“İçim”den gelenler - 5
(Son günlerde üstbenimle sohbet etmek beni oldukça rahatlatmıştı. Nezlem durmuş, iki tane de iş teklifi gelmişti. İki iş de gayet iyiydi ama ben biraz panikledim, heyecanlandım. İki iş de birbirinden çok farklıydı ve nasıl karar vereceğimi, hangisini ya da ikisini birden mi kabul edeceğimi bilememiştim)
Ben: Tüm bunları düşününce kontrolü ele alıp bir karar vermem gerekiyormuş gibi hissediyorum. Ne dersin?
İçim: Biraz duralım Onur. Hiç acele etmeyelim çünkü acele etmemizi, hemen karar vermemizi gerektirecek bir şey yok. Öyleyse yapmamız gerekenleri yapıyoruz, üstümüze düşen görevi yerine getiriyoruz ve yolumuza bakıyoruz.
B: Sadece X abiye(İlk teklifi yapan) bir cevap vermek ve bu konuda net olmak konusunda sıkıştırıyorum kendimi.
İ: Görüyorum. haklısın da! Bir an önce bu konuyu kapatmak istiyorsun çünkü bir şeyler net olmayınca oran buran oynuyor, rahat duramıyorsun:) Sen nasıl istersen öyle yap. Unutma, asla hiçbir konuda yanlış yapamazsın! Çünkü öyleyse öyledir. (Burada üstbenim bana “içinden gelen doğrudur, nasıl bir cevap vermek istiyorsan, o cevabı ne zaman vermek istiyorsan öyle yap, içinden öyle geliyorsa yanlış olamaz” diyor.)
B: Peki, paniğimi sevgiyle kabul edebilirim o zaman. Ama zaten istesem de yapamıyorum bir şey. Ama yapacaksam da telaşla, panikle yapmama gerek yok. Y’de(İkinci iş teklifini yapan) zaten hızlı hızlı çözmeye çalışıyor, beni de panikletiyor. Onunl... (sözümü kesiyor)
İ: Öyleyse bunca akan şey arasında sen sakin ve merkezinde kalabilir misin? Ne istediğini ve ne istemediğini iyi bilen ve gerekli olduğunda bunları doğru ve net şekilde anlatabilen biri olmak için sakin ve merkezinde kalabilir misin? (Ben “evet” diyorum içimden) O zaman sorun yok Onur. Daha çok teklif alacaksın, pek çok iş gelecek ve sen bazı kararlar almak durumunda olacaksın. O yüzden temelinde sağlam ve kararlı durabilmek için sakin, soğukkanlı, güvende ve merkezinde kalman çok önemli olacak.
Rakamları da kafana takma. Senin dışında, senin dışındaki insanlar arasında gelişen bir durum u. Sen sadece sana söyleneni, sana tavsiye edileni dinledin. Suçlu hissetmene gerek yok. (İşlerden biri için menajerimi arayıp “bütçeye ne rakam söylemeliyim?” diye danıştım. Onun söylediği bütçe benim düşündüğümün 10 katıydı. Şoke olmuştum! Ama menajerim “bu işin normali bu, sakın çok düşük bir şey söyleme” dedi. Ben 10 katını söyleyemedim tabi ama neyse ki beş katını söyleyebildim! Üstbenim de buna istinaden “piyasa koşulları böyle, sende bunu keyifle kabul et” diyor burada. Ben ise “ayıp br şey yapıyormuşum gibi hissediyorum)
B: Ama öyle hissediyorum! Bir günlük iş için bu kadar para alıyorum! Herkesin bu kadar çok kazanmasına inanamıyorum zaten. Ben de mi onlardan biri olacağım? (Suçluluk hissi devam ediyor)
İ: Biliyorum, olağandışı geliyor sana. Ama bunun ne zararı olduğunu benimle paylaşır mısın? Beraber karar verelim istersen bu duruma?
