birisi demişti ki: “en kötü gün birisini kaybettiğin gün değildir. ondan sonraki diğer günlerdir.”

No title available
Monterey Bay Aquarium
macklin celebrini has autism
Fai_Ryy
hello vonnie
ojovivo
NASA
Color Me Curious
Sade Olutola
🩵 avery cochrane 🩵

Game Changer & Make Some Noise
occasionally subtle

gracie abrams
tumblr dot com

roma★
I'd rather be in outer space 🛸

Discoholic 🪩
Cosmic Funnies
Phantogram Three
Sweet Seals For You, Always

seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States
seen from Colombia
seen from United States

seen from France

seen from Indonesia
seen from Malaysia

seen from United States

seen from Philippines
seen from Vietnam
seen from United Kingdom

seen from T1

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Ukraine
seen from Spain
seen from Venezuela
seen from Brazil

seen from France
@dayaniyorum
birisi demişti ki: “en kötü gün birisini kaybettiğin gün değildir. ondan sonraki diğer günlerdir.”
“Sanatım için gerekli felaketi sunduğun için teşekkür ederim.”
yerle bir olan inançların, yerle bir olan inançlarıma denk geldi. biz seninle böyle tanıştık. sen bilmezsin.
yanında olmak yeniden, başka olurdu elbette lakin ben umurunda olmak isterdim.
“ayrıyken sanatın, birlikteyken bilimin konusuyuz.”
seninle ölü bir şehirden geçiyoruz akşam vakti.
benim elimde köstekli bir saat.
sen çiçekler çizmişsin değneğine.
yaşlanmışız, düğümlerimiz zayıflamış artık.
beni bağladığın yerden öpüyorsun.
ben sana küfürlü ağzımla karşılık veriyorum.
ilk önce kimsesizler mezarlığına gidiyoruz.
sonra kimsesizler lunaparkına,
en son kimsesizler yurduna.
yani evimize…
ölü bir şehrin en manzarasız yerinde,
eski bir apartmanın bir de sekizinci katında.
merdivenlerin tutacağı yok.
ayrıyetten merdivenlerin tutası da yok bizi.
yaşlanmışız, düğümlerimiz zayıflamış artık.
bahsettim az önce; mekanın bize saygısı kalmamış.
sen güzel bir şarkı söylüyorsun,
içinde zaman geçiyor.
biraz zaman geçiyor; ben de şarkı söylüyorum.
içinden bir tren geçiyor,
istasyonlarda sen yoksun.
ben de trende değilim.
düşünüyorum;
acaba ben istasyonda mı bekliyorum?
sen trenle mi geliyorsun?
yok…
neyse.
bu mevzu bilindik mevzu deşmeye gerek yok.
ne gücümüz var,
ne de deşilecek yerimiz.
yaşlanmışız, düğümlerimiz zayıflamış artık.
ne öcümüz kalmış,
ne de sevgimiz.
ölü şehirden geçiyoruz.
hissizleştik.
yine de sen şehre uyma.
yine de benden önce ölme.
ölürsen de o tarafta beni yok yazdırma.
doz aşımı xanax değil, doz aşımı sevgisizlik.
hikayemde ona dair olanların en güzeli de şuydu, onu konuşmadığı zamanlarda bile büyük bir dikkatle dinledim.
sen beni yolda bulupta yanına almış gibisin,
oysa benim için o yola çıkmanı isterdim.
Tanrım, bir kültablasının içinde geçiriyorum hayatımı. Bir çay bardağının köşesinde ki leke olarak mı yarattın beni? Tanrım, yarattığın kullarına neden sahip çıkmıyorsun? Canımı çok yakıyorlar. Bir telefona bağladılar hayatımızı, soğuk bir ekranda tutuştu kalbim. Tanrım, kültablasından dondurma külahına geçiş yapamıyor muyuz? Kül kokusu midemi bulandırıyor. Hiç anlatmadığım bir hikaye var şimdi, tozlu bir raf var. Bir kum saati,kumu bitmiş. Kumunu içime döktüler tanrım. İçim kum, içim kül, içim çok boktan. Ruhsuzu oynadım, bana duyguları neden çok gördün tanrım? İyi bir insan değilim zira hiç kötü olmadım. Bir çok adamı sevdim, bir çok adamı öptüm, hatta bir adamın kasıklarında kalp atışını dinledim ama tanrım bana gülümsemeyi neden çok gördün? Piyano tutan ellerim,sigara tutmaya başladı. Kalem tutamadım uzun süre,sanki parmak uçlarım yanık yanıktı. Tanrım bana bir bardak suyu neden çok görün? Ailem yanımda, yemeğim masada, çok sevenim var amenna lakin tanrım, ben kör olmayı hak etmedim. Bana cesaret denen illeti neden çok gördün? Annem çok güzel bir kadın, babam da agresif biraz. Onlar birbirlerine aşıklarmış. Sonra annem çok kırılmış, annemin bahtını neden bana yazdın tanrım? Yüzümde acıklı bir tebessüm, birazdan kendimi asarım şekerden kolyemle. Ellerim titrer,adını anar dua ederim. Öğrenirim nasıl sevilir bir adam ve nasıl öldürülür. Öğrenirim bir evde nasıl yaşanır, bir ev nasıl yanar öğrenirim. Yanıyorum tanrım. Alev alev,cayır cayır. Sol yanıma yürek diye verdiğin bu kalbi bana neden reva gördün tanrım?
Büyük bir yıkımı ufak sıyrıklarla atlattıktan sonra gülüşünle karşılaştım. Bu, yüksek şiddetli bir depremden kurtulup,gripten ölmek gibiydi.
kollarını mı bağladılar, sen neden beni o halde görüp sadece izledin.
her şey kötüye giderken, insanın kendisini bir şeylerin iyi olacağına inandırdığı bir yanı vardır. benim o yanım sensin.
ben bu dünyanın tepesine de çıksam, seni unutamıyorum
“Bu saatten sonra sahtede olsa suratıma gülme bak, seviyorsan da gelme artık, kandırmayalım birbirimizi.”
— (via aptalizm)
Notaları her zaman doğru basmak zorunda değilsin. Bazen ritmi bozmak, yeni bir şarkı yaratır.
kabul edelim 2 + 2 = 4 ederdi. senin artık beni sevmediğin gerçeği.