
izzy's playlists!

#extradirty
tumblr dot com

Discoholic 🪩
🪼
Claire Keane
I'd rather be in outer space 🛸

Product Placement

PR's Tumblrdome
wallacepolsom
dirt enthusiast

@theartofmadeline
d e v o n
art blog(derogatory)

⁂
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
RMH
One Nice Bug Per Day
DEAR READER
almost home
seen from Colombia
seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from Netherlands
seen from Vietnam
seen from Germany
seen from Brazil

seen from United Kingdom

seen from Netherlands

seen from Türkiye
seen from Morocco
seen from Angola

seen from Germany

seen from Canada
seen from Bangladesh
@ahmetokan1
Müdürümün Sikemediği Karısını İki Gün Boyunca Siktim
Merhaba. Ben Altan. 30 yaşındayım. Bir kamu kurumunda çalışıyorum. Müdürüm Mahmut 46 yaşında. Eşi Sibel de 45 yaşında.
Bir oğlu var ve oğluda askerde. Ben bilgisayar programlarından anlayan biriyim. Müdürüm bir gün beni evdeki bilgisayarına programlar kurmam ve akşam yemeği için davet etti. Mahmutla aramızda yaş farkı olmasına rağmen arkadaştık ve çok samimiydik.
Ama ilk defa evine gidecektim. Eşi Sibel ile daha önce tanışmamıştım. Bir akşam iş çıkışı Mahmutun arabasıyla evine gittik. Eşi Sibel ev hanımıydı.
Esmer balık etli dolgun kalçalı iri göğüslü çekici bir bayandı. Bu arada benim de kendimden yaşça büyük olgun bayanlara karşı büyük bir zaafım var.
Eve girer girmez Sibelin vücudu dikkatimi çekti. Ama sonuçta müdürümün karısı olduğu için bakmamak için çaba sarfediyordum.
Sibel bana hoşgeldin dedi ve elimi sıktı. Salona geçtik. Bilgisayarda salondaydı. Sonra ben zaman kaybetmeden bilgisayara programları kurmaya başladım.
Sibel de bir taraftan akşam yemeği için sofrayı hazırlıyordu. Mahmut takım elbiseli olduğu için üzerini değiştirmek için yatak odasına gitti. Sibel yaz olduğu için üzerine pembe göğüs dekoltesi olan ince bir tişört giymiş, altında da bacaklarını ve kalçasını sımsıkı sarmış siyah bir tayt giymişti.
Ben bilgisayarla uğraşıyordum, ama gözümde akşam yemeği için sofrayı hazırlayan Sibele kayıyordu. Mahmutun da odada olmaması işimi kolaylaştırıyordu. Sibele bakmamın yanlış olduğunu biliyordum, ama kendimi de alamıyordum.
Uzun süredir seks yapmıyordum. Çadırı kurmuştum. Oturur vaziyette olduğumdan saklamam kolay oluyordu.
Sibel hem benle sohbet ediyor hemde sofrayı hazırlıyordu. Masanın etrafında dolaşırken gözüm sürekli kalçalarına kayıyordu. 5 dakika sonra Mahmut odaya geldi.
Ben de bilgisayardaki işime yoğunlaştım. Yarım saat sonra bilgisayardaki işim bitmişti. Sonra beraber yemeğe oturduk. Yemek yedik ve ben müsade isteyip kalktım. Eve giderken aklım sürekli Sibeldeydi.
Gözümün önünden gitmiyordu o dolgun kalçaları. Bu durum sonraki iki günde devam etti.
Günlerden Cumaydı. Mahmut annesi rahatsızlandığı için apar topar memleketine gitmek zorunda kaldı. Cuma gecesi saat 22:00 civarı telefonuma tanımadığım bir numaradan mesaj geldi.
"Gözlerinle siktiğin gibi gerçekten sikebilir misin. Bu kalçaların hakkını verebilir misin?" yazıyordu.
Ben şok olmuştum. İlk aklıma gelen Sibeldi. Ama o olduğundan emin olmam gerekiyordu.
Ben de hemen aradım numarayı. Telefonu açan Sibelin ta kendisiydi. Telefonumu ta o gün kocasının telefonunu karıştırıp almış. Yaşadığım heyecanı anlatamam.
"Bana o akşam nasıl sikecek gibi baktığını hissettim dedi. Senden hoşlandım dedi. Senin sikini yemek istiyorum!" dedi.
Ben de çok istiyordum, yinede vicdan azabı çekmekte vardı, "Ama sen benim arkadaşımın karısısın!" dedim.
O da, "Merak etme aramızda sır olarak kalacak. Biliyorsun Mahmut şehir dışında, 2 günden önce de dönmez. Bana gel!" dedi.
Ben de kısa bir duraksamanın ardından kabul ettim tabiki. O kalçaları hiçbir şeye değişemezdim.
1,5 saat sonra Sibeldeydim. Beni kapıda, vücut hatlarını ortaya çıkaran, çok güzel ince bir gecelikle karşılamıştı.
Salona geçtik, oturdum. Viski hazırlayıp getirdi. Kaç gündür hayalini kurduğum kalçalar şimdi çok yakınımdaydı. Onları okşamak için sabırsızlanıyordum.
Sikim çoktan taş gibi olmuştu. İçkilerimizi yudumlarken bana kocasından bahsetti. Mahmut şeker hastasıydı.
Bu da seks hayatlarını olumsuz etkilemiş, neredeyse iki yıldır kocasıyla doğru düzgün seks yapamıyormuş.
"Ben çok istekli bir kadınım, seks hastasıyım resmen, ama masturbasyon yapmaktan, vibratörle kendimi tatmin etmekten bıktım!" dedi. Bu söyledikleri beni dahada tahrik etmişti. O konuşmasını bitirir bitirmez dudaklarına yapıştım.
Dilimi diline sardım. Deli gibi yiyişiyorduk. Yaklaşık 5 dakika deliler gibi öpüştük. Sonra üzerindeki geceliği çıkardım. Altına iç çamaşırı giymemişti.
İri göğüsleri ve dolgun kalçası karşımdaydı. Hemen kucağıma aldım ve göğüslerini yalamaya başladım. Çok güzeldiler. Deli gibi yalarken sıkıp okşuyordum.
Çok hoşuna gidiyordu. Sonra benim üzerimdeki tişörtü çıkardı, kucağımdan kalktı ve pantolonumu, külodumu çıkardı. Kalın damarlı aletim karşısındaydı. Ben koltukta oturuyordum. Sikim dimdik olmuştu. Hemen saldırdı ve emmeye başladı.
Resmen uçmuştum. İki senenin verdiği açlıkla yalıyordu. O yaladıkça sikimin kafası dahada büyümüştü.
Sonra ben onu koltuğa attım ve bacaklarını ayırdım. Amcığı tertemiz kaymak gibiydi.
O yaştaki bir kadın için çok diri bir vücudu vardı. Ben de onun amını 10 dakika deli gibi yaladım. Dilimi amının etrafında gezdirdim. Klitorisini yaladım. Dilimi içine soktum. Sibelin inlemeleri beni daha da tahrik etmişti.
Sibel yalvarmaya başlamıştı, "Sok içime aslanım, sik beni panterim!" diye yalvarıyordu. Ben de artık Sibelin kaymak gibi amını parçalamak için hazırdım.
Dizlerimin üzerine doğruldum, kocaman olmuş yarağımı amının dudakları arasından kaydırıp, aniden içine kökledim. Sibel adeta çığlık attı. Ben deli gibi pompalamaya başladım. İkimiz de zevkten deliye dönmüştük.
Sibelin dolgun vücudu altımda dalgalanıyordu. Resmen Sibeli çatır çatır sikiyordum.
Yaklaşık 10 dakika bu pozisyonda şikiştikten sonra pozisyon değiştirdik. Sibeli domalttım ve arkasına geçip, amına pompalamaya devam ettim. Sibelin kalçaları çok iriydi.
Amının içine girip çıkarken kalçalarında oluşan dalgalanma beni dahada azdırıyordu. Elim de boş durmuyor, Sibelin birbirine çarpan göğüslerini okşuyordum.
Sibel bu şiddete dayanamadı ve orgazm oldu. Çok geçmeden ben de amından çıktım ve Sibeli döndürerek o iri göğüslerine bütün döllerimi boşalttım.
