Herkesin cehennemi farklıdır. Sadece alev ve acıdan oluşmaz. Asıl cehennem, yolunda gitmeyen hayatındır.
No title available
occasionally subtle
tumblr dot com
todays bird
No title available
hello vonnie
Noah Kahan
The Stonewall Inn
Show & Tell
noise dept.
Not today Justin
No title available

oozey mess
ojovivo
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

if i look back, i am lost

shark vs the universe

ellievsbear

No title available
🪼

seen from Singapore

seen from Switzerland
seen from United States

seen from Bolivia
seen from United States

seen from T1
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from France

seen from United States

seen from Australia
seen from Malaysia
seen from Türkiye
seen from Germany

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States

seen from T1
seen from United States

seen from United States
@egunst
Herkesin cehennemi farklıdır. Sadece alev ve acıdan oluşmaz. Asıl cehennem, yolunda gitmeyen hayatındır.
Başka yer ve zamanların Kilise, Krallık ve Komünist Parti’si gibi, günümüzün dünyasına hakim olan kurum da anonim şirketlerdir.
İsmini neredeyse hiç duymadığınız, konusu itibariyle gerçek bir hikayeden uyarlanan film. Filmin bir yerinde hemşire kendisini neden sevmediklerini açıklarken çok güzel bir şey söylemişti. "Ben onlardan paradan daha zor bir şey istiyorum, alışkanlıklarını kırmalarını istiyorum."
Terry: Konuşursam hayatımın zerre kadar kıymeti kalmaz Rahip: Peki ya konuşmazsan ruhunun ne kıymeti kalır?
Filmden çok etkilendiğimi belirtmek isterim. Beceremediğimden yorumlama kısmına girmemeye çalışıyorum ama elimde de olmuyor bazen. Ağır ilerliyor, dönemin renk cümbüşü olan filmlerine nazaran sıkıcı da gelebilir ama yanılıp yarım bırakılmamalı.
Silahınız olması sizi hırsız yapmaz; fikirlere ihtiyacınız vardır.
– Aklını mı kaçırdın, sen daha çocuksun.
+ Çocuk mu ? Sigara içiyorum, uyuşturucu kullanıyorum. Adam öldürdüm ve soygun yaptım. Ben bir adamım.
Film tam bir görsel şölen. Doğayı seviyorsanız ve özellikle geyiklere hayransanız bunun için bile izlenir.
Kendimize çok sorumluluk yüklüyoruz... Böyle filmler izleyince bunun daha iyi farkına varıyorum. Hayatımızdaki her şey sentetik. Bunu biliyor ama umursamıyor olmamız, bu düzeni yapaylaştırıp bizi doğamızdan daha da uzağa atıyor.
Bana öyle geliyor ki bu dünyaya gelişim korkunç bir yıkımdan ibaretti!
-Ekselansları hayatım haricinde içimde yaşayan bir şey yok!
Bilinç, korkunç bir lanettir.
Aslında insan vücudu yaklaşık 190 yıl yaşayabilecek şekilde yapılanmıştır. Ama bir çoğumuz kendimizi yavaş yavaş zehirleriz.
Ben Tevrat'la büyüdüm. Karım Kur'an'la. En büyük oğlum Ateist.Kızım ise hinduizm öğreniyor. Oturma odamda neredeyse dinler savaşı yapılacak kadar yer var ama hepimiz "Yaşa ve Yaşat" ı uyguluyoruz.
-Ölmüş bir liderden, Tanrı'ya giden yol hep çok kısa olmuştur.
Film nasıl mı?
Şekeri bıraktım.
Bu film yeme alışkanlığımı sorgulamama ve kendimce büyük kararlar almama sebep oldu. Keşke kendi ülkelerinde olup bitse tüm bu olanlar ama ne yazık ki güçlüler ve ceremesini tüm dünya çekiyor. Bazen ufacık çocuklar...
Çiftçilerin binlerce yıllık tohumlarından olması, hayvanların insanlıktan uzak, vahşice katledilmesi tümü bizim sorgulamamamızdan...
Bu arada hamburgeri bıraktım.
- Bombalardan bahsediyorum. İnsanlık onurundan bahsediyorum. İnsan haklarından...Viktor lütfen bana Krakozya' dan korktuğunu söylemekten korkma!
- O vatan. Ben vatanımdan korkmam.
Sen geldiğinde, ayak seslerin caddenin her köşesinden duyulur. En uzak şehrin en nadide sınırlarından...
“Moonlight on the Bosphorus“ [1865] by Ivan K. Aivazovsky
Eğer savaşacak kadar güçlü değilsen, düşmanını kucaklamalısın. Her iki kolu da sana sarılı iken, sana silahını doğrultamaz.
Tibet'te bir söz vardır. Eğer bir problem çözülebiliyorsa endişe etmeye gerek yoktur. Eğer çözülemiyorsa endişe etmenin bir yararı olmaz..