RIP Alan Rickman, 1946-2016, Always!
dirt enthusiast

@theartofmadeline
d e v o n
art blog(derogatory)

⁂
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
RMH
One Nice Bug Per Day
DEAR READER
almost home

祝日 / Permanent Vacation
Alisa U Zemlji Chuda
Not today Justin
YOU ARE THE REASON

No title available

Kaledo Art
Stranger Things
ojovivo
No title available
taylor price
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Canada
seen from Italy

seen from Malaysia
seen from Brazil
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from France

seen from United States

seen from Italy

seen from Türkiye
seen from United States

seen from United States
seen from Singapore
seen from Italy

seen from United States

seen from India
@demedideme
RIP Alan Rickman, 1946-2016, Always!
UNUTMAK KOLAY MI?
Oldum olası türkülerin hikayesi dokunur yüreğime. Bir kaç yıl önce öğrenmiştim bu iki türkünün bağını. Abdürrahim Karakoç'un ve Mihriban'ın hikayesi...
Nedir Mihriban'ın gerçek hikayesi?
Bazıları "Gerçek mi" diyor. Gerçek diyorum. Ama adı Mihriban değil. O gençliğimde yaşanmış bir aşktı. Ama şimdi adını deşifre etmem, ayıp olur. Benim takmış olduğum sembol bir isimdir Mihriban.
Masa başında yazılmış, hayal bir aşk, bu tadı ve lezzeti vermez. Yaşayacaksın ki, yazacaksın.
O zamanlar elektrik yoktu. Lamba ışığı altında yazıyordum. Şiire başladığımda lambadaki alev titremeye başladı. "Lambadaki alev üşüyor" çıktı.
-Hangi seneydi... ?
1960...
O aşkınıza kavuşamadınız...
Yo olmadı. Seviyordum. Olmadı. Ayıp olur şimdi adını söylemem. Törelerimize aykırı. İkinci bir Mihriban şiirim var. Biliyorsunuz. "Unutmak kolay unutursun Mihriban" diye... O da öyledir. Bunlar hep gerçeğe dayalıdır. Güzel tertemiz bir sevgiydi, tertemiz de bir ayrılma oldu.
Nerde olduğunu biliyor musunuz?
Bilmiyorum. Zaten benim memleketlim de değildi...
Yaşayıp yaşamadığını biliyor musunuz?
Onu da bilmiyorum... Sivas'ta bir televizyona çıktım. Telefon bağlantısı var. Bir hanım çıktı, "Abi o yaşıyor mu" dedi. "Bilmiyorum" dedim. "Nasıl bilmiyorsun" dedi. "Bilmiyorum işte" dedim. O bayan, "Eğer yaşıyor da, bu türküyü dinliyorsa, Allah ona yardım etsin" dedi. Hanımların dayanışması işte! Yaşayıp yaşamadığını bilmiyorum vallahi.
Hâlâ seviyor musunuz?
Bazen aklıma düşüyor. Ben unutursun diyorum ama, insan hiçbir zaman unutamıyor... O bir mektup üzerine yazılmıştır. Benim gönderdiğim bir mektuptan dolayı bir cevap aldım. "Unutmak kolay mı" başlığı mektubun. "Unutmak kolay mı deme/Unutursun Mihriban'ım" diyorum. "Düzen böyle bu gemide/Eskiler yiter yeni de/Beni değil, sen seni de unutursun Mihriban'ım" dedim... Allah o hallere düşürmesin, insan kendini de unutur...
Mihriban'dan başka aşkınız oldu mu?
Yok. Mihriban'dan başka aşkım olmadı.
Mihriban nasıl biriydi?
Valla ne bileyim, sıradan insanlara benzer birisiydi
Çok mu güzeldi... Sarı saçlarına deli gönlümü/Bağlamıştın, çözülmüyor Mihriban diyorsunuz
Saçı da sarı değildi...
Belki bu şiirin bu kadar beğenilmesinin sebebi herkesin içinde bir Mihriban'ın olması...
Gerçek yaşanıp, yazıldığı zaman okuyucu kendini bulur. Bu yüzden diyorum ki, bence herkesin hayatında bir Mihriban var...
Musa Eroğlu da çok güzel bestelemiş...
Beste de güzel olup güfteyle örtüşünce daha bir güzel oluyor... Bunlar birbirini tamamlayan şeylerdir. Bestelendikten sonra herkes hayret etti. "40 senedir okuyorsunuz" dedim. Ama bestelenince daha güzel oldu.