Skimin kafasında kalan dölleri de Sibel yalayarak yuttu. İkimiz de terden suya dönmüştük. Kanepeye uzandık, bir süre konuşmadan uzandık.
Sonra benim yarak tekrar canlanmaya başladı. Bunu gören Sibel hemen yalamaya başladı. Bir süre yaladıktan sonra kocaman olan yarağımın üzerine oturdu ve derin bir, "Ohhh!" çekti. Sonra yarağımın üzerinde deli gibi zıplamaya başladı.
Aldığı zevki görmek beni de tahrik ediyordu. Ben de zevkten ölmek üzereydim. Yaklaşık 10 dakika zevk çığlıkları atarak yarağımın üzerinde zıpladı.
Sibel zıplarken göğüslerin hoplamasını izlemek ayrı bir zevkti doğrusu. Sonunda ikimiz de dayanamadık ve aynı anda zevk çığlıkları içinde boşaldık…
Ama daha bitmemişti. Kısa bir dinlenmeden sonra Sibeli götünden sikmeye karar verdim. Sibel daha önce hiç anal seks yapmamıştı, göt deliği daracıktı.
Kalın yarağımla Sibelin çığlıkları eşliğinde o hiç sikilmemiş deliği genişlettim ve götünü siktim. Sibelle sabah saat 4'e kadar, dinlenip dinlenip sikiştik. Ben bukadar istekli bir kadın görmedim. İşime geldi doğrusu.
O kadar ateşli sikişmiştik ki, ikimiz de yorgun düşmüştük. Sibel teşekkür öpücüğümü de verdi ve "Beni resmen darmadağın ettin!" dedi. Sonra uyuduk. Sikişmelerimiz sonraki iki gün de devam etti.
Ben Pazar günü akşama doğru Sibelin evinden daha doğrusu arkadaşım Mahmutun evinden ayrıldım.
Mahmut Pazar gecesi İstanbula dönmüş ve Pazartesi işe geldi. Onu gördüğümde önce biraz vicdan azabı çektim, ama daha sonra Sibelle geçirdiğimiz iki günlük seks kampı aklıma gelince, bendeki bu vicdan azabı yerini zevkli bir gülümsemeye bıraktı.
Mahmudun sikemediği karısı Sibelle 6 aydır sık sık buluşup, zevkli anlar yaşamaya devam ediyoruz....
👉 WATCH ALL MY VIDEOS HERE
👉 FIND MY HOT STUFF HERE
Test me 😋
Karım değişti
Altı yıllık evliyim ve karımı çok seviyorum. İşim gereği belirli aralıklarla evimden ve Gül'den uzak kalıyor, Anadolu'nun çeşitli şehirlerinde hasret dolu günler geçiriyorum.
Eşimle deliler gibi sevişerek evlendik. Doğrusunu söylemek gerekirse karım Gül seks yaptığım ilk kadındır. Onunla fakülteye dayanan, uzunca süren bir arkadaşlığımız vardı. Fakültede okuduğumuz yıllarda başlayan dostluğumuz, zaman içinde tutkulu bir aşka dönüşünce, Gül o güzel cinselliğini, dar kutusunu çekinmeden bana vermişti.
Hemen ardından da evlendik, öğrencilikle aile sorumluluğunu bir arada götürmeye çalıştık. Ancak eşim bir süre sonra öğrenimini yarım bırakarak evle ilgilenmeye başladı.
Dediğim gibi ben sık sık iş seyahatlerine çıkmaya başlayınca eşim Gül buna tepki göstermiş, zaman içerisinde de olayı kabullenip ses çıkarmaz olmuştu. İlk tepkisinin aksine, hiç tepki göstermemesi beni şaşırttı açıkçası…
Gerçekten de üzülmek, surat asıp huzursuz olmak bir yana, adeta sevinir olmuş, iş gezisine çıkmamı sabırsızlıkla bekler bir hava takınmaya başlamıştı. Önceleri buna bir mana verememiştim, ama bir iş dönüşü eşimi salonda çırılçıplak oturur bulunca daha değişik şeyler düşünmeye başladım.
Salonda yoğun bir sigara kokusu vardı. Biraz hoş beşten sonra, bir sigara yakmak için sehpadaki pakete uzandığımda kül tablasında rujlu izmaritlerin yanı sıra rujsuz ve değişik marka izmaritleri görünce birden eşimin beni aldattığından şüphelenmeye başladım.
“Aldatılma” gibi bir düşünce, karımın benden başka bir erkekle, belki de erkeklerle seviştiği fikri, bir anlık da olsa beynimden, hayali gözlerimin önünden geçince inanamadığım bir şey oldu.
Penisim olanca çabukluğu ile dikilip sertleşti ve pantolonumu zorlayıp adeta fermuarı parçalarcasına eşimin deliğine girmek için çırpınmaya başladı. Nefesimin tutulduğunu, soluk almakta güçlük çektiğimi fark eden eşimin meraklı gözleri önüme takıldı.
Hatırı sayılır büyüklüğe erişen kabarıklığı görünce gülümsedi, çırılçıplak, yumuşak, bembeyaz bedeniyle kıvırarak yanıma geldi… Bacaklarının, kalçalarının dolgunluğu artmış, kıçı daha da yuvarlaklaşmış, memeleri daha bir dikleşmiş, daha bir sertleşmişti sanki…
Yüzündeki sevimli ama bir o kadar da seksi ifade karşısında bir an boşalacağımı sandım. Onun başka biriyle sikiştiği düşüncesi beni bir anda tahrik etmiş, onun ateşli kıvraklığı karşısında penisimi kontrol edemez olmuştum.
Karım cilvelenerek, kıçını oynatarak, memelerini sallayarak kucağıma oturdu… Bir süre kıçıyla penisime basınç yapıp, oturup kalkmaya başladı. Peşi sıra iri götünü daireler çizerek çevirmeye başladı.
Sanki kumaşın altındaki irileşen sikimi yaptığı büyülü bir seks dansı ile nemli, küçük deliğine çekecek, pantolonumu parçalayan aletim yuvasına giren bir piston gibi, gürültüler, çılgın sesler çıkararak deliğine kendi kendine yerleşiverecekti…
Beni deli etmeye çalışır bir edayla kıçını dönerek kucağıma yeniden yerleşti… Kıçındaki mor çürükleri, o güzel yuvarlakları sıkan, beyazlıkları morartan parmak izlerini görünce, aldatılmak düşüncesine kesinlikle inanmaya başladım.
Bu düşünce beni daha da tahrik etmişti. Dikkatlice bakınca belinde, memelerinin yanında, omuz başında ve sağ kalçasında da iri birer çürük daha görünce bu güzel, diri bedeni bu hale getiren şahsı ve elleri şiddetle kıskanmaya başladım…
Belli ki eşim yokluğumda birisiyle kıyasıya sevişmişti. Benim aniden eve dönmem karşısında giyinmeye bile vakit bulamamıştı zavallı karım… Morarmış, terli, çırılçıplak vücudu ile ve evdeki hiçbir izi yok edemeden kalakalmıştı.
Kime vermişti bilmiyorum ama, seviştiği kişi ile ateşli ve hoyratça bir birleşme yaşamışlar, erkeği onun bedenini acımasızca hırpalamıştı. Sanırım büyük olasılıkla, erkeğin bedeni de çürüklerle, tırnak çizikleriyle dolmuştu.
Eşimin ne kadar ateşli birleştiğini, orgazma doğru nasıl kendini kaybedip çırpınmaya, debelenmeye başladığını, şuursuzca çığlıklar atıp, bas bas bağırdığını kendimden biliyordum. Adamın nasıl zevk aldığını, eşimin bacaklarının arasına nasıl fışkırttığını, neden onu böylesine hırpaladığını tahmin etmem hiç de zor değildi…
Gül, orgazm öncesi heyecanı doruklara yükselirken ne dediğini bilmez bir halde sesler çıkartır, aldığı zevki, çıkardığı sesler ve çığlıklarla benimle paylaşırdı… Arkası bana dönük, ata biner gibi kucağımda oturur ve kıçını sağa sola kıvırırken attığı feryatları belleğimde canlanıverdi.
