Keşke yorulduğumu haykırabilsem. Diyeceklerim bu kadar.
EXPECTATIONS

bliss lane
Xuebing Du
I'd rather be in outer space 🛸
noise dept.
sheepfilms
The Stonewall Inn
No title available
Noah Kahan
Color Me Curious
The Bowery Presents

oozey mess

blake kathryn

Andulka
RMH
Mike Driver

ellievsbear
One Nice Bug Per Day

Origami Around
almost home

seen from Malaysia
seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Colombia
seen from United States
seen from United States

seen from Singapore
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Singapore

seen from South Korea
@birazmutlulukk
Keşke yorulduğumu haykırabilsem. Diyeceklerim bu kadar.
Affetmeyecektin. Unutmayacaktın öfkeni, göstermeyecektin sevgiye açık yaralarını, diktirmeyecektin. Sökmeleri kaç günlerini aldı o dikişleri söyle? Oluk oluk kan akıyor bak. İstediğin kadar çiçek dik şimdi. Büyümez. Sen, o, şunlar, bunlar değil... Herkes halletse ben halledemem artık.
İyi akşamlar
Kendime not: İleride o minik çocukla karşı karşıya geldiğinde yüzüne utanmadan bakabilmek için çabalamalısın.
saat; patlama
üstüm başım benzin, bir gram ateşim yok.
sakın gülümseme, sen de ben de yanarız.
Yazmak hep sakinleştirdi beni. Okumaktansa yazmayı tercih ederim ben, çünkü bunlar benim cümlelerim, benim duygularım ve benim hislerim. Kendimle konuşmayı hep sevdim. Yaşım kaç olursa olsun, en yakın arkadaşım hep kendim olucam. Ama insan yoruluyor işte bazen tek tabanca durmaya çalışmaktan. Sırtını dayadığı her kimsenin onu hayal kırıklığına uğratmasından. Zamanı geldiğinde belki ben de mutlu olucağım. Ama artık düşündüğüm şey bunun gerçekten bir zamanı var mı? Veya birinin mutlu olması için neden bu kadar çok detayın yerine oturması gerekiyor? Nedenlerle, nasıllarla veya neredelerle dolu kafamın içi. Bunu artıklarla süslüyorum çoğu zaman. Çünkülerle besliyorum yalnızlığımı. "Artık" diyorum çünkü sabrım kalmadı bu kadar sevgisizliğe. "Çünkü" diyorum artık kendimi açıklamaya çalışmaktan başka bir şey yapamıyorum. Kötüyüm ve bunu hissetmiyorum. İnsan üzgün olmaya alışmamalı. İnsan sevdiği insanları kaybetmeye alışmamalı, en yakınından darba yemeye alışmamalı. Günlerce konuşmak istiyorum. Bir şeyler değişir diye. Ama hayır, öyle bir boka battım ki, çıkıyorum yükseğe derken... Çıkamıyorum, saplandığım bataklık çırpındıkça daha da içine çekiyor beni. Etrafımda benden daha kötü hayatlar veya durumlar yaşayan insanlar gördüğümde bencil ilan ediyorum kendimi ama aslında insanın çektiği acının bir baremi, bir ölçeri yok ki. Ufacık bir çocuğun balonu patladığında yenisini almak ile kandırmaya çalışırız onu, aslında yapabileceğimiz şey tabi ki budur çünkü biz ona tutupta gerçekliği anlatamayız. Ama hiçbir zaman da o çocuğun o balona ne ümitler ne anlamlar yüklediğini bilemeyiz. O yüzden kimsenin acısını küçümsemedim bugüne kadar ömrümde. Küçücük çocuğunda, büsbüyük adamlarında. Herkesin acısı hissettiği kadar büyüktür.
Uzun süredir iyi değilim. İyi hissettiğim anlar, dakikalar olsa da içimde bir yerlerde koca bir siyahlık var gibi hissediyorum. En son ne zaman içten gülümsemem uzun sürdü bilmiyorum. Gülmeye devam etsem bile canımın acıdığı hissi geliyor bir anda. Geleceğimi nasıl şekillendireceğimi düşünmekten bıktım. Asla kendi kendime zarar veremem ama bazen ağır bir kaza geçirmek ve gerçekten uzun bir süre bilincimden uzaklaşmak istiyorum. İnsanları onlardan çok düşünüp kendimi her zaman daha çok üzmeyi başarıyorum. Bir umut arıyorum kendim için ve bunu ne zaman bulduğumu hissetsem, sansam hep kursağımda kalıyor. Sanki mutlu olma etkinliği bana bir zamandan sonra tamamen kapandı gibi geliyor. Flört ettiğim, hoşlandığım kadınlar oluyor. Neden bilmiyorum ama ne ben mücadele edebilecek gücü