#Repost @_iremyasar_ (@get_repost) ・・・ Hayatı daha basit ve keyifli yaşamak için sadece sadeleşmek değil, bir de çok fazla göz önünde olmamak, ortalıkta çok fazla dolaşmamak, konuşmayı, bazı şeyleri bazılarına anlatmayı bile zaman kaybı olarak görmek gerekir. Neden mi böyle görmek gerekir? ‘Sen yanlış bir şey söyleyene kadar kimse seni dinlemiyordur’ diyor Murphy Yasalarının bir maddesi. Hele bir söyle de gör! O söylediğinin altından üstünden senin kast etmediğin ne anlamlar çıkarırlar ve seni nasıl yargısız infaz ederler bir gör! . Bir şey daha var bunları böyle görmek için. Onu da Gülten Akın söylüyor ve ‘Ah, kimselerin vakti yok / Durup ince şeyleri anlamaya’ diyor ‘İlkyaz’ isimli o güzel şiirinde. . . Ve tevazu. Alçak gönüllülük yani. Nedir alçak gönüllülük? Adamlıkta sade olmaktır alçak gönüllülük. Makam, mevki sahibi olmak, önemli adam olmak, büyük adam olmak değildir mesele. Mesele önce adam olmaktır. Büyük değil, önemli değil, değerli olmaktır. . Zira Tolstoy’un söylediği gibi; ‘Sadeliğin, iyiliğin ve doğruluğun olmadığı yerde büyüklük yoktur.’ Necip Fazıl’ın dediği gibi ‘Bazı insanlar alçak gönüllüdür. Bazıları ise alçak olmaya gönüllüdür.’ . Yüce Peygamberimiz huzuruna getirildiğinde korkudan titreyen kişiye: ‘Sakin ol, korkma, ben bir melik değilim, Kureyş’te kuru et yiyen bir kadının oğluyum’ demek suretiyle alçak gönüllülüğün en güzel örneğini vermiştir. O halde alçak gönüllü olalım, kimseye kibirlenmeyelim, büyüklük taslamayalım, elimizdeki mevki ve makamın verdiği güçle hiç kimseye iktidar göstermeyelim. Her şey geçicidir zira. Bir gün gelir makam da, mevki de, para da geçer gider. Onun için gücünü, kişiliğini makamından, parasından alanlardan ve en önemlisi ‘alçak olmaya gönüllü’ insanlardan uzak durmak gerekir. /Alıntı https://www.instagram.com/p/BrPiPyIFjXR3JlduLnyANNzfQuzB8dPIT2HSKE0/?utm_source=ig_tumblr_share&igshid=1bbtfncfxvg1y