"Oh! Daha… Daha…“
"Derine sok… Dibine kadar…”
"Ah, çıkma… Hayır, çıkartma…“
"Tanrım, deliriyorum, Tanrım…”
"Kalbim duracak, dur yavaşla biraz… Yapma… Oh"
"Beni bırakma… Evet, evet…“
"Hayır, dur yapma… Hayır…”
"Kıçımdan, evet kıçımdan… İşte tam oradan…“
"Sok hadi, sok durma…”
Gül kıçını çevirmesini hızlandırınca elimi beş adet parmağın morarttığı el izine atıp, ayı yerden olanca gücümle sıkmaya başladım. Yumuşak kıçı, beyaz cildi avcumda ezilip, uzadı. Zevkle karışık derin bir “Oh” çekti… Onun çığlıkları yeniden hayalimde sıralanmaya başladı.
"Yapma. Canımı yakıyorsun"
"Canım yanıyor, biraz krem sür lütfen…“
"İçimden hiç çıkma, asla ayrılma…”
"Oh, içime fışkırt…“
"Tanrım, içime fışkırıyor, evet… Evet…”
"Seni emmek istiyorum…“
"Emzirt bana…”
"Hayır, sakın çekme… Senin sütünü istiyorum…“
Eşimin morarmış, dolgun, etli bedeninin sıcaklığı, kıçının aletime yaptığı basınç, beni aldattığı adamla çiftleşmesinin hayalleri, sikiş anılarımız bir araya geldi. Doruktaki heyecanım yerini manyak bir orgazma, dizginlenemez bir fışkırmaya bırakıverdi aniden…
Ne olduğunu anlamadan ve asla böylesine bir orgazm yaşadığımı hatırlamadan pantolonuma attırmaya başlamıştım.
Eşim kucağımdan inip aralık bacaklarımın önünde diz çöktü ve kıpkırmızı, şehvetten gerginleşmiş bir yüzle pantolonumdan dışarı sızan bellerimi yalamaya, emip yutmaya başladı.
Öyle bir arzu ile, öyle bir iştahla yutuyordu ki, yeniden direk gibi oldum, sikimin bütün damarları yeniden kabardı, aletim iri bir balon gibi şişiverdi…
Gül bu kabarıklığı dişliyor, kumaşla birlikte ağzına almaya çalışıyor, ucunu bulup, sızan beyaz sperm parçacıklarını diliyle titreterek yalıyordu… Yeniden boşalabilirdim ama bu sefer spermlerimi içine fışkırtmak, sütümü sıcak deliğinin içine sağmak istiyordum.
Eşim, hızla ıslak kumaşım fermuarını aralayıp, iki eliyle kavradığı yapış yapış sikimi dışarıya çıkardı ve sağ eliyle dibinden sıkıp şişirdiği ucunu dudaklarının arasına yerleştirdi. Bir an duralayıp gözlerini yüzüme dikti ve sikimin dibini daha yüksek bir basınçla sıkıp, son haddine kadar şişirdi. Sikim avurtlarına basınç yapmaya, ağız boşluğunda ezilip, içine sığmaz hale gelmeye başladı.
Beklemediğim bir hamle ile, müthiş bir vakumla penisimi ağzının içine doğru çekti. Koca yarak büyük bir hızla ağzına, boğazına doğru kayıverdi. Eşim mırıltılı sesler çıkarmaya başlayınca, boğazına dayandığımı anlamıştım, ama bir iki vakum daha yapınca boğazının darlığının sikimi lastik gibi sardığını hissettim.
Şu anda kasık tüylerime kadar onun ağzına girmiştim… Birkaç saniye öyle tuttu ve derhal ağzından dışarıya çıkarttı, gözleri irileşmiş, zorlanma nedeniyle yaşarmıştı. Birkaç derin soluktan sonra yeniden ağzına soktu ve dibine kadar yutuverdi. Sanki gerçekten de yutmaya, kopartmaya çalışıyordu…
Dört beş sokup çıkartmadan sonra boşalacağımı anladım ve bir terslik olmaması için daha içeriye almasına izin vermedim… Gül de olacakları anlamış, üç-dört santimlik ucunu emmeye, kemirmeye başlamıştı… İkinci defa boşalıyordum. Eğer birkaç kez daha dilini, dudağını ya da parmağını değdirirse güçlü bir volkan patlaması gibi fışkıracaktım.
Anlaşılan o da bunu arzu ediyor olmalı ki, dudaklarını büyük bir "O” yaparak aralayabildiği kadar araladı. İki elini yumruk yaparak kavradığı sikimi deliler gibi aşağı yukarı çekiştirip, sütümü sağmaya başladı. Sikim ellerinin arasında kocaman olup titremeye başlayınca, ağlamaklı bir yüz ifadesiyle, pembeleşen yüzünü buruşturarak,
"Tanrım, fışkıracak… Geliyor… Geliyor!“ diye bağırdı.
Gerçekten de ayak parmaklarımın uçları sızlayarak, iliklerim çekilerek, sikim tir tir titreyerek ağzına fışkırmaya başladım. İlk iri ve bembeyaz damla tam isabetle ağız boşluğunda kayboldu. İkincisi de yerini bulunca dudağını kapatıp yutkundu. Bu sırada diğer damlalar kapalı, pembe dudaklarına yapışıp çenesine doğru akmaya başladı.
Sersemlemiş bir halde, onun da orgazm olduğunu anladım. Tüm vücudu titriyor, her yeri kasılıyordu. Zangırdayan ellerini halsizce sikime uzatıp ucunu dudaklarının arasına yerleştirdi, sıkıca kapatıp ağzına hapsetti… Şimdi fışkıran damlalar, beller ağzına boşalıyor, oradan boğazına akıyordu.
Öylesine bir iştah ve çabuklukla emiyordu ki, beni kurutacağını sandım. Yaptığı her vakumda avurtları çöküyor, adeta iki yanağı birleşiyordu. Daha fazla dayanamadım, her yer kararmaya başladı. Koltuğa doğru yıkıldım…
O haftayı evden çıkmadan geçirdik. Pazartesi günü yeni bir iş seyahati bahanesiyle evden ayrıldım. Amacım ben uzaklaşınca neler olacağını görmekti. Gözden ırak, sote bir yere saklanıp evi gözlemeye başladım.
Az sonra karım dışarıya çıktı. Giyinmiş, süslenmişti. Arabasına bindi ve şehrin dış mahallelerine doğru yola koyuldu. Hemen uzaktan izlemeye başladım. Bir inşaatın önünde durup beklemeye başladı. Merak etmiştim ama uzun sürmedi.
İri kıyım bir amele inşaatın dış kapısında belirdi ve acele adımlarla arabaya yöneldi, ön kapıyı açıp eşimin yanına oturdu. Kendi arabamı onlardan biraz uzaktaki çalıların arkasına çekmiş, onları rahatça görebileceğim şekilde park etmiştim.
Karım adamın kucağına doğru eğildi, adam da geriye doğru yaslandı. Çevrede bu inşaattan başka bir yaşam belirtisi yoktu… Adam inlemeye, şehvetle yüzünü buruşturmaya başlayınca emildiğini anladım, Gül adamın sikini emiyordu.
Amele geriye doğru yay gibi kıvrıldı, vücudunun kasıldığı buradan belli oluyordu. Sonra ellerini sağa sola savurmaya başladı, belli ki eşim onunkini getirmiş, ağzına boşaltıyordu.
Amele rahatlayınca karım doğruldu, kağıt mendile dudaklarını sildi, aynaya bakarak saçlarını düzeltti. Bu sırada adam arabadan inip inşaata girmişti. Biraz sonra, amele peşi sıra, daha çirkince ama daha iri kıyım bir tiple birlikte dışarı çıktı ve aynı şekilde karımın yanına oturdu.
Titreyerek olanları izliyor, müthiş bir arzu duyuyordum. Yaşadığım sürece tahrik olamayacağım kadar tahrik olmuştum… Adam karımın kucağına doğru eğilirken karım, bacaklarını karnına doğru çekti, kıçını yükseltip, kadınlığını iyice açtı. Bacaklarını da aralamıştı.
Adam yüzünü karımın bacak arasına yerleştirip yalamaya başladı. Karımın çırpınmaları ve çığlıkları hemen boşalmaya başladığını gösteriyordu ama adam karımı fazla yalamadı. Zorlukla kucağına alıp, am, göt, bacak, kalça meydanda inşaata soktu.