Bir gün Mihriban'ı göreceğinize inanıyor musunuz?
Bilmiyorum, görmek de istemiyorum. Değişmiştir şimdi. Ben onun nazarında değiştim, o benim nazarımda değişti. Niye görelim? Öyle kalsın ya... İnsanların gönülde kalması, gözde kalmasından daha iyidir.
*******************************
Sarı saçlarına deli gönlümü Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban. Ayrılıktan zor belleme ölümü Görmeyince sezilmiyor Mihriban. Yâr deyince, kalem elden düşüyor Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor Lâmbamda titreyen alev üşüyor Aşk, kâğıda yazılmıyor Mihriban. Önce naz, sonra söz ve sonra hile... Sevilen, seveni düşürür dile Seneler, asırlar değişse bile Eski töre bozulmuyor Mihriban. Tabiplerde ilâç yoktur yarama Aşk deyince ötesini arama Her nesnenin bir bitimi var ama Aşka hudut çizilmiyor Mihriban. Boşa bağlanmamış bülbül, gülüne Kar koysan köz olur aşkın külüne... Şaştım kara bahtın tahammülüne Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban. Tarife sığmıyor aşkın anlamı Ancak çeken bilir bu derdi, gamı Bir kördüğüm baştan sona tamamı... Çözemedim... Çözülmüyor Mihriban.
******************************* “Unutmak kolay mı? ” deme Unutursun Mihriban’ım. Oğlun, kızın olsun hele Unutursun Mihriban’ım. Zaman erir kelep kelep.. Meyve dalında kalmaz hep. Unutturur birçok sebep Unutursun Mihriban’ım. Yıllar sinene yaslanır Hâtıraların paslanır. Bu deli gönlün uslanır... Unutursun Mihriban’ım. Süt emerdin gündüz-gece Unuttun ya, büyüyünce... Ha işte tıpkı öylece Unutursun Mihriban’ım. Gün geçer, azalır sevgi Değişir her şeyin rengi. Bugün değil, yarın belki Unutursun Mihriban’ım. Düzen böyle bu gemide Eskiler yiter yenide. Beni değil, sen seni de Unutursun Mihriban’ım.
Mihriban: http://www.youtube.com/watch?v=j5aM1Wj3g4s
Unutursun Mihribanım: http://www.youtube.com/watch?v=XnZNRrOXi_4
İyi ki doğdun Leyla. İyi ki doğdun Mecnun. İyi ki doğdun Burak Aksak. Bize bu aileyi armağan ettin. Seni çok seviyoruz nasıl yapalım?
Bir türkü olsam dudağında,
Sen söylesen ben yansam.
Ah bu akşamlarda ne var İhlamur kokuyor odam Radyo sesi ilk ışıklar Sabah faslında bir hüzzâm Yüreğimle bilendikçe hepten incelir incesaz Pişmanlıklar gelir geçer Sevdayla hesaplaşılmaz Yatak döşek yatırır da bu sevda Uyandırır en tatlı yerinde Gün ortasında sabah seherinde Hatırlanır yeniden Kanat takıp uçurur da bu düşler Uyandırır en tatlı yerinde Gün ortasında sabah seherinde Hatırlanır yeniden Parlak bir inciydim önce Derinlerde saklanırdım Baba evi kabuğumdu Hayat çok uzak sanırdım Düşlerimle yandım sonra Sevdalarımla kavruldum Düşlerimin peşi sıra kendimi yollara vurdum Yatak döşek yatırır da bu sevda Uyandırır en tatlı yerinde Gün ortasında sabah seherinde Hatırlanır yeniden Kanat takıp uçurur da bu düşler Uyandırır en tatlı yerinde Gün ortasında sabah seherinde Hatırlanır yeniden
Anladım ki küllenen sigaradır
Soğuyan bir bardak çaydır benim ömrüm.
Hem 3 Ocak hem Cuma. Güzellik akıyor günden. :)
"Gülümseyerek, tüm güzelliğiyle sana yaklaşır. Çirkinliğinden utanırsın."
Takan Adam
"O an anladım ki içimde bir ben daha var. Benden habersiz. Ben hiçbir şeyi umursamazken o ben, benden çekindiğinden olsa gerek gizlice biriktirmiş, içime atmış içini."
22.12.2013
Bugün Özgeyle Kadıköy'de her zaman olduğu gibi makarnacının önünde buluştuk. Özge benim canımdır. Burak Aksak söyleşisi için Ot cafe'ye gitmek üzere yola çıktık. :)
