Tumblr'da 14. yılımı dolduruyorum 🥳
Çüş diyorum.
sheepfilms
DEAR READER
hello vonnie
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
art blog(derogatory)
No title available

祝日 / Permanent Vacation

#extradirty
styofa doing anything
Sade Olutola
dirt enthusiast

JBB: An Artblog!

❣ Chile in a Photography ❣

tannertan36
todays bird
cherry valley forever
noise dept.

izzy's playlists!

ellievsbear
🪼

seen from United States

seen from Singapore

seen from Malaysia
seen from Germany

seen from France
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from Singapore

seen from Australia

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
@freudkafasi
Tumblr'da 14. yılımı dolduruyorum 🥳
Çüş diyorum.
Birilerini, bir şeyleri hayatımdan çıkarma konusunda hiç bir zaman başarılı olamadım. Şöyle bir geçmişe bakıyorum da hep geride kalan olmuşum. Mevsimler geçmiş, insanlar gitmiş. Ellerim, kalbim boşlukta süzülüyor. Şimdilerde hissettiğim kocaman bir boşluk ve tamamıyla karanlık. Oysa ki tam da yaşadığım Sabahattin Ali'nin dediği gibi,
"Gözümde tüten ne şehirler, ne insanlar, ne de kırlar ve ormanlardı. Açık denizleri, etrafında duvar olmayan, uçsuz bucaksız yerleri arıyordum. Ama ruhumuz böyle gökyüzlerinde uçup dururken birdenbire yere inip insan küçüklüğü ile karşılaşmak ne tuhaf oluyor. "
Vedalar zor gelir...
Van'a beşinci kez geldiğim için mi yoksa son kez geldiğim için mi bilmiyorum ama aşırı hüzünlüyüm. Her detayında bu yıl son keyfine var diyorum ve bu kendimi ikna çabası beni daha da üzüyor.
Bütün dostlarım, hep yanımda olanlar, derdimi sırlarımı bilen can yoldaşlarım birer birer gittiler. Ve ben bununla nasıl baş edeceğimi cidden bilmiyorum.
Yine üzülmemem gereken olaylara gereğinden fazla üzülüp kendime günleri zindan ediyorum. Bu da benim yaşamımdaki telafi edilemez açığım galiba.
Bundan sonraki hayatımda bir şehre yerleşip kimseyle yakın ilişki kurmayacağım. Ayrılıklar beni fazlasıyla yıpratıyor. Her noktanın, her sokağın, her anın anısı olan şeylerden bıktım usandım. Anı biriktirmek, birilerinin hayatında yer etmek istemiyorum.
Sadece öylesine tek başıma kalakalmak istiyorum...
Otuz
Normalde doğum günlerini asla önemsemem ve dikkat etmem ama bugün 1 şubat ve ben artık otuz yaşında bir kadınım. Bu biraz garip hissettiriyor. Yirmili yaşlar güzel, heyecanlı, hareketli ve fazlaca ızdırap doluydu. Ama hissediyorum ki otuzlu yaşlar keyifli olucak.
Sabah uçuşumda pilot bey ve ekibi havada doğum günümü kutlayarak beni güne şahane başlattı.
Güzel günler göreceğiz çocuklar...
Bir çocuk varlığını kimsenin varlığına feda etmek zorunda değildir ve bunu her sabah bağırarak, haykırarak zorla söylemeye mahkum bırakılmamalıdır.
'insanın kendine yolculuğu bitmez.'
h.demian
Bazen küçük bir umut hayata tutunmanı sağlıyor. Bütün herkes yabancıyken sana uzanan bir el seni yakın ediveriyor. Sıcak bir sohbet, içten bir merhaba güneşi bile farklı doğduruyor. Bir kitap alıyosun mesela 'al oku' diye hemencik bitirip anlatasın geliyo. Bu sefer tamam diyosun ben aradığım gönlü buldum, burası benim güvenli limanım.
Ve o an da bütün deniz alabora oluyor, gözünün ferini söndürüyorlar insanın. Ve yine aynı sona çıkıyor bütün mutluluklar.
Ben bu aptallığı nasıl yaptım!
Yine körü körüne inandım. Yine bağlandım ve yine yanıldım.
#eylül2018
Sen güçlü kadınsın.
Bu lafı duymaktan bıktım. Bıktım kelimesi hatta yetmiyor. Nefret eder oldum. Ben güçlü bir kadın değilim ya. Ben de kırılabilir, üzülebilir, ağlayabilir, saçmalayabilirim. Yıllarca hep içime ata ata ben güçlüyüm ben bununla da baş ederim diye diye mahvettim kendimi.
Ve bundan ötürüdür ki artık dayanacak gücü kendimde hissetmiyorum. Ben günlerce ağlamak, haykırarak bağırmak ve deli gibi uyumak istiyorum.
Ne yazıkki ailenin yanında depresyona da girilmiyor. Dört gün sonra yine gurbet ellere İran sınırına yolculuk var. Gideyim de sömestr tatiline kadar depresyondan çıkmayayım. Buna gercekten ihtiyacım var. Belki de tek çare cidden prozac. Bunca insan boşuna içiyor??
