
gracie abrams
todays bird
The Stonewall Inn
Cosimo Galluzzi

Game Changer & Make Some Noise
Mike Driver
★
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
official daine visual archive

No title available
Not today Justin
Monterey Bay Aquarium

❣ Chile in a Photography ❣

Kiana Khansmith

shark vs the universe

#extradirty
The Bowery Presents
No title available
RMH
No title available
seen from Saudi Arabia

seen from Japan
seen from Russia

seen from Bangladesh
seen from Türkiye
seen from Germany
seen from Pakistan
seen from Indonesia

seen from United States

seen from India
seen from Canada
seen from Australia

seen from Colombia
seen from Iraq
seen from United States

seen from Colombia
seen from Philippines
seen from Ukraine
seen from United States
seen from United States
@erkanyalcinkaya
Bilgi her şeyi yener.
Dünya böyle bir yer olsun.
Ozan'ın kamusal alan yorumu...
Platon'a iki soru sormuşlar. Birincisi ; "İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nedir ? " Platon tek tek sıralamış : - Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler... - Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama sağlıklarını geri almak için de para öderler... - Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yaşarlar... - Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler... Sıra gelmiş ikinci soruya ; "Peki sen ne öneriyorsun?" Bilge yine sıralamış ; - Kimseye kendinizi "sevdirmeye" kalkmayın! Yapılması gereken tek şey, sadece kendinizi "sevilmeye" bırakmaktır... - Önemli olan; hayatta "en çok şeye sahip olmak" değil, "en az şeye ihtiyaç duymaktır.
Popüler Kültür Yaklaşımları
Burjuva sınıfının güçlenmesi, üretim-tüketim ilişkilerinin değişimi sonucunda sanayi devrimi öncesinde popüler kültüre atfedilen halka ait olan tanımı, anlam kaymasına uğrayarak modern toplumlarda çoğunluk tarafından beğenilen bir kavram olarak değişme uğramıştır. Bu süreç içerisinde edilgen bir yapıya dönüşen halk, kültürel ürünleri de boş zamanlarında kullandıkları bir meta haline dönüştürmüştür. Halka ait olan anlamıyla popüler kültür, değişime uğramamış saf bir kültür olmasının yanında; gelenekler aracılığıyla aktarılan basit bir kavramdır. Halka ait olan kültür içinden çıktığı gruba seslenir ve grubun değer yargılarını iletir. Ücretsizdir ve halk kültürünün üreticisi ve tüketicisi birbirinden ayrı değildir. Çoğunluk tarafından beğenilen kavram olarak popüler kültür ise ekonomiktir. Popüler kültür, geleneksel yapıdan beslense de özünden uzaklaşarak özünü değiştirme süreci içerisine girmiştir. Üretici ve tüketici arasında farklı iletişim mekanizmaları gelişmiştir (Çalış, 2006: 11).
Halk kültürü olarak da tanımlayabileceğimiz halka ait olan kültür ile üst kültür arasında çeşitli farklılıklar bulunmaktadır. Halka ait olan kültür, yönetenlerin müdehalesi olmaksızın yönetilenlere ait olan kültürdür. Bu aşamada, kültürün bir değişime uğramasından söz edilemez. Günümüz modern toplumların teknolojik araçlarla benimsediği değerler ise, yöneticilerin yönetilenlere dayattığı kültürdür. Bu anlamda popüler kültür, günümüz modern toplumunda her ne kadar geleneksel yapıdan beslense de bir kültür endüstrisinin ürünü olduğundan onu halka ait olan ya da halktan çıkan olarak değerlendirmek yanlış olacaktır (Çalış, 2006: 11).
