İyilik halinin yokluğu
Sweet Seals For You, Always
i don't do bad sauce passes

pixel skylines

No title available

JBB: An Artblog!

shark vs the universe

oozey mess
DEAR READER
I'd rather be in outer space 🛸
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

#extradirty
Cosmic Funnies
wallacepolsom
Peter Solarz

祝日 / Permanent Vacation

JVL
styofa doing anything

PR's Tumblrdome

@theartofmadeline
Three Goblin Art

seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Portugal

seen from Malaysia

seen from Sri Lanka

seen from India
seen from United States
seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Germany
seen from Türkiye
@emreyunss
İyilik halinin yokluğu
“Delirme. Kimse duymaz çünkü bu gürültüde.”
Yalnız insanların kimliği duvar yazılarıdır.
eski ama eskimeyenlerden….
Ne biliyim kimse gülüşümden sevmedi mesela beni ya da uyandığımda uzun uzadıya geceden kalma mesajlar atmadı.Kimse sırf sesimi duymak için de aramadı beni.Özlemedi.Hep,en çok ben sevdim kimse bunun aksini hissettirmedi bana biliyordum kimin daha çok sevdiğini.Daha çok özlediğini. İsterdim yani bir kere de ben birinin kanatlarında olayım bir kere de başkası beni sarsın.Başkası benim mutluluğumu düşünsün,mutlu olmam için çabalasın.Olmadı hiç biri belkide hiç olmaz bilmiyorum.Eğer sizin fırsatınız varsa durup düşünün ve o insana geç olmadan iliklerine kadar bunu hissettirin :)
Tebrikler 👏
O kadar keyifsizim ki!!!
Terk edilmişim gibi hissediyorum. Ama öyle basit sevgiliden ayrılma olayı falan da değil bu. Daha farklı bir his. Daha koyu. Daha derin. Daha soğuk.
Yalnızlığı özümsemiş gibiyim.
Sanki beni uzaklara götürüp, hiç bilmediğim bir yerde, ıssız bir alana bırakmışlar. Dahası eve dönüş yolunu da bilmiyorum.
Tek yaptığım anlamsız bir şekilde boşluğa bakmak. Üstelik her saniye bu boşluğun beni daha çok boğduğunu hissediyorum.
Hiç bu kadar mutsuz olduğumu hissetmemiştim.
Ben ki, siyaha bakıp renk kırıntıları görebiliyorken, şimdi beyaza bakıp karanlığı hissediyorum.
(Mutsuz Meridyen)
“mutluluk nedir” diye sorulunca…
masallarda hikayenin sonuna denk düşen mutluluk, gerçek hayatta baş tarafta tercih edildiğinden; gerçek insanların başına, gerçek acılar geldiğinden; ayrıca mutlu insanların çok sıkıcı insanlar olmasından dolayı, mutluluk gerçek hayatta tercih edilmez, sevgili okurlarım....
ayrıca, yalnızca gerçek hayatta değil, romanlarda, dizilerde, filmlerde de mutlu insanları hiç kimse sevmez…
evinde oturan mutsuz insanları mutlu eden tek şey, kendilerinden daha mutsuz olan insanların hikayeleri olduğundan;
ayrıca yazarlarımız, genellikle, mutsuz insanların hikayelerini anlattığından parayı bu yolla kırarak mutlu olurlar…
bir kere ben, nasıl mutlu olunur bilmiyorum yaa…
Yağmur yağıyor olric.. ıslanıyor etraf.. ağlasak kimse anlamaz değil mi? - Anlamaz efendimiz.. - Tut ki güneş açtı.. papatyalardan taç yapar mı saçlarımıza? - Bilinmez efendimiz… - Yıldız kaydığında diler mi bizimle olmayı? - Sanmam efendimiz… - Ben de sanmam… gidelim olric…
“Sevgili Bilge, Bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda, ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de. İnsanları, eski karıma yapmış olduğum gibi, büyük bir boşluk içinde bırakmasaydım. Kendimden de kaçıyorum gibi beylik bir ifadenin içine düşmeseydim. Bu mektubu çok karışık hisler içinde yazıyorum gibi basmakalıp sözlere başvurmak zorunda kalmasaydım. Ne olurdu, bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım; ya da bazı sözleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım. Sana diyebilseydim ki, durum çok ciddi Bilge, aklını başına topla. Ben iyi değilim Bilge, seni son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim. Gerçekten de o günden beri gözüme uyku girmeseydi. Hiç olmazsa arkamda kalan bütün köprüleri yıktım ve şimdi geri dönmek istiyorum, ya da dönüyorum cinsinden bir yenilgiye sığınabilseydim. Kendime, söyleyecek söz bırakmadım. Kuvvetimi büyütmüşüm gözümde. Aslına bakılırsa, bu sözleri kullanmayı ya da böyle bir mektup yazmayı bile, ne sen ne aşk ne de hiçbir şey olmadığı günlerde kendime yasaklamıştım. Sen, aşk ve her şeyin olduğu günlerde böyle kararlar alınamazdı. Yaşamış birinin ölü yargılarıydı bu kararlar. Şimdi her satırı, bu satırı da neden yazdım? diyerek öfkeyle bir öncekine ekliyorum.” ~Oğuz ATAY 🌷