“Yoldur, yürünür. Mesafedir, aşılır. Sorundur, çözülür. Yaradır, sarılır. İnsan bir şekilde çaba gösterdiği her şeyi çözebilir. İki tane istisna dışında; ölmek ve sevilmemek. İnsan istediği kadar çabalasın sadece bu iki meseleyi çözemez.” ✒️📖
Stranger Things
d e v o n
dirt enthusiast
Mike Driver
NASA
No title available
macklin celebrini has autism

Discoholic 🪩

No title available

No title available
No title available
Not today Justin
YOU ARE THE REASON
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Cosmic Funnies

Janaina Medeiros
Misplaced Lens Cap
ojovivo

祝日 / Permanent Vacation
occasionally subtle

seen from Hungary

seen from Australia

seen from United States
seen from United States

seen from Ukraine
seen from Japan
seen from Germany

seen from Türkiye
seen from Malaysia

seen from United States
seen from Maldives
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Venezuela
seen from Venezuela
seen from Russia
seen from Venezuela
seen from United States

seen from United States
seen from United States
@eftelyahya
“Yoldur, yürünür. Mesafedir, aşılır. Sorundur, çözülür. Yaradır, sarılır. İnsan bir şekilde çaba gösterdiği her şeyi çözebilir. İki tane istisna dışında; ölmek ve sevilmemek. İnsan istediği kadar çabalasın sadece bu iki meseleyi çözemez.” ✒️📖
“… İnsanlar bağışlamada cimridir, Allah değildir.”
““Söyle, yüreğinde saklama. Tedavi olmak istiyorsan yaranı açmalısın.” (s.59)”
— #Boethius, Felsefenin Tesellisi
Mirac gecesi
Yürüdü Rasulullah.
Cebrail önde,
Bir gece yürüyüşüyle,
Yürüdüler.
Yükseldiler.
Yükseldikçe yükseldiler..
Cebrail durdu birden,
Ya Rasulallah, benimle buraya kadar.
Efendimiz niçin diye sordu,
Burası Sidre-i Münteha’dır;
Bir adım daha atarsam, yanarım, kavrulurum.
Allah Rasulu sordular:
-Nasıl gidilir Sidre-i Münteha’da
Cibril-i Emin cevap verdi:
Aşk'la
Aşk'la gidilir Ya Rasulallah
Aşk'la gidilir Ya Habiballah
Aşk'la gidilir Ya Nebiyyallah
Dursun Ali Erzincanlı
Bizi Aşk'ınla Rızıklandır Allah'ım..
Dua ile Gül Kokulu Kandiller 🌹
Abdullah Bin Mübarek,
Bir yıl hacca gidip Hacdan fariğ oldu. Uykusu geldi. Rüyasında gökten iki melek indiğini gördü. Birbirleriyle; Bu yıl hacda üçyüz bin kişi vardı. Fakat hiçbirinin haccı kabul olmadı, diye konuşuyorlardı. Abdullah uyku halinde; “Bu kadar uzak yerlerden gelen bunca kimselerin emekleri zayi mi oldu?” Dediler; “Şam içinde bir eskici vardı ona Ali bin El-Muvaffak derler, bu yıl hacca gelecekti gelemedi. Fakat mücerret niyetiyle haccı kabul olundu. Ve cümle hacıları da ona bağışladılar.“ Abdullah anlatıyor. Uyandıktan sonra; “Bu zatı gidip göreyim” dedim. Şama gelip aradım, buldum. “Adın nedir?” dedim. “Ali bin El-Muvaffak'tır” dedi. İşini sordum. “Eskiciyim” dedi. Rüyamı söyleyince, Ali bin el Muvaffak nara vurdu. Düştü. Bayıldı. Aklı başından gitti. Kendine geldiği zaman: “Bu ne haldir?” diye sordum. Dedi ki; “Ya şeyh, üç yıldır hacca niyet ederim. Paramın kifayetsizliğinden gidemedim. Bu sene 500 akçeye iblağ ettim. Hareket edeceğim sırada komşudan bir et kokusunu duyan ve hamile olan refikam çocuğu düşürmesin diye, bana biraz olsun istemem için ısrar etti. Gittim. Eti pişiren evden biraz taleb ettim. Vermediler. Esbabını izah eden zat, üç gündür çocuklarının aç olduğundan bahsile, ölmüş bir eşek etinden kestiği ve alıp getirdiği, çömlekte kaynayan etin bu olduğunu anlattı.”
“Zaruret halinde biz yiyeceğiz, fakat size haramdır nasıl vereyim ki” dedi ve ağladı.. Çıkardım 500 akçeyi sadaka verdim. Bu yıl benim haccım bu olsun dedim.
(Tezkiretül Evliya’dan)
“Nefes aldığın şehir ne kadar şanslı. Kimbilir, sesini gökyüzü sanan kuşlar bile vardır.”
Sait Faik Abasıyanık
KADIN OLMAK
BUNLARI YAZMAK CESARET İSTER DE, ANLAMAK İÇİN DE ADAM OLMAK LAZIM!
