sahaflar.
Not today Justin
official daine visual archive
Lint Roller? I Barely Know Her
occasionally subtle
YOU ARE THE REASON
Misplaced Lens Cap
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

Kiana Khansmith
🪼
Doug Jones

roma★
Interview Vampire Daily

Game Changer & Make Some Noise
𓃗
Xuebing Du

Discoholic 🪩
Cookie Run:Kingdom Official!
The Stonewall Inn
Claire Keane
h

seen from United Kingdom
seen from Iraq

seen from T1

seen from United States

seen from Kazakhstan
seen from Finland
seen from United Kingdom
seen from Canada

seen from Austria
seen from Bangladesh

seen from Türkiye

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United Kingdom

seen from France
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Serbia

seen from Poland
@efsunluelvedalar
sahaflar.
ve siz
iki kapı arasında dönüp duranlar
soytarılar şaşkınlar mantarkafakar
yiğidi hançerleyip kalleşi kollayanlar!
bir gün varılırsa o dünyaya kan ter içinde
-elbette varılacak-
insan insanın yanına konulursa
-elbette konulacak-
bilin ki siz yoksunuz
şaşkınlar soytarılar
kötülük tellalları
dönüştürmek bataklıkları pirinç tarlalarına
açlığı açıklığı kovmak dünyadan
ekmek için sokmamak şu eli kana
sevdalanır gibi başlayıp güne
koynuna girer gibi sevgilinin
bitirmek günü
özlem
bu işte
kavga
bunun yoluna!
/Hasan Hüseyin Korkmazgil.
çok da güzel çay demledim tam senlik
vallahi çiçek gibi.
insan bazen ölümden de güçlü olabiliyor
bir şeylerin gidişinden ve hiç dönmeyişinden.
gece leylâk ve tomurcuk kokuyor.
• Gitse bile yaşamış oldum derim.
Rehargan; Acı ile uyuştuktan sonra rehavet hissine dönüşen duygu durumu.
Sayfaları yıpranmış, sararmış, yıllarca sahip değiştirmiş, eski kitaplarla aşk yaşayan insanlar var. O'nlar sizin kabuk bağlamış yaralarınıza çiçekler kondururlar.
Devrimciyken müteahhit olduysan; çılgın kadınlara aşıkken bırakıp uygun kadınla hayat kurduysan; kabadayıyken yılıp nabza göre şerbet verdiysen; roman yazıyorken bırakıp ‘concent’ üreticisine döndüysen; hayal kurmayı terk edip hesap etmeye düştüysen; şehri bırakıp kırlara göçtüysen; savaşı bırakıp pazarlık etmeye geçtiysen; yorulduysan yani, sus sen, konuşma. Bir kayanın büyük ve lekesiz bir inançla yeniden tepeye çıkarılması fikrine, bu fikrin ilk kez akla geliyormuş gibi heyecan yaratmasına gölge etme işte. Kaybol gürültüde.
Aslında hakkın var; biraz farklıyız birbirimizden. Sen kapitalist sınırlar çizersin coğrafyamıza, ben seninle sınırlarını parçaladığım bir dünya düşlerim.
Balkondaki fesleğenler yusyuvarlak olmuştu. Bir çocuğun başını okşar gibi okşuyorduk onları. Sardunyalar saksılarını sevmişti. Akşamları dar uzun balkonumuz boyunca güneş batarken renkten renge giren gökyüzünü seyrediyor, gecenin kadifemsi maviliğini çay içerek karşılıyorduk.
Benden okumak için kitap önermemi isteyenlerin kalbimi de istediklerini sanıyordum, hâlâ öyle!
Kitapçı dükkanlarının özel bir kokusu vardır Olric: nevi şahsına münhasır derler eskiler, işte ondan.
Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku. Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz.
Vie qui veut me tuer, beni öldürmek isteyen hayat, c'est magnifique, muhteşemdir!