Labirentte Sıkışmış İnsan Kaynağı
24 Kasım Cuma Evrim Kuran’ın People Make the Brand’in 5. de bir araya geldik. Her sene üstüne koyan sevgili Evrim ve ekibi ( başta minnoş Simla) bu sene de çıtayı yükseltti. Dolu dolu geçen günün başında sahneye çıkan Evrim, açılışı yaparken Yunan Mitolojisindeki Daidalos ve Ikarus’un hikayesi ile başladı..
Girit Kralı Minos, mimar ve heykeltraş Daidalos’tan bir labirent inşa etmesini ister. İlerleyen zamanda Minos’un tepesini attırır Daidalos. Minos bunu sineye çekemez ve Daidalos'u oğlu İkarus'la birlikte labirente kapatır.Daha sonra Daidalos labirentten kaçmak için her şeyi dener ve labirentin derinliklerinde Minos'tan kurtulup labirenti kendine ev yapar. Minos ölse bile asla Daidalos'un peşini bırakmayacağına dair yemin eder ve öldükten sonra hayaleti Daidalos'u labirentte aramaya devam eder.Burada oğlu İkarus ile beraber bir süre hapis kalır. Bir süre sonra, aklına balmumu ve tüylerden, tıpkı kazların ki gibi bir kanat yapıp havalanmak gelir. Planını uygular. Böylece kendisinin ve oğlu İkarus'un balmumundan kanatları olur. Havalanarak labirentten çıkmayı başarırlar. Daidalos, İkarus'a uçarken çok alçalırsa denize düşeceğini, çok yükselirse de güneşin tüyleri birbirine bağlayan balmumlarını eriteceğini tembihler. Ancak uçmanın cazibesine iyice kapılan İkarus, babasının uyarılarına kulak asmaz, bu uyarılara uygun davranmaz ve yükseldikçe yükselir. Ancak güneş balmumlarını eritir ve İkarus artık uçamayarak denize düşer, ardından da boğularak ölür.
Evrim bu hikayeyi günümüz insan kaynağına öyle bir bağladı ki bütün algılarım açıldı; hayallerinin peşinde gitmek yerine, toplumun, iş dünyasının inşa ettiği labirentte ömür çürüten biz insan kaynağı. İş dünyasında bizi labirente hapseden bir sürü Minos var. Labirentten kaçıp güneşe uçmaya çalışan kaçımızın balmumundan kanatları eridi? Kaçımız düşüp denizde boğuldu?
Devamında Universum dan Claudia Tattanelli ve Richard Mosley sunumlarında PwC’nin her sene yayınladığı Ceo araştırmasına atıfta bulundular. Ceoların %75 i yetenek bulma konusunda endişeleri olduğunu söylemiş. PMB’17 de dile getirilmeyen ama PwC Ceo survey de yer alan takip eden soruda aynı ceolara “Peki bu konuda ilk adımı attınız mı?” %75 in %67 si “Hayır atmadım”..
Evrim’in giriş hikayesinden kendime pay çıkardığım için akabinde paylaşılan bu veriye kendi dünya görüşümle bakarken kafamda bu yazıyı yazmaya başladım. Labirent Çocukları!
Yetenek bulmaktan endişelen, olanı kaçır, küstürt, kalanı ez, daha çok ez, hasta olsun insanlar. Bu durumu düzeltmek için bir şey yapma sonra yetenek yok. Yok yetenek evet. Kendi inşa ettirdiğiniz labirentin içinde aradığınız için yetenekleri, yetenek tanımlarınız da labirent uyumlu. Ay sonundaki ödemeler ve hayat standartlarındaki konfor alanı için labirente hapsolmuş çalışanlar. Kime sorsam herkes işinden şikeyetçi, herkes bir şeylerden mutsuz. İşini iyi yapmak ve sorumluluklarını yerine getirmek yeterli gelmez hiç bir zaman, üsttekinin egosu, ekiptekinin hırsı, kıskançlığı, alttakinin kompleksi iş bitirmek için dikkate alınması ve uğraşılması gereken diğer KPI lardır. Sonra kendini kaybolmuş hisseden Y Kuşağı.Tembel canım onlar, kendileri de öyle tanımlıyorlar kendilerini zaten..