Ve insan ”Kadın değil, Keçi boynuzuyuz!
‘’ Bunları yazmak ..
Sayelerinde çırılçıplak geziyoruz memlekette. Gözlerini, sözlerini eksik etmiyorlar çünkü üzerimizden. Ne kadar giyinsek de fark etmiyor, kafalarında hep çıplağız biz. Kıyafet özgürlüğümüz elimizden alındığı gibi, bedenimiz de bize ait değil. Memelerimiz var mesela; ama bizimle alakaları yok. Başbaka’nın şiddetle tavsiye ettiği üzere, doğuracağımız üç çocuk için, kutsal ailenin yapıtaşı, kutsal süt ünitesi onlar. Emzirme sutyeniyle sıkı sıkı korunsun, uslu uslu otursunlar. O kadar! Olur da elbisemizin penceresinden aksilik yapıp görünmeye kalkarlarsa vay hallerine! Elinde kumanda, kanal kanal gezen iktidar partisinin genel başkan yardımcısı düzeyinde muhatap alınıp kovulurlar.
• • •
Vajinamız var mesela; ama vajina dememiz ayıp. Böbrek, dalak gibi bir organ ama Başbakan yardımcısı tarafından yüz kızartan sözcükler listesine alındı. Yumurtalar izin verdiği sürece ayda bir kanıyor, adına regl deniyor ama o da ayıp. Kısık sesle ‘halam geldi’ dememize izin var. Bu eşsiz benzetmenin çıkış noktasını bulmak için geleneklerimizin karanlık dehlizlerine dalmaya hiç niyetim yok. Ama bu regl öyle ayıp bir şey ki, ramazanda toplum içinde yemek yiyen başörtülü kadınlar böylece regl olduklarını ilan etmiş sayıldıkları için, elbette ki bir erkek tarafından kınandı. Başörtülü bir kadın ramazanda oruç tutmuyorsa vajinası kanıyordur çünkü, misal şeker hastası olma ihtimali bu kafa için fazla bilimsel.
• • •
Dudaklarımız var bizim. Kırmızı çok yakışıyor. Ama işte, erkek üzerinde bir kilo keçiboynuzu yemişcesine afrodizyak etkisi yaratabileceğinden, THY’de kurum düzeyinde tartışıldı. Hostes kırmızı ruju sürünce ne olacak, servis yaparken, demli çay isteyen yurdum erkeğinin aktive olan testosteronu, kalbinde meydana getirdiği ritim artışıyla bedenini titretip, sıcak bardağı üzerine dökmesine neden olacak! Kırmızı rujuyla, “içecek ne alırsınız efendim” diyen kadının dudaklarının arasındaki bu büyük tehlikeye “dur” demek elbette yine erkeklerin işi.
• • •
Özgürlüklerimiz için sokağa çıktığımızda, devletin polisi saçımızdan sürükleyip, vura vura kalçamızı kırdığında, adı hatırlanmayan, -aslına bakarsanız gerek de duyulmayan-, Başbakan tarafından “ bir tane ‘kız’ mıdır, ‘kadın’ mıdır artık bilemem” olarak seslendiği insanlarız biz. Ya üzerinden etiketi sökülmemiş yeni bir tişört, ya paketi açılmış eski bir hediye… Çok afedersiniz o yüz kızartan vajinanın içindeki zar da bizim değil elbet, erkeğe sunmakla yükümlü olduğumuz, bize emanet edilmiş hazine o.
• • •
Eşşek gibi çalışırız ama emeğimiz bizim değil. Merdiven altlarında, pencere pervazlarında güvencesiz, üç paraya çalıştırılıp görmezden geliniriz. Kadının yeri evi tabii de, mecburiyet olunca… Gerçi iki ucu kakalı çomak! Kadınlar iş aradığı için işsizliğin yüksek olduğu, bakan düzeyinde ciddiyetle öne sürülmüştü. En iyisi gözden ırak olsunlar, erkeklerin istemeyeceği işleri yapsınlar, bir de çok kazanıp şımarmasınlar. Mazallah kendimize güvenimiz falan gelir, başlarım böyle hayata deyip, çekip gideriz! Gerçi bu asiliğin de çaresine bakılmış. Sokak ortasında öldürülmemizin önünde pek bir engel yok. Cezası, ‘namus temizliği’ne davetiye… Tahrik indirimi memleketin erkeklik haklarının en iyi avukatı.
• • •
Biz varız ama, biz bize ait değiliz. Başbakan düzeyinde dillendirilen kürtaj yasağı, “anası tecavüze uğruyorsa neden çocuk ölsün, anası ölsün,” şeklinde başkent belediye başkanı düzeyinde ve “tecavüze uğrayan doğursun, devlet bakar,” şeklinde de bakan düzeyinde ele alınmış; ancak dibin dibi olarak tanımlanabilecek olan açıklama, görevi insanlığa karşı işlenmiş suçları araştırmak olarak belirlenmiş meclis insan hakları komisyonu başkanından gelmişti. “Tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masumdur.”
