Mike Driver

oozey mess
official daine visual archive
he wasn't even looking at me and he found me

izzy's playlists!
No title available
macklin celebrini has autism
ojovivo
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
tumblr dot com

pixel skylines
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
$LAYYYTER

tannertan36

@theartofmadeline
Claire Keane
KIROKAZE

No title available
𓃗
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

seen from Germany

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from India
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Singapore

seen from France
seen from United States

seen from France

seen from United Kingdom
seen from Pakistan
seen from United States
seen from Malaysia
seen from France

seen from Bangladesh

seen from Singapore
@gezgoryasa
Hobbit House, New Zealand
A bird’s-eye view of an open-bow runabout. Photographed by Jeffrey Milstein. See more aerial photos in our August issue! #floatingislands #viewfromabove #boating
Thompson Falls | Kenya (by Nacho Coca)
Yunan adalarının en pervasızı ve en uykusuzu olarak şöhret yapmış Mykonos, yakından bakınca hem huzur vadediyor hem de saklı zevkler.
İŞTE ÖZGÜRLÜK
Kaieteur Falls, Guyana.
Bora Bora, Fransız Polinezyası
Karadeniz'de konaklama ve tadım
Karadeniz’de lezzet avı isimli yazımızda Karadeniz’in birbirinden leziz yemeklerini tadıp birbirinden güzel ve otantik mekanları gezmiştik. Bu yazımızda Karadeniz’de konaklayabileceğiniz yerlerden ve lezzet avına çıkabileceğiniz mekanlardan bahsettik.
Nasıl Gidilir?
Doğu Karadeniz’e ulaşmak için THY, Onur Air, Sunexpress ve Pegasus’un tarifeli uçuşlarıyla Trabzon’a ulaşabilir ya da THY veya Pegasus ile Batum’a geçebilirsiniz. Trabzon’a indiğinizde havalimanında birçok rent-a-car acentası mevcut. Buradan araba kiralayarak turunuza başlayabilirsiniz. Trabzon’dan sonra Sürmene’deki Memiş Ağa Konağı’nı ziyaret edebilirsiniz. Rize şehir merkezini de geçtikten sonra Çayeli’nde Çayeli kuru fasulyesinin tadına bakmayı unutmayın! Çayeli’nde sonra Laz ilçeleri başlıyor. Lazlar ağırlıklı olarak sahil boyunca sırasıyla Pazar, Ardeşen, Fındıklı, Arhavi ve Hopa’da yaşıyor. Pazar ve Ardeşen arasından içeri doğru girerek Çamlıhemşin ve çevre yaylalarında Hemşin kültürünü yaşayabilirsiniz. Eğer araba kiralamayı düşünmüyorsanız, seyahatinizi Hopa’da başlatıp Trabzon’da noktalamak da bir seçenek.
TRABZON
Novotel Trabzon: Merkeze yakın ve konforlu bir otelde konaklamak isteyenler için biçilmiş kaftan. Havaalanına 5, şehir merkezine 10 dakika uzaklıkta. Cumhuriyet Mah. Kaşüstü Beldesi, Yomra; 0462/455-9000; novotel.com; çift kişilik odalar 90 Euro’dan başlıyor.
Taşkonak Butik Otel: Trabzon’un tarihi merkezinde taş bir konakta yer alıyor. Esentepe Mah. Yavuz Selim Bulv. 89; 0462/325-7717; taskonakbutikotel.com.tr; çift kişilik odalar 150 TL’den başlıyor.
Taşkonak Butik Otel
RİZE
