Ellerinden, en çokta yüreğinden öperim anne. Bükme boynunu, dayanamam! 2000, Çeçenistan
Three Goblin Art
Keni

No title available
Sade Olutola
Xuebing Du

❣ Chile in a Photography ❣
taylor price
Monterey Bay Aquarium
hello vonnie
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
RMH
NASA

ellievsbear

PR's Tumblrdome
One Nice Bug Per Day
𓃗
$LAYYYTER
Jules of Nature
Show & Tell
todays bird

seen from Ukraine
seen from Spain
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from South Africa

seen from Türkiye

seen from United States

seen from Brazil
seen from Burkina Faso
seen from Brazil
seen from Ukraine

seen from United States
seen from United States
@dahianlamindakideeki
Ellerinden, en çokta yüreğinden öperim anne. Bükme boynunu, dayanamam! 2000, Çeçenistan
Begonyalara altı ay su vermesen de ölmezler. Katkısız ananas suyu güneş altında iki sene bozulmadan kalabilir. Leoparlar ve Jaguarlar elli yılda bir törenle sevişirler ve bu sevişmeden Jeopar adı verilen yavrular doğar. Bir rakı şişesinin kapağını Ay’da açarsan içindeki alkol sonsuza kadar...
"Dünyayı bok götürüyor be oğlum masallar mı güzel olacak?"
Pamuk Prenses 2/ (via mutlulukiptal)
soldakine degilde sagdakine hepimiz bincez merak etmeyin :D
Buraya kadarmış. Kapatıyoruz.
Önemli not: Bu şartları tamamlamadan önce kendinize “İnsanlığı bir kenara bırakıp polis olabilir miyim ?” sorusunu sormanızı istiyoruz. Aksi takdir de ihtimal vermiyoruz ama belki daha sonradan yaptıklarınızdan pişman olup tekrar insan olmak isterseniz bunu başaramayacaksınız. Bu yolun geri...
- devlere inanır mısın?
+ devlere mi?
- hani masaldaki yaratıklara, şu insanlardan yüz kat daha büyük kötü kalpli yaratıklar.. bunlardan iki tanesi, karı-koca bunlar, bi gün evde oturuyorlar, adamın karnı acıkıyor. karısına diyor ki “kalk bana yiyecek bişeyler hazırla!” kadın da evde, tembelin teki. bi şeyler hazırlamak yerine gidiyor kocasına bir paket kraker getiriyor. paketin içi insan dolu. erkek de bi bakıyor pakete “bunlar ne?” diyor. kadın da diyor ki: “hayır hayır krakerleri”. “hayır hayır krakerleri mi, o da ne?” diyor erkek de. açıyor paketi iki tane insan atıyor ağzına. o sırada insanlar bağırıyor tabi: “hayır hayır hayır!” işte böyle.. bi gün bi şölene davet edilirsin, sonra oraya vardığında bakarsın ki yemek listesinde adın yazılı.
+ ..
- ya şule, sen marilyn monroe’nun altı ayak parmağı olduğunu biliyo muydun?
+ demek norma anormaldi?
- norma kim ya?
+ norma jeane baker, marlyn monroe’nun gerçek adı.
- bilmiyodum.
+ ikinci dünya savaşının bittiğini biliyo muydun peki?
- kendimi aptal durumuna düşürme biçimlerimin bi listesini yapsam iyi olacak galiba..
+ kafana takma, nasıl olsa bi ölüden bahsediyoruz. ölüler arkalarından konuşulmasına pek aldırış etmezler.
- biliyorum, bi de ölülerin nabzı çok hızlı atar. ben bunu şahsi tecrübemden biliyorum.
+ saçmalıyosun. gerçekten saçmalıyosun.