Hemen açık pencerelerden birine yöneldim. Fırsatını bulup içeri girmeli, onları seyretmeliydim. Bereket bu fırsatı da buldum. Karımı henüz tamamlanmamış bir odaya sokmuşlar, üzerindekileri çıkartıyorlardı.
Eşim zevkten, heyecandan perişan görünüyor, ayakta zor duruyordu. Zangır zangır titreyen bacaklarına sarılıp düşmesini engellediler… Gül, sevgili karım, iki amelenin yüzünü okşuyor, "Sevgilim, sevgilim” diyerek inliyordu. İki amele tarafından sikilmeyi beklerken heyecanını yenemiyor, onun bu hali beni de heyecanlandırıyordu.
Hiç eşiniz sizi aldattı mı, hiç eşiniz gözlerinizin önünde başkaları tarafından sikildi mi, bilmiyorum. Ama böyle bir sahne, kıskançlık, öfke gibi duyguların yanında erkeği müthiş etkileyebiliyor, duyamayacağı heyecanları da yaşatıyor…
Gül'ün önüne ve arkasına çöken iki amele, onun göt deliğini ve amını yalarken attığı çığlıkları, boş duvarlarda yankı bulan haykırışları, sikimi taşa çevirdi, çimentodan bir kalıba döndürmeye yetti de arttı bile.
Özellikle göt deliğini yalayan adam, karımın kıçını resmen yiyor, deliğinin içine başını sokmaya çalışıyordu. İyice büzdüğü dudaklarıyla anüsünü içine çekiyor, emmenin basıncıyla küçük büzük lastik gibi uzuyor, tükürükten ve kendi oluşturduğu ter, salgı arası sıvıdan pırıl pırıl parlıyordu.
Amele dişleri ile küçük ısırıklar atmaya başlayınca geri kaçıracağını sandığım kıçını,
"Ah, evet… Parçala sevgilim, evet… Evet…“ diye geriye, adamın ağzına yaslayıverdi.
Onu kıçından sikmek için ne kadar uğraşmıştım, aylarca bana götünü teslim etmemişti, ama şimdi hiç tanımadığı bir adama sunuyor, bana vermediği tavırlarla ona veriyordu.
Önündeki amele yalamayı kesip, amının dudakları ile oynamaya, parmaklarını deliğe sokup çıkartmaya başladığı zaman karım kapıp koyuverdi. Yırtınıyor, tecavüze uğrayan yeni yetme bir kız çocuğu gibi bar bar bağırıyor, çırpınıp kıvranıyor, zevkten ağlıyordu.
Önündeki amelenin üzerine atılıp sikini yakaladı ve adamı sikinden çekip kaldırarak, iriliği anlatılmaz yarağı önüne sokmaya çalıştı. Yarak deliğe girmekte zorlanıyor, karım dibinden tuttuğu siki içine doğru çektikçe, ittirdikçe, adam da iki elini kullanarak onun amını lastik top gibi açmaya, girmeyi kolaylaştırmaya çalışıyordu.
Ucu girmişti ki, karım sarılmaya başladı, yeniden bağırmaya, yırtınmaya başlayınca orgazmın daha şiddetli olduğunu anladım ve elimi sikime attım… Adam da karımın deliğine tam sokamadan haykırarak boşalmaya, fışkırmaya başladı.
İkisi de boşalırken birleşmeye çalışıyor, karım onu kıçından tutup kendine çekerken, amele karımın mengene gibi sıktığı ince belini bırakmıyor, onun vücudunu kendi vücuduna yapıştırıyordu.
Eşimin güzel memeleri amelenin kıllı göğsünde ezilirken, adamınki de içeri giremiyor, yay gibi bükülüp, fışkırmaya devam ediyordu. Muhallebi gibi beyaz renkli yoğun spermler, damla damla karımın amından aşağı süzülüyor, adamın sikinden kasıklarına doğru akıyordu.
Bu müthiş bir şeydi, oraya koşup onlara katılmak, akan belleri elimle alıp tadına bakmak, karıma tattırmak, kalanını da onun yumuşak bedenine yaymak istiyor, bunu yapabilmek için çıldırıyordum. Adam boşaldığı halde, karım onu bırakmıyor, hala sikine yükleniyor, lastik cop gibi bükülen aleti almaya çalışıyordu…
Arkadaki amele akan bellerle kremlediği göt deliğine girmeye çalışırken daha fazla dayanamayıp, elime aldığım sikimi titreterek sağmaya başladım, bir-iki çekişten sonra duvarlara doğru attırırken karım götüne giren yarağın zevk ve acısıyla yere düşmemek için önündeki diğer ameleye sarılıyordu…
Biraz sonra ikisi de haykırarak boşaldılar. Karım adamlara teşekkür edip toparlanmaya başladığında ben de apar topar arabama geri dönmüştüm. Bir süre oturup olan biteni kafamın içinde tarttım.
Karımın iki amele tarafından sikilirken aldığı müthiş zevk gözümün önünden gitmiyordu. Ve benim onları seyrederken yaşadıklarım… Daha olayın ilk kokusunu aldığımda geçirdiğim büyük şok, bembeyaz tenindeki çürük izlerini görünce nasıl istemsizce, çılgın gibi tahrik olduğum…
Yerimden kalkıp arabamın kapılarını kilitledim, karımın arabasına gittim hızla… Yanında durup karımın çıkmasını bekledim. Fazla beklememe gerek kalmadı, yanında iki sikicisiyle beraber dışarıya çıktı karım… İkisinin de dudaklarına birer öpücük kondurup arabaya yöneldiğinde beni gördü. Donup kaldı. Gözleri şaşkınlıktan faltaşı gibi açılmıştı.
"Sen? Ne… Ne işin var burada senin?” diye kekeledi o şaşkınlıkla… Kollarımı açıp sevgili karıma sarıldım sımsıkı… Kabarmış önümü karımın kasıklarına bastırıp ne hissettiğimi ona anlatmaya çalıştım. Olabildiğince yumuşak, güleç bir yüzle,
“Senin ne işin varsa benim de nedenim aynı karıcığım…” dedim. “Hadi geç arka koltuğa da evimize gidelim.” Karım şaşkınlığı tavan yapmış, robot gibi arabasının kapısına yönelirken bizi merakla izleyen iki ameleye döndüm,
“Beyler, şaşırdınız biliyorum ama, hadi hep beraber bizim eve gidelim. Karımla inşaat işlerinizi bitirirken ben de size bakayım, öğreneyim.” dedim.
Hala birbirlerine ve bana bakıp duruyorlardı. Güvensizlik vardı yüzlerinde, soru işaretleriyle doluydu yüzleri… Cüzdanımı çıkarıp bir kaç tane yüzlük çıkardım,
“Yevmiyeleriniz peşin, merak etmeyin. Korkmanıza gerek yok, bana güvenin. Hadi siz de arka koltuğa, karımın iki yanına geçin bakayım.”
Onlar işi anlamış, karımın iki yanına geçip otururken ben de şoför koltuğuna oturup arabayı çalıştırdım. Daha hareket etmeden ikiz aynasından baktığımda karımı aralarına almışlar, biri memelerine, biri bacaklarına dalmışlardı…
Karımla dikiz aynasında gözgöze geldik. Göz kırptım ona… Gaza basarken amelenin biri pos bıyıklarıyla karımın körpe dudaklarına yumuldu. Anlaşılan eve kadar zor dayanacaktı bu azgın herifler…
ARKADAŞIMIN KOCASI GÖTÜMÜ SİKTİ
Merhaba ben Hamide 6 yıllık evli çocuğu olmayan 28 yaşında ev hanımıyım Hafta ortasında Yasemin telefon açtı. Ankara'da üç yıl kapı komşumuz olan Mehmet ve Yasemin, İzmir'e geleceklermiş. Otelde yer ayırtmışlar, arada bizi de görmek istiyorlarmış.
“Otele ne gerek var canım, bizde kalırsınız” dedim, ısrar ettim.
Kabul ettiler.
Akşam kocam işten geldiğinde ona da söyledim. O da sevindi. Çok iyi anlaştığımız, arada iki yıl geçmesine rağmen telefonlaşıp görüştüğümüz kafa dengi insanlardı.