Ekodanitap: Mekâna ulaştıktan sonra bambaşka bir dünyaya gelmişsiniz gibi hissettiren otel, ağaç evler ve bungalovlardan oluşuyor. Çamlıhemşin ilçe merkezine 5 dakika uzaklıkta. Arabanızı park ettikten sonra 10 dakikalık patikayı yürüyerek ulaşıyorsunuz. Aşağı Çamlıca Mah. Çamlıhemşin; 0464/651-7787; çift kişi yarım pansiyon konaklama 140 TL.
Moyy Mini Otel: Çamlıhemşin ilçe merkezindeki bu butik otel, Londra’da moda tasarımı eğitimi aldıktan sonra memleketine dönen Özlem Erol tarafından işletiliyor. Merkez Mah. İnönü Cad. 35/b; 0464/651-7497; moyyminiotel.com; çift kişi yarım pansiyon konaklama 180 TL.
ARTVİN
Ezmoce Köy Evi: Ünlü tulum sanatçısı Birol Topaloğlu’nun “çocukluk hayalim” dediği Ezmoce, Çamlıhemşin civarında yıkılmaya yüz tutmuş ve Hemşin mimarisinin tipik örneklerinden İbalişi Oxori’nin (İbrahim’in Evi) ustalar tarafından sökülüp Arhavi’ye taşınmasıyla hayat bulmuş. Mekândaki her detay özenle düşünülmüş, zevkli bir seçimin eseri. Cumhuriyet Mah. Eski Kavak Yolu üzeri asma köprü karşısı, Arhavi; 0466/312-8686.
TRABZON
Çardak Pide: Bol yağlı ve kıtır pideleriyle meşhur Çardak Pide, 1989’dan beri Trabzon’un en ünlü pidecilerinden. Uygun fiyatlarıyla dikkat çekiyor. Uzun Sok. 4; 0462/321-7676.
Çınar Lokantası: Turistik merkezin tam kalbinde yer alan lokanta, şehrin en iyilerinden. 1975’ten beri hizmet veren mekân, bir aile işletmesi. Gazipaşa Mah. Atatürk Alanı Taksim Merkezi No:2/B; 0462/326-7766.
Dört Mevsim: Pazarkapı mahallesinde yerel ürünler alabileceğiniz, geniş peynir çeşitleriyle öne çıkan bir dükkân. Kargoyla
gönderim de yapıyorlar. Pazarkapı Mah. Dereboyu Sok. 15; 0462/326-8096.
Köfteci Nihat Usta: Trabzon şehir merkeziyle neredeyse birleşmiş Akçaabat ilçesinin ünlü köftecisi, deniz kenarında. Akçaabat köftesi ve piyazı denenmeli. Liman Mevkii, Akçaabat; 0462/228-0050; nihatusta.com; iki kişilik yemek 40 TL.
Rüştü’nün Fırını: Trabzon’un tarihi fırınlarından. Pideleriyle olduğu kadar ekmeğiyle de ünlü. Pazarkapı Mah. Kalkanoğlu Sok. 4, Moloz Mevkii; 0462/321-1051.
Tarihi Kalkanoğlu Pilavı: Trabzon Kadınlar Pazarı’nın yer aldığı Pazarkapı mahallesinde bulunan pilavcı 1856′dan beri hizmet veriyor. Şu sıralar 4. kuşaktan Taner Kalkanoğlu ve yeğenleri tarafından işletiliyor. Pazarkapı Mah. Tophane Hamam Sok. 2, Moloz Mevkii; 0462/321-3086.
RİZE
Gece Cafe: Hamsi mücverinin yanı sıra, güler yüzlü sahibesi Fatoş Kadıoğlu’nun ve yardımcılarının ellerinden çıkan kurabiyeler ve çöreklerin tadına bakmadan geçmeyin. Cumhuriyet Cad. Kartal Sok., Fındıklı; 0464/500-5300.
Hüsrev Lokantası: 1928’den beri hizmet veren restoranın kuru fasulyesi, dünya çapında ünlü. Yolunuz Rize’den geçerse kesinlikle denemeye değer. Çayeli çıkışı, Hopa istikameti, karayolu üzeri; 0464/532-7037; husrev.com.tr; iki kişilik yemek 40 TL.
Lale Lokantası: Bölgedeki en lezzetli kurufasulye burada; aynı zamanda Çayeli’nin de simgesel mekânlarından. Vedat Milor’dan beş yıldız alan restoranın sütlacı da en az fasulyesi kadar meşhur. Hopa Cad. 93, Çayeli; 0464/653-3055.
Lale Lokantası / Rize
Pazar Simit Sarayı: Ünlü Pazar simidini en iyi yapan yerlerden. Diğer fırın ürünleri de simitleri kadar başarılı. Pazar simidi uzun süre bozulmadığı için günlerce saklayabilirsiniz. Hopa Cad., Bim karşısı, Pazar; 0464/612-5332.
