Biraz önce telefonumun hafızasını boşaltmaya çalışırken aldığım notları sildim yanlışlıkla. Belki de içlerinde birilerine ya da bloguma (edagokmen.wordpress.com) koymadığım bir şey yoktu ama kalbim hala biraz ağrıyo. Ayrılık acısı gibi biraz, kapanışı yapılmamış bi ayrılık hem de. İnsanlara bağlanamıyorken objelere, klasörlere, belgelere bu kadar bağlanıyor oluşum biraz hayal kırıklığına uğrattı beni. Telefonumu kaybetmek terk edilmekten daha korkunç bir şey gözümde. Ama işin ilginç yanı böylesi daha huzurlu gibi duruyo, çünkü dikkatli olursam telefonumun başına bir şey gelmez ama insanların kararlarını asla kontrol edemem. Başına buyruk, manipüle edilmeye çalışılmış biri olarak asla uğraşmam da. İnsan ilişkilerinin güzel tarafı da benim için bu. Kimseyi yanımda durması için ikna etmediğim gibi kimseye de bu gücü vermiyorum ve yanyana olduğum insanlarla aramda büyük bi anlayış ve sevgi oluyor. Bittiğinde ise sorun etmiyorum çünkü geleceğe dair plan yapmamaya çalışıyorum. Fakat bazı insanlar gelecek üzerine o kadar fazla, o kadar sürreal sözler veriyor ki şu an'ı unutup, ona değer vermeyip tüm paralarını yarına yatırıyorlar. Öyle olunca dünün de bugünün de bir değeri kalmıyor gözümde ama anladığım kadarıyla insanları insanlara bağlayan en büyük şeylerden biri bu ortak hayaller ve gelecek beklentisi. Biraz fazla spontane oluşumun cezasıdır belki diyip geçmeye çalışıyorum, ama içimden bi ses geleceğe yatıracak paramın, sabrımın, tutarlılığımın olmadığını bana hatırlatıyor.