B: Yani bunca paraya gerek olmadan da yaşayabiliriz hayatımızı. Herkes hırslı hırslı para alıyor, para konuşuyor sürekli. Herkes daha çok kazanmanın, yolmanın peşinde. Aç insanlar var ya da o parayı zor kazanan insanlar! Niye böyle bir adaletsizliğin içine gireyim ki?
İ: Peki nasıl bir adalet dağıtmak isterdin?
B: Herkes ayda 4-5 bin tl kazansın ve herkes o parayla her istediğini alsın. Bence parayı hiç dert etmemeli “kazanacak mıyım, kazanamayacak mıyım?” diye dert etmemeliyiz. Ben Mercedes’le gelen bir adam görüp de paraya susamamalıyım. Bu kadar hırsala parayı istememeliyim. O Mercedes benim doğalım olmalı. (Geçenlerde çok güzel bir Mercedes’le bir misafir gelmişti ve arabasına çok özenmiştim)
İ: İşte sana fırsat; istersen o Mercedes senin doğalın olabilir Onur! Parayı düşünmeden parayı kazanabilirsin. Hırslanmadan, kıskanmadan, sinirlenmeden! Ve bunun için hiçbir şey yapmana gerek olmadığını görebilirsin. İnsanlar(ve sen de) bulunduğunuz yerden çıkmanın parayla olduğunu, dünyadaki sefaletin “parayı daha çok kazananlar” yüzünden olduğunu sanıyorsunuz. Halbuki herkesin deneyimi farklı olduğu için bunu yaşıyoruz. Sen “sengin ol” diye gelmiyor bu para! Sen bu parayla beraber yeni bir deneyime kapı açıyorsun.Senin hayal ettiğin gibi olmayacak bu deneyim. Çünkü sen “parayla, ona bağlı bir hayat kurmayı” hayal ediyorsun. O yüzden altında korku da var! Kaybetme, hep kazanamama korkusu. Sen şu an o yolun yolcusu değilsin ve olmadığını da göreceksin. Parayla kurduğun hayallerle, deneyimleyip yaşayacağın hayaller farklı olacak. Ve bu işten ne kadar para kazanırsan kazan, sorunlarının üstünü örtemeyeceksin! Para kurtarıcı değildir Onur, bunu göreceksin. Her daim verilmesi gereken kararlar, atılması gereken adımlar vardır. Sen bunları görüyorsun. Lütfen acele etme. Deneyimle, yaşa... Sonra beraber bakarız; hayal ettiğin gibi mi yoksa değil mi?
Sen sadece bir iş aldın ve gördüğün gibi şu an hiçbir sorununu çözmedi. Daha çok işin var. Adım adım yürüyecek, her gün bir şeylerle karşılaşacaksın ve sakin, soğukkanlı Onur olarak hepsini anlayacaksın.
B: O zaman anladığım kadarıyla her adımımızda “nasıl yaşayacağımızı” anlıyoruz. Güvenli, huzurlu, mutlu, sakin ve merkezinde nasıl yaşanacağını, gerçek huzuru uzun uzun, hafif hafif deneyimlemeyi, yaşamayı anlıyoruz. Huzuru paranın getirmediğini, hayatı nasıl yaşadığımızla ilgili olduğunu anlıyoruz.
İ: Tam da bu!
B: Şimdi daha iyiyim. Çok şaşırttın beni! Hiç bunları duymayı beklemiyordum. Parayla uçuyor, ama aynı zamanda suçlu hissediyordum, kesildi şu an. Teşekkür ederim, kendimi çok iyi hissediyorum. Parayı alıp üzerime giymedim ya da başka bir insan olmadım. Sadece bir iş yapıyorum ve belli bir para alıyorum. O sırada da diğer işte çalışabilirim. Çok güzel bir dersti, çok teşekkür ederim.
Not: Bu sohbetten sonra teklif ettiğim bütçeye “gayet normal” diye geri dönüş yaptılar:) Ben ise şu an bu rakamları çok normal karşılıyorum.
(5 Ekim 2020)










