Not today Justin
Keni
Lint Roller? I Barely Know Her

Discoholic 🪩
Stranger Things

JBB: An Artblog!

❣ Chile in a Photography ❣
AnasAbdin

Origami Around
noise dept.

PR's Tumblrdome
art blog(derogatory)
hello vonnie

Janaina Medeiros

No title available

JVL
DEAR READER

祝日 / Permanent Vacation

@theartofmadeline

if i look back, i am lost
seen from United States
seen from Türkiye
seen from United Kingdom

seen from Italy
seen from Austria

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States

seen from Italy

seen from Belgium

seen from United States
seen from United States
seen from Belgium

seen from Bangladesh
seen from Argentina

seen from Bangladesh
seen from Bangladesh
seen from Kenya

seen from Netherlands

seen from France
@cokzekiyim
fakat müzeyyen, beni hatırlamış olman canımı öylesine yaktı ki bir bilsen. çünkü hatırlamak için önce unutmak gerekir. senin beni unutmuş olmana katlanamıyorum.
öküzün baktığı gibi
Köpek gibi pişman olmanın sonradan verdiği huzuru tadamayacak, kendini hep aynı sen sanacaksın. O tren gitti. içindeydin.
Çarşafa dökülmüş kurşun, avuca alınmış cıva gibi değişeceksin. Sana bir göz çıkacak, onu da benden bileceksin.
Peronda el salladım. Yetişirim diye koşup aldığım tost elimde kalakaldım. Sıhhiye'den aksak ritmiyle her akşam aynı ambulans geçiyor. Eve gidip içindeki şerefine, değiştin mi? diyeceksin.
Yine baharın gelmesine, dönüş yolun nergis kokmasına, ağzım açık kuş lokmasına, şaşırdım sen ne bileceksin.
O tren gitti.
İçindeydim.
‘’canım kızım, bir kitapta gördüğün “acı” kelimesini, ıstırap olarak değil de yediğin ilk acı biber olarak hatırlaman için her şeyi yapacağım.’’
gönlümün penceresi, saksıdaki çiçeklerin solduğunda, öldü sanıp ağlama sakın. toprağına aşık olup bütünüyle ona karışmak isteyen çok çiçek tanıdım.
“gerçek şu ki; havaalanları düğün salonlarından daha samimi sarılmalar görmüştür ve hastane duvarları da cami duvarlarından daha fazla inanan.”
In stitches, Sheena Liam
Onu tanıdım ve dedim ki; “Bu adamdan baba olur ve öyle ki ölsem gitsem, benim yerime anne de olur.”
hâlâ beni gördüğün ilk günde ki o kızım. biraz kızgın ve çokça kırgınım. sadece fısıltıları duyar, bağırınca donup kalırım. içimde hep aynı sahne dönüp duruyor. beynimde hep göğsümün göğsüne çarpışma yankısı. beni buradan al, pencerenin önüne koy. biraz nefes alayım.
Herkesin ve her şeyin arkasında dağ gibi dururken, benim göğsüme taş oluşunu unutamıyorum.
çehremi taradığında hüznüm fayanslara döküldü aldırmadın, yaşamak için gerekli olan en basit ihtiyaçlara alışıktın lavaboya biraz kanını akıttın, temizlik içimizin kirinden gelir derdin yüzünü hiç kaldırmadın kendini bir defa görsen, benim seni sonsuza kadar göreceğimi bilirdin. bir çarşafı yıllarca aramızda olan boşluğu örtmeye çalışır gibi serdin bin yıldır her gece aynı uykuya dalıyormuş gibi yanıma uzandın dünyanın iskeleti kemiklerinden yaratılmıştı bir yatağın içinde öylece, yıllarca yüz yüze sarılarak birbirimizin sırtını kanattık her yerden çekilen suların bizi alıp götüren dalgaları olmadı karaya vurmuş bir ölüm gibi kaldık gözler önünde seni aramaya çıkmadığım bir günde beni bulan bir şarkının boynumu kırdığı yerinde kollarımı tuttun, yüzümden düşen bin anı, parçalara ayrıldı. ben seninle en mutlu anıma eriştim diye, ne cefalar çektim annem beni, seni sevdiğim için hiç affetmedi bir idama koşar adım gitmeye benzedim.
siz ne anlarsınız
anlamadınız
so tired of being human I want to be a flower