Pazar akşamı kocam misafirlerimizi almaya terminale gitti. Ben de yatacakları odayı hazırladım, kendim hazırlandım. İki yıllık ayrılıktan sonra arkadaşlarımı, hele Yasemin'i göreceğim için sevinçliydim.
Aynaya baktım, üstüme başıma çeki düzen verdim.
Eteği diz hizasındaki dar elbisem yine popomu meydana çıkarmıştı. Altı yıldır evliydim. Kendime iyi bakıyor, ideal genç kızlık ölçülerimi koruyordum ama şu geriye çıkık, iri, şekilli kalçalarımın göze batıcılığına bir şey yapamıyordum.
Ne giyersem giyeyim, saklayamıyordum kalçalarımı…
Erkeklerin aç bakışlarla, sikecek gibi bakmaları hoşuma gidiyordu gerçi ama bazen rahatsız da olmuyor değildim.
Ben tam hazırlıklarımı bitirmiştim ki zil çaldı. Kocam gelmiş olmalıydı. Koşarak kapıya gittim. Açtığımda kocamın yanında sadece Mehmet vardı Hayal kırıklığıyla hemen,
“Hani, Yasemin nerede?” diye sordum.
“Sorma Hamide, iş yerin de aksilik çıkmış, iznini iptal ettiler. Ben de yalnız gelmek zorunda kaldım.” dedi yanaklarımı öperken…
Üzülmüştüm arkadaşımı göremediğim için… Oturduk, yemek çay sohbet derken vakit geçti. Mehmet yol yorgunu diyerek odalarımıza çekildik. Erkeklerin işleri vardı, erken kalkacakları için fazla oturmadık. Yatıp uyuduk.
Sabah saat 10 civarında kalktım. Uyku mahmuru, saç baş dağınık, her zamanki gibi üzerimdeki kısa saten gecelikle dağınık bir şekilde elimi yüzümü yıkamak için banyoya doğru yürüdüm. Dalgın dalgın akşam misafire ne yemek yapsam, dışarıya mı çıksak diye düşünüp duruyordum. Gözlerimi ovuşturarak kapıyı açıp banyoya girdim ve aniden gözlerim fal taşı gibi açıldı.
Mehmet… Küvetin içinde çırılçıplak uzanmıştı. O donup kaldığım saniyeler içinde gözüm önündeki şeye kaydı hemen… Kayması doğaldı. Çünkü bacaklarının arasında, elleriyle okşadığı devasa bir penisi vardı Mehmet'in…
Artık buna penis falan demek az gelirdi. Üstüne basarak, çift r harfini çatlatarak yarrak demek gerekirdi adamın aletine…
“Şeyy… Ben… Özür dilerim. Evde kimse yok zannediyordum…” diye kekeledim. Ama hala gözüm büyülenmiş gibi Mehmet'in sikindey’di, hipnotize olmuşcasına gözlerimi ayıramıyordum.
Sonunda yanaklarım kıpkırmızı, şok olmuş vaziyette arkamı döndüm, banyodan çıktım. Holdeki aynada kendimi gördüm. Üstüm başım, saçlarım darmadağınıktı Yanaklarım alev alev yanıyor, utançtan ölüyordum.
Kısa saten geceliğimin yarısı yukarıda, yarısı aşağıda, geniş kalçalarım meydanda, dekoltesi sıyrılmış, memelerimin yarısı açıkta… Uçları kabarmış, geceliğin parlak kumaşından iştah açıcı bir görüntü yaratmış.
Üstüme başıma çeki düzen verip mutfağa geçtim. Ketıla su koyup ısıtmaya başladım. Mutfak tezgahına dayanıp gözlerimi kapattım. Tüm utanma duygumun yanı sıra ıslandığımı fark ettim o anda…
Yanaklarım gibi, kasıklarım da yanıyordu. Elimi eteğimin altından külodumun içine soktum, amımı sıkıp bıraktım. Çıkardığımda parmaklarım ıslaktı.
Tamam, Mehmet'i beğenirdim hep… Sportmen, yakışıklı, ideal erkek tipiydi kerata… Fakat bugüne kadar hiç bu açıdan, seksüel olarak bakmamıştım ona… Arkadaşımın, kocasıydı. Olaydan çok etkilenmiştim. Gözümün önünden gitmiyordu banyodaki manzara…
Su ısınmıştı. Üst dolaptan kahve ve şekeri almak için yukarıya uzandığımda birden arkamdan sarılıp gözlerimi kapatıverdi.
“Ayyy…” diyerek bir çığlık attım. Habersiz, sessizce gelmiş, ben de boş bulunmuştum. Mehmet beni kollarıyla sardı, elleriyle gözlerimi kapattı
"Bil bakalım ben kimim?“ diyerek güya şaka yapıyordu. beline doladığı banyo havlusu ve üstü çıplak olduğu için geceliğimin üzerinden de olsa o bileğim gibi aletini kalçalarım da hissettim ama ilk anda aldırmadım. Gülerek,
"Aman Mehmet… Sensin işte, başka kim olabilir ki?” dedim.
Gözlerimi açtı ama arkamdan çekilmedi. Hala o banyoda gözüme gözüme soktuğu koca yarağı arkamda dayanmış vaziyetteydi. Ben de terslemek, bozuntuya vermek istemiyordum.
Ama Mehmet benden ses çıkmayınca biraz daha kalçasını bastırdı. Şimdi sertliğinin yanında sıcaklığını da duyuyordum. Etkilendim. İçimde kaynayan sıcaklığın derecesi biraz daha yükseldi. Fakat yine de,
“Mehmet ne yapıyorsun? Kendine gelir misin?” dedim.
“Hamidem, hastayım sana… Eskiden beri beni çok etkiliyorsun, lütfen…” diye yalvardı adeta…
İçimden “nasıl olsa biraz sürtünüp bırakır, arkadaşının karısını zorla sikecek değil ya…” diye düşünüp olayı büyütmek istemedim. Mehmet bu kez elleriyle memelerimi sıkıca kavramış, var gücüyle yaslanıp . o büyük aletiyle koca götüme sürtünüp duruyordu.
ve bir anda havlunun altından yarrağını çıkarıp sikini artık tamamen kalça yuvarlaklarımın arasında hissettim alev gibi yanıyordu yarağı. Parmakları memelerimde, uçlarını ovalayıp duruyordu bir yandan… Öyle çok tahrik olmuştum ki… Fakat yine de kendimi tuttum,
“Mehmet, yeter artık. Hadi artık, bırak beni, tamam..” dedim sakinleştirmeye çalışarak ve bir hamleyle elinden kurtulmaya çalıştım.
Ama kurtulamadım. Kalçalarını iterek beni iyice mutfak tezgahına sıkıştırmış, bastırıp duruyordu.
“Hamidem, ne olursun biraz daha… Lütfen…” dedi.
Ben kurtulmak isteyip debelendikçe benim kalçalar istemsiz sağa sola sallanıyor, böyle olunca da sikine daha çok sürtünüyordum. Elleri hala memelerimdeydi. İncecik gecelik kumaşı ne sikinin sıcaklığına engel oluyordu, ne meme uçlarımın parmaklarının baskısıyla ezilmesine…
Ben boşu boşuna kurtulmak için kıpırdanıp duruyordum. Mehmet elleriyle memelerimi hamur gibi yoğurup dururken, kalçalarımı sikiyle okşarken, ağzını kulaklarıma yanaştırmış, ılık nefesiyle beni kendimden geçiriyor,
“Muhteşemsin Hamide… Götün kocaman…Memelerin… Muhteşem, taş gibi.” diye kulağımın dibinde inleyip duruyordu.
Olayın kötüye gittiğini anlamıştım, fakat dayanacak gücüm de kalmamıştı, sırılsıklam olmuştum. Birden direnmeye başladım, elinden kurtulmaya çalışıyor ve “Bırak beni… Bırak…” diye bağırıyordum. Bir hamlede beni tezgahın üzerine domalttı,
“Hiç boşuna uğraşma canım… Seni sikmeden bırakmam. Mutlaka sikecem seni…” diyerek hırsla zaten sıyrılmış olan geceliğimi kaldırıp külotumu indirdi.
Bir hamlede arkama diz çöküp kalçamı ayırdı ve yalamaya başladı ben bu hareketini hiç beklemediğim için şok olmuş ve amımın göt deliğimin yalanması çok hoşuma gitti sonra kalkıp yarağını yaladığı amıma dayadı ve bastırmaya başladı.
