Bir Ölüm Ancak Bu Kadar Ölümsüz Olabilirdi. RUHUN ŞAD OLSUN MAVİ GÖZLÜ DEV ADAM ! #MustafaKemalAtaturk
YOU ARE THE REASON

Origami Around
Claire Keane
i don't do bad sauce passes

ellievsbear
ojovivo

roma★

JVL
he wasn't even looking at me and he found me
sheepfilms
Alisa U Zemlji Chuda
Peter Solarz

blake kathryn
trying on a metaphor
I'd rather be in outer space 🛸
NASA
art blog(derogatory)
d e v o n
$LAYYYTER
Game of Thrones Daily
seen from Italy
seen from United States
seen from T1

seen from Croatia
seen from Italy

seen from United States
seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from France
seen from United States

seen from United States

seen from Türkiye

seen from United Kingdom

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
@fthugr
Bir Ölüm Ancak Bu Kadar Ölümsüz Olabilirdi. RUHUN ŞAD OLSUN MAVİ GÖZLÜ DEV ADAM ! #MustafaKemalAtaturk
#güneşin #havanın #son #anları 😀😀 (Seğmenler Parkı)
3 A yorulmuş 😑😑😑 (Kırkkonaklar)
#gene #mac #gene #malubiyet #bıktım
Spor spor spor.... (Yenimahalle, Ankara)
Bayram temizliği 😄😶😶😶 (Atilla Eşer Caddesi)
#huzur.... (Ahlatlıbel Spor ve Dinlenme Tesisleri)
”Gökyüzünü öpmek isterdim gözlerimle değil dudaklarımla. Yoruldum bulutları kirpiklerimde taşımaktan. Delilik mi dedin? Kim bilir… Belki de yerde sürünmenin bir tepkisidir bu,ya da ne bileyim bilinçsiz bir aykırı olmak duygusu. Gökyüzü de olmak isteyebilirdim değil mi? Kim ne diyebilir ki?”
Ben ne günah işledimde bunu hakkettim.... (Türk Telekom GM)
“Sevgili Bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.
İnsanları, eski karıma yapmış olduğum gibi, büyük bir boşluk içinde bırakmasaydım. Kendimden de kaçıyorum gibi beylik bir ifadenin içine düşmeseydim. Bu mektubu çok karışık hisler içinde yazıyorum gibi basmakalıp sözlere başvurmak zorunda kalmasaydım. Ne olurdu, bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım; ya da bazı sözleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım. Sana diyebilseydim ki, durum çok ciddi Bilge, aklını başına topla.
Ben iyi değilim Bilge, seni son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim. Gerçekten de o günden beri gözüme uyku girmeseydi. Hiç olmazsa arkamda kalan bütün köprüleri yıktım ve şimdi de geri dönmek istiyorum, ya da dönüyorum cinsinden bir yenilgiye sığınabilseydim. Kendime, söyleyecek söz bırakmadım. Kuvvetimi büyütmüşüm gözümde. Aslında bakılırsa, bu sözleri kullanmayı ya da böyle bir mektup yazmayı bile, ne sen ne aşk ne de hiçbir şey olmadığı günlerde kendime yasaklamıştım. Sen, aşk ve her şeyin olduğu günlerde böyle kararlar alınamazdı. Yaşamış birinin ölü yargılarıydı bu kararlar. Şimdi her satırı, “bu satırı da neden yazdım?” diyerek öfkeyle bir öncekine ekliyorum. Aziz varlığımı son dakikasına kadar aynı görüşle ayakta tutmak gibi bir görevim olduğunu hissediyorum. Çünkü başka türlü bir davranışım, benimle küçük de olsa bir ilişki kurmuş, benimle az da olsa ilgilenmiş insanlarca yadırganacaktır. Oysa, sevgili Bilge, aziz varlığımı artık ara sıra kaybettiğim oluyor. Fakat yaralı aklım, henüz gidecek bir ülke bulamadığı için bana dönüyor şimdilik. Biliyorum ki, bu akıl beni bütünüyle terk edinceye kadar gidip gelen aziz varlık masalına kimse inanmayacaktır.
