iç yıkım.
hello vonnie
RMH
Mike Driver

Love Begins

pixel skylines

Andulka

@theartofmadeline
Today's Document
he wasn't even looking at me and he found me
KIROKAZE
Keni

Kiana Khansmith
Sade Olutola
Claire Keane
Monterey Bay Aquarium
One Nice Bug Per Day
Sweet Seals For You, Always

Discoholic 🪩
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
will byers stan first human second

seen from Vietnam

seen from Poland

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Singapore
seen from United States
seen from Brazil
seen from Venezuela
seen from Venezuela

seen from Brazil

seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States

seen from Argentina
seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from South Africa
@goklerdeyiz
iç yıkım.
otogarlara gidip bazen kendini uğurlamak istersin.
bak ben bu hissi taşıyamam, bu benim boyumu aşar. nasıl bir şey olduğunu anlatamam da ama bu his beni kafama sıkmaya zorlar. içimdeki nefret kurşun olup bağrımı delip geçer. ama kalkıpta isyan etmem. suskunluğum en büyük haykırışım olur da kimse farketmez. neyse siktir et, bizim gibilerinin haykırışları ne zaman farkedildi.
lafı fazla uzatmayacağım, bir şeyler oldu ve bir şekilde mahvoldum.
çok yoruldum
anlaşılmak istemiyorum. mümkünse adımı bile hatırlamayın.
deli gömleğini ütüsüz de giyebilirsin. sana söz veriyorum, duyguların hakkında dünya böyleyken soru sormayacağım. uzun uzadıya sıralanan cümlelerimi bir kaldırıma tükürdüm, yanına öyle geldim. artık bir kavgam bile yok. uyu. eğer uyursan sabah olur. zaten sabah ve böyle şeyler hep olur.
insan sevdiklerini kaybettikçe anlıyor her şeyi. çocukken geçecek diye teselli verdiğimiz acılarımızı büyüyünce yitiriyoruz. tesellimizi kaybediyoruz. büyüdükçe eksilirmişiz meğer. büyüdükçe bok gibi bir hale gelirmişiz. büyüdükçe yanmayı geç yakmaya başlarmışız. enkaz olurmuşuz, enkaz altında bırakırmışız bizi enkaz yapanları. sikimsonik ne varsa o olup çıkarmışız. büyüdükçe yandığımızdan fazla yakarmışız. bir bir öldürürmüşüz meğer herkesi. büyüdükçe ölüler çoğalırmış meğer.
çevremdeki herkesi özenle seçmeme rağmen nasıl hepsi gün sonunda kendini düşünmekten başka hiçbir vasfı olmayan insanlar olup birbirlerine bu kadar benziyorlar hiç anlamıyorum.
“Ah, etrafım buz gibi, elim buz içinde yanıyor. Ah içimde sizin susuzluğunuza bir susuzluk var. Gecedir! Ne yazık ki ben ışık olmaya, gecelerin susuzluğunu çekmeye ve yalnız olmaya mecburum.”
“evim yokmuş benim. hatta evim gibi hissettiğim yer de yokmuş. sığıntı, fazlalık gibi hissettiğim bir yer varmış, oraya da ev denmezmiş.”
sigaranı söndür. kavgayı bırak. bana gel.
yaralarına isim ver. göğsünün ortasındaki çocukluğun olsun mesela. bileğindeki o koca çizgiye yaşam de. sırtındaki kemer izi baban olsun. belindeki yanık lekesi annen olsun. karnındaki kesiğe evladım de. kasıklarınla bacağını buluşturan morluk kayıp olsun. aşınan dizlerine umut de. sonra bir tütsü yak. iki sene önceye sar zamanı, demirin ateş üstündeki sabrını ve tenine kavuşmaktaki sabırsızlığını hatırla. duvardaki kan dört yaşında. dalya yıllardır sekiz. öp omzunu yeniden, kendine ver başkalarına altın tepside geleni. çirkin kadınlar da sevilir bazen, çirkin kız çocuklarının şansı yok ama. varsın sevilme, sen sadece hatırla. ademin okşadığı bir dal ol ki kırıldığında nankör olma. bedenine kim serilirse serilsin sen o isimleri unutma.
Etraf böyleyken beni kurtardığın için sana çok öfkeliyim
hayat çok sıkıcı olmalı; gece ders çalışan için. çok anlamsız benim gibi sabah sınava girmeyenler için. bütün gün benim gibi çalışırsan, gece hiçbir şey yapmak istemezsin. kimse senden bahsetmez; bütün gün çalıştığın için. sen de kimseyi sevemezsin, keyfin olmaz, yorgunluktan ölürken. arkadaşlar çok istekli olur, sen istekli değil iken. arkadaşımın bir düğmesi olsa, onu kapatabilsem istediğimde ama düğmesi olan şeyler arkadaşım değil ki.
eğer arkadaşının birisi ölürse, annesi, babası ölürse kardeşi ölürse, komşusu ölürse ve bakkalı ölürse, öğretmeni ölürse, sevgilisi ölürse hatta kedisi köpeği ölürse, birileri ölürse arkadaşının, çünkü o onları eğer seviyorsa, bitkisi ölürse, balığı, muhabbet kuşu ölürse, atı ölürse ve dedesi ve fili de ölürse, arkadaşının teyzesi ölürse, halası, dayısı, amcası, kuzeni yeğeni ölürse, birileri mutlaka ölürse arkadaşının, belki sevmiyorsa da öyle ölürse, arkadaşının uzaktan bir tanıdığı ölürse, arkadaşının çocuğu ölürse, çünkü çocuklar da ölebilir bunda bir şey yoksa, yakından bir tanıdığı eğer arkadaşının ölürse, o zaman birisi ölmüşse arkadaşının yanına gidip dersen ki: arkadaşım, senin bir şeyin öldü. bu yüzden başın sağ olsun, seni oldukça sever ve taziyelerimi iletmek isterim, iyi olmanı dilerim, her şey geçer, mekanı cennet olsun, toprağı bol olsun, allah günahlarını affetsin, sen canını sıkma, üzülmeni anlıyorum, doğrusu, ne kadar iyi birisi idi o ölen, çok severdim onu, hiç unutmayacağız, hep hatırlayacağız, mezarına da bile gideriz, nasılsın, dersek ve sıkı sıkı sarılabilirsek.
arkadaşımızın ama kendisi ölürse kimseye gidemiyormuşuz. durup durup. bir ağaca mı belki, sarılmaya. koşmak isteği. saatte çok kilometre hızla.
salak!
salak!
şimdi kime başın sağolsun diyeceğim. ciddi soruyorum lan. başın sağolsun tam olarak ne demek ve işlevi nedir. yeni transferleri duydunuz mu teyzecim. ilk kez arkadaşım ölüyor çok heyecanlıyım. elime yüzüme bulaştırıyorum her şeyi. gidip gidip bir ağaca sarılsam, insan olsa canı acır.
eğer arkadaşının birisi ölürse.
eğer arkadaşının birisi ölürse.