24 yaşıma sayılı günler kaldı Zezé. 24 yıldır değiştiremediğim bir şey var. Asla kimseyi mutlu edemiyorum. 24 yıldır buna çabalıyorum ama asla başaramıyorum. Hadi diyorum kimseyi mutlu edemedin bari kendini mutlu et. O da yok. Asıl o hiç yok.
Hep çabaladım Zezé. Hep çevremdekilerin yüzü gülsün diye çabaladım. Bana kimse kendimi nasıl mutlu edeceğimi öğretmedi. Ödün vere vere benden geriye bir şey kalmadı. Hep boşa koşuyormuşum gibi hissediyorum. Hiçbir şey yapamıyorum. Kendi istediğimi yapamadığım gibi insanların beklentisini de karşılayamıyorum.
Hep sessiz sessiz ağladım. Yanımdaki yüzüme bakana kadar fark etmez ağladığımı. Bana kimse sesimi çıkartarak ağlamayı öğretmedi. Kimseye göz yaşımın sebebini sordurmadım. Kendim sildim gözümün yaşını. Yanımda biri ağlarsa ağladım önce onun yaşını sildim benimki yüzümde kurudu.
Bütün suçlu benim Zezé. Ben savaşmalıydım kendim için. Kimseden bir şey beklememem gerekiyordu. Ama hep bekledim. Umudum yoktu ama bekledim. Her seferinde belki bu sefer olur dedim. Yine yüzümdeki yaşı ben kuruttum. Çıkmazdayım Zezé. Ne konuşacağımı bilmiyorum. Kafamın içi hem bomboş hem de yangın yeri. Yazmak da çare değil. Kime ne yazayım kime ne konuşayıö bilmiyorum ki. Bana dediler ki bunu bunu çöz, çözdüm. Fikrimi katmadım, çözüm aradım kenara çekildim.
Ağlamak da çözüm üretmiyor Zezé. Ben kuytu bir park köşesinde sabaha kadar ağlasam ne fayda? Ama ağlamaktan başka bir şey de yapamıyorum. Her seferinde diyorum ben buyum diye. Beni gözlerinde çok büyütüyorlar Zezé. Herkese ilaç olamıyormuşum. Çok geç anladım. Bazen benim elimden de bir şey gelmiyormuş. Hele de konu kendi mutluluğumsa hiçbir şey yapamıyormuşum ben.



