Bazı insanlar bazı şeyleri hayatlarıyla değil, ölümleriyle ortaya koymak durumundadır. Bu bir çeşit alın yazısıdır. Bu alın yazısı da başkaları tarafından okunamazsa hem ölünür ve hem de dünya bu ölümün anlamını bilmez; bu da bir alın yazısıdır ve en acıklı olanıdır. Bir alın yazısı da ölümün anlamını bilerek, ona bu anlamı vermesini beceremeden ölmektir ki, bazı müelliflere göre bu durum daha acıklıdır. Ben ölmek istemiyorum. Yaşamak ve herkesin burnundan getirmek istiyorum.
Bu nedenle, sevgili Bilge, mutlak bir yalnızlığa mahkum edildim. (İnsanların kendilerini korumak için sonsuz düzenleri var. Durup dururken insanlara saldırdım ve onların korunma içgüdülerini geliştirdim.) Hiç kimseyi görmüyorum. Albay da artık benden çekiniyor. Ona bağırıyorum. (Bütün bunları yazarken hissediyorum ki, bu satırları okuyunca bana biraz acıyacaksın. Fakat bunlar yazı, sevgili Bilge; kötülüğüm, kelimelerin arasında kayboluyor.)
Geçen sabah erkenden albayıma gittim. Bugün sabahtan akşama kadar radyo dinleyeceğiz, dedim. Bir süre sonra sıkıldı. (İnsandır elbette sıkılacak. Benim gibi bir canavar değil ki.) Bunun üzerine onu zayıf bulduğumu, benimle birlikte bulunmaya hakkı olmadığını yüzüne bağırdım. (Ben yalnız kalmalıyım. Başka çarem yok.) …”
Oğuz Atay
Bunu hayatımda bir kaç kez yaşamıştım. Arkadaşımın dedi gibi bazı kararları almak hiç kolay değilmiş hele hele bütün hatalarına kusurlarına rağmen sevdiğin birini bırakıp gitmek ve görmemek hiç kolay değilmiş biliyorum ben geride seni bırakıyorum ben kendimi bırakıp gidiyorum aslında o küçük kalpimi kocaman hayallerimi bırakıp gidiyorum ben masallarımı bırakıp gidiyorum onları tüketim ben burada sende tüketim şimdi tekrar başa dönüyorum ve yanımda beni ayakta tutacak bir şey yok be seni suçlamıyorum belkide insanın masallara değil büyümeye ihtiyacı vardır bu kararı vermek hiç kolay olmadı be hayat ben çok düşündüm her defasında seni affetme eşiğinde buldum seni affetmek kolay olandı zor olansa affedememk ben artık zor olanı seçiyorum bir şans daha verseydin ben belki daha çok yikilacaktim bende her defasında belki daha kötüye gidecektim ben seni çok sevdim be ben seni kutup yıldızım dedim ben seni bütün hatalarınla ve kusurlarinla çok sevdim ama sen bana doğru yolu gösteremedin...
Bak en zoru sevilmemek değil. En zoru sevilmediğini sonradan fark etmek.
Hiç kimseyi anlamıyorum. İnsanların arasına karışıp onlara uyduğum için de kendimden nefret ediyorum.
oğuz atay
“Çok konuşuyorum kendimle bugünlerde. Ne yapayım? Başkalarının sohbetinden hoşlanmaz oldum..”
-Oğuz Atay
Bazı yüzlere başkaları yazılmıştır Gülüşlerinde sıralarını bekleyen Kapalı susmaları yazılmıştır Kendi kendini kilitleyen
Konuşmak isterler ama neyi kime Yoktur ‘lar İsterler bir yakınmayı açıklamak Karşıtlarını kendileri doğuran sorular Bir yanıt ararlar
Özdemir Asaf, Benden Sonra Mutluluk s.229 ‘Adsız Şiirler’ Görseller: André Brasilier
Belki bir Sherlock Holmes değilim ama karaktersizliği yüzüne yansıyan bir insanı çözmek çokta zor olmasa gerek.