Dünya üzerinde dönen bütün çirkinliklerin (en azından kendi dünyanda) farkında olup konuşamamak.. Cümle kurabilecek yetenekten yoksun olduğun için değil de içinden konuşmak gelmediği için zor..
The Bright Sessions

Origami Around
The Bowery Presents

blake kathryn
macklin celebrini has autism
NASA

roma★
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr
Cosmic Funnies
🪼
Show & Tell
Cosimo Galluzzi
YOU ARE THE REASON
Keni

shark vs the universe
Fai_Ryy

oozey mess
tumblr dot com

Jimmy Eat World
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

seen from Poland
seen from United States
seen from Hungary
seen from United Kingdom

seen from United States

seen from India
seen from Vietnam
seen from United States

seen from United States

seen from Singapore

seen from United States
seen from Iraq
seen from Colombia
seen from Belarus

seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States
seen from Pakistan
seen from Argentina
@gorkisizlik
Dünya üzerinde dönen bütün çirkinliklerin (en azından kendi dünyanda) farkında olup konuşamamak.. Cümle kurabilecek yetenekten yoksun olduğun için değil de içinden konuşmak gelmediği için zor..
Red and White by FriendlyFish
Greta Garbo💙
Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin…
Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan…
Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü,
Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır…
Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
Damla damla birikiyor insan.
Damla damla sevgili…
Bir gün akıp gideceğiz hayata…
Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur…
Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.
Yılmaz Güney
"iğrenç derecede yalnız. son yıllarda kendimi böyle hissediyordum, en doğru tanım buydu. bunu, bir süre önce bir telefon kabininin üzerinde siyah keçe kalemle yazılmış olarak gördüm: 'insanları seviyorum, bu da beni iğrenç derecede yalnız yapıyor.' ve iğrenç yalnızlık nöbetlerinde kafamda dönen inatçı cümleler listesine ilave ettim."
hüznün fiziği, georgi gospodinov
"Bir trene binip, rastgele defolup gitmek istiyorum."
Unutma dostumsun sen, neredeysen orda ölmek isterim!
3 gündür sevdiğim yeşilçam filmlerini yeniden izliyorum. düşünmemek için kendimi bambaşka bir dünyanın içine hapsediyorum.
dün “uykusuz geceler” filmine başlamıştım. az önce bitirebildim filmi. bu filmin, aslında bu kitabın yeri bende çok başkadır. lisedeyken okuldaki ortamı çok yadırgadığım için sürekli kitap okurdum. sonra buna para dayanmadığı için (sebep sadece para değil, çok abartıyordum okuma işini) annemler sadece yemek alabileceğim kadar para vermeye başlamışlardı. ben de evden yiyecek götürüp, o paralarla da kitap almaya başlamıştım.
o zamanlar beşiktaş’ta kabalcı kitapevi vardı. her gün okul çıkışı kabalcı’ya yürürdüm. şu hayatta en çok zevk aldığım şeylerden bir tanesi yıldız’dan, yahya kemal parkı tarafındaki yokuştan aşağı beşiktaş’a doğru yürümektir. saatlerce kabalcı’da vakit geçirirdim. alkım vardı bir de, pek sevmezdim alkım’ı. sonra dolmabahçe’nin önündeki duraktan otobüse biner eve giderdim.
her neyse, harçlıklar kitap alabilmeme yetmeyince, bir gün kabalcı’nın üst katında 1930-40 basım kerime nadir, muazzez tahsin berkant kitaplarının 25 kuruşa, 50 kuruşa satıldığını fark ettim. o zamana kadar hiç geçmemişim demek ki o tarafa. adeta bir cennete düşmüş gibi hissetmiştim kendimi. kerime nadir ve muazzez tahsin berkant’ın kitaplarının yeşilçam filmlerine konu olduğunu nuray teyze’den öğrenmiştim. çocuk aklımla bunu zihnimde tutmuşum. elimdeki 1 lira ile 3 tane kitap almıştım o gün. “uykusuz geceler” onlardan bir tanesiydi. kitabı o gece bitirmiştim. filmi ile kitap çok başka, yine de o yılları hatırlattığı için çok severim. sonra her hafta gide gele orada satılan bütün kitapları alıp okumuştum.
14-15 yaşımı hatırlattığı için yeşilçam izlemeyi bu yüzden çok seviyorum.
Fotoğrafta İsmail Dümbüllü ve Münir Özkul’u görmekteyiz. İsmail Dümbüllü merhum kavuğu Özkul’a devretmişti neyse konumuz o değil. Konumuz şu:
Münir Özkul’un yıllar önce, parası olmayan bir yapım şirketinin filminde 20 paket sigara ve 1 çakmak karşılığı oynadığını biliyor muydunuz?
İşte öyle olduğu için yaşar usta çok içten, çok samimi geliyor seyirciye. Adam içten, samimi kardeşim neyse lafa boğacak değilim sadece seviyorum seni münir usta…
Bulutlar yüklü ha yağdı ha yağacak üstümüze hasret*
Paul von Hernreid in Night Train to Munich — dir. Carol Reed (1940)