Rize Liman Lokantası: Rize’nin en köklü lokantalarından. 40 yılı aşkın süredir hizmet veren lokantanın özellikle kavurması ve ayranı benzersiz. Çabuk tükendiği için erken saatlerde gitmek gerekiyor. Çarşı Mah. Deniz Cad. 22; 0464/217-1568.
Sini Cafe: Yerel ürünlerle yaptıkları tatlılar, pastalar, börekler ve yemekler oldukça lezzetli. Geleneksel yemeklere kendi dokunuşlarını da katarak özgün tatlar sunuyorlar. Konaklar Mahallesi, Çamlıhemşin.
Yörem Tatlı Evi: Aile işletmesi mekânın Laz böreği, sadece Fındıklı’nın değil Karadeniz’in en iyilerinden. Sabah taze çıkan su böreğini yakalamak için de kahvaltıda gidin. Cumhuriyet Cad. 37/d, Fındıklı; 0464/511-3639.
ARTVİN
Aspirin Pide ve Kebap Salonu: Hopa merkezinde yer alan mekânın sulu yemekleri, en az pidesi kadar lezzetli. İşletmecileri oldukça misafirperver. Ayrıca kendine özgü logosu ve grafikleriyle dikkat çekiyor. Dumlupınar Cad. 29/a, Hopa; 0466/351-5131.
Mençuna Restaurant: Mençuna Şelalesi ile özdeşleşen; arıcılık teknikleri ve bilgeliğiyle yörenin önemli isimlerinden İlyas Çan’ın vefatından sonra ailesi tarafından işletilen mekân, bal ürünleri ile dikkat çekiyor. Doğal ballardan alabileceğiniz ve balla yapılan ürünlerin tadına bakabileceğiniz restoran sahipleri, bungalovda konaklama imkânı da sunuyor. Mençuna Şelalesi, Kamilet Vadisi, Kavak Yolu, Arhavi; 0535/440-4662.
Endülüs'te acıkmak ve yemek
Esintili bir terastayız. Sevilla’nın araçla bir saat kuzeyinde beyaz badanalı bir İspanyol oteli olan Trasierra‘da öğle vakti. Zengin bir öğle yemeği havaya yayılıyor: Tortilla, hafif ateşte pişirilmiş yumurtalar, elma dilimi patates tava; bademli soğanlı soğuk çorba ajoblanco; peynir; kızarmış biberler ve otel sahibinin oğlunun, komşu kasaba El Capellân’dan tedarik ettiği ödüllü iber jambonu.
18 odalı bu otele yakınlarda gerçekleştirdiğim ziyarette, Madrid doğumlu İngiliz göçmen Charlotte Scott (Birleşik Krallık’tan 1978de gelip burada dört çocuk büyütmüş), en büyük kızı Gioconda’nm hazırladığı bir ziyafet sofrasında otel misafirlerini ağırlamıştı. Masada, bölgenin ünlü biberli zeytinyağının farklı çeşitleri diziliydi. Mini barda ise şişelerce şarap. Her yanıyla kusursuz bir yemekti.
Scott’ın zeytin ağaçları gölgesindeki oteli, asmalarla sarılı kaim duvarlı çiftlik evleri ve ahırlardan oluşuyor. Burası, bir molelcüler gastronomi mabedi olmayabilir. Durmadan Instagram’da ne yediğini paylaşmaya meraklı gurmeleri İspanya’ya çeken Michelin yıldızlı bir mönüsü de yok. Endülüs ve Ekstremadura’nın birçok engebeli bölgesi gibi, burası da ruhunuzu besliyor. Ben de herkes gibi sınırları zorlayan yemeklere bayılırım, ancak seyahatimin amacı bu değildi. Beni Endülüs’ün bu köşesine getiren şey, sade lezzetler bulma ümidiydi. Tabii ki buranın, sizi İspanyol mutfağının kalbine götüren mirası sayesinde. Arkadaşımı Sevilla havalimanından aldığımda, ona seyahatimizin bir teması olduğunu söyledim: Çok fazla araç kullanacak ve 70’lik İspanyol delikanlıları gibi yiyecektik.