Duygusal olarak aşırı aşırı üzüldüğüm bir dönemdeyim. Bu kadar üzülmemem gerekiyor ama çok üzülüyorum. Şu son bir ayı tamamen silmek istiyorum beynimden.
Dua, minimalizm, ibadet, beden olumlama vs duygusal çöküntü.
(geçecek)
20.08. 2018
Burayı artık hafızama yenik düşmesin diye yaşadığım şeyleri not etme yeri ilan ediyorum.
*Tayinim çıktı. Artık bir ilçede değil il merkezinde yaşam mücadelesi vereceğim.
*2. Üniversite'den mezun oldum. 21 temmuzda dgs var ve asla çalışmıyorum. Hadi bakalım sen mi büyüksün ben mi ÖSYM.
*Bir arkadaşım dışında tayini çıkan çok fazla yakın arkadaşım yok. Bu onlar için kötü ama benim için iyi bir durum. Dostlarımın yanımda olması beni mutlu eder.
*Son zamanlarda kendimle alakalı övündüğüm bir durum var ki bu beni epeyce mutlu ediyor. No negative. Biri yanımda of bile dese arkamı dönüyorum. Yeter be yıldım milletin antin kuntin dertlerinden.
*Bir de 29 yaş müthiş bir dönem. Hiç bu kadar kendim olmamıştım. Birkaç yıl bu yaşta kalmayı planlıyorum.
Bazen bu saçmalığın içinde ne işim var diye bi düşünme geliyor. Saçmalık dediğim de dünya.
--bu ara aşırı sık duyduğum cümle 'gözlerinin feri sönmüş'.
--dün ev sahibimin Bitcoin işiyle uğraştığını öğrendim. Bana Bitcoinin varsa evi sana satam dedi. Girdiğim şoktan çıkamadan btc seminerleri yaptıklarını vs anlattı. Nabıyon sen ya?
--iki ay sonra ilk göz ağrım ilk tayin yerim olan İran sınırından ayrılacağım. Bu dünya için küçük benim için büyük bir gelişme. Fazla uzağa gitmiyorum neyse ki yeni yerleşim yerim yine İran'a çok yakın olacak.
-- yine iki ay sonra 2. Üniversite bitiyor. Seneye artık şu bir türlü bitmek bilmeyen yüksek lisansı bitireceğim.
--belli bir yaştan sonra denilen bir eşik var ben o eşikteyim sanırım. Bu beni aşırı zorluyor...
--eskiden hoppa zıppa yerinde duramayan ve asla enerjisi bitmeyen biriyken artık bildiğin salon kadını oldum. Bu benim kaldırabileceğim bi sey değil. Yirmili yaş enerjisini geri istiyorum.
#06042018
"üzülme" diye mesajlar geliyor. Okuyunca fark ettim bir şeye derinden üzülmeyeli o kadar uzun zaman olmuş ki. İnsan zamanla öyle bir noktaya geliyor ki şu an düşününce beni tek üzecek şey "sevdiğim insanların ölümü" olabilir. Sevdalar, hayattaki başarısızlıklar, beklentilerin karşılanmaması vs üzerine sigara yakılıp kısa surede atlatılacak şeyler oldu artık benim için. Birini ya da bir şeyleri kaybetme korkusu yok içimde. Herkesin ve her şeyin yeri doluyor hayatta. Size tavsiyem kırgınlıklarınızla hayata devam etmeyi öğrenin. Aksi pekte hoş olmuyor çünkü.
Ülkede benzin 6tl olmak üzere, eğitim sistemi çökmüş, ekonomi yerlerde. Ülke olarak tek derdimiz cam filmi yasağı. Aman arabada kimse burnumuzu karıştırdığımızı görmesin de. Bize ne ekonomiden, eğitimden.
Birilerinin hayatından bir anlık neşe, olağanüstü bir tat, görülmesi gereken bir gösteri, eşine az rastlanır bir duygu olarak gelip geçiyorum. Sonra bir gün duvarlar yıkanıyor ve ben anılardaki yerimi bile koruyamıyorum.
Ayda 120 saat ders, 192 saat nöbet, 40 saat kurs şekilde çalışıyor, 2. Üniversite, dgs +ales+ yks'ye hazırlık yapıyor ve bütün bunlara ek olarak haftanın 5 günü dışarda arkadaşlarımla müptezellik yapabiliyorsam bunlar robot olduğum için değil bi şeyleri örtbas etmek için olabilir mi diye kimse dusunmuyor. Ama ben düşünüyor ve üzülüyorum. Şubat'ta Ukrayna'ya gitcem.Donarak ölmek için ne müthiş bir fırsat.
Gelecekle alâkalı tek hayalim Ankara Kurtuluş parkında bir banka oturup gençliğimi nerede yediğimi düşünmeden bütün gün geleni geçeni izlemek.
Önyargılı ve korkuyla gittiğim Diyarbakır'dan gözü yaşlı ayrıldım. Bir şehir bir insanı ne kadar derinden etkileyebilirse o kadar etkiledi beni. Tarihi, dokusu, insanı, mimarisi, sokakları, yemekleri, Dicle'si, karpuzu, sürekli kimlik kontrolüyle geçen diken üstü yolculuğu… Hasan paşa hanı, sülüklü hanı, surları, ongözlü köprüsü, ulu camii nasıl guzeldiniz. Havası ciğer kokan şehir seni gönlümün en güzel yerine koyuyorum. Belki bir gün yine karşılaşırız…