bulabiliyorum, ne karşımdaki benim için adımlar atıp imkanlar yaratıyor. Aslında öyle sevilmeyecek değer verilip önemli hissettirilmeyecek de biri değilim sanki. Tabi ki konu sadece kadınlar değil ama ben birini sevmek ve onun tarafından şefkat görmeye çok ihtiyacı olan bir karaktere sahibim bunu okuduğunda kızıcak insanlar olduğunu biliyorum. Birine ihtiyacım var ama biri olmadan olmaz demiyorum tabi ki. Ben hayatımı bir şekilde yaşıyorum. Hayattan alabildiğimce zevk alıyorum. Müzikler dinliyorum, diziler izliyorum, sohbetler ediyorum, vakitler geçiriyorum. Ama geçmişten geldiğini ve mentalime işlendiğini düşündüğüm bazı olaylar ve hisler benim paçamı asla bırakmıyor. Ben çok yoruldum keşke bu bir veda mektubu olsaydı hayatımdaki herkese. Düşündüğümden daha güçlüyüm ama ben güçsüz kaldığım dönemlerde gerçekten yerimden kalkıcak enerjiyi sadece ileride kursağımda kalacak hisler için bulabiliyorum. İçimdeki acıyı kusmak istiyorum. O koca siyahlığı biri veya ben her neyse çıkaralım istiyorum işte içimden. Çünkü artık dayanamıyorum bu kötü hislere. Aslında hissettiğim kadar da yanlız değilim. Ama bilmiyorum gözlerim doluyor bunları yazarken. Demek ki eksik yanlarım var. Sevdiğim insanlar kalbimi kırdığında bunu aşabilmem çok uzun sürüyor. Hayatı onlar yaşanabilir kılıyor benim için. Özlediğim çok insan var. Veya gerçekten bir babamın olmasını çok isterdim. Gerçi annem ile abim her zaman yanımdalar. Ama işte insan bazen bir figürün eksikliğini elinde olmadan hissediyor. Ben eskiden yazı yazdığımda tüy gibi hafiflerdim. Ama artık boğazım düğümleniyor, başıma yavaş yavaş sızlamalar geliyor. Gözlerim doluyor. Ben hislerime hiçbir zaman küsmedim. Her şeyi hissettiğim gibi açıkca yaşamaya çalıştım. Bundan önce sevdiğim birine verdiğim tavsiye ve benim hayat mottom olarak benimsediğim şey beni ayakta ve güçlü tuttu. Karakterimden bunun sayesinde ödün vermedim. "Elinden geldiğince iyi biri olmak." bu aslında çok zor. Ama genel olarak bu durum insanları suçlamadan önyargısız bir şekilde bana uymuyor olsa bile seçimlerine bakarak iyi insan ama yanlış tercihler olarak nitelendirmemi sağladı. Çevremdeki her insanı dinleyip her insana verebileceğim en iyi tavsiyeleri vermeye çalıştım bugüne kadar hep. Böyle yapmaya da devam edicem. Bu yaşamı nereye kadar sürdürebilirim inanın bilmiyorum. Çünkü gücüm sürekli tükenme raddesine geliyor. Devrin aşkları benim gibi eski okul adamlara uymuyor. 21 yaşındayım ama aradığım ilişki yapısı çok olgun bir yapı. Ve hayır ellerimi açmış dua etmiyorum bir sevgilim olsun nolur diye 😹 bu ihtiyaç duyduğum bir his biri tarafından özel hissettirilmek. Kötüyüm gözlerim doluyor ve uzun süredir de ağlayamıyorum çok ihtiyacım olmasına rağmen. Her şeye rağmen hayatımda olan insanlar, iyi ki varsınız. Umarım hepinizin kalbini bir an bile olsa iyi hissettirebilmişimdir. Tek gayem bu. Hayatımdaki bir çok insan kadar cesur olamadığım için de onlardan özür dilerim. Bu sefer bir değişiklik yapıp Fronun sözleri ile bitireyim.
"Yalansız yaşar bu bahtsız başım
inandım sözlere yok bir suçum
inancım kalmadı etmiyorum hücum.
Hayat, daha kaç kere vurup, kaç kere kıracak Kaç kere yıkıp, kaç kere savuracak Kalbim kalbim, daha kaç kere çarpıp, kaç kere duracak Kaç kere inanıp, kaç kere unutacak.
Küçükken saklambaç oynarken mahallede sayı saydığım duvara şimdi acılarımı yazarken anladım büyüdüğümü
+Hâlâ yalnız mısın? -Sadece özgür +Peki ya mutsuz? -Sadece alışmış +Peki ya âşık? -Sadece eksik
-Peki ya sen? -Hâlâ, bekliyor musun? +Beklemek, şimdi hiç duymayan birine dünyanın en güzel şarkısını söylemek kadar anlamsız. -Peki ya umut?
+Umut, şimdi hiç görmeyen birine gökkuşağını anlatmak kadar zor ve imkansız.
insanlar ne kadar kötüleşebilirler anne?