Popüler kültür kavramı, her ne kadar eski bir kavram olmuş olsa da onun “popülerliği”, kitle iletişim araçlarının geniş alanlara ulaşmasından kaynaklanmaktadır. Kitle iletişim araçlarının kültürel olguları yönetilenlerin onayıyla tekrar “kültürlemesi”, onu alınıp satılabilen bir mal haline dönüştürerek; kitleleri kapitalizm ile uyumlu hale getirmeyi amaçlar duruma sokmuştur (Uysal, 2006: 20-22).
1960’lara kadar popüler kültür araştırmaları, başlıca iki model üzerinde yoğunlaşmıştır. Bunlardan ilki, birinci başlıkta ayrıntılı bir şekilde tartışılan bir yönetim aygıtı olarak popüler kültür araştırması; popüler kültürü, halkı isyandan ve kargaşadan uzak tutan bir yönetim aygıtı olarak ele almıştır.
“Marksist yaklaşımla popüler kültür, halk üzerine empoze edilmiş kitle kültürüdür. Popüler kültür, kültür endüstrisi tarafından üretilir ve dağıtılır. Halkın bu üretim ve dağıtımda hiçbir denetimi yoktur ve halka hiçbir yaratıcı ve verimli girişim olanağı verilmez. Burada kültür endüstrisi ‘aydınlatma/aydınlanma’ kılıfı altında yürütülen ‘kitle yönetimi’ nin bir aygıtıdır” (Alemdar, 1994’den aktaran Özdemirci, 2004: 12).
Yirminci yüzyılın başlarında, Amerika ve Avrupa’da yükselen eğlence endüstrisinin, kültürel biçimleri metalaştırmalarını kültür endüstrisi olarak tanımlayan Adorno ve Horkheimer, bu endüstriler tarafından kültürel ürünlerin kâr etme amacıyla hazırlanıp üretildiğini ve profesyonel işletmeler tarafından standartlaştırıldığını vurgulamaktadır. Örneğin, Adorno (Oktay, 2002’den aktaran Özdemirci: 2004:13) popüler müziğin insanı statüko ile uzlaştırdığını ve pasifleştirdiğini söyler. Böylece, sanatta uyum, bilincin yerini alarak; bireyi kuralların dışına çıkılması bilincini engeller. Adorno’ ya göre, kültür endüstrisi tarafından üretilen popüler müziğin standartlaşma ve bireyselcilik olmak üzere iki temel görevi vardır. Adorno, standartlaşmayı şarkıların giderek birbirine benzemesi olarak açıklamaktadır:
“Klasik müzikten bir parçaya bakıldığı zaman, bu parçanın eserin bütününe ait özellik ve duyguları içerdiğini görürüz. Ancak pop müzikte vokal ile enstrümantal kısmın yeri ve sırası ne parçanın bütünlüğünü ne akışını ne de mesajını etkiler. Pop müzikte ayrıntılar bir makinenin çarkları değil sadece etrafında bulunan alelade vidalarıdır. Bir Beethoven parçasında ayrıntılar bütünün birer parçalarıdır. Popüler müzik kültürde bir çimento gibidir, insanları yaşadıkları realitesine alıştırır. Popüler müzik ve popüler filmler insanların mutsuzluklarını, eksikliklerini ve kalitesiz hayatlarını ortaya sunsa da, bunları sunuş biçimleri toplumu eylemsizliğe sürükler” (Strinati, 1995’den aktaran, Özdemirci, 2004: 14).
Yirminci yüzyıl düşünürlerinden çok daha öncesine bile gidildiğinde popüler kültür kavramsalının izlerine rastlamak mümkündür. Politika adlı kitabında Aristoteles yüksek müziğin alt işlerde çalışanlar tarafından anlaşılmasının güç ve tüketilmesinin zor olduğundan bahsederek; bu müziğin daha anlaşılır, eğlendirici bir yapıya dönüşmesini ve bu türün hoş görülmesini istemiştir:
“Tiyatroda iki türlü seyirci vardır: Biri iyi eğitilmiş soylu kişilerden oluşur, ötekisi ise aşağı uğraşları olan kimseler, parayla çalışan işçiler ve benzerleri gibi olan avam takımından. Bu ikinci sınıfın dinlenmesi için de yarışmalar ve gösteriler düzenlenmelidir. Fakat bunların zihinleri çarpıtılmış, doğal durumundan uzaklaşılmış olduğu için, uyumlarında kuraldan sapmalar ve melodilerinin tonunda doğaya aykırı abartmalar vardır. Onun için tiyatro yöneticilerinin bu sınıftan dinleyicilere çekici gelen müzik türünü kullanmalarına göz yummak gerekir” (Oktay, 2002’den aktaran, Özdemirci, 2004: 14).
