“toplumsal antimateryalizm” hakkında
Toplum ile modernlik özleri bakımından birbiri ile zıt iki olgudur. Modernlik, çıkış noktasını gelenek veya uzun yıllara dağılmış dogmatik ritüeller ile karşıtlığında bulur veya bu karşıtlık temelinde kendini inşa eder. Toplum ise özünde semboller, ritüeller veya diğer dogmalar aracılığıyla var olur. Modernlik ve toplum denen iki olgunun varlığına ayrı ayrı gerçekten inanırsak modern toplum diye bir şeyin varlığının imkansızlığını kanıtlamış oluruz. Modernlik kendini inancın sorgulandığı yerde konumlandırdığı sürece neredeyse sayısız inancın birleşimi olan ve bizzat kendisi devasa bir inanç sistemi olan toplumla tabandan bir çatışma ilişkisi yaşayacaktır. Bu yüzden modernlik denen şey toplumun kitlesel bir biçimde sorgulamaya açıldığı ilk tarihselliktir. Modern dönem toplumun, onun inançlarının, bu inançların getirdiği kazanımların ve en önemlisi de bağımlılıkların -bilinçsizce- sorgulanarak çözülmeye başladığı ilk dönemdir.
Bir toplumda bir ticaret türünün kabul edilebilirliği onun bileşimindeki maddi ve manevi değerlerin oranı ile ilişkili olabilir. Manevi değer oranı maddi değerine kıyasla yüksek oranda bulunan ticaret hamleleri -veya diğer herhangi bir toplumsal eylem- toplumsal bilinç -altı- tarafından daha kabul edilebilir bulunabilir. Şu ticaret kurumlarını maddi-manevi değer oranları ve toplumsal kabul edilebilirliği açısından karşılaştırın: Ulusal askeri yatırımlar, genelev, uyuşturucu ticareti, bakkal Ahmet amcanın sevecen yüzü ve büyük marketlerin self-ödeme (kasiyersiz) sistemleri.
Uyuşturucu kaçakçılığının ulusal askeri yatırımlardan daha değerli kabul edilmesinin nedeni toplumsal bilinçaltının ilk ticaret hamlesinin daha dünyevi (maddi) ve ikincisinin daha kutsal (manevi) bir itkiyle gerçekleştirildiği fikridir.
Gelelim asıl temaya: Toplum denen şey çoğunun dediğinin aksine modernlik öncesi bir kurumdur. Toplum geleneği sever çünkü onun sayesinde varlığını korur ve sürdürür. Modernlik olsa olsa toplumun deri değiştirmiş bir formu olarak kabul edilebilir. Diğer taraftan materyalist yapısıyla modernlik, toplumun yok oluşunun başlangıcıdır. Toplum, antimateryalist yapısıyla modernlik süreci boyunca çeşitli dirençler gösterebilir; söz gelimi gelenekler icat edebilir. Ancak gelenek icat etmenin toplumun bizzat yaptığı bir hamle olmaktan çıkıp da bir oligarşinin tekeline veya çıkarına hapsolmaya başladığı andan itibaren toplumsal çözülmenin önüne geçme konusunda hiçbir etkisi olmayacaktır.








