Ortada hiçbir neden yokken ağlayasım geliyor anlıyosunuz beni dimi
Lint Roller? I Barely Know Her

blake kathryn
KIROKAZE
Sweet Seals For You, Always
Game of Thrones Daily
he wasn't even looking at me and he found me
🪼

Kaledo Art
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Cosimo Galluzzi
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Cosmic Funnies
Three Goblin Art
Jules of Nature

No title available
Today's Document

ellievsbear
$LAYYYTER

Origami Around

@theartofmadeline
seen from Norway

seen from Norway
seen from United States
seen from Germany
seen from Germany
seen from Guatemala
seen from United States
seen from Germany

seen from United States

seen from Germany

seen from United States
seen from Brazil
seen from Sweden
seen from T1

seen from Singapore
seen from United States

seen from United States

seen from France
seen from Türkiye
seen from United States
@feyzowski
Ortada hiçbir neden yokken ağlayasım geliyor anlıyosunuz beni dimi
şimdi 23 yaşında yorgun bi bedensin oysa sen 18 yaşında tüm hayallerini gerçekleştirmeye söz vermiş gözlerinin içi gülen bi kızdın
bu günlerde söyleyecek çok şeyim yok sadece çok üzgünüm ve asla birşeylere yetemediğimi hissediyorum, elimden gelenin en iyisini veriyorken her şeyin ardında kalmak ağır geliyor
ulu orta sikilmiş bir hayatın içindeysen eğer, çığlıklarını kimsenin duymayacağını bilerek büyüyorsun. bağırsan da, yüzünü çevirip geçecek herkes bunu bilerek büyüyorsun. düştüğünde kalkmasını ve kanadığında dizin, avucunun içiyle silip yürümeyi öğrenerek büyüyorsun. öğreniyorsun ki sabun köpüğü bir hayat. bir iğne yetiyor onu patlatmak için .
dışımda sokak boyu şenlik vardı, içimde Ortadoğu savaşı. Ve bu hep böyleydi.
10.3.25 💐
bi tren rayına yatırmak istedim kırgınlarımı, belki tren geçer de parçalar diye midesinin tam ortasından.bir gökdelenin çatısından atmayı da isterdim tabiii ama kırgınlıklarımı tren rayına koymak, bir gökdelenin çatısına çıkarmaktan daha az yorucu olurdu. dövüşmek istedim kırgınlıklarımla kelebekle, bıçakla. Ankara’nın tam da göbeğinde. satırla yada sallamayla. Çünkü kopmalıydı bir yerimden kırgınlıklarım ve ben. toprağı kazıp gömmeyi de isterdim. bir çiçek gibi büyürdü gömdüğüm yerden. yalancı bir çiçek, dikenleri saklayan. isterdim tüm bunları yapabilmeyi. ama artık öyle kolay değil. bir kanser gibi büyüyor içimde .
26.3.25
geçtiğimiz altı ayda çok şey oldu. her şeyi anlayışla karşılamak benden sorulurdu :) nezaketen gülümsemekte çığır aşmıştı, olgunlukla karşılamakta nam salmıştım. bir yanardağdan örnek alacaktım kendimi. içim öyle genişti ki, içime atmakta olan derdimi bir bir anlatsam bile, anlamayacaktı hiç kimse. tarihe, patladığım o ilk anla geçtiğime gücenecektim.bunca zaman bunca lavı, bunca yerde nasıl muhafaza ettiğimi, aslında zapt ettiğimi.
25.3.25
çok oldu elime kalemimi defterimi alıp yazmayalı, hatta uğramayalı bu taraflara . artık zamanı geldiyse başlamalıyım o defterin tam ortasından ;
en dibinde olmak gibi bir yeri var bu hayatın. en dibinde olmak gibi bir yeri var bazı hislerin. en dibinde olmak gibi bir yeri var gecelerin. en dibine gelmek için bunların birçok şeyden gitmiş olman gerekiyor, senden gitmiş olmaları gerekiyor isteyerek veya istemeyerek. en dibindeysen ; seni ayakta tutmamayı sağlayan şeylerin hiçbir anlamı olmuyor hayatında. muazzam sanılan duygular da, insan da. yaşamak dediğin de sıradanlaşıyor, birgün ölecek olman da .
neyse koy da bi bardak çay içelim :)
25.3.25
7 cihana kafa tutacak gücüm var ama aynada kendimle göz göze gelince dizlerim titriyor :)
27.02
koskoca kainatta yerim yurdum yokmuş gibi hissetmekten çok yoruldum
yanan bir evde doğduğun için tüm dünyayı alevler içinde sanıyorsun ama değil.
14.09 03:48
birde geceleri uyku tutmuyor, sabahı zor ediyorum.
04:28