Halkın kendini var etme aracı olarak diğer bir teoriye göre, kitlelerin ne dinleyeceğine, nasıl giyineceğine hatta hangi kelimeleri daha sık kullanacağına iktidarı elinde tutan kültür endüstrisi karar vermektedir. Değerleri, beğenileri başkaları tarafından belirlenen halk, sadece anlamların dolaşıma sokulmasında ve metalaşan kültürlerin aracısı konumundadır.
1960’lardan sonrası ortaya çıkan yeni bir model, Ortodoks Marksizm’in vurgularına karşı çıkar ve bireyi etken görür. Bu modelde, popüler kültürü üretenin kültür endüstrisi değil, halkın kendisini olduğunu ve popüler kültürün salt bir egemenlik aracı olmadığı vurgulanmaktadır (Özer ve Dağtaş, 2011: 114; Özdemirci, 2004: 17). Stuart Hall, sıradan insanların kültürel aptallar olmadığını, popüler kültür biçimlerinde kendi hayatlarına ilişkin gerçeklerin nasıl temsil edildiğini farkındalığından söz ederek; tüketiciyi edilgen konumdan çıkarmıştır (Özdemirci: 2004: 17).
“Kültürel çalışmalar, kültür, medya ve iktidar üçgeninde egemen söylem ve okuyucu/izleyici/dinleyici istekleri arasında konumlandırılan sorular ortaya koymaktadır. Kültürel çalışmalar kapsamında, gazeteciliğin toplumsal iktidarı nasıl ürettiği ve temsil ettiği sorularının yanıtlanması amaçlanmakta ve gazeteciliğin hangi ölçüde toplumsal iktidar yapılarının istikrarlaşması ya da istikrarsızlaşmasını sağladığı sorusu sorulmaktadır.”
1970’li yıllar, Hall’un kültürel çalışmalar üzerinde etkisinin görüldüğü yıllar olmuştur. Hall, kültürel çalışmaların medya ile ilişkisini kültürel çalışmaların içerisine almıştır. Hall’un bu çalışmalarda, güç sahibi kişi ya da kurumlar ile yapılanmış ilişkilerin medyaya, akredite kaynaklara ulaşarak kavramların yeniden üretiminde ikincil bir rol üstlediğini ve haber üretme aşamasında medyanın birincil tanımlayıcıların alt destekçisi olduğunu, haberle yayılanın ise popüler kültür olduğunu önermiştir (Özer ve Dağtaş, 2011: 122).
Hall (1981’den aktaran Gökalp, :2004: 123-124), kültürel çalışmalar yaklaşımının manifestosu niteliğindeki makalesinde, günümüzde kullanılan “popüler” in iki temel tanımını merkeze çekmektedir. Hall yaygın olarak beğenilen anlamındaki ticari tanımın, modern toplumlardaki kültürü yüksek kültür ve alt kültür olarak ayırdığından bahseder. Modern kültürde, yer alan geleneklerin ve pratik etkileşimin oldukça karmaşık olduğunu; bu nedenle kültürün sınıflandırılması ısrarının toplumsal eşitsizlik ve hiyerarşi ilişkilerini yeniden üreten ideolojik eğilimlerle iç içe olmasının sorunlu olduğunu irdelemektedir. Bir başka deyişle, kitle kültürü ile popüler kültürün aynı anlamda kullanılmasına karşı çıkar.
Kültürel biçimlerin kategorik olarak değerli şeylermiş olarak düşünülmesi tehlikelidir. Çünkü bu yaklaşımlar, popüler kültürün zengin ve dinamik doğasını tek boyutlu inceleyerek kavranmasını zorlaştırmaktadır. Bu tanım, tek başına yetersiz ve popüler kültürle kitle kültürünü özdeşleştirdiği için yararsız bir tanımdır. İkinci bir tanım olarak ise Hall, halkın yaptığı neredeyse her şeyin “popüler” in içine girdiğini söyler. Bu tanımın sorunsalını ise, tanımın sadece betimsel olduğu için değil; aynı zamanda popüler kültürle halk kültürünün eşit göründüğünden kaynaklandığı ile açıklar. Üreticisi belli olan, dolaylı olarak aktarılan ve karmaşık bir yapı içerisinde olan popüler kültürün; çoğunlukla halka ait olan, doğrudan