kendime uzun uzun bakmayı hatırladım. ne güzeldim.
tüm inancımı bir vişne ağacına dönüşmekte kullandım. dinsizim biraz, ama yüzde daha çok dilsiz.
sayılarla başlayan bir ağrıyı üç harfli bir darbeyle patlattım. hiç düşündün mü ben eğer bir atom olsaydım yine ve yine parçalanırdım.
-
sıyrılmak için tek çözümdü sıyırmak.
-
yaslanabilme yetimi kaybettiğim yerde preslavdaki devlet tiyatrosunda bir parçama rastlarsan yama yapma kendine. diğer parçalarımı kaybettiğim yere denize at sadece.
sonuçta aynı yerden aynı ağızdan!
-
bazan bahtsızlık diyorum bahtsızlık en büyük baht.
bazan yaralarımız diyorum yaralarımız tek ışık aldığımız yer.
bazan ne kadar uzağız diyorum sayıları bilmiyorum. boş boş şiirlerdeki harflere bakıyorum. aramızdaki mesafeler sayıyla ölçülebilirken nereden bilebilirdik harflerin birimini.
artık birbirimize sevimsiz bir yerden yeniden parçalanabiliriz ancak
-
bazan dünyanın da bir kalbi var diyorum daha yüksek bir sesle dünyanın da bir kalbi var! ama kendimi artık buna inandıramıyorum!
inanmadığım şeyler konusunda ne kadar cesaretliyim. inanan tarafıma hemen bir isim koyuyorum, yine inanmadığımdan. yine bildiğimden inançsızlığın da bir inanç olduğunu.
bazan içten içe istiyorum bazan dıştan dışa bulsun diyorum. bulsun sırtımı. istediğinde çıkartıp yeniden saysın.
-
sırtım ve nabzında taşıdığın doksan benime yemin olsun denizde insanın hiçbir parçası yere gelmez.
















