İnsan düşünüyor, düşünüyor ve düşünüyor.
Bir yılda dört mevsim var ve bu dört mevsim on iki ayı aralarında paylaşmış. Bunu bizlerin hayatlarına benzetiyorum. Biri geliyor sonra ansızın çekip gidiyor daha sonra bir başkası geliyor gidiyor ve bir başkası daha…
Tek fark ne biliyor musunuz? Mevsimler her yıl tekrarlanıyor, kış şimdi geçtiyse bir sonraki yıl tekrar kapımıza dayanıyor ancak insan öyle mi, hayır. Giden bir daha gelmiyor. Ama sen Sonbahar ayının gelmesini bekler gibi bekliyorsun. Gelecek, gelecek ve gelecek. Acı bir gerçek ki o kişi senin sonbaharın oluyor. Sonun oluyor. Günler, haftalar, aylar geçiyor. Acın her geçen gün hafiflerken yeniden ayağa kalkmak için kanadı kırık bir kuş gibi çabalıyorsun.
Sonra bir gün hiç beklemediğin bir anda bahar dayanıyor kapına. Yanıldığını farkediyor, çiçekler açıyorsun. O kuşun kanadına, senin yaralarına bir merhem buluyorsun. Yüzün gülüyor, yaşama sevinciyle dolup taşıyorsun adeta.
Hayata yeniden başlıyorsun aynı bir mevsimin yepyeni bir yılda yeniden yaşanması gibi. Peki biz bunun neresinde miyiz?
Benim,
baharım sonbaharım
yaram merhemim
yüzüm gülüyorsa sebebi sensin.
İyikimsin, benimsin.
Her yeni yılda beraber olma dileğiyle,
Nice güzel yıllara sevgilim :’)
-Yankının Fısıltısı