aktarılan ve geleneklere dayalı bir yapıda olan halk kültürü ile eşit görünümde olarak tartışılmasının sorunlu olduğundan söz etmektedir. Bu iki tanımın değerlendirmesiyle Hall, kültürel alan ile toplumsal alan arasındaki ilişkiyi açıklayamayan; ancak kültürel iktidar kavramına duyarlı bir alternatif model sunmaktadır. Bu model, popüler gelenek ve uygulamalara yansıyan kültürel etkinliklerin de önemini vurgulayarak yapılan bir tanımın değerli yanlarını barındırır; ancak bu tanım da kültürel diyalektik etrafında kutuplaşan bir kültür kavrayışıdır. Hall’a göre (Korkmaz, 2008’den aktaran Özer ve Dağtaş, 2011: 129), medyada sunulan popüler kültür ürünleri, üst sınıfın yönetilenler üzerinde kurduğu hegemonyanın ve aynı zamanda bu hegemonyaya karşı direniş sergileyen mekanizmaların mücadele alanıdır. Popüler kültür ürünleri, toplumsal ilişkileri ve bu ilişkilerden ortaya çıkan eşitsizlikleri yeniden üretecek meşruiyet alanlarına sahiptirler. Bu ürünler gerçeği yansıtmazlar, onlar sadece gerçeği yeniden üretirler.
1960’dan sonra gelişen üçüncü teorinin diğer bir ismi olan John Fiske ise popüler kültürü şöyle tanımlamaktadır:
“Popüler kültür, egemenlik yapılarıyla ilişkileri bağlamında yapılmaktadır. Bu ilişki iki yönlüdür; ya direnme ya da istila etmeyi içerimler. Genç kızlar Madonna’yı bağımsızlık ve/veya isyankârlık tavrı edinmek için kaynak olarak tüketmektedirler. Madonna onları kendilerini ifade etmede cesaretlendirmektedir” (Fiske, 2002’den aktaran Özer ve Dağtaş, 2011: 130).
Fiske, yakın zamana kadar kültürel çalışmaların iki yönü olduğunu ve bu çalışmalardan, popüler kültürü bir egemen ideolojinin modeline dayandırmadan açıklamaya çalışan yönün yeterince verimli olmadığından bahsetmektedir. Fiske’ye göre bu yönelim, toplumsal farklılıklardan uyum yaratan popüler kültürü uylaşmaya dayalı bir model olarak sunmuştur. İkinci yönelim, popüler kültürü bir iktidar modelini alarak gerçek popüler kültürün varolmasını olanaksızlaştırmış ve halkı edilgen bir yapıya dönüştürmüştür (Özer ve Dağtaş, 2011:130-135).
Fiske’yi, popüler kültürü mücadele alanı olarak gören, iktidarın egemenliğini kabul eden; ancak bu kabulü daha çok güçlere direnmek ve onlardan sıyrılmak olarak değerlendiren üçüncü yönelimde görmek mümkündür. Üçüncü yönelim, her yerde bulunan egemen güçlerin ideolojik pratiklerinin üzerinde durmak yerine, ideolojinin sığındığı meşruiyet alanlarından direnişleri ve kaçınmaları anlamaya çalışır. Halkı edilgen konumundan çıkararak, halkın değişimini ve bu değişimi yönetecek güdülemenin izlerini arar. Bu anlamda Fiske, popüler kültürün bağımlılar ile güçsüzlerin kültürü olduğunu, bu yüzden iktidar sahiplerinin izlerini taşıdığını vurgulamaktadır (Özer ve Dağtaş, 2011:130-135).
KAYNAKÇA
Çalış, Neslihan. (2006). Popüler Kültür Bağlamında Rock Müziğinin Analizi. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Konya: Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Uysal, Sabri Evren. (2006). Korsan Yayıncılığın Türk Müzik Endüstrisine Olan Etkilerinin Popüler Kültür Açısından Değerlendirilmesi. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. İzmir: Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Özer, Ömer ve Dağtaş, Erdal. (2011). Popüler Kültürün Hakimiyeti. Konya: Literatürk Yayınları.
Gökalp, Emre. (2004). Türkiye’de Spor Basını ve Milliyetçilik Söylemi. Yayınlanmamış Doktora Tezi. Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.