tumblr dot com
Cosimo Galluzzi
we're not kids anymore.
cherry valley forever
i don't do bad sauce passes

JBB: An Artblog!
ojovivo
Jules of Nature

blake kathryn
Not today Justin
Stranger Things
occasionally subtle

★

if i look back, i am lost
Lint Roller? I Barely Know Her
dirt enthusiast
RMH

Janaina Medeiros

⁂

shark vs the universe

seen from United States

seen from Türkiye
seen from T1
seen from Malaysia
seen from United States

seen from Spain

seen from Türkiye

seen from United States
seen from United Arab Emirates

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Italy
seen from United States
seen from Malaysia

seen from United States
seen from Ecuador

seen from Türkiye

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Lithuania
@gecekalan
icat çıkarma başımıza
İlerde içinden seslerimizi duyabildiğimiz kutular olacak ve işte o zaman birbirimizi dinlemeye başlayacağız. Bir şey için artık çok geç ama henüz her şey için çok erken..
iz v2
seni sığdırabilirdim bu zamansız boşluğa
fakat hayat o kadar uzun değil
hafızam yetmiyor yazdıklarımı sığdırmaya
sonrası belirsizlik alabildiğine bir göç
uzanan yastığa ve yanlarına
“ - When the truth offends, we lie and lie until we can no longer remember it is even there.
- But it is still there.
- Every lie we tell incurs a debt to the truth.
- Sooner or later, that debt is paid. “
Singapore National Youth Orchestra Conductor: Tan Wee Hsin. Performed at Esplanade Concert Hall, Singapore 10 April 2012, 7.30pm
mücver kokusu ve seyit battal gazi
...evin ağır havası eşliğinde uyuyan kanepe sakinleri, akşam yapılacak olan sazlı sözlü bir meyhane senfonisine katılmaya karar verirler. bu sırada projeksiyondan duvarda ki perdeye savrulan battal gazi bütün planları altüst eder...
teklif
Evlen benimle, sana her gün kahve yapayım. Başucunda saçlarını okşayıp, kitap okuyayım. Evlen benimle akşamları çay demleyim sana. Hatta şekerini atıp ben karıştırayım. Şekersiz içiyorsan da karıştırayım. Karıştırayım ki kokun burnumda erisin. Evlen benimle, kalemin olayım. Olayım ki sayfa sayfa yazayım seni, tekrar tekrar sana okuyayım.
bir garip mesele
yazmak değil mesele, söylemek. seni söylemek herkese, herşeye. adını sabaha fısıldamak gece rüyalarda yankılanan. öldürmek sessizliği, söyleyişlerle her seferinde. mesele yazmak değil, yırtıp atmak hayattan sensizliği.
02:36
saat sabahın dördü ruh debelendi durdu göz gömüldü karanlığa kapakları yandı kurudu
Hayata Tersten Başlasaydık
“Yaşamın en tatsız tarafı, sona eriş şeklidir. Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel, hatta mükemmel olurdu.
Nasıl mı?
Cami'de uyanıyorsunuz. Bir tahta sandık içerisinde, herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette. Tabuttan doğruluyorsunuz, yaşlı, olgun ve ağırbaşlı olarak. Herkes etrafınızda, büyük bir itibar, iltifatlar, çocuklar, torunlar hepsi hazır. Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz. Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızı alıyorsunuz. Ne güzel, hazır maaş, hazır ev... Altmışlı yaşlara kadar her şey garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz. Sağlığınız gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz. Bir gün calışmak istiyorsunuz ve işe ilk başladığınız gün size hoşgeldin hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyorlar. Tecrübeli bir insan olarak işe başlıyorsunuz. Herkes karşınızda el pençe divan... Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor. Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz. Diğer hormonal aktiviteler artıyor, fevkalade... Aman ne güzel günler başlıyor... Derken bir gün patron size artık Üniversite’ye gitsen daha iyi olur diyor. Bu arada babanız ortaya çıkmış, "Fazla çalıştın" diyor, "Artık eve dön, işi bırak, okumaya başla, harçlığın benden olsun..." Keyfe bakar mısınız? Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor. Ekmek elden, su gölden bir dönem başlıyor. Partiler, diskotekler... Kızların sayısı artıyor. Derken anne ve babanız sizi götürüp getirmeye başlıyor, araba kullanma derdi de yok artık... Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, "Evde otur, keyfine bak, oyuncaklarınla oyna." diyorlar... Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile temizliyorlar. Hatta bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz. Derken anneniz bir gün size süt verme kararını alıyor ve başka bir keyifli dönem başlıyor. Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır. Bir gün karanlık ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz. Beslenmek için ağzınızı açmaya dahi gerek yok. Bir kordondan besleniyor, sıcacık, yumuşacık, gürültüsüz ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz. Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz. Ve günün birinde müthiş keyifli bir orgazm ile hayatınız bitiyor.."
- Can Yücel
Özü aslı hayatın aşka olan yolundur
susarak özlüyorum
"sözcüklerim varmıyor uzaklığına, suskundur takvimlerde adım üstelik, bir bir düşüyor bütün öpmelerim, ağır yenilgiler alarak. kalbimse sildi bütün defterlerde, adresini, yokluğunu kıyamet bilerek.
sadece susarak özlüyorum seni hiç tanımadan, ne garip. sense uzaklara çivili, bir deniz gibisin resimlerde.
dokunsan dersim olur göçerim mecburen, yalnızlığın on milyon olur, istanbul duydum çok sonra, adın önemli değil, acın aynı tadı veriyor zaten.
ıslık çalan zamanlardan gelmiştim, bilirim bulutları eskitmenin güzelliğini, zaman, o zaman değil şimdi, güneş yine doğar bu kente, ama gözlerin... gözlerin...
şimdi adı yok hiç bir sevgilinin, sıcak dokunuşunda dağılan, binlerce öpücüğün.
işte, buna bıçak çekiyorum, bir kadın, aşkını savunan bir çocuk gülüşü gibi ince, bir havalanış... yok belki de çekip vurmak, bütün uykuları göz kapaklarında."
- Fadıl Öztürk
"özellikle parliament sinema kulübü onlar uykudayken sundu pazar gecesi sinemasını" :)
1022 01:14:10,506 —> 01:14:12,626 Çok yüce bir Tanrı, tüm kainatı yaratıp… 1023 01:14:13,520 —> 01:14:16,440 …daha sonra var olduğuna dair delil vermedi mi? 1024 01:14:16,680 —> 01:14:17,720 Yoksa… 1025 01:14:18,080 —> 01:14:21,280 …O hiç yoktu da kendimizi küçük ve yalnız hissetmememiz… 1026 01:14:21,480 —> 01:14:24,080 …için O’nu biz mi yarattık?
Contact (1997)