Daha henüz başı bile içime girdiğinde kalçam tamamen ikiye ayrıldı. Aygır herifin koca sikinin milim milim içime içime girdiğini hissediyordum.
Kasıklarım gerilmişti aletin büyüklüğünden… İçimde gidip gelmeye başladı.
Salkım gibi taşakları klitorisime, kasıkları ve bacakları da benim popomun yanaklarına vurdukça şak şak sesler çıkıyordu. O banyoda gördüğüm balta gibi sikin hepsini içime sokup çıkarıyordu.
Belki yirmi dakika kadar beni böyle sikti ve birden kasılmalar başladı. Amım yırtılacak gibi oluyordu. Ben de onunla beraber kasılmaya, titreyerek boşalmaya başladım.
Arkamda belime pençelerini geçirip kendine çekti, son bir hamleyle penisini sapladı içime…ve yarağını çıkarıp geceliğimin üstüne belime oluk oluk boşalıyordu.
Öylece durup bütün spermini boşalttıktan sonra üzerime yığıldı. Birkaç dakika o vaziyette kaldık. Dizlerim titriyor, yere çökmemek için gayret sarfediyordum.
Elini götüme attı ve göt deliğimi okşayarak Hamidem
“Bu götü de sikmek istiyorum” dedi. Bense aldığım zevkim yanında büyük bir pişmanlık duyuyordum. Döndüm ve yüzüne bakarak,
“Domuz, bu sik göte girer mi?” diye bağırdım. “Zaten bu yaptığın yanlış… Ne olacak şimdi?” derken onun aklı götüm de.
“Yaptığım değil, yaptığımız… İkimiz beraber seks yaptık, zevk aldık. Hey, Oğuz seni götten sikmiyor mu?” dedi,
“Sana ne? Ayrıca onunki böyle kalın değil.” dedim elimle önünde sallanan, indiği halde bilek gibi duran sikini göstererek…
“İnanamıyorum yaa… Salak herif… Gerçekten bu güzel götü sikmiyorsa aptallık ediyor.” dedi. “Hem bu kadar kızma artık… Oldu bir kere, yapacak bir şey yok… Spontane gelişti her şey… Sen de zevk aldın, inkar etme…”
Yeniden ellerini arkama dolaştırıp popomu okşamaya başladı. Ben de ağlamaya… Elinden kurtulup koşarak yatak odamıza gittim. Kapıyı kilitleyip uzandım.
Yeniden biraz uyumuşum. Uyandığımda kalkıp hala evde mi diye odaları dolaştım. Yoktu, gitmişti. Evde olsaydı daha mı iyi olacaktı, sevinecek miydim, bilemedim.
Banyoya gidip soyundum. üzerimde döllerinin kokusu hala duruyordu geceliğimi çıkardım baktım kurumuş burnuma götürdüm kokladım harika bir kokusu vardı azdırmıştı beni külotumu geceliğin içine koyup sepede attım ve Küvete uzanıp olanları düşünmeye başladım.
Sanki sikinin kalınlığı hala bacaklarımın arasında gibi geliyordu bana… Hem çok etkileniyor hem unutmaya çalışıyordum.
Ne yapacaktım ben şimdi? Bu azgın ve koca aletli adamla aynı evde nasıl olacaktı?
Ya tekrar sevişmek isterse benimle… Onun vahşi isteklerine engel olabilecek miydim?
Ondan da ötesi, kendi arzularıma nasıl gem vuracaktım? İçimdeki azgın orospu dişiyi ortaya çıkaran adam her istediğini rahatça yaptırabilecek miydi bana?
Akşam önce eşim eve geldi. Hiç bir şey belli etmedim, sonra da Mehmet geldi. Ben yemek hazırlarken onlar da masaya geçmişler çay içiyorlardı. Kocam,
“Ya böyle çayla olmaz ki arkadaş… Hamide, aşkım ben bir kaç bira alıp geliyorum” dedi ve ceketiyle arabasının anahtarlarını alıp çıktı.
Mehmet öylece oturuyordu. Ben de ağzım yandığından akşam için hatlarımı belli etmeyen bol bir eşofman giymiştim. Artık masayı donatmaya başlamıştım ki Mehmet belimden tutuverdi aniden, beni kendine çekerek kucağına oturttu.
O koca siki yine taş gibiydi altımda…
“Bırak beni… Şimdi gelecek arkadaşın… Bu kadar şerefsizlik yetmedi mi?” diyerek göğsünü yumrukladım.
Ama doğrusu canım da pek kalkmak istemiyordu. Dudaklarıma yumuldu, öpmeye başladı. Yine içim eriyordu. Dudaklarım emiliyor, dili dilimi okşuyordu ağzımın içinde…
Göğsünü yumruklayan ellerim hareketsiz, yumruklarım açılmış vaziyette göğsünde duruyordu. O geniş göğsünü okşamamak için, hislerimi ona belli etmemek için kendimi zor tutuyordum.
Sikinin kalınlığını götümde hissettikçe fena oluyordum. Hani, o anda kapının zili çalmasa, işin sonu nereye varacak belliydi. Müthiş bir sikiş daha bekliyordu beni…
Zilin sesiyle ikimiz de irkildik. Dudaklarımı onun sert dudaklarından kurtarıp kalkmaya çalışırken,
“Gece yanıma gel. O güzel götüne sadece başını sokayım. hamidem canını yakmadan götünden sikeceğim Kayganlaştırıcı krem aldım sex shoptan, masaj yağı da var…” diyordu.
“Saçmalama pis sapık, olmaz öyle şey…” dedim ve kalkıp kendime çeki düzen verdim. Mehmet de kalkmış sikini indirmek, gizlemek için çabalıyordu o arada… Gidip kapıyı açtım. Kocam elinde biralarla gelmişti.
Yemekten sonra biraz sohbet ettik. Daha doğrusu iki erkek sohbet ettiler. Bense robot gibi, onlara fazla katılmadan yanlarında oturdum. Sersemlemiş, dağılmış vaziyetteydim. Kocama çaktırmamak için çaba harcamakla meşguldüm. Sonunda yattık.
Kocamın yanında uzanmış yatarken aklıma bugün yaşadıklarım geliyordu, yine çok etkilenmiştim. Mehmet'in yanına gitmemek için kendimi zor tutuyordum. Her ne yaşandıysa olmuş, bitmişti. Ona gitmemeliydim.
Onun koca siki aklıma geldikçe ateş bastı, içimde gidip gelişlerini hatırladım. Geceliğimin eteğini çekip elimi külodumun içine daldırdım. Kızışmış amımı avuçlayıp sıktım.
Klitorisimi okşadım. Parmağımın birini ıslanmış amıma daldırırken diğer elimle geceliğimin açık yakasından mememin birini çıkarıp okşamaya, ucunu sıkmaya başladım.
Sabah içime giren koca yarağın kalınlığını yaşamak istedim. İkinci parmağımı, sonra üçüncüsünü salladım içime… Yavaş yavaş parmağımı hareket ettiriyor, zevkten kıvranıyordum.
Her ne kadar gerçeğinin yerini tutmasa da kısa zamanda yükseldim. Yanımda uyuyup duran kocama hissettirmemeye, inlemelerimi içimde boğmaya çalışarak orgazm oldum.
Parmaklarımı amımdan çıkardım. Su içindeydiler. Külodum da öyle… Batmıştı. Sessiz ve yavaşça kalkıp çekmeceden temiz bir külot aldım, yatak odasından dışarıya süzüldüm.
Banyoya girdim. Ellerimi yıkayıp külodumu değiştirdim. Islanmış külodu kirlilere atmak için kirli sepetini açtığımda şaşırdım.
Sabah tecavüzden sonra çıkardığım külodum kirlilerin en üstünde, sergilenircesine açılmış duruyordu. Oysa her zamanki gibi katlayıp geceliğin içine sakladığımdan emindim. Elime alıp baktım. Ağında beyaz spermler vardı.
