Tenhalığı seviyorum. Sık görüşülmeyen ama bağı da koparılmayan dostlukları. Sakin mekanları, az rastlanılmayı, kendimle kalmayı, kendimi saklamayı ve de sınırlarımı.
Claire Keane
Sade Olutola
Monterey Bay Aquarium
One Nice Bug Per Day

titsay
No title available

izzy's playlists!

tannertan36
AnasAbdin
we're not kids anymore.

Discoholic 🪩
Three Goblin Art
he wasn't even looking at me and he found me
Sweet Seals For You, Always

#extradirty
will byers stan first human second
Show & Tell

oozey mess
DEAR READER
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

seen from United States

seen from Australia
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Singapore
seen from Canada

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Argentina
seen from Poland

seen from United States
seen from Canada
seen from United States

seen from Singapore

seen from South Korea
seen from Estonia

seen from Türkiye

seen from Singapore

seen from Australia
@dilbaz
Tenhalığı seviyorum. Sık görüşülmeyen ama bağı da koparılmayan dostlukları. Sakin mekanları, az rastlanılmayı, kendimle kalmayı, kendimi saklamayı ve de sınırlarımı.
Kuş kendi evini kendisi yapınca buna "kuş yuvası" diyoruz. Kuşun evini insan yapınca "kuş evi"...
İnsanın evine ne zaman ev, ne zaman yuva diyoruz?
İstanbul'da tifüs, memlekette zelzele, dışarıda harp, ben sana aşığım.
“Benim içimi rahatlatacak bir ameliyata ihtiyacım var. Öyle konuşmakla falan olmaz yani böyle birinin hakikaten beni ikiye yarıp içimden huzursuzluğu alması lazım.”
Mesele kış olsaydı. Bir gün,bir anı, bir hatıra... Anlatabilirdim bir alfabeyle. Mesele bir insan..
Üç kere yutkundum. Yazdım. Yazmasam ağlayacaktım.
Değer vaktinde bilinmeli, mezar ne anlar çiçekten..
Kirpiklerinin arasında Atilla İlhan'ın PİA'sı, Özdemir Asaf'ın Lavinia'sı, Karakoç'un Mona Roza'sı var..
Gözlerinde Göğe Bakma Durağı var..
bak bir ormandan çok, sana yakışıyor gözlerindeki o yeşil. mavi, gökyüzünden daha muhteşem duruyorsa birinin üstünde o da sen giydiğinde.. ben, daha başka nasıl tarif edilir, bilmiyorum.
O gece herkes Çocukluk anılarını anlatıp İnsanları güldürürken , Ben, Sessizce ve buruk buruk gülümseyip, İçimden defalarca babama kızıyordum .
En fazla iki üç gün üzülürüm dediğim her yıkıcı olayda bir iç organımı kaybettim
İpi kesmeye kıyamadık diye,ömür verdik bir düğüme.
Ben şimdi bir kitap okumaya kalksam, sonunda şair ölür. Hatta belki de sana gelmek için yola çıksam, yol biter, uçurumlar başlar
herkese çiçekler açarken, bana dikenlerini inatla batırmana kırgınım.
Bazen seveceksin ilk günkü gibi. Bazen dua edeceksin. Bazen de küfür edeceksin salaklıklarına. Bazen gururla ve kibirle kabartıp göğsünü, pişman değilim, diyeceksin. Bazen pişmanlıktan ölüp ölüp dirileceksin. Bazen keşke şöyle olmasaydı da böyle olsaydı, diye ağlayacaksın. Bazen bir şarkı çalacak, şarkı bitmeden sen biteceksin. Bazen kılını bile kıpırdatamayacaksın. Bazen bir eksiklik hissedeceksin kendinde, bazen bir eksiklik bile hissedemeyeceksin. Bazen kanayacak yaran ama hiç kapanmayacak. Hep bir şeyler yapmak zorunda oluşumuza küfür edeceksin bazen, ama hiçbir zaman değiştiremeyeceksin olanı biteni. Böyle işte, bu hayat güzelleşmez sen ölüyorsun diye.
"Söyleyecek çok şey var aslında. Ama üşeniyoruz ve çok sıkıldık. Önceleri müthiş bir hevesle acılarımızı paylaşacak insan ararken etrafımızda, şimdi kimseler soru sormasın istiyoruz."
"Her şey anlamını yitirmiş gibi. İçimde kocaman bir boşluk var ve ben onu hiçbir şeyle dolduramıyorum."
Ben sadece fazlasıyla ciddiye almıştım, küçükken babamın bana birini üzdüğümde söylediği o sözü. “Kendini karşındakinin yerine koy” Ve ilk başlarda bunu o kadar çok yapmıştım ki, bir gün dönüş yolunda kendimi bulamadım.