Öteki taraftan Avrupa’nın en yoğun genç okumuş işsiz nüfusu. İş yok. Kimisi iş var der bunlar iş beğenmiyor. Ülkenin ekonomik durumu doğru orantılı maaş skalaları ve imkanları. Bu kadar işsiz insan ama yetenek bulmaktan endişe ediyor labirent çocukları. Aslında; “bu kadar işsiz var nasıl yetenek bulamazsınız” sokak yüzeyselliğine indirgemeye çalışmıyorum meseleyi. Benim esas irdelemek istediğim, labirent içinde tasarlanmış yetenek tanımları ne kadar sağlıklı? Yeteneği bulamıyor olmamızın sebebi onu labirentin içinde arıyor olmamız olabilir mi? Ya da labirent uyumlu yetenek sıkıntısı olarak revize mi etsek tanımımızı?
Derdimiz bağcıyı dövmek değil üzüm yemek istiyoruz bizde. Tabii ki tek sorun Labirent Çocukları değil. Ülkemiz zaten komple sorunlu.. World Economic Forum Ülke sıralamasında 75. sırasında olan Türkiye’nin başarısız olduğu iki alan var. Biri Yayılım diğeri Uzmanlaşma. Nasıl olmasın labirentin içinde? Bilkent Kariyer Merkezi’nden Şule Hanım ile sohbet ederken öğle yemeğinde bunu konuşuyorduk. (Bilgi Mezunlar Derneği Başkanı olmama rağmen konfor alanımdan çıkıp, en iyi yapacağım iş olduğuna inandığım iş dünyası-üniversite ilişkileri danışmanlık yolculuğumda balmumu kanatlarımı çırpmaya başladığımdan beri yanımda oldular, destek çıktılar. O yüzden Bilkent’in ve Kariyer Merkezinin kalbimdeki yeri ayrıdır.) Uzmanlaşmanın ve ilerlemeyi yavaşlatan nedenler arasında aylık sabit giderleri ve onu karşılamak için atılması gereken adımlar, yapılması gerekenler olarak konuştuk. En iyi olduğumuz iş yerine en çok para getiren işi yapmak zorunda oluşumuz. Evin geçimini sağlamak zorundasın!
Devamında Garanti Bankası ve Borusan Holding’in başarılı uygulamalarını dinledik. Borusan Ceo’su Agah Uğur’un sumunda ifade ettiği gibi Ceo ya da üst yönetim sahiplenmezse bu değişimi, arkasında durmazsa bu yolculuğun, hapsedersek labirent bütçelerine, bugünden yarına sonuç beklersek başarısız olmaya, yetenek bulmak için endişelenmeye mahkumuz. Her seferine öyle gazla dolup, öyle motive oluyorum ki PMB lerde ama sonra iş hayatına dönünce ve labirente girince tekrar bir çok Y kuşağı gibi kendimi, yolumu kaybetmiş hissediyorum. Ne amaçlarlarla alınan projeler günlük iş hayatı beklentileri ile nerelere gidiyor. Ne umutlarla başlanan işler nasıl hayal kırıklıklarına dönüşüyor.
People Make the Brand’17 ve orada savunulan görüşler, anlatılan hikayeler labirentin dışına uzanan bir merdiven hissi uyandırdı bende. Değişime ne kadar direnebilirsiniz? Daha ne kadar labirentte ömrümüzü çürütebilirsiniz? Labirent içinde tanımladığımız yetenek tanımları ile kendimizi daha ne kadar sınırlayabilirsiniz?
Markayı yapan insan ise daha ne kadar insanları görmezden gelebilirsiniz?
Doğuşcan Oto
Talent Army Kurucusu