Tazeydi, yeni bırakılmışlardı. Elime alıp burnuma götürdüm, kokladım sperm kokusunu… aldım gecelikteki kurumuş kokunun bu sefer taze kokusu azdırdı beni zaaten amım su içindeydi birde taze döl kokusu offfff,
“Sapık… Pis sapık… Külodumu alıp mastürbasyon yapmış…” diye geçirdim içimden… Sonra da az önce yatakta, hem de kocam yanımda uyurken kendi yaptıklarım geldi aklıma, güldüm. O da benim gibi azmıştı anlaşılan…
Külodumu tekrar top yapıp alta tıktım. Banyodan çıktım. Yatak odasına yöneldim. Küçük odanın kapısının önünde Mehmet'le burun buruna geldim.
Kapı yarım açık, önünde duruyor, yolumu kesiyordu. Çırılçıplaktı. Holün solgun ışığında kalkmış sikinin, mızrak gibi bana yönlendiğini görebiliyordum. Fısıldayarak,
“Bırak geçeyim sapık herif…” dedim, sesimin sert çıkmasını umarak… Korkuyla yatak odasına doğru baktım. Kapı kapalı olmasına rağmen kocamın horultusu burdan duyuluyordu. Olan bitenden habersiz horul horul uyuyordu kocam…
Karşılıklı bakıştık. Yine üstümde gecelikle yakalanmıştım adama… Aniden elimden tutup sertçe kendine çekti, odaya soktu beni, kapıyı kapattı.
Başımın üstünde birleştirdiği ellerimi ve bedenimi duvara yaslayıp dudaklarıma yumulurken diğer eliyle göğüslerimi okşayıp aşağıya indi, geceliğimin altına sokup külodumu tutup asılarak yırttı, çıkarıp attı.
Ve memelerime indi yaladı emdi koltuk altımı yaladı kokladı ohhh Hamidem kokun harika orospu dedi
Tüm bu anlattıklarım belki bir iki saniye içinde gerçekleşmiş, ben neye uğradığımı şaşırmış vaziyette kalmıştım.
Çırılçıplak adam tüm vücuduyla üzerime abanıyor, taş gibi yarağı geceliğimin altında, bacak içlerimde dolaşıyor, beni delirtiyordu. Dudaklarımı kurtarıp,
“Bırak beni… Bırak diyorum… Yoksa bağırırım…” Ne orospuluğumu gördün şerefsiz piç gelmiş evimde küloduma boşalmış beni zorla sikmiş birde orospu diyor diye tısladım… Nefes nefeseydim. Göğsüm inip kalkıyordu.
Bıraktı. Gözleri gözlerimdeydi, hırsla, vahşice parlıyordu gözleri… Bedenini yine bana yaslarken,
“Bağır…” dedi. “Bağır, kocan gelsin. Gecenin bu saatinde külotsuz, yarı çıplak, benim odamda ne aradığını anlat ona…” dedi alaycı tavırla…
Çaresizce kıvrandım. Haklıydı. Ne diyebilirdim ki kocama… Nasıl anlatırdım bu vaziyeti… Dudaklarımı, yüzümü, boynumu öpücük yağmuruna tutarken istekle, arzuyla çatallanan sesi yalvarıyordu,
“Bırak kendini Hamidem… Sen de istiyorsun. Rahat bırak kendini… Zevki hisset sadece…” Biraz uzaklaşıp geceliğimin yakasını açtı iki yana…
“Offf… Harikasın…” dedi hayranlıkla… "Baksana nasıl uçları kabarmış, parmak gibi olmuş… Amcığından sular akıyor. Hadi inkar etme… Senin de beni istediğini biliyorum… Zevk alıyorsun… İstiyorsun… Oh, bebeğim benim…“
Çırpınmayı bırakmıştım artık… Göğsünden ittim, kendimden uzaklaştırdım.
"Hayır, istemiyorum işte…” dedim şımarık bir edayla… Onu ne kadar istediğim belli oluyordu oysa… Ona ve arzularına teslim olmuş bir tavırla,
“Tamam, olan oldu… Lanet olsun. Ne yapacaksan yap bana… Sonra da bırak, kocamın yanına gideyim.”
Gözlerini benden ayırmadan geri geri gitti, koltuğa oturdu. Eli sikinde, o muhteşem sikindeydi, sıvazlıyordu bana bakarak…
“Şu güzel amcığını göster bana Hamide…” dedi inlercesine… “Hep bir telaş içinde siktim seni…
Şimdi onu göster bana, görmek istiyorum…” o güzel kokunun kaynağını görmek istiyorum. Durup ona baktım.
“Pekala…” dedim. “Madem o kadar çok görmek istiyorsun, al gör bakalım. Ne farkı varmış karının amıyla benimkinin arasında…”
Sonra da elimle geceliğimin eteğini tutup kaldırdım. Islanmış, dudakları şişip yumruk gibi olmuş amımı gösterdim ona… Gözleri açılmış, her ayrıntısını görmek ister gibi bakıyordu.
“Ohhh… Harikasın Hamide…” diye fısıldadı. “Çok güzel amcığın var. Onu güzel yapan, farklı yapan senin amcığın olması güzelim…
Haydi, dudaklarını aç şimdi, ikiye ayır amcığını…” senin külotunu kokladım kokunu öekerek boşaldım güzel kokulu Hamidem benim dedi.
bende sapık piç sen ne biçim bir erkeksin hiçmi diskinmiyorsun dedim oda senin amının suyunu içerim güzel kokulu kadınım dedi
İtaat ettim, dediğini yaptım. Sapık, öyle şeyler yaptırıyordu ki bana… Yeni gelin gibi heyecandan titriyor, tahrik oluyordum.
“İstediğin oldu mu sapık herif? İyice gördün mü amcığımı? Rahatladın mı? Şimdi ne yapmamı istiyorsun?”
“Gel ve üstüne otur şunun…” diye emretti.
Ben de sessizce, bir köle gibi emrine uydum, bir kaç adım atıp yanına geldim. Ellerini çekmişti, koca siki dikine duran bir patlıcan gibi kasıklarının arasında yükseliyordu.
Öyle iştah açıcı, öyle tahrik edici görünüyordu ki… Eğilip diz çöktüm önünde…
Saygıyla, hazdan titreyerek aletine gereken hürmeti gösterdim. Dudaklarımla, dilimle tapındım bereket tanrısına…
Ucundaki deliğinden başlayıp alttaki taşaklarına kadar yaladım, dilimin ucuyla dolaştım. Yumruk başını ağzıma alıp emdim.
Yeteri kadar yalayıp emdikten sonra doğruldum. Bacaklarımı aralayıp sikinin hizasında durdum. Geceliğimin eteğini kaldırıp sikini ucundan tuttum.
Yalanmaktan pırıl pırıl parlayan sikini amımın dudaklarına, klitorisime sürttüm.
“Ohhh…” diye inledim elimde olmadan…
Öyle zevk alıyordum ki… Öyle tahrik edici bir durumdaydım ki… Kocam iki duvar ötemde uyuyor, bense burada bir yabancıyla, koca yaraklı komşumla sikişiyordum.
Dudaklarımı ısırarak kendimi santim santim aşağıya bıraktım. Sikinin içimde kayboluşunu izledim başımı öne eğerek…
O da aynı şekilde izliyordu. Islak amcığım koca sikini içine aldı yine… Milim milim, yarıla yarıla…
Sonunda klitorisim onun kasık kıllarına yapıştığında bir oh çektim. Bacak aram yine dolmuştu.
Bacaklarım titreyerek oturup kalkmaya başladım yavaş yavaş… Gözlerimi kapattım, başımı arkaya atıp içimdeki sikin temasını tüm hücrelerimde hissettim.
Mehmet'in elleri de boş durmuyor, geceliğimin altından üstünden her yerimi okşayıp duruyor, memelerimi avuçluyor emiyordu durmadan…
Sonunda sarsılarak orgazm oldum. Ellerimi onun geniş göğsüne dayamış vaziyette, kalçalarımı deli gibi indirip kaldırarak boşaldım. Koltukta yanına devrildim ceset gibi… Hala kasılıyordum.
O ise hala dimdikti. Yeteri kadar dinlendiğime karar verince sarıldı, öptü, okşadı, beni yeniden, tekrar canlandırdı.
Koltuğun üzerinde domaltmak istediğinde karşı koydum,
“Yeter artık, bırak, bittim ben…” dedim.
