ali, dönmek istediğin ânıda yerin yok.

blake kathryn
🪼
Peter Solarz

oozey mess

tannertan36
almost home
Lint Roller? I Barely Know Her

No title available
Acquired Stardust
hello vonnie

JBB: An Artblog!

ellievsbear
I'd rather be in outer space 🛸
h

Discoholic 🪩

Andulka
taylor price
todays bird

pixel skylines

PR's Tumblrdome
seen from United States

seen from Türkiye

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
seen from Spain
seen from Mexico

seen from United Kingdom
seen from India

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Brazil

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
@cendress
ali, dönmek istediğin ânıda yerin yok.
Kendini deliye vurmakla, ödün vermek arasındasın.
gitseydik ya buralardan, bizi yıkan düşüncelerden, aramıza nifak tohumu eken insanlardan, her şeyden, herkesten gitseydik. belki o zaman hasretin yüreğimi dağlamaz, dört duvar arasında solup gitmezdim.
senin için şiirler yazılar anılar şarkılar en önemlisi de hayaller biriktirmiyorum artık bunu gerçek bir veda sayabilirsin
bana ait değilsin. bana dairsin. ağır bir sicil gibi duruyorsun ayıplarımda...
Zamanın varken sev beni, bakarsın ölürüm belli mi olur.
ve anladım ki, onunla havadan sudan konuşmak bile bambaşkaydı.
söz vermişti parçalarımı birleştireceğine, ama eskiden olduğumdan daha p a r a m p a r ç a haldeyim o gittiğinde.
ve hiç kimse sana kal demediği için gittiğinde, artık sürgündesin.
bir his yetiyor. kırıldığım kadar yazıyorum. kalemime mi anlatıyorum, kendime mi bilmiyorum.
Suskunum biraz ve kelimelerim dağınık. toparlasam toparlarım kendimi aslında, bi düşününce toparlayamam da. Bu bana neyi kazandırır çok şey kaybettirdikten sonra? Saksılarda sigara söndürmezsem ne olur ya da bileğimi mi küllük ederim on dokuzlarımın başındaki gibi. Sahi, büktüğü boynunu kaldırır mı saksıdaki çiçekler? O kapıyı bir daha çalmazsam ne olur mesela söylesene. Yüzüme kırk defa kapanmışken kırk birincisinde asar mıyım kendimi merdiven boşluğuna? Yürüyüp gitmek isterken sokakta babasının zorla ekmek dilendirdiği çocuğa ağlar mıyım, ağlarsam üzülür müsün bana? Ben kaburgalarım batarken sırtıma, nasıl ağlamadan uzanabileceğimi öğrendim ha birde ellerim bulamasın seni diye beşinci bardakta devrilmeyi öğrendim mesela. Söyle bana, dağ gibi beni şu satırların altında bırakmaya hiç mi utanmadın.
Acımasızca geçip giden zamandan, geriye kalan sadece yalnızlıklarımız.
yalnızlık ömrüm boyunca tanımadığım bir yabancıydı.
Sevişirdik. Bazen saatlerce, bazen gün doğuncaya kadar. Bedenlerimiz kadar hislerimizle de sevişirdik. Onunla sevişirken aşkını da hissederdim şehvetini hissettiğim kadar. Şehvetin karartmış olduğu gözlerinin, üzerimde gezinen bakışından anlardım. Bağımlı olduğum en tutkulu günahımsın benim. Bırak bedenimi saran ateş seni de yaksın. Bırak her gece senin olayım, hep benim ol. Ve hep benim günahkârım olarak kal.
bu kadar yazıklar olacağını ben de tahmin etmemiştim.
eminim çok pişmansındır beni kendine düşman ettiğine.
-bir sırt, iki bıçak
siktir et herkesi, göğsümde uyu bu gece.