Sevilla’dan, uçurum kayalıklar üzerinde kurulu Ronda kasabasına gitmek, otobanı kullanırsanız iki saat alıyor. Ancak kayalık dağ eteklerinden geçen dar yolları tercih ederseniz, yarım gün araç kullanmanız gerekir -her köşede sinematografik manzaralarla karşılaşıyorsunuz. Endülüs’ün bu kısmı, kör edici parlak beyaz binalarla dolu tarihi pueblos blancos köyleriyle ünlü. Milattan önce altıncı yüzyılda inşa edilen Ronda, bu köylerin en büyüğü ve en bilineni; aynı zamanda zeytinyağları, 90 metrelik bir kanyonun üzerinden geçen 253 yaşındaki köprüsü ve boğa güreşi arenasıyla da ünlü.
Kayalıklar üzerine kurulmuş olan Sevilla’daki Ronda kasabası.
Ronda’daki Plaza de Toros, İspanya’nın en eski boğa güreşi alanı. Tarihi, 1573’te bir tür şövalyelik loncası olanMaestranza de caballería de Ronda’nm kuruluşuna kadar dayanıyor. Bünyesindeki binicilik okulunun verandaları, Cambridge avlularının zarafetine sahip. 1785’te inşa edildiklerinden bu yana, taş sütunlar yumuşamış; çiçek ve kurukafa resimleri güneşin etkisiyle solmuş ve kaim beyaz duvarlar, nazik kıvrımlı kemerler ile birbirine bağlanıyor.
Plaza de Toros; dünyanın en eski boğa güreş alanı.
Ancak biz, Plaza de Toros’a güreş izlemeye gelmedik. Yakınlardaki Pedro Romero’da akşam yemeği için oradaydık. Ağır ahşap sandalyeleri, pembe masa örtüleri ve cilalı duvar panelleriyle bu mekân, tam bir taşra restoranı. Bölgenin ileri gelenleri, burada önemli ziyaretçilerini ağırlıyor. Güneşin altında yorgun düşmüş matadorlar, güreş sonrası yemek için buraya geliyor. Duvarlar, gözde matadorların çerçeveli fotoğraflarıyla ve sararmış gazete kupürleriyle kaplı. Buraya ulaştığımızda, tozlu bir TV’den İspanya-Brezilya maçı yayınlanıyordu. Maç üzerine fikir teatisinde bulunan garsonlar, bir yandan da bize sade ve doyurucu yemeklerimizi getiriyordu: Elma ve soğanla pişirilmiş sosis; beyaz şarapta dinlendirildikten sonra ince ince dilimlenmiş yöresel sucuk; zeytinyağında kızarmış bir kâse dolusu rabo de toro (boğa kuyruğu yahnisi) ve üzerine konulmuş İspanyol usulü patates. (Arenadaki kapışmayı kaybeden boğaların kuyrukları olabilir mi acaba?) Birkaç balıkçı kasabası, sahil boyunca hayatta kalmayı başarmış. Ancak sadece bir tanesi, karidesleriyle olduğu kadar, “şeri” adı verilen yüksek alkollü şarabıyla da ünlü: Sanlûcar de Barrameda, Guadalquivir Nehri’nin Atlas Okyanusu’na döküldüğü kumluk bir körfezi kucaklıyor.
Sanlûcar de Barrameda, daha büyük bir şehir olan ve İspanya’nın şeri endüstrisinin merkezi durumundaki Jerez de la Frontera’nın kuzeybatısında kalıyor. Ancak Sanlûcar de Barrameda’nın şerileri, ayrıksı aroması ve kumsal yakınlarına inşa edilmiş mahzenlerde yıllanan fıçılarından gelen kokulu kuruluğuyla ünlü. Rivayete göre, deniz havasıyla gelen tuz, şerinin içine sızıyor. Tuz tadını ben de aldım. En azından öyle düşünüyorum. Ancak çok kesin konuşamam. Aracımızla Ronda’nın yüksek tepelerinden, Jerez açıklarındaki düzlüklere inerken, sahilde dizilmiş muazzam, beyaz mahzenlerin manzarası o kadar sıra dışıydı ki arkadaşım şarapta tuz tadını alabildiğini söylediğinde, ben çoktan ikna olmuştum.
