beni göğsünde uyutamaz mısın. gebereceğim artık uykusuzluktan, kabuslardan, yalanlardan dolanlardan. sadece bir kaç saat beni göğsüne yatırmaz mısın
One Nice Bug Per Day
The Bowery Presents
noise dept.

izzy's playlists!
h

pixel skylines
Cosimo Galluzzi
★
Sade Olutola

bliss lane
No title available
Game of Thrones Daily
No title available
taylor price
No title available
I'd rather be in outer space 🛸

if i look back, i am lost
Claire Keane
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr
Monterey Bay Aquarium
seen from Congo - Brazzaville

seen from Germany
seen from Argentina
seen from Denmark

seen from Philippines

seen from United States
seen from Belgium
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Vietnam

seen from United States
seen from Australia

seen from Malaysia
seen from Iraq
seen from Brazil
seen from Germany

seen from Malaysia

seen from Germany

seen from Türkiye
@cikmazsokagim
beni göğsünde uyutamaz mısın. gebereceğim artık uykusuzluktan, kabuslardan, yalanlardan dolanlardan. sadece bir kaç saat beni göğsüne yatırmaz mısın
seni sevmeme izin verdiğin için teşekkür ederim cınım davşan,
içimde bir yerlerde, çoookkk derinlerde bir kırgınlık var. ama onun üstünde de dağ gibi öfke var. değil türkiyenin dünyanın en büyük dağı halt etmiş yanımda. en büyük öfkemse kendime. ben bile bile hayatımda böylelerini tutmaya devam ettim. benim kötü günümde, hadi onu geç iyi günümde düşmanım görse yalandan selam verirdi senin sırt dönmende çizecektim üstünü. gidiyor musun, güle güle. kalacak mısın, yoookk efendim geçti o tren yine güle güle. şimdi edebimle sizi çıkartmamanın ceremesini yine ben çekiyorum. kavga kıyamette olsa, sonucunda çok üzülüp ağlayacak da olsam, güle güle.
,
ta taaammmmm, börek de yaptım ama onları dolaba attığımız için yoklar. bi de köy mincisi ve sıcak çayımız var. manzaramız zaten rabbimin sanatı. 🫠🫠🫠buyrunuz efeniiimmmm
size canııımmm memleketimden köy derlemesi yaptım, buyrunuz efenimmm 🫠🌿
her savaşın izi kalmıyor işte. bana sorarsan buradan sağ çıkamaz, ölürdüm. ölmedim. sadece biraz dağıldım.
seni. seni hiçbir zaman, hiçbir şartta ve koşulda, asla affetmeyeceğim.
sana çok uzaklardan geldim. öyle üç beş saatlik bir uzaklıktan bahsetmiyorum. sana bi’ on yıl kadar uzaktan geldim. aklımı yitirdim, kendimi kaybettim ama hiç vazgeçmedim. ben gömülmeye çalıştığım o mezardan bile tek başıma çıktım. bir çin seddi olmasada bende kendime çok büyük ve çok sağlam duvarlar ördüm. sizleri çok sevdim. sizleri o kadar çok sevdim ki bana yaptığınız bütün yanlışları, verdiğiniz zararları, söylediğiniz yalanları, hatta beni orospu diye yaftaladığınız zamanları bile sineye çektim ve sizi sevmeye devam ettiğimi, sandım. size saygısızlık olmasın diye sustuğum her şey benim başımı biraz daha öne eğdirdi. kendimi kaybettim. anlıyor musunuz. ken-di-mi kay-bet-tim. yine vazgeçmedim. gittiğim her yerde, okuduğum her satırda kendimi aradım. bulamadım. daha mı iyi yaptım daha mı kötü bilmiyorum ama bir doktorun kapısın günlerce, haftalarca gidip bu da işe yaramadı diye ağlayıp durdum. ve bana dedi ki; meliha, bu ilaçlar bir sihirle senin düğümlerini çözmeyecek. dilindeki o mührü yok etmeyecek. konuşman, anlatman gerekiyor artık. güldüm, baya ama haykırarak güldüm. benim konuşmadığım bir duvar bile kalmadı ki zaten dedim. o da güldü. seni anlayacak insanlardan bahsediyorum dedi. desenize, benim ne düğümlerim sökülecek ne de dilimdeki mühür yok olacak. her neyse. lütfen beni yormayın. beni incitmeyin. usulca hayatımdan çıkıp gidin. rica ediyorum.
sana son mektubumu ayağı kırık bi at getirecek; beni unut, atı da vurman gerekecek.
hayır, kendimle olan savaşımda ateşkes ilan edemedim. çünkü asıl savaşımın kendimle olduğunu anladığımda her şey için çok geçti. ben çoktan kaybetmiştim. galip kim bilmiyorum ama mağlubu tanıyorum.
anne. kalbim cayır cayır yanıyor. yardım et.
günaydın, bana ve size ufak bi hatırlatma :)
rabbim. duy sesimi. tut elimi. kendimi kimsesiz sandığım bu dünyada, elbette ki biliyorum sen varsın. ama sağ eliyle elimi tutup, sol eliyle bıçak taşıyanları. yüzüme masum masum bakıp arkamdan demediğini bırakmayanları. verdikleri bir bardak sudan sonra boğazında kalsın diye beddua edenleri. rabbim, hepsini gördüm. sen onları benden uzak tut. benim canımı çok yaktılar.
hikmet. ne zamandır çalmıyorsun kapımı. epeydir damla çikolatalı kekimden yiyip, zift gibi olan kahvemden içmiyorsun. camıma ufak taşlar atmıyorsun, bana Allah’ın bir selamını bile vermiyorsun. sürekli yolumu uzatıp evinin önünden geçiyorum. perdelerini sabah ezanıyla açıp akşam ezanıyla kapattığını biliyorum. ama seni hiç görmüyorum, artık perdelerini açmıyorsun. her gün evden üç kere çıkıyorum. sabah ekmek almaya senin oradaki fırına geliyorum. evdekilere de o fırının ekmekleri daha taze diye yalan söylüyorum. öğlen, senin evin karşısındaki konteynıra çöp atmaya geliyorum. akşam çöp atmaya çıkınca annem kızıyor. akşam olunca da bir dolanıp geleyim diyerek çıkıyorum evden. seni ne camda ne de eve girip çıkarken hiç mi hiç görmüyorum. küskünlüğün bana mı yoksa hayata mı bilmiyorum. bana küstüysen in aşağı konuşalım. hayata küstüysen kıl namazını onu Allahla konuş. o benim yapabileceğim bir şey değil. bir ara gel yine camıma taş at. yoksa ben kendimi atacağım.
ben, kendimi bütün ihtimallerde kaybettim.
hissettiklerinden kaçamazsın. çünkü hissediyorsan doğrudur.