“Yüzü tablo. Gözleri okyanus. Gülüşü gökyüzü.”
—
I'd rather be in outer space 🛸
No title available
Monterey Bay Aquarium

Love Begins

Origami Around
Alisa U Zemlji Chuda

Product Placement
he wasn't even looking at me and he found me
we're not kids anymore.

ellievsbear
d e v o n
occasionally subtle

tannertan36
Xuebing Du
tumblr dot com
RMH
AnasAbdin
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
DEAR READER

#extradirty
seen from Malaysia

seen from United Kingdom

seen from Germany

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Germany

seen from Malaysia
seen from United Kingdom

seen from China

seen from Australia
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Sweden

seen from Germany

seen from Türkiye
seen from United Kingdom
seen from Bulgaria
seen from Israel
@biglightkitty
“Yüzü tablo. Gözleri okyanus. Gülüşü gökyüzü.”
—
“Terkedilmiş evler kadar yalnız, mevsimsizim. Çalınmayı bekleyen kapı ziliyim, ben isimsizim.”
— Sagopa Kajmer (via yaslicocukk)
“Senin de yaşını büyütmüşler he Naim kardeş, olimpiyatlara katılabilmen için. Bizim memlekette de 17 yaşında çocuğun yaşını büyüttüler, asabilmek için.”
Olmasa da olurmuş, atmasana Ziya.
Eskilerin söylediğidir: "Gönlü sabit olanın bakışı bulanık olmaz, kalbi kasvetli olmaz, işleri çarpışık olmaz. Gönlü sabit olanın, dünyası hebâ olmaz."
"Ben böyleyim işte." dedi.
"Ben garip bir kadınım, benimle ahbaplık etmek isterseniz birçok şeylere tahammül etmek zorunda kalacaksınız..."
“Keşke vaktiyle, saçma da olsa iki laf etseymişim; susunca yok oluyormuş insan, çok sonra öğrendim.”
— Ömür İklim Demir
Bunu buraya bırakıyorum. Adı da “Güzel Seven Adamlar” olsun..
Victor Hugo'nun: “Sadece bedenleri, şekilleri, görüntüleri sevenlere ne yazık. Ölüm her şeyi yok edecek. Ruhları sevmeyi deneyin.” cümlesinde takılı kaldım.
Çöp konteynırında sürüklenen insanlık: Gazi Katliamı
12 Mart Gazi Katliamında o unutturulmaya çalışılan fotoğraflarından birisi Özlem Tunç.
Kendisini “çöp konteynırına sürüklenen insanlık” olarak niteleyen Tunç, 12 Mart Gazi olaylarına sadece ‘tepki’ gösterdiği için özel harekat timleri tarafından saatlerce işkence görür, daha sonra da kafasına tek kurşun sıkılarak yere yığılır. İkinci kurşunun kafasına sıkılmamasını ise kurşunların diğer 'tepki gösterenlere’ saklanmasına bağlayan Tunç, yaşadıklarını “Öldürüleceğimi biliyordum ama korkmadım. Acı çekeceğimi biliyordum ama hiçbir tepki göstermedim” sözleriyle özetliyor.
Çöp konteynırına sürüklenen ve vücudundaki bütün kemikleri kırılan Tunç'un yerde cansız yatan bedeni, daha sonra Eyüp'teki bir spor salonunda polisler tarafından dövülerek katledilen gazeteci Metin Göktepe'yi derinden etkiler. Göktepe, daha sonra morgda geçirdiği iki güne, kafasına yediği tek kurşuna ve uğradığı onca işkenceye rağmen yaşayan Tunç'un yanında alır soluğu. Göktepe, Tunç'un iyileşmesini dört gözle bekler. Hastaneden çıkar çıkmaz bir haberci refleksi ile röportaj yapmak için soluğu Tunç'un yanında alan Göktepe, daha sonra sık sık görüşeceklerinden habersizdir. Tunç ise bir görüşmelerinde Göktepe'nin kendisine evlenme teklifi yapacağından habersizdir. Tunç, “Yeni bir doğuş, yeni bir başlangıç” olarak nitelediği Göktepe'nin ölüm haberiyle, daha evlenme teklifine cevap bile veremeden ikinci kez sarsılır…
Deniz Gezmiş: “Biz yine çok iyi biliriz ki; Türkiye Kurtuluş Savaşı'nı yapmak için Samsun'a çıkanlara İstanbul örfi idaresince ve mahkemelerince idam cezası verilmiştir. Ve yine bilmekteyiz ki; Kurtuluş Savaşı yapıldığı sırada İstanbul'da bulunanlar, bunları yapanlara eşkıya demiştir.”