Sevgili Günlük,,
Neler oldu neler, bir yerden aşağı düştüm, önce nasıl güzel geldi, dirildim sandım, kalemi bile elime aldım, bu çukur beni diriltti, onun odaları, desenleri beni benden aldı, ellerimle var oldum, sonra tüm benliğimle, şarkı yazmaya başladım, resim ve heykel yapmaya başladım..
Baktım kalbim kanatlandı, dedim bu düşüş sanki bir yükseliş, öyle sarı zamanlar, öyle kalın dudaklar, dedim bu düşüş ancak bir melek tarafından olur..
Sonra yavaş yavaş dirildim, dirildikçe uyandım, baktıkça gördüm ki, bu çukur, herkesin çukuruymuş, ben düşmüşüm çünkü o an oradan geçiyormuşum, oradan kim geçse oraya düşermiş, daha önce kimler kimler düşmüş, kimi çıkmış kimi ölmüş, ah dedim, öleceğim!!!
Hayaletleri kolumla savuşturdum, dedim bu çukur da bahtın çukurları gibi taze oyunlar saklıyor, üstümü başımı silktim, ayağa kalktım, düşmek güzeldi fakat çıkmak daha güzel olsa gerek, dizlerim yara bere, ellerim çiziklerle dolu, ama ölmek yok, düştüysem bir çukura daha, çıkarız nihayetinde..
İçimden Ses Tiyatrosu'nda bir tiyatro izleyip, bir çatı katı meyhanesinde rakı içmek geliyor, rakkaseler dans ederken zihnimin ayak ucunda, paraşütle gökyüzünden yine kendimi tek başıma aşağı bırakmak geliyor, dönüyorum! dönüyorum, başım dönüyor!!!
hayat bazen çok, yüzüme boydan bir şerit, be sevgili günlük..














