bu dünya hakkında yazmayı tercih ederim. içinde yaşamaktansa bütün gün müzik çalıp kitapçılarda kitap okuyup insanları izlemeyi ama onlardan biri olmamayı tercih ederim.
böyle bir dünyada artık ne yazmayı ne de insanları izlemeyi tercih ederim.
Jules of Nature
No title available
Xuebing Du
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
sheepfilms
TVSTRANGERTHINGS
I'd rather be in outer space 🛸

Kiana Khansmith

@theartofmadeline
cherry valley forever
wallacepolsom

pixel skylines
Cosmic Funnies

if i look back, i am lost
Game of Thrones Daily
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
ojovivo

★
No title available
Fai_Ryy

seen from Germany

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Colombia
seen from Germany

seen from Spain
seen from United States

seen from China

seen from Vietnam
seen from United States

seen from Türkiye

seen from Germany
seen from Türkiye
@gramofonlar
bu dünya hakkında yazmayı tercih ederim. içinde yaşamaktansa bütün gün müzik çalıp kitapçılarda kitap okuyup insanları izlemeyi ama onlardan biri olmamayı tercih ederim.
böyle bir dünyada artık ne yazmayı ne de insanları izlemeyi tercih ederim.
gelecekteki çocuğuma,
umarım yaşarken aşık olursun. umarım çiçek toplarsın ve kitap okursun ve hayatın birkaç yıl sonra hatırlamayacağın bir çocuğun anlık sohbetlerinden çok daha fazlası olduğunu anlarsın. umarım en iyi arkadaşlara sahip olursunuz ve hatta umarım birlikte başınız belaya girer. umarım eğlenceli anılar biriktirirsiniz ve çok fazla fotoğraf çekersiniz ve hız trenlerinde ciğerlerinizin tepesinde çığlık atarsınız. umarım okyanusların derinliklerinde yüzersiniz ve dağlara tırmanırken tırnağınızın altındaki kiri hissedersiniz. umarım gerçek kahkahanın zevkini biliyorsunuzdur ve umarım bilgelik ile test puanları arasındaki farkı biliyorsunuzdur. umarım olmak istediğin her şey olabileceğini anlıyorsundur, ama bunu elde etmek için çok çalışman gerekiyor. umarım oturup değişebilecek şeyler hakkında şikayet etmekten fazlasını yaparsın -çünkü umarım değişim sen olursun. umarım günlük tutarsın ve her düşünceni yazarsın. umarım kaymayı öğrenir, meyve ve sebzelerinizi yersiniz. umarım vücuduna iyi davranırsın ve itibarına saygı duyarsın. ama aynı zamanda eğleneceğinizi de umuyorum. aslında, umarım özür dilemeden eğlenirsiniz.
kısaca, umarım yaşarken aşık olursun.
normalde çocuk dünyaya getirmek hiç istemiyorum ama ne zaman senin çocuğuna yazdığın mektubu okusam...
bu yazıyı gördüğüm için gerçekten çok mutlu oldum
insanı diri tutan duygu korkudur. ama bu korku başkası için beslenmemeli. onu kaybetmekten korkuyorum, onsuz bir hayat yaşamaktan korkuyorum.. bu korku seni diri tutmaz, tam aksine seni en dibe çeker. öldürür. sen yalnızca kendini kaybetmekten korkmalısın, bir başkasını veya bir şeyi değil. seni diri tutan korku bu.
ya yalnızlar, yalnızları o kadar yadırgasaydı deniz kızı.. o zaman ne yapardın?
karşında ağlarsam inan haddimi aştım.
insanlar seni tanıdıklarını, bir durumla nasıl başa çıktığını bildiklerini sanıyorlar. ama gerçek şu ki hiçbiri bilmiyor. sen onlardan ayrıldıktan sonra, yatakta yatarken ya da kahvaltını tek başına yaparken kimse ne olacağını bilmiyor. kafanın içinde neler olup bittiğini bilmiyorlar; öfke, üzüntü ve suçluluktan oluşmuş zihin uyuşturan bir karışım. elbette bu onların suçu değil. sadece bilmiyorlar. bu yüzden rol yapıyorlar ve gerçekte öyle değilken harika gidiyorsun diyorlar. ve bu herkesin daha iyi hissetmesini sağlıyor. sen hariç herkes.
