Bazen sarhoşken, karanlığın içinde yüksek sesle söylüyorum adını. Ya da birinin kollarındayken, bazen pencereyi açıp, sokaktan geçiyormuşsun gibi ardından sesleniyorum. Hep başkaları bakıyor yukarıya.
Murathan Mungan

PR's Tumblrdome
we're not kids anymore.

Love Begins

oozey mess
Lint Roller? I Barely Know Her
Sade Olutola
h
Sweet Seals For You, Always

shark vs the universe
art blog(derogatory)
YOU ARE THE REASON
almost home

No title available
Xuebing Du
sheepfilms
🪼
Monterey Bay Aquarium
TVSTRANGERTHINGS

blake kathryn
Alisa U Zemlji Chuda

seen from United States
seen from Romania

seen from Malaysia

seen from South Korea

seen from Malaysia
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Italy

seen from Malaysia
seen from Poland
seen from United States

seen from China
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Brazil
seen from Malaysia

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United Kingdom

seen from United States
@eserekli7
Bazen sarhoşken, karanlığın içinde yüksek sesle söylüyorum adını. Ya da birinin kollarındayken, bazen pencereyi açıp, sokaktan geçiyormuşsun gibi ardından sesleniyorum. Hep başkaları bakıyor yukarıya.
Murathan Mungan
Biz Birbirimize o kadar benzerdik ki seninle, aynaya bakar gibi hissettiğimi düşünüp, sığınırdım imgemin arkasına. Orada yaşardım. Ben oradayken mi gitti ellerin başkasına, bu yüzden mi görmedim onların uzaklaştıklarını ? (...)
Hem ne vardı onun mavi bakışlarında, bende olmayan? Klişe sorular soruyorum, biliyorum. Bilmediğim hisler bunlar. O yüzden diğer insanların içi nasıl yanıyosa, öyledir herhalde diye anlam biçiyorum bu anlamsız kara dumanlara. Acıdır, geçer diyorum mesela. Günde iki defa seni düşünmeyi sürüyorum üzerine, mutlu olduğunu ve benim de öyle olmam gerektiğini anlayana kadar kullanmalıymışım, klişe acılar uzmanı söyledi.
“Kendimi dahi anlamına gelen -de gibi hissediyorum. Diğerleriyle bitişik durduğum zaman huzursuzlanıyor, sırıtıyor, eğreti gibi oluyorum. Benim ayrı yazılmam lazım kimselerin yanına yakışmıyorum. “
Göğsümün ortasında hissediyordum bunu, her şeyin yoluna gireceğini ama bu arada da o garip hüznün yakamı hiç bırakmayacağını seziyordum. Göğsümün ortasından bir türlü kalkmıyordu o anlam veremediğim ağırlık. Var olmayan birine âşık olmuşum gibi hissediyordum kendimi.
Emrah Serbes (via sairceketli)
Tanrı bir anlığına yeryüzüne eğilip usulca üfleyerek hafızamızı silseydi ve biz yaşanmış her şeyi unutarak, iki yabancı gibi yeniden karşılaşsaydık ne olurdu? Birbirimize aldırmadan geçer miydik? Yaşadıklarımızı bir daha yaşamak için birbirimize doğru bir daha yürür müydük?
Ahmet Altan / İçimizde Bir Yer (via sarhosadam)
Yıkılmak için dizilen domino taşları gibiyiz. Biri gelir sana çarpar, seni yıkar ama onu da başka biri yıkmıştır. Biraz tepeden bakınca göze hoş gelen bir görüntü aslında. Kendi felaketinden bile zevk alabilirsin böylece. O felakette seni diğer insanlara bağlayan şeyi görürsün çünkü. Bu durumda herkes suçlu olduğuna göre hiç kimsenin suçlu olamayacağını anlarsın. Herkes birbirini yıkar. İnsana kim vurduya gitmek yakışır.
#emrahserbes
Farkında bile değilmişim, bana “Bekle” demeyen birini beklediğimin. Öyle sinsi bir hismiş içimde, kanser gibi.
Sen yürümelisin beni bırakarak. #beşkardeş #nazımhikmet
Neden olmaz diye soruyorum. "Mutsuz oluruz." diyorsun. Birbirimizin yüzüne bakıyoruz. Sanki az önce kaybettiği anahtarlığı arar gibi. Birbirimize ihtiyacımız olduğunu biliyoruz. Zalimliğin başladığı yer burası, hoşgörünün başladığı yer de. Ama bunu sözcüklerle anlatmanın imkanı yok.