- ama yapılan işin saçmalığı seyirci sayısıyla doğru orantılıdır.
+ ..
- şule.. sen aslında iyi bi kızsın, neden bi insanın ölmesini istedin?
+ yine mi aynı mevzu. elli kere konuştuk ya alper. cahide boşanmaya yanaşmıyor, ama benim bu çocuğu doğurabilmem için seninle evlenmem gerekiyor.
- hamilesin sen?
+ ne demek bu şimdi?
- ama ben seni buraya öldürmek için getirmiştim..
+ alper noluyo allah aşkına ya?
- olan şu. ben yolun sonuna geldim. ben gidiyorum. eski halime dönemeyeceğime göre hiç değilse sahip olmak istediğim şeyin kendi olayım dedim, o da sen oluyosun.
+ alper, yine mi cinler geldi?
- gelen giden bi şey yok, korkma. ama sen hamileysen ben seni öldüremem. neden biliyo musun? henüz anne olmaya hazır değilim. şule.. gitmeden önce son bi şey isteyebilir miyim senden? son bi şey yapar mısın benim için?
+ tamam, peki. yapıcam.
- bi kere, tek bi kere seni seviyorum der misin?
+ ..
- seni seviyorum de..
+ ..
- seni seviyorum de lan!
+ ya seni seviyorum be.
- yalan söylüyosun..
Yiğit Özgür’ün Beyni!
Ama Allah var Allah..
Öyle güzel yaratmış ki seni
Allah’a tapmayı çoğaltıyorum seni ihmal edip.
Tam o sırada mistik bakışlar da atabilmelisin bana.
Gayet tabi teokratik bir aşk da mümkündür o zaman ikimiz arasında.
Bir ev buluruz.
Seni oranın kadını yaparız.
Eve ekmek çikolata falan...
Sigara içmiyorsanız sigaraya başlayın,
Arkadaşınıza kendini beğenmişin ya da aptalın birisi olduğunu söyleyin,
Öğretmeninizin yüzüne aslında hiçbir şey bilmeyen salağın birisin deyin,
Dilencileri haraca bağlayın,
Ofisinizde bilgisayarlara virüs bulaştırın,
Evdeki çöpleri komşunun bahçesine...
Ben çocukken; sabah kahvaltılarında salçalı ekmek ve çay olurdu, bakkallarda haftada bir alınabilen tipitip amca sakızları, haftada bir süt alınır onunlada hemen yoğurt yapılırdı.
Ben çocukken; yoğurtlu ekmek vardı. arkadaşlar arasında para toplayıp top almalar olurdu, bizim mahalle topumuz...
saffet semerci bu bankta delirdi...
“Hişt! Sen. Gel böyle. O elindeki ne?”
“Ses kayıt cihazı.”
“Ne yapıyorsun onla?”
“Söylediklerini kaydediyorum.”
“Niçin?”
“Enteresan geldi.”
“Adın ne?”
“Emrah.”
“Emrah ne?”
“Serbes. Sonunda t yok.”
“Memnun oldum. Ben de Saffet Semerci. Benim de sonumda hiçbir şey yok. Peki, sen ne iş yaparsın sonunda t olmayan Emrah Serbes?”
“Öğrenciyim.”
“Bugün ne öğrendin?”
“İtalyanca seni seviyorum demeyi.”
“İtalyan bir sevgilin mi var?”
“Hayır, İspanyol dilinde okuyan bir kız var.”
“Niye İspanyolcasını öğrenmedin o zaman?”
“Bütün dillerin temeli İtalyanca dediler.”
“O da seni seviyor mu?”
“Hayır, ne münasebet.”
“Bugünün tarihi ne?”
“30 Ekim 2004.”
“O zaman şunu da kaydet. Bugün Kurtuluş Parkı’nda, yağmur altında geziyordun. Bir bankın üstünde ‘Emrah Serbes Bu Bankta Delirdi’ yazdığını gördün. Kendine bir isim arıyordun ve ismini Emrah Serbes koydun. Bütün mirasınıysa ölü bir güvercine bıraktın. Öyle oldu değil mi?”
“Evet, öyle oldu.”
“Çok güzel, çünkü bana da öyle oldu.”