Bir saat kadar önce gidince oturduk çayımızı içtik. (Çayları pek güzeldi.)
Daha sonra Burak Aksak geldi. Kalabalık olunca sığamadık, haliyle sokağa taştık.
Mahcup, utangaç, güler yüzlü, samimi hali daha da sempatik yapıyor keratayı. :)
Söyleşiden bir buçuk saat kadar sonrası dergileri imzalamaya başladı.
Sıra bana geldiğinde adımı sordu. Merve dediğimde "Ya keşke önceden hazırlasaydık buraya Merve, Ali falan diye!" dedi. E isim konusunda dertli olunca bari sen yapma dedim haliyle. :)
Kırmadı takvimimide imzaladı sağolsun. "O gemi gelecek!" notu ayrıca sevindirdi. Neticede herkesin bir gemisi var beklediği. Öyle değil mi? :)
Çok teşekkür ederim günümü güzel kıldığın için.
ÖYLE GÜNLER GÖRDÜM Kİ
Öyle günler gördüm ki, aydın gökler kararıp Bahtım bir bulut gibi üstüme çöker oldu, Her gözümü yumunca tanıdık yüzler görüp, Hayaller alev alev beynimi yakar oldu. Ümitsizlik, gariplik dört tarafımı sarıp Yüzüm sırıtsa bile, içim yaş döker oldu.
Her sabah ilk ışıklar gözlerimi oyardı, Uyanan taş duvarlar iniltimi duyardı.
Öyle günler gördüm ki, duvarlar gelir dile, Gözümde canlanırdı eşkiya masalları. Varlığımı sarardı, hain bir isteyişle Görmediğim yumuşak bir düşmanın elleri Kafada çelik gibi fikirler dursa bile Kalplerin eksik olmaz böyle zayıf halleri:
Bazen kendi kendimin elinden kurtulurdum, Kalbimi bir çamurda çırpınırken bulurdum.
Öyle günler gördüm ki, dost dediğim insanlar Ben yanına varınca dudağını kıvırdı. Bir zamanlar yanımda ağız açmayanlar Sırtımı sıvazladı, bana öğüt savurdu. Silahsız gördüğüne saldıran kahramanlar En alçak tekmelerle beni yere devirdi.
Ruhum bir heykel gibi düşüp parçalanırdı. Bu sesleri duyanlar gülüyorum sanırdı.
Öyle günler gördüm ki, tabanca sakağımda Tasarladım aydınlık dünyayı bırakmayı Gönlüm acıklı buldu, en ateşli çağımda Sönük bir yıldız gibi boşluklara akmayı Tabancanın namlusu ısındı yanağımda, Parmağım istemedi tetiğini çekmeyi
Bir sonbahar yağmuru gibi içim ağlardı Bir şeyler fakat beni yaşamağa bağlardı.
Ey bir tane sevgilim, ben bugün yaşıyorsam Sanma ki hayat tatlı, insanlar hoş olmuştur, Dağ başında bir kaya gibiyim şöyle dursam Etrafım eskisinden daha bomboş olmuştur Yalnız sana borçluyum bugün dünyada varsam: Seni her andığımda gözlerim yaş olmuştur
Yaşlar ki bir ırmaktır, dertleri sürür gider, Gözyaşları içinde seneler yürür gider.
Yok olmak isteğiyle kalbim attığı zaman, Bana: Yaşa der gibi gülen senin yüzündü. Dizlerim bir batakta yorgun yattığı zaman Bacaklarıma kuvvet veren senin hızındı. Yaşaran gözlerimde, güneş battığı zaman Sıcak bir yuva gibi tüten senin dizindi.
Sen aklıma gelince her şey gülümserdi. Ağaçlar şarkı söyler, rüzgar tatlı eserdi.
Ey sevgilim, bilirsin benim ne çektiğimi: Garip başımın derdi bir yürek taşıyorum. Anlarsın niçin uzak yerlere baktığımı: İçinde yaşanmaz bir dünyada yaşıyorum. Görünce gülme sakın çırpınıp aktığımı: Ilık ve aydınlık bir denize koşuyorum.
Sen benim sevgilimsin, sevsen de, sevmesen de, Aradığım yerlere benzeyiş buldum sende.
Efza. 5 yaşında. Halasının biriciği. Telefonumun kilidini öğrenince hemen bunu yapmış. :)
Aynen öyle komserim.
Bir yanda biricik Darcy oku beni diyor, diğer yanda üniversite sınavları haftaya görürsün diyor, ehliyet sınavı göz kırpıyor bir ay kaldı canım diyor.
Sen ne güzel şarkısın öyle.