmaya çalışıyor. Kendinden kaçmayı, kendine direnmeyi kendi ile savaşmayı bıraksa artık! Yapmıyor direniyor hala savaşa devam ediyor. Bu böyle sürüp gidecek gibi anladım ki benim en büyük düşmanım yine kendimmiş.