tanıdığım yabancım.
Bazı pahalı bedeller vardır, mesela her yere uyum sağlayabilmek. Dışarıdan baktığımızda çok güzel bir şey gibi görünür. Ama bir süre sonra kendimizi o kadar başkalarına uyum sağlarken buluruz ki, kendi benliğimiz bile bize ağır gelmeye başlar. Ya kendinden vazgeçeceksin ya da onlardan.
Eskiden herkesle anlaşabilmenin, sürekli gülen, şaka yapan biri olmanın iyi olduğunu sanıyordum. Kendimi buna o kadar kaptırmışım ki, arkadaşlarımla konuştuktan sonra kendimi kötü hissetmeye başlıyorum. Biraz sakin olayım, biraz kendim gibi davranayım derken hoş karşılanmadığımı hissediyorum. Suçu onlarda da aramıyorum. Çünkü zamanında sakinliğim ve olduğum kişi yüzünden o kadar dışlanmışım ki, kendime yeni bir kişilik yaratmışım. İnsanların daha kolay seveceği, kabul edeceği birini. Bunu yaparken tek bir şeyi unutmuşum: Ben bile kendimi dışlamışım. Artık sadece konuşkanlığımın, şakalarımın ve herkesi güldüren tarafımın yürüttüğü ilişkiler istemiyorum. Çünkü bir insanın yanında sadece o halimle var olabilmek çok yorucu. Çocukken böyle şeyler daha kolaydı, çocuk aklı birçok şeyi daha kolay kabulleniyor, dışlanmaya karşı daha savunmasız oluyor ama yaş aldıkça böyle olmuyor. En azından artık hayatımıza aldığımız insanları seçebiliyoruz. Kendime ve size söyleyeceğim son şey şu: Hayatınızda sessizliğinizle de konuşacak insanlar olsun.
Evgenia, bu yazıyı yazmaya gerçekten karar verdiysem, demek ki kendi kendimin yükü artık istemsizce gözlerimden akıyordur. O ağırlığı taşımayı bırak. Tanıştığın insanların yanına onlar olarak gitme, kendin olarak git.




