ben bu durumdan artık nasıl kurtulacağımı bilmiyorum. bir batalıkta çırpındıkça daha da dibe batmak gibi bir şey bu. ağzımı açtığım an silahın namlusu bana doğrultuluyor. başımı kaldırdığım an şiddetli bir tokatla yana düşüyor başım, geriye savruluyor bedenim. bak, bu yüzden veda say dediklerimi ve yazdıklarımı. kaçıncı sigaramı yaktığımı bilmediğim dakikalardayım. başımdaki ağrı dinmiyor, adımlarım eskisi kadar sağlam basmıyor artık yere, takılıyorum bazen. düşmek istiyorum, düşemiyorum. çok güçlü olduğumu söylüyorlar bana, benim yerimde olsalarmış kaldıramazlarmış öyle dediler. ufak bir tebessüm sunup geçiyorum. ama hayır o an tek yapmak istediğim bağırmaktı. “ben de kaldıramadım zaten, öldüm bin defa” demek istedim. ben de çok isterdim sandığınız kadar eğilmez, bükülmez olmayı ama cesetten bir farkım kalmadı demek istedim. ama olmadı. güldüm ve geçtim.
06:32
bilirsiniz;
güneşli bir baharı kucaklayacağınızı sanarken gök gürültülü bir sağnağın altında kalmanın ne denli kırdığını kemiklerinizi. kırgınlık tüm acıların rahmidir. aynı anda birçok acıyı doğurabilir. sözlerimle ifade edemediklerimi satırlarımla ifade edeceğim bu gece. bu öyle basit birşey değil. sen çaresiz hissettiğim zamanlarda ve kendime “ artık olmuyor” dediğim anlarda bana ileriye doğru adım attıran tek kişisin. Yoldaşım, çiçeğim; sana olan sevgim bu dünyadaki gerçekliğin çok ötesinde. fakat kırgınım kendime. bu zamana kadar ortaktı herşeyimiz, tüm yaşanmışlıklarımız. sevincimiz, gözyaşlarımız, acılarımız. fakat öfke? öfkemiz aynı değil. en çaresiz anında çare olamadım sana. öfkeni dindiremedim, dinsin de istemedim. oysa ki ne çok isterdim yaraların üstünü kapatarak saracak, tüm tazeliğiyle geçeceğine inandırabilmek seni. kendinden kaçıyorsun çiçeğim, alan yaratmıyorsun, görmezden gelerek geçiremezsin acılarını, farkında ol. dindir, dindirelim, uyutma. görmezden gelirsen hayatın soğuğu sıcaklığını kırar senin. şimdi bu hayatın neresinden tutmalı veya neresinden uzaklaşmalı ? tüm fırtınaya rağmen o yola çiçekler mi ekmeli, yoksa olduğu gibi kabullenmeli mi ? bilmiyorum. koca bi boşluk. çiçeğim, demem o ki denize düşsen balık, göğe çıksan kuş olursun. bi kelimenin göğsüne uzansan şiir, bi notaya konsan şarkı olursun. çöle uzansan boylu boyunca bir okyanus.. hiçliğin olduğu yerde varlığın konuşulur senin biliyorum. yıllar boyu savaşın olduğu topraklara getirirsin kollarında barışı. örersin bir anne gibi mutluluğu umutsuzluğun tam ortasına nakış nakış. yoldaşım olman bir şans değil. hayatım boyunca sahip olabileceğim şansların tümü olabilirsin. gücünü kaybetme, gücünü yitirme. inan çiçeğim. aydınlığa güneşli günlere.
25.09.24
genelde öyle olur zaten. kalbim sivri bir çakıyla oyulur, ben evi süpürürüm. geberirim kartımdan, gider faturaları öderim.
24.09.24
Seni hiç görmedim, dokunmadım ama en derinlerimde hissettim. Birçok insandan daha derin bir anlamın, senin büyün yaşanmışlıkların var. Uzağım kibirine, aşkına, efsanene kavuşmamıza çok az kaldı inan bana.
4.9.2020
Tam 4 yıl önce verdiğim o sözü ayın 14’ünde Deniz’mle birlikte tuttum. Sana tek başıma değil sevgilimle geldim. Gördüm, dokundum, sokağında şarkılar söyledim ve en derinlerimde hissettim. Yaşanmışlığına kibirine, aşkına ve efsanene tutuldum. Biz kavuştuk, en büyük dileğimi gerçekleştirdim. Şimdi ki dileğim ise ömrümün geri kalanını Deniz’imle geçirmek. 4 bize hep uğurlu geldi. 4 yıl sonra burada görüşmek üzere..
14.09.2024
sayfalara dökülenlerin buraya da dökülmesi gerektiğini hissettiren o gece :)
3.9.24
her şeye kafa tutabilecekken seni hüngür hüngür ağlatan o his neydi ? hatırla .
25.07.
en çok geçmişte gözleri azimle parlayan o kız için üzgünüm. çok çalıştı gerçekten. şimdiki beni görse “ne oldu” diyerek yanıma koşardı endişeyle, normal halimin artık böyle olduğunu bilmeden. sımsıkı sarılırdı, hallederiz derdi. halledemedim küçük kelebeğim, özür dilerim.
korkuyorum. hayatın ne getireceğinden, ne götüreceğinden. neye maruz kalacağımdan, neyi atlatamayacağımdan inanılmaz korkuyorum. daha neleri kaçıracağımdan, nelerden mahrum kalacağımdan, hangi pişmanlığımın peşimi bırakmayacağından deli gibi korkuyorum.
15.6.24