Emrah Serbes
belki de saçmalıyorum -3-
Yazdığın ve hiç beğenmediğin o tek öyküyü yeniden okudum. Kafanın içinde gezinmek gibiydi. Artık konuşamayacağın birinin kafasının içinde başka nasıl gezinebilirsin? Aynı hüzünleri farklı kelimelerle anlattığımızı gördüm yine. Ama sen benim kelimelerimi daha çok sevmiştin, ben de senin kelimelerini (…) Aslında ben senin kelimelerini hala seviyorum biliyor musun? Kelimelerini… senin… Hayır söylemeyeceğim.
Hayatın anıya dönüşmesi ne garip, demişsin bir vakitler, öykünde. Kocaman bir ismin; bir dünyanın, bir insanın anıya dönüşmesi daha garip. Tezer Özlü demiş ya: “Her anı ölüdür. Şimdi sen de bir anısın. Sen de ölüsün. ” İşte aynen öyle.
Alıntı
‘Gidecek’ diye düşündün, adın gibi emindin buna. Kalmak için gelmemişti. Kalmak için yaratılmamıştı. Bazı insanlara ‘kal’ demekle ‘öl’ demek aynı şeydi sanki. Sadece o geceyi hiç unutmasın istedin.
Belki de saçmalıyorum -2-
Şiir yazmıştı bana. Aşk şiiri değil, aşksızlık şiiriydi yazdığı. Birbirimize neden aşık olmamamız gerektiğini anlatıyordu uzun uzun. Aynı dertten muzdaribiz, ondan diyordu. Bir yerde lafı Ali Lidar'a getirmişti: "Ali Lidar'ın bahsettiği bir sürü dert var, ondan olmaz." yazmıştı.
Olmadı. Ama ben hala neden olmadığını anlayamamıştım. Belki anlarım diye gidip bir kitabını aldım Ali Lidar'ın. Bütün gün onu okudum. Sonra acaba o da şu cümleleri okumuş mudur merak ettim, açıp soramadım.
"Acıyı, üzüntüyü, öfkeyi, hüznü anlatmak kolay. Ama bunlara neden olanda da sendeki yaraların aynısı varsa neyi nasıl anlatabilirsin? (...) Belki de daha ilk günden yaralarımızla eşitlenmiştik birbirimize. Bizi birbirimize çeken benzer yaralar ağzımıza sıçacaktı. Herkes iyi bilir birbirlerinin en çok canını yakanlar birbirlerine denk insanlardır. "
belki de saçmalıyorum -1-
Kapı art arda iki kez çaldı. Gidip baktım, gelen Eylem'di. Hoşgeldin diyemedim. Hoş da sayılmazdı gelmiş de. Bakışları uzaklara kaçmış, geçmiş günlerden birinin üzerindeydi. Salona geçtik. Otururken sigara uzatıp, anlat dedim.
Kırçıllı bir sesle konuşmaya başladı:" Abi gözlerime bakmıştı biliyor musun? Hem de kimsenin bakmadığı gibi. Soğuk ve karanlık odada birdenbire ışıkları açıp, gözlerini dikmişti benimkilere. Bilirsin, sadece karanlıkta görünür kılınan şeyler vardır. İşte o gece birden ışıkları açınca yakalamıştı onları. Beni gördü abi, içimi. Sonra sevmedi ama. Gördüğünden mi sevmedi beni?
Söylesene abi, insan soğuk ve karanlık odada birdenbire gözlerine baktığın kişiyi neden sevmez? "
Bir şey diyemeden ikinci sigarayı yaktım.
Eğer birini seviyorsan ve o seni sevmiyorsa bundan çok güzel kaos çıkar. Bir sürü şiir, sağlam bir roman ve anlatacak bir sürü hikaye çıkar. Uykusuz geçen geceler, parklarda içilen şaraplar, yerli yersiz kıskançlık krizleri çıkar. Ama sevgine karşılık çıkar mı? O biraz zor işte..
Tesirsiz Parçalar
Bir bekleyiş, bölünür mü orta yerinden ikiye? #photooftheday #gununkaresi #antalya #rainyday
“Haklısın. Cesaretin olmadan ne yapacaksın ki? Hayatımda tanıdığım en korkak adamsın. Herkese meydan okuyorsun ama kendi duygularından korkuyorsun. Geçmişe saplanıp kalmışsın. En büyük felaketler senin başına gelmiş dimi? En büyük acıları sen çekmişsin, ben hiç bir bok bilmiyorum ki. Acı nedir? Bilmem. Yalnızlık nedir? Bilmem. Dünyanın ekseni kaydı Behzat, 12 cm yerinden oynadı sen bana 1 cm bile yaklaşmadın! Saplantılısın… “
“İçimde; seni kaçırırsam her şeyi kaçıracakmışım gibi bir his var.”
Mauvais Sang