Çekmece kuşu, bir avuç bozuk para
-tüm varlığı kabuk tarçın ve ağaç bilyesi olan komşuma ithafen-
Geçen mevsimi toplamış annenin naftalin kokusu
Ve bir o kadar üşümüş parmak mahcubiyeti
Yalnız gölgelerin alevde büyüyen aldatmacası
Biliyorum her kış
Bir battaniye evin tek ve son misafiri
Kaldırıma serilen gözlere selpak gölgesi
Manşet değil 3+1 kombili bir evin ilan metni de cabası
Putların sesi duyuluyor yüzümün görünmeyen yakasında
Kardiyak arrest
Çekilin ben doktor, hayır, çocukluk hayalimdi
Mütereddit attığım adımın iki ipinde bir cambaz
Nasıldı o hikaye hangimiz eksildik
Işıklı tabelaların nihilist yaklaştığı mahremiyet
Sözlüklere bakmak yasak yoksa siz?
Yoksa ben?
Ben derken bir buz kütlesi, bir beton
Betonarme pencerelerden göğü çağırmak
Hayat kısa demedim,
Şikayetçi değilim fâni olmaktan
Kuşlar
Kuşları gören oldu mu diyecektim toksik nefesliklerinizden dalgın
Dalgın yaşamak solurken siz
Paracelsus’un ruhuna bir Fatiha
Ya da biraz sitem ekleyip ardına
Meşguliyeti âhir ömrümün
Çilesi mürekkeplerde biriken
Sayılı günlerine
Evet böylesi evla ve elzem
Böylesi katiplerimin ellerine merhem
Yazmadan yorulmuş mahzunluğuma kırık fener
Tutma sevgili bekçi
Gözlerim kamaşmakta dünya çok aldatıcı
Siper ettiğin gövdenin nişaneleri avuçlarımda
Oyun onayalım diyorum ey çocuk
Saklanma!
Saklambaç sokaklarında kaç çocuk yittiğine
Aciz elimin parmakları yetmiyor zira
Darılma sözlerim
Yani ki hep demedikleri gibi herkesin
Söylenmeyenler büyütür insanı
Selim bir kalbin eşiğine göm köklerini
Kayıp kum tanelerinin kefareti
Asırlık ağaçlara öykünme vakti.
-affet beni pinokyo,hayatın iplerinden koparırken hayattan kopacağını bilemedim-











