Kalbim biraz kırıldı da yara bandınız var mı arkadaşlar
Misplaced Lens Cap
will byers stan first human second

titsay
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Stranger Things
Sweet Seals For You, Always
Xuebing Du
wallacepolsom
TVSTRANGERTHINGS
macklin celebrini has autism

tannertan36
Cosmic Funnies
Mike Driver
Sade Olutola

oozey mess
ojovivo
The Bowery Presents
we're not kids anymore.

#extradirty
almost home

seen from Türkiye
seen from United States

seen from Malaysia
seen from T1
seen from United States

seen from United States
seen from Thailand
seen from T1

seen from Türkiye
seen from Australia

seen from T1
seen from Russia
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Netherlands
seen from Malaysia
seen from T1
seen from Venezuela

seen from United States
seen from Malaysia
@gecemavisisblog
Kalbim biraz kırıldı da yara bandınız var mı arkadaşlar
"Olanlara mı üzülelim olmayacaklara mı?"
Yedek Anahtar
Etrafımızda sürekli bize yalnız olmadığımızı düşündüren insanlar var. Evet sadece düşündüren ama hissettiremeyen insanlar… Yeni bir dostluk, aşk, arkadaşlık o kadar harika, güzel duygularla başlarken… Neden bir süre sonra monotonlaşıyor? İnsanlar neden sizden sıkılıyor gerçekten anlamış değilim. Size her gün neler yaptığınızı, gününüzün nasıl geçtiğini, neler olduğunu soran insanlar neden aniden sizi yedek bir anahtar olarak görmeye başlıyorlar. İnsanın sonsuzluk tutkusu, daha iyiye sahip olma bencilliği, daha mutlu olma çabası… Bunlar da aslında birer çıkar ilişkisi ve ben çıkar ilişkilerinde boğulmak istemiyorum. Çıkarsız bir hayat sürmek mümkün değil. Mutlaka bizim de çıkarımız doğrultusunda hareket ettiğimiz zamanlar olmuştur. Ancak bunları neden sevdiğimiz, dostum dediğimiz insanlara yansıtıyoruz. İletişimi nirvanadan başlatıp Konya ovasına indirmek mi olması gereken yoksa ufak ufak tırmanıp merdivenin tepesine ulaşmak mıdır ilişkilerin değeri? İlişkilerimizi değersizleştiren bizlerin ta kendisiyiz. Haddinden fazla değer verdiğimiz insanlardan karşılık beklemek belki de en büyük hatamız bizim. Çünkü siz haddinden fazla değer verdiğiniz insana, yaptığınız uffffacık olumsuzlukta değişmişsiniz gibi hissetiriyorsunuz. Bana dostluğun belli bir raya oturduktan sonra tarafların değişebileceğini ilgisizleşebileceğini söylüyor. Dostluk bu değil arkadaşlar, dostluk sizin canınız istediğinde yanında olacağınız ama canınız istemediğinde ortadan yok olacağınız, karşı tarafın duygularını, hislerini, varlığını dahi sorgulamasına neden olabileceğiniz bir şey değil. Dostluğun kutsallığına inanıyorum. İnancımı kıranlara değil…Eğer ben attığım mesaja saatte bir cevap alıyorsam, eğer benim attığım mesajlara yanıt vermek yerine instagramda random postlar beğeniliyorsa, bir instagram gönderisi benim dostumdan daha önemliyse bana orada kimse dostluktan bahsetmesin. Sahte ilişkilerinizi lütfen kendinize saklayın. Kimseyi maskotunuzdaki yedek anahtar yapmanızın lüzumu yok. Lütfen artık yakın arkadaş olmanın anlamını çözerek bir ilişkiye başlayın. Kimseyi yalnız hissettirmeye hakkınız da yok. Sağlıcakla kalın
“Seni gönlümde fazla büyütmüşüm.”
Çok yoruldum. Bazı şeyleri kaldırmaya gücüm yok artık. Çöktüm. Bittim. Mahvoldum. Yoksun. Nerdesin bilmiyorum. Sadece beş dakika göreyim diye dua ediyorum. Yalvarıyorum. “Ne olur göreyim Allah’ım,ne olur”diye. Yine göremiyorum. Allah insanları en sevdiği şeylerden imtihan edermiş hep. Benim imtihanımda sensin. Bu yolda yerle bir olmak istemiyorum. Ama çok yoruldum. Tökezliyorum artık. Sadece şunu bil, ben artık bunları kaldıramıyorum. Ama bunca yükle tökezleyerek sana geliyorum…
Hani senin o güzel kelimelerin, çılgınlıkların, şarkıların?
Takvimden başka ne değişti ki?
Senden sonra kalbimin hiçbir insanın yanında kıpırdamadığını fark ettiğim andan beri hayatıma kimseyi almaya çalışmıyorum. Bırak hayatıma birini almaya çalışmayı, kimseyi tanımaya bile yeltenmiyorum. Galiba başkasını sevemeyeyim diye giderken yanında götürmüşsün kalbimi. Senden sonram da seninle gitmiş sanki. Bir Allah'ın kulunu sevemiyorum. Kimseye karşı en ufak birşey hissetmiyorum. Hissedemiyorum. Doğduktan sonra kulağıma okunan ezandan sonra bu hayatta yalnızca seni seveceğim fısıldanmış gibi. Öyle bir boşlukta sıkışıp kalmışım ki ne senden önce doğru dürüst sevmişim ne de senden sonra bir başkasını sevebileceğim. Bu bana bir ceza mı yoksa çaresizlik mi bilmiyorum. Sadece şunu biliyorum; Ben senden başkasını sevemiyorum. Seninle koptuktan sonra gidip hayatıma kimseyi almadım. Bende bıraktığın yarayı başkalarıyla sarmaya çalışmadım. Kendiliğinden iyileşmesini bekledim. O yara mikrop kapmasın diye kimsenin ona elini sürmesine bile izin vermedim.
Kalbim, beni umursamayan bir adamı sevmekten paramparça oldu.
Sanki evim diye sana gelmişim de tavanı üzerime yıkılmış.
Yazık ettik uyumamız gerekirken, düşündüğümüz gecelere.
şimdi sor bana bir daha gelir miyim
Gelirim.
Kaan'ın Ahu'yu sevdiği gibi seviyorum seni.
İnsan gitmeyecek birisine ihtiyaç duyuyor bazen. Hatta çoğu zaman. Varını yoğunu anlatmak istediği, başını omuzlarına koyup ağlamak istediği birisinin varlığını hissetmek istiyor hayatında. Hayatı ve kendisiyle ilgili her konuyu yalan söylemeden saklamadan söylemek istediği birine ihtiyacı var insanın. Yan yana olmaya gerek yok. Telefonda bile ağlamak istiyor, onun karşısında. Telefonun ucundan varlığını hissettirdiğini hatırlatan birisine ihtiyaç var. Hiç gitmeyecek birine..
Düzenli olarak düzensiz bir hayat yaşıyorum.
Özlüyorsun, hatta öyle özlüyorsun ki için gidiyor. Onun gittiği yetmezmiş gibi bir de için gidiyor. İç gider mi? Acır mı insanın içi?
Kalp bu alt tarafı. Neden kan pompalamaz sadece, neden görevini yapmaz yalnıza?
İnsana rahat batıyor gerçekten. İlla ki uykusuz kalacağım, illa ki beklentilerim karşılanmayınca canım yanacak, hayaller suya düşecek. İçim acıyor. Anlamıyorsun. Içimi kelebek yuvasına çevirebilirsin. Bu elinde ama sadece gidiyorsun ve benim içim gidiyor.