gülüşün olmadan bir gün bile geçiremeyeceğimi düşünürdüm. sana bir şeyler söylemeden ve sesini duymadan. sonra o gün geldi, çok zordu. ama bir sonraki gün daha da zordu. içimdeki bir duyguyla her şeyin daha da kötüye gideceğini ve çok uzun bir süre iyileşemeyeceğimi biliyordum. çünkü birini kaybetmek bir fırsat ya da olay değildir. bu sadece bir kez olmaz. her defasında tekrar eder. en sevdiğin kahve kupasını her elime aldığımda seni kaybediyorum; ne zaman radyoda o şarkı çalsa ya da eski tişörtünü çamaşır yığınımın dibinde bulduğumda.
eski fotoğraflarımıza baktığımda, benim için ördüğün atkıyı boynuma taktığımda da seni kaybediyorum. birazcık kafamı dinlemek için sırtımı duvara yasladığımda da seni kaybediyorum. tekrar, tekrar ve tekrar..
geçen birisiyle tartışırken -benim için fazlasıyla önemli birisi- bana "keşke seninle tartışırken o bakışlarını görebilseydin" dedi. o gece şu cümle kafamda kaç defa tekrar etti saymadım. ne diyeceğimi bilmiyorum, öyle işte.
insanlar beni pek sevmez. benle konuşmazlar. kalabalık bir ortamdayken kenarda bir yerde otururum. dikkat çekmem. bir yere giderken beni çağırmazlar, herhangi bir şey hakkında mesaj atmazlar. beni görmezler bile. canları isteyince konuşurlar ama canları sıkılınca yüzüme bile bakmazlar. oturur acaba sorun bende mi diye düşünürüm. çünkü bir kişi değil iki kişi değil.. ben kalabalığın içindeki tek kişiyim. bunu kabullendim ama işte insanoğlu.. neyse, artık neyseler neyseleri getirse de neyse.
- cidden, dediği o kadar şeyi hiç mi umursamadın? hiç mi kırılmadı şu kalbin?
+ hiç kırılmadı.
kırılmamış. şu kalbinin hâline bak, paramparça. dedikleri şeyleri umursuyorsun, hepsini umursuyorsun. aptal.
haberin yok ölüyorum.
... bana hep papatyaların arasında çok güzel gözüktüğümü söyler ve her defasında fotoğrafımı çekerdin. zorla gülümsetirdin beni. umarım şimdi de papatyaların arasında güzel gözüküyorumdur. bu sefer gülümsemem kameraya yansımayacak ama merak etme gülümsüyorum. ...
``kayra 1
anılar Kayra, anılar insanı öldürür.
- cidden, dediği o kadar şeyi hiç mi umursamadın? hiç mi kırılmadı şu kalbin?
+ hiç kırılmadı.
kırılmamış. şu kalbinin hâline bak, paramparça. dedikleri şeyleri umursuyorsun, hepsini umursuyorsun. aptal.
bazen tavanlar gereğinden fazla şey anlatıyor.
hiçbir zaman güzel yazılmış bir şiir, hatırlanan bir şarkı ve büyüleyici bir roman olmayacağım. sonsuza dek yazılmamış düşünce, yarım kalmış hikaye, uzun süredir unutulmuş bir melodi olacağım.
bu aralar pek yazılar yok. çünkü yazıların işleyeceği ruhlar yerlerinde değil. uzun bir süre gelecek gibi de durmuyorlar. insanların ölmesi uzun bir süredir kabullendiğim bir şeydi fakat bazı şeyler doğru gelmiyordu. insanın bir gün önce yüzüne bakıp güldüğü, ağladığı, sinirlendiği, heyecanlandığı ertesi gün yoktu. yıllarca elini tuttuğu, alnından öptüğü, kafasını yasladığı omuz yoktu. hepsi sadece bir anıya hapsolmuştu. her akşam çayın yanında yediğiniz bisküviyi şimdi yine beraber yemek için umutsuzca bekliyordun.