Uzun bir zaman sonra, Türkiyeden 7000 km uzakta, sağımda ve solumda mutlu insanların tam ortasında mutsuz bir şekilde yazdığım şu notu sizinle de paylaşmak istiyorum.
Kendinizi mutlu adletmek önemli. Adletmek yetmiyor, mutlu da olmalısınız.
Ya sürgüne gittiysen isteyerek. Mutlu olabilir misin gerçekten? Kendi ülkesini terkeden hain midir mesela? Yoksa gerçek hainler tahtlarında otururken, ülkeyi yaşanamaz bir hale soktuğunda çekip gitmek doğru mudur? Kafam da bu soruların cevabı yok. Olmadı, yapamıyorum, ben dönüyorum da yok. Oluyor işte, gözlerimin önünde oluyor. Peki Türkiye de olmayan burada nasıl oluyor? Bir koca yıl Türkiye de iş arayan ben, iki günde nasıl iş buluyorum? Veya Türkiye de kıt kanaat bir ücretle geçinemezken burada verilen ufacık bir pul ile nasıl kralım? Tahtından bize bakıp, bir kukla oynatıcısı misali keyiflenen o zat mutludur umarım!
Eminim ne güzeldir onun için. Elinin altında binlerce beyni yıkanmış insan. Gak dese guk diyecek, tek sözünü ikiletmeyecek, ben peygamberim dese yarabbi şükür diyecek bir kitlenin Cumhurbaşkanı olmak.
Silivri soğuk esprisine gülmeyecek kadar uzaktayım artık. İstediğimi yazabilir miyim onu da bilmiyorum. Hatta daha da kötüsü; fikir hürriyetinin yasalarca korunduğu bir ülkede dahi, Cumhurbaşkanına hakaretden ceza alır mıyım diye korkuyor olmak ürkütücü. Demek ki bizim için bu durum normalleşmiş. Bizler nereye gidersek-gidelim ettiğimiz sözü, yazdığımız kelimeyi, süzgeçten geçirip öyle naklediyoruz artık.
Artık O Türkiye de yaşayamayacağım kanısına varıp, uzun ve tehlikeli bir yoldan geçerek geldim buraya. 20 koca gün sürdü yolum. Hiç tanımadığım, belki Türkiye de yan-yana gelmeyeceğim insanlarla kardeş oldum. Silahların, uyuşturucu ve insan tacirlerinin arasından geçerek, çokça işkence çekerek geldim ben buraya. Yaklaşık 2 aydır buradayım. 2 ayda Türkiye de bir yılda kazandığım parayı kazandım. Evim, arabam, istemediğim kadar kıyafetim var. Yemek içmek neredeyse bedava ( kazandığım paraya nazaran ). Sadece bir dolara mükellef bir sofra kurabiliyorum kendime. İstediğim zaman, kafam da borç-harç olmadan harcıyorum. Geldik buraya, kaçağız belki. İltica ettik, ediyoruz. Türkiyede ki bir türkden daha fazla hakkımız var. En önemlisi taciz, tecavüz, suriyeli, Afgan veya başka biri derdimiz yok. Olursa da polis gereğini yapıyor zaten. Onların hepsi ya sınır dışı ya da hapiste. Burada ki Silivri çok daha soğuk.
Peki en önemli soruyu soruyorum. Bu kadar uzakta, bu kadar güzel bir yerde, ben neden hala o tahtında ki kukla oynatıcısını düşünüyorum? Neden hala o herifin ülkeyi soktuğu duruma ağlıyorum? Benim buradan keyif almam gerekirken, yüzüme yerleşmiş olan o mutsuzluğu neden söküp atamıyorum?