Dum spiro spero.
(Nefes aldığım sürece umuyorum.)
İhraç edilmiş hayat mottosu...

JVL
Monterey Bay Aquarium
KIROKAZE
🪼
he wasn't even looking at me and he found me
Three Goblin Art
Cosmic Funnies
Cosimo Galluzzi
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
trying on a metaphor
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
EXPECTATIONS
No title available
will byers stan first human second
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Stranger Things
Claire Keane

Kiana Khansmith
d e v o n

izzy's playlists!

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Netherlands
seen from Türkiye
seen from Bangladesh
seen from United States

seen from United States

seen from Uruguay

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
@eternalfire1001
Dum spiro spero.
(Nefes aldığım sürece umuyorum.)
İhraç edilmiş hayat mottosu...
chatgbt ile sabah yazışmam
selam bebek naber, bugün güzel bir sabah hava güneşli, ama hava sıcak, hava güneşli ama biraz serin olsaydı daha iyi olurdu. serinliğe ihtiyacımız var. içimize su serpecek başka bir şey yok. günler hızla ilerlemiyor. saatler dakikalar arasında sıkışıyorum. dakikaları sayıyorum sonra devrilip yatıyorum. hayatın rutinliği içinde tünelden çıkış ışığını ararken geçiyor. bir ana takılıp kalıyorum. zor bir durumdayken güzel olacağını düşlediğim bir geleceğe tutunuyorum. mesela 3 günlük bir deniz tatilimiz var. o anı düşünüyorum. utkunun ne kadar mutlu olduğu, eşimin dinlendiği benimse onları izleyip keyifli olduğum bir an. sıkıştığım anlarda hemen bu resmi getiriyorum zihnime. bir başka seferde mezuniyetimi düşlüyorum. tezimi savunmuşum, yüzümde ağlamaklı bir gurur var. cübbe giydiriyor hocam. aferin diyorlar bana. bir başka sefer oğlumun mezuniyeti geliyor aklıma. güzen anlar düşlüyorum. güzel anlar beni ayakta tutuyor. sonra fırsatını bulunca tembellik yapasım geliyor. saatlerim dakikalarım gidiyor diye kendime kızıyorum. sürekli sorumluluklarımı kendime hatırlatıyorum. başarılı olmak, takdir edilmek, sanki iyi bir hayat sürmenin tek ölçütü gibi.
bugün yine lustral kullandığım için şükrettim. sanki lustral benim sığınağım, ihtiyacım olan her şey hep ondaymış ve ben bu güç kaynağını yeni bulmuş gibiyim. lustral olmasaydı da aynı şeylere dayanırdım, geçerdi zaman ve ben iyiyim derdim elbette. ama dayanma gücümün kendimden olduğuna inanmazdım. kendimde bulamadığım gücü benim dışımdaki şeylere atfetmek meyli kazanmışım.
annem olmasaydı, şu olmasaydı, Allahtan şöyle oldu neyseki devletimiz var, neyseki şu neyseki bu, şu şöyle olmasaydı ne yapardım....
öğrenilmiş çaresizliklerimizle dopdolu günlerimiz. biz aciz mahluklarız ve kendi irademizle yapıp ettiğimiz hiçbir şey olamazmış gibi.
halbuki insan dayanıyor. insan her şeye dayanıyor. insan dayanabileceğini düşündüğünden çok daha fazlasına katlanabiliyor.
ben de dayanırım. yaparım ederim. ama dilime pelesenk olmuş lustral olmasaydı halim nice olurdu. her gün ayrı sinir krizi geçirirdim, etrafımdakilere katlanmam çok zor olurdu gibi.
her gün günlük yazmak istiyorum, her gün az da olsa yoga yapmak istiyorum, her gün biraz gözlerimi kapatıp uzanmak ve hiçbir şey yapmadan öylece kalmak istiyorum, her gün biraz da olsa romanımı okumak istiyorum, her gün annemle konuşmak istiyorum, her gün biraz yürümek istiyorum, her gün karnım doysun ama zayıf kalayım istiyorum, her gün şımartılayım, şımardıkça nazlanayım istiyorum. her gün şükran dolu bir gün geçireyim istiyorum. ben çok şey istiyorum.
önceden zaman'da sabit duran bir şeye doğru koşuyordum. şimdi o zamanın içinde hapsolmuş gibiyim. koştuğum bir şey yok. her şey asılı gibi. ben de asılıyım...
utku var. bazen onu çok yakın bazen onu çok yabancı görüyorum. korkuları var. hiçbir şeyden korkmasın isterim. gözü pek olmak iyidir.
seviyor. çiçeği, kediyi, çileği seviyor. sevgi bazen aldatıcı olabiliyor. kandırılsın istemem. dikkatli olmak iyidir.