“Bırakmam. O güzel götünü sikmeden bırakmam… Sana söyledim. Hamidem”
Çırpınmalarıma aldırmadan domaltı kalçamı ayırdı ve başladı göt deliğimi yalamaya offf harika sıcak dili göt deliğime girip çıkıyordı bu arada amımı parmaklıyor göt deliğimi diliyle sikiyordu harika yapıyordı işini piç kurusu azdırmıştı beni ohh ohh diye inliyordum önünde.ve sikini ıslak, sikilmiş amıma gömdü.
Gidip gelmeye başladı arkamda… Sakin sakin, usta işi hareketlerle yapıyordu yapacağını…
Koca sikinin içimde, hiç ulaşılmamış yerlerimde dolaştığını, baskı yaptığını, amımı gerdiğini duyumsuyordum. Yükselmeye başlamıştım ki, sikini çıkardı içimden…
Hayal kırıklığıyla arkama baktığımda sikine bir şeyler sürdüğünü gördüm. Loş ışıkta parlıyordu siki… Sonra kaygan parmaklarını götümün deliğinde hissettim.
“Nedir o?” dedim. “Bırak artık oynamayı benimle… Ne yapacaksan yap, gideyim…”
“Kayganlaştırıcı sürüyorum bebeğim. Bırak kendini, kasma…"
Parmaklarını arkamda dolaştırdı, içine soktu. Yedire yedire arkamı parmakladı, bir güzel yağladı sıvıyla… Sonra da işini bitirip koca sikinin başını arkama dayadı.
Koltuğun kırlentini alıp köşesini ağzıma soktum, ısırdım. Kaygan penisin başı, benim kaygan minik deliğime giriverdi bir anda… Acıyla inledim,
"Yavaşş… Acıyor…” dedim.
“Kasma… Kendini bırak… Biraz sonra göreceksin, rahat rahat girecek götüne… Oh benim güzel götlü Hamidem…
Yavrum benim…” diye fısıldayıp dururken eğilmiş, alttan memelerimi ovalıyordu kaygan parmaklarıyla…
Elinin birini klitorisime götürüp okşadığında kendimden geçtim, salıverdim kendimi… O da bir anda göt deliğime gömdü sikini…
Çığlık atmamak için kendimi zor tutuyordum. Kasıkları popoma dayanmıştı. Köküne kadar içimdeydi hayvani alet… Durdu, bekledi. Sonra yavaş yavaş gidip gelmeye başladı.
Götümün deliği isyan etmeyi bırakmıştı kısa sürede, zevk alıyordum. Büzüğümde sikinin şapkasını, damarlı gövdesinin ilerleyişini, sürtünmesini hissettikçe deliriyordum.
Ben de elimi alttan amıma götürüp klitorisimi parmaklarımın arasında ezmeye başladım. Elleri kalçalarımda, okşayarak dolaşıyor, sıkıp sıkıp bırakıyor, eğilip memelerimi okşuyor, bana zevk vermek için elinden ne gelirse yapıyordu.
Sikinin tamamını çıkarmaya, tekrar girmeye başlamıştı. Ara ara götümden çıkarıyor, amıma sokuyordu aletini…
Bense altında zevkten zevke sürükleniyor, hiç yaşamadığım, kocamın bana hiç yaşatmadığı deneyimlerle baş başa kalıyordum.
Ne yapacağımı şaşırmış, sadece aldığım zevke konsantre olmuştum.
Sonunda arka deliğimi sertçe pompalayıp dururken ben boşalmaya başladım. Daracık göt deliğimdeki kasılmalara o da daha fazla dayanamadı, beni kendine çekip hayvan gibi hırlayarak döllerini arka deliğime boşalttı ne varsa…
Kendini yan tarafa atmış, nefesleniyordu. Bense koltuğun üzerinde kıvrılmış, hala kasılıp duran bedenime söz geçirmeye, kendime gelmeye çalışıyordum.
Sonunda sakinleşip kalktım. Geceliğim hala üzerimdeydi, eteklerini çekiştirip düzelttim. Koltukta uzanmış oturan bir gecelik erkeğime baktım.
“İstediğin oldu mu şimdi? Muradına erdin mi?” dedim. Elini uzatıp elimi tuttu.
“Evet Hamidem… İstediğim oldu. Yıllardır güzel götünü sikmenin hayalini kurmuştum. Gerçek oldu. Teşekkür ederim” dedi elimi öperek… Ben de eğildim, dudaklarından öptüm. Kalkarken,
“Asıl ben teşekkür ederim. Sayende hiç yaşamadığım şeyler yaşadım.” dedim. “Ama bir daha olmayacak. Bugün olanlar yaşandı ve bitti, aramızda kalacak.
Bir daha tekrarlanmayacak. Söz ver bana…”
“Söz bebeğim… Nasıl istersen…”
Yavaşça odanın kapısını açıp çıktım, kendi yatak odama geçtim. Kocam hala uyuyordu. Götümün deliğinde yabancı bir erkeğin döllerinin ıslaklığını hissede hissede uyudum ben de…
Ertesi gün Mehmet'i uğurladık. Otobüsüne binmek üzereyken kocamla sarılıp tokalaştılar. Sonra benim elimden tuttu. Bir parmağıyla avucumu okşayarak, gözlerime baktı,
“Her şey için teşekkür ederim Hamide…” dedi. “Çok memnun kaldım.”
Kocam yanıbaşımızdaydı. Parmaklarının sıcak temasını elimde, avuç içimde tenimi okşadığını hissedince zevkle ürperdiğimi gizlemeye çalışarak,
“Ne demek Mehmet, görevimiz…” diyebildim. Kocam da atıldı,
“Tabi ya arkadaşım… Her zaman bekleriz, eşine selam söyle…” dedi.
Tam elimi bırakırken elime bir kağıt tutuşturdu.
Zavallı kocam misafirimize yemekten başka şeyler de ikram ettiğimi bilmiyordu. Arkadaşımın kocasının memnun kaldığı şeyin, orospu karısının muamelesi olduğundan, boynuzlandığından habersizdi.
Eve gelince bana verdiği kağıdı banyoya gittim gizlice okudum Hamidem güzel kokulu kadınım sana sormadan am kokulu külotunu aldım koklayarak seni düşünüp başalacağım sanada kirli sepedine bir hediye bıraktım öptüm göt deliğinden güzel kokulu Hamidem .
heycanla sepedi açtım ve o temiz küloıduma boşalmış olduğunu gördüm elime altım kokladım döl kokusu hala sıcaktı ohh sapık piç dedim ve külodu sütyenimin içine sokup kocamın yanına gittim..
Uykudan uyandım kocacığım rüya gördüm mehmet külodumu koklayıp başalmış sapık dedim kocam heycanlandı ve elini amıma attı ve okşamaya başladı ve heycanla azdırdın götünle adamı demekki dedi
bende onun siikini tutup okşadım tabiiki rüya gördüğüm felan yoktu kocama bu hikayeyi uydurdum baktım kocam dahada sertleşti zevke geldi ve beni sikti.
O yaşadığım bir günlük yasak aşkı da unutamadım hiç… Kocamın altına her yattığımda, her mastürbasyon yaptığımda, o günü ve gecesinde yaşadıklarımı, Mehmet'in, koca yaraklı kocaman sikini, verdiği zevki hatırladım.
ve bunuda kocama anlatıyordum rüya gördüm diye ikimizde zevk alarak boşalıyorduk…..
Karım ve Çapkın Amcam
Karımla evlendiğim zaman benim ikinci, karımınsa ilk evliliği idi. Yeni evlilerin rutin turlarından akraba turlarını bilirsiniz.
O ilk dönemde bütün akrabaları ziyaret etmek karımı da beni de oldukça bezdirmişti. Yeni evlendiğimizde ziyaret etmediğimiz tek akrabam kalmıştı, o da o zamanlar Almanya’da yaşayan amcam idi.
Amcamın kesin dönüş yaptığını öğrenince sevinçten uçuyordum, çünkü amcam ile arkadaş gibiydik. Karıma, Almanya’dan dönen amcamı ziyarete gideceğimizi söylediğimde, akraba ziyaretlerinden bıktığı için suratını buruşturdu.
Amcamın yengemle uzun zaman önce boşandıklarını ve yalnız yaşadığını, çok neşeli, matrak ve arkadaş gibi olduğunu, yaşına göre çok ileri görüşlü olduğunu, hatta Almanya’da ziyaretine gittiğimