Binlerce kişinin elinde tuttuğu silah, benim inancımdan daha büyük bir kurşuna sahip olamaz.
Alisa U Zemlji Chuda
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

JBB: An Artblog!
DEAR READER
Game of Thrones Daily
No title available
No title available

izzy's playlists!
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

pixel skylines
dirt enthusiast
Three Goblin Art
Sweet Seals For You, Always

Discoholic 🪩
Cosmic Funnies
occasionally subtle

tannertan36

PR's Tumblrdome
hello vonnie
🪼
seen from Japan

seen from Japan
seen from Australia

seen from Türkiye
seen from South Africa

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Germany

seen from Italy

seen from Australia
seen from Germany

seen from Greece

seen from Australia

seen from Brazil
seen from United States
seen from South Korea

seen from Uzbekistan
seen from Türkiye
seen from Spain
seen from Australia
@bezmislik
Binlerce kişinin elinde tuttuğu silah, benim inancımdan daha büyük bir kurşuna sahip olamaz.
Sakın yanlıs anlamayın ha geri dönmedim. Ben terk ettiğim yere geri dönmem zaten. Sadece terk edemedim.
Kafamın içini susturamıyorum
Sanılanın aksine depresif bir kişiliğim yok sadece yeterince sevinçle harmanlanmıs bir ruha sahip değilim.
Acının merhametine sığınmak diye bir şey var.
Ben içimdeki acıların ellerinden tutup avuçlarını öpmeyi hiç öğrenemedim ama kendi ellerime baktığımda acıların avuclarımdaki öpücüklerini görebiliyorum. Burada nankör ve bencil olan ben değil miyim?
İçime intiharlar doluyor, hissediyorum ama dışıma intikamlarmış gibi yansıtıyorum.
Etrafımda bir şeyler oluyor, bir şeyler değişiyor ya da aynı kalıyor bilmiyorum. Ben değişiyorum belki hareketlerim ve tavırlarım değişiyor ama anlayamıyorum. Ötekileştirdiğim tek şey kendimim sanıyordum. Zamanı, mekanı ötekileştirmeyi nasıl basardım, inan bilmiyorum. Ellerim son zamanlarda daha çok titriyor ve inan bana bunun nedenini bile bilmiyorum. Çok kahve içmekten dolayı oluşan carpıntılarım artık kahve içmesem bile gecenin üçünde gercekleşiyor. Bu bana 'yaşıyorsun ama cabalamıyorsun' mesajı mı yoksa ölüme sandığımdan beş adım daha mı yakınım bilmiyorum. Göğsümde oluşan soyut ağrıları ben uğurlayalı çok oldu, artık somut ve kocaman bir kütle halinde orada öyle duruyor. Ah, tanrım. Gerçekten beni bu şekilde mi görmek isterdin?
Daha önce konuşmuşluğumuz olmadı ama herkes için çabalamışsın da sana gelince herkes "kendisi halleder nasıl olsa" demiş gibi bazı şeyleri tek başına atlatmış gibisin
mesela kendimi assam asacağım yeri buldum, bileklerimi kessem nerede yapacağımı biliyorum, kafama sıkacaksam bunun hangi silahla yapacağım belli, intihar ederken son bir şarkı dinlesem onun ne olacağını biliyorum, not yazsam kime olacağını da her şey belli. şimdi kendimi öldürmeye kalksam yarın cenazeme gelirsin. ama bir şey var, sen varsın senin için yaşıyorum bunu bilmiyorsun senin için her gün öldüğümü bilmiyorsun. sen hiç bir şeyi görmedin, sadece bana geç kalma tek isteğim bu bana geç kalırsan beni bulamazsın.
Çünkü insanı insan öldürmezse, insanın insana beslediği duygular öldürür.
Onlara diyorum ki 'hayır gelmez'
onlar diyorlar ki 'evet gelir.'
Benden sana hayır gelmez. Benden sana hala üç evet gelir.
Ben acının bağrında, tüm o siyahlıkta açmış bembeyaz bir çiçektim, demek isterdim. Ben acının bağrı, derdin anavatanı olmuşum. Malesef. Böyle olsun istemezdim.
kimsenin arayıp sorduğu yok. kimseyle konuşmak da istemiyorum. kim de eksik kaldım, kim de fazlalığım bilmiyorum. oturduğum kaldırıma bir sözüm var mıydı. sigarayı kaç saniye önce yakmıştım. ciğerlerim çok ağrıyor. fazla mı geldi yoksa yine. karşımdan geçen insanlara selam vermeli miyim. yoksa onlarda da mı âhım var. borçlusu ben miyim bütün bu kötülüğün. her şey için birisinden özür dilemeliyim ama kimden. beni idam etmeliler ya da kendimi boğmalıyım. ölürken bağırmam mı gerekiyor yoksa susmam mı. bir şeyler demeliyim. evet. son sözlerim olmalı. tanrım sana küfür etsem kabul olur mu.
ikinci sigarayı birinci sigaranın ateşiyle yaktığın zamanlarda hiçbir şeyin hiçbir şeye yetmediğini anlıyorsun. belki anneni çok seviyorsun ama yetmiyor, ölüyor annen. belki aşık oluyorsun o da yetmiyor, ayrılıyorsunuz. belki yoldan geçerken kaldırımdaki bi çiçeği çok seviyorsun ama diyorum ya bazen yetmiyor hiçbir şey, sevgin dahi. o çiçeği de bi adamın içtiği sigarasıyla beraber ezilirken görüyorsun. ne için yaşadığını bilmeden nefes alıyorsun. son paranı az önce tekel bayideki adamın önüne serdin. ayılacağını anladığında içtiğin yeni bir şişe daha. şu an bir çöpün kenarında. bu halinden faydalanıp yapmadığın şey de kalmıyor. bağırıyorsun, yıkıyorsun. yıktığın şey bi çöp bidonu oluyor en fazla, anlıyorsun. daha da nefret ediyorsun. sen böyle değildin belki ama bazen bazı şeyler yetmiyormuş ve böyle olman gerekiyormuş. bunu yetinemediğin her şey için ve yetmeyen şişeler kadar anlıyorsun.