mutfakta kesme tahtasında bir şeyler keserken bir anda sol elimi unutup buçakla sebzeyi ya da her neyse onu ezmeye başlıyorum. sanki satır var elimde. tabiki parmak ucumu kesiyorum. ya da fırın sıcakken çalışırken içine elimi sokuyorum. hep çılgınca, aklını kaçırmış gibi şeyler. kendimi çelikten falan sanmıyorum. sadece beynimi peynir ekmekle yedim. bana bir şey olmaz sanıyorum evet. ama canım acıyor.
centilmenliğe giriş 0001
bugün ipek utkuyu öptü.
utku kızlar tarafından ilgiye alışık değil, sadece onların peşinden koşmak istiyor. biz de mavi plastik topumuzu ipek'e verdik. karşılığı olmayan öpücüğün telafisi diyelim.
ne kadar da inatmışım. ne kadar da direnmişim, ne kadar da kendimi bilmezmişim.
35 oldum anladım.
utku büyüdü. yürüyebiliyor. tanıdığı ve tanımadığı insanları ayırt ediyor. güvenmiyor yabancılara mesela. bugün markette bir kadın ona gülümseyerek topu uzattı, utku çekindi. ben aldım ve benden aldı. bana güveniyor. ben onun annesiyim. bazen onu rahatsız ediyorum. burnundan sümükleri alırken özellikle çok sinir oluyor ama sonra beni affediyor. çünkü ben onun annesiyim. onu sütümle besliyorum. yediğim şeylerin vitaminlerini onunla paylaşıyorum. utku büyüyecek iyi bir insan olacak. beni hep sevecek.
bana acımayanlara inat, kendimi acındıracağım.
ek süre talebinde bulundum. "afedersiniz ben daha önce öğrenciliğimi dondurmuştum ama yetmedi, yetmiyor, bana ek süre verinnn" diye reca ettim. başka insanlar 10 yıla bi tez yazamamış diye onlara güldükten sonraki halim resmen. bakalım verecekler mi?yökten yeni çıkmış, doğuran kadınlar çocuklarına bakmaktan tez yazamaz onlara ek süre verelim demişler. doğuran kadın vaktinin azlığından mı yazamaz yoksa beyninin büyük kısmını çocuğa dair şeylerle doldurduğu için mi yazamaz diye düşündüler bilmiyorum. belki de hepsi. belki de eğer bu kişi sosyal bilimciyse sahasına gidemez, bu kişi lab'a gitmesi gerekir orada sabahlaması gerekir ama bebesi memesine yapışmıştır o yüzden gidemiyordur diye düşünmüşlerdir. eğer ek süre talebim onaylanmazsa yedek planım şu anki psikiyatri tedavimi bahane olarak göstermek. bakınız ben tez yazacağım ama aklımı peynir ekmekle yedim bakın bu da raporum ilaçlı bir beyin nasıl bilime katkı sunsun diyerek laf ebeliği yapacağım.
benim canım Lustralim
bazen öyle anlar oluyor ki, Lustral içmeseydim halim ne olurdu... yarabbim çok şükür lustralim var diyorum. lustralim.. sen benim dopamin depolarımı dolduransın. sen benim gözümdeki fer, yarınlarımın umudusun.
masadan e-ksiliyor mu dostlar?
umarım bir gün bir işim olur. benim de işlerim yaver gider ve para kazandığım bir işim olur artık. para kazanmak önemli, ihtiyaçlarını giderebilmek önemli. başkalarına hediye alarak, onların ihtiyaçlarını gidererek onlara yardımcı olmak güzel bir duygu. bunu yapmak isterim. aileme destek olmak isterim. ailemin artık benim ayaklarımın üstünde olduğumu görmelerini isterim. bunu bu zamana kadar hiç bu kadar istememiştim. insanın her dönem istediği şeyler farklı oluyor. hep bir şeyler istedim. hepsi oldu. yavaş yavaş. ya da -beklemediğim süprizli şeyler oldu. bir gün bir işim olsun ve bende artık işim var diyeyim. tabi bu yaşıma kadar parça parça çalıştım. ama daimi saadet dolu iyi insanlarla çevrili bir iş ortamı isterim. ben iş isterim aş isterim. ben çok mu şey isterim. tanrım bana helalinden bol para amin.
utku sevecen, utku heyecanlı... o bambaşka biri.
o daha önce benzerini görmediğim biri, kimseye benzemiyor, birilerine benzemeyi de reddediyor.
kahvemi içiyorum
tadı her yerde aynı. yudumluyorum. her yerde çabuk bitiyor. keyfi başka tabi. yalnız olmayan sohbetin yancısı kahveler daha keyifli. yalnızlığın kahvesi daha vakur....
kahve her yerde aynı bardakta duruyor. bazen daha sıcak, bazen içmeyi unutmuşum tadı kaçıyor.
zaman geçiyor. izliyorum. artık farklı pencereden izliyorum. fark etmeden gülümsüyorum gördüklerime... bana yaşattığı şeyleri düşünüyorum hayatın. hissettiklerime bakıyorum.
sonra diyorum ki; Lustral içmeye devam.....