• • •
Onlar, günde beş kadının öldürüldüğü, son on yılda kadın cinayetlerinin yüzde bin dört yüz arttığı memleketimizin iktidar temsilcileri. “Biz karısını kırk yerinden bıçakladıktan sonra sokak ortasında bırakan bir ahlaksız kocayı bu güne kadar duymamıştık” diye şaşıran Bülent Arınç’ın yol arkadaşları. Bugünlerde bir hayadır, iffettir almış yürüyor. Sıfırlanamayan paralarla, kirli ortaklıkla, özgürlüğü ve hayatı yalan dolanla elinden alınmış insanlarla, öldürülen çocuklarla, çekirdek gibi çitlenen işçilerle, tabutu bedeninden ağır çeken Berkin’le, onun acılı anasını yuhalatmakla falan ilgili değil. Mesele kahkaha; ama durum gülünç değil.
• • •
Kadınlar toplum içinde kahkaha atmasın, demek; kadın katillerinin “güldü, tahrik etti, vermedi, öldürdüm” savunmasının temelini oluşturuyor. Bu, komşumuz X efendinin ağzından dökülmüş bir saçmalık olsaydı, karşısına geçip katıla katıla güler, kapısını çalıp “kim o?” dediğinde, vajina der eğlenirdik. Ama değil… Bülent Arınç, AKP’nin kadına bakışını temsilen yaptığı konuşmayla gündemi değiştirmiyor, aksine on iki yıldır hiç değişmeyen kendi gündemlerini hatırlatıyor. Örtülü, örtüsüz bütün kadınların vücudunu, gözleri ve sözleriyle yıllardır çıplaklaştırmaları hiç gülünç değil, aksine çok korkutucu. Haramdan, kıyımdan değil de, vajinadan utanıp kahkahayla irkilen bir zihniyetten ve her gün kadınları hedef alan bu tacizden nasıl kurtulacağız? Asıl soru bu.”
Bunları yazmak cesaret ister de, anlamak için de adam olmak lazım! ‘’
Başarı üzerine söylenmiş Mümin Sekman sözlerinden seçmeler
-Baş+arı: “Baş” olmak için “arı” gibi çalışmak gerekir.
-Kafesten çıkınca değil, kafesi içimizden çıkarınca özgürleşiriz.
-Başarı bilgi ister. Bilginin de beşte dördü ’ilgi’dir.
-Her başarının bir son kullanma tarihi vardır.
-Başarınızı ilk unutan, başarısızlığınızı ilk gören siz olun.
-İnsan yaşarken son işi, ölünce en büyük işi kadar başarılı sayılır.
-Başarı sizden üç şey ister: Tutku, teknik ve cesaret..
-Başarısızlık hastalığa, başarı sağlığa benzer. Hastalık çabuk bulaşır ancak sağlık hemen bulaşmaz.
-Başkasına sadakatiniz, kendi başarı kapasitenize ihanetiniz anlamına gelmeye başladıysa gitme zamanı gelmiş demektir.
-Başarınızın limiti sizsiniz. İnsan da kitap gibidir, değeri ’içindekiler’ kadardır.
-Büyük başarı kalpten gelir, beyinde büyür ellerden hayata akar.
-Başarmak kendini şaşırtan sonuçlar almaktır. Skor tabelanızda yazan son rakam kimseyi şaşırtmıyorsa kariyer patinajı yapıyorsunuz demektir
-İnsanlar 3’e ayrılır; Gerçekten başarılılar, başarılıyım diye geçinenler ve başarılı insanlar üzerinden geçinenler.
-Aklınızın takıldığı yer hayatınızın takıldığı yer olabilir.
-Başarısızlığın en güzel durduğu yer, sonu başarıyla biten ömrün baş tarafıdır.
(Mümin Sekman'a ait olan sözler, yazarın Limit Sizsiniz kitabından alınmıştır. )
dialo mamis
Bazen insan hasret oluyor, Bir aşka, bir sevda ya; Bazen insan, hep tutsak oluyor . Bir şehre, bir hayale … . . /Rüveyda Yağmur
“Bir yumruğu havada öpmek gibi hedeflerim var, dövüşmemiz mümkün değil.”
Glenfinnan Viaduct
Prints in the link…
https://dpcphotography.bigcartel.com/
Prints
“Şu kainat denen nesnenin içinde en çok sevdiğim yürek, üstüne en çok titrediğim insan kalbi senin göğsündekidir.”
— (via godsmarijuana)
Pek çok edebi türde eserler vermiş çağdaş Türk şiirinin usta ismi, Ağır Roman filmindeki rolüyle de hafızalarımıza kazınan küçük İskender mahlasıyla tanıdığımız Derman İskender Över'i aramızdan ayrılışının 2. yılında saygıyla anıyoruz.
Süt emme çağındaki Musa suda boğulmadı. Oysa en zayıf durumdaydı. Firavun ise boğuldu. Halbuki zorbalığının zirvesindeydi.