Sanlûcar de Barrameda
Poma adlı bir restorandaydık. Su üzerindeki, birbirine benzeyen bir düzine restorandan biriydi burası: Dışarıda aynı metal masalar, titiz bir profesyonellikle çalışan aynı orta yaştaki garsonlar. Los Marines köyü yalcınlarında, yemek dersleri de veren beş odalı B&B Finca Buenvino’nun sahipleri, burada mola verip bir kadeh şeri eşliğinde, yine şeride pişmiş karides tatmamızı şiddetle tavsiye etmişti (yemek sadece iki çeşit malzemeden oluşuyordu). O sabah okyanustan yeni tutulmuş karidesle yapılmış gambas de Sanlûcafı tattıktan sonra, yine Poma’da yemek yemek ve Guadalquivirde avlanan balıkçıları izlemek için Endülüs’e dönebileceğime karar verdim.
Soma Restoran’da karides tabağı.
Sevilla’dan biraz doğuya, sonra kuzeye ilerlediğimizde Jabugo’ya vardık. İber jambonunun anavatanı olan bölge, Endülüs’ün en fazla yağış alan noktasındaki yüksek bir vadide yer alıyor. Burada dereler yıl boyunca akıyor; elma ve armutlar her zaman tatlı. Jambonlar, son mutlu sonbaharlarını palamut yiyerek ve çamurda demlenerek geçiren gürbüz kara domuzlardan yapılıyor -ancak fiyatları yüksek.
Kasabanın sınırındaki şarap meyhanesi Cinco Jotas’ta veya 5J’de, bir but jambon 500$’dan pahalı. Meyhanenin satış reyonunda, alışveriş turuna çıkmış kuzeyli bir grup Ispanyol erkek vardı. Beş tanesi, 2.000$’dan fazla tutan üç but jambon satın aldı. (Bu rakamın bir kısmı da füme İspanyol sucuğu ve şişelerce fino ve oloroso şerisi içindi). Başka bir işadamı grubu ise içeri girip dört jambon aldı.
Cinco Jotas’ta bir jambon but ve aşçı.
Ben de bütün bir jambon almayı arzuladım. Ancak arkadaşım beni ayılttı ve birkaç dükkân aşağıdaki Las Bellotas’a götürdü. Burası, 5 J’ye çalışıyordu. Arkadaşım, bir jambon degüstasyonu istedi. Her butta beş farklı bölüm var:
Maza, contramaza, jarrete, babilla ve punta. Hepsinde yağın oranı ve dağılımı farklı. Maza, en yağlı ve aromatik olanı. Eğer nazikseniz, maza’nın bu kısmını yemekteki partnerinize ikram edersiniz. Eğer 70 yaşında bir İspanyol erkeği gibi yiyorsanız, bir tabak daha sipariş edersiniz.
Garsonumuz, bize Almonaster la Real köyüne hızlı bir ziyarette bulunmamızı önerdi. Araçla kısa kalan bu köyde, boğa güreşi alanı yakınındaki bir tepeden kasabayı seyreden, Rondadaki kiliseden daha küçük ve kaba bir kiliseye çıktık. Bir kat merdiveni çıkmaya başladık. Kilise kapısının ardındaki bir kaynaktan akan suyun kanalı, merdiveni ikiye bölmüştü. Yapının tarihi, Roma dönemine dayanıyordu. Ancak Mağribiler burayı camiye çevirmişti ve binada, imparatorluk görkemini küçük ölçekte veren sütunlu kemerler buluyordu.
Kilise kulesi kilitli değildi ve buraya tırmandığımızda, bir kuş sürüsünü rahatsız ettik. Kuşlar, dar çemberler halinde, boğa güreşi alanıyla kilise arasında kalan duvar üzerinde alçalıp yükseldi. Güneyde yeşil tepelerden başka bir şey görülmüyordu. Hava hâlâ aydınlıktı, ancak ben akşam yemeğini düşünmeye başlamıştım bile.
✿♡rosy/summer blog,i follow back♡✿