Herkesi anlayan ama kimsenin anlamadığı o kişiyim.
Lint Roller? I Barely Know Her
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Sade Olutola
I'd rather be in outer space 🛸
KIROKAZE
No title available
No title available
d e v o n
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Jules of Nature

No title available

pixel skylines

tannertan36
DEAR READER

Love Begins
wallacepolsom
Cosmic Funnies
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Sweet Seals For You, Always
seen from United States

seen from Czechia
seen from United States

seen from Ukraine

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Italy

seen from T1
seen from United States

seen from Germany

seen from Venezuela

seen from Italy
@ehli-kalem
Herkesi anlayan ama kimsenin anlamadığı o kişiyim.
Camdan bakmakla camdan atlamak arasında gidip geliyorum.
Bütün dostlarıma ağlamaları için omuz oldum ama onlar düşmemek için uzattığım eli suda boğulmam pahasına ittiler.
@animangacreators challenge #3: ⇢ alphabet challenge [5/26]:
E is for Erased
"Yirmili yaşlarımda yüreğim daha fazla ölüme alışmadan sadece insanca yaşamak istiyorum."
“Allah'ım hüzünlerimi güzel şeylerle değiştir.”
“Berat" kelimesinin aslı براءة "berâet" şeklinde olup bir şeyden uzak olmak, kurtulmak anlamına gelir. Geceye bu şekilde isim verilmesinin sebebi, bu gece vesilesiyle pek çok müminin cehennem azabından kurtulup berî olması, kötü durumdan uzaklaşıp kurtulmasıdır.
Hz. Ali (r.a.)'nin rivayet ettiğine göre Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:"Şaban ayının yarısındaki gece olunca gecesini kıyamla, gündüzünü oruçla geçirin. Çünkü Allah güneş battığında dünya semasına rahmetiyle tecelli ederek şöyle der: İstiğfar eden yok mu onu affedeyim? Rızık isteyen yok mu ona rızık vereyim? Bir belaya mübtela olan yok mu onuafiyete kavuşturayım? Şöyle olan yok mu ona şöyle yapayım..." Bu, fecir doğuncaya kadar böyle devam eder.
(İbn Mâce, Ebvâbu ikameti's-salât, 191)
“..Rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır.”
Âraf Sûresi 156. Ayeti Kerîme
Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:
''İncelik ve kibarlıktan mahrum olan, hayrın her türlüsünden mahrum olur.''
Küçükken salıncaktan düşmüştüm. Kimsenin umrunda olmamıştı. Acımı göstermek için mecburen ‘ben salıncaktan düştüm!’ diye sızlanmıştım, gene de kimse duymamıştı.
İlkokulda sol avucuma kurşun kalem ucu girmişti. Özgüvensiz olduğum için ucu batırana hesap soramamıştım. Eve gelince kimse önemsememişti. Annem bir iki sefer çıkarmaya çalıştı yapamayınca pes etti. Sorduğumda ben acıyor dediğim için üstelememiş, halbuki acım evin karmaşasında pek de önemsenmezdi. Mutsuz bir aileydik biz. Sonrası mı? Sonrası yok. Uç bence kaldı, üstüne kat be kat deriler geldi. Şimdi alınamayacak kadar çok derinde ama zaman zaman sızı yapıyor. Sanki uç avucuma değil de kalbime batmış gibi. Belki de öyle doğmuşumdur ben, kalbimde uçla.
Belki de fazla hassas olan benimdir ama yaşadıklarımın, yaşatanların hiç mi suçu yok merak ediyorum. Affedememek, unutamamak benim suçum mu sadece? ‘Atlat gitsin, boşver gitsin, geçmiş geçmişte kaldı’ diyorlar. ‘Geriye bakınca ne saçma şeylere takılmışım demiyor musun, abartıyorsun!’ diyorlar. Ben demiyorum. Çocukmuşum, safmışım dediğim şeyler var evet ama acılarımın hiçbiri buna dahil değil. Belki acı eşiğim düşüktür, dünyaya uyum sağlama kapasitem kıttır. Kimse dizilerdeki gibi ‘Canın yanıyorsa yanıyordur, gerisinin bir önemi yok. Acını çek de gitsin, ağla da bitsin’ demiyor bana. Fazla sessiz, fazla makul, fazla geçiştirilebilir geliyorum insanlara. Derinden yaşamak benim suçum. Evet belki de çoğu şey benim suçum ama ne yapayım? Kendimden bir kat daha nefret edemem ki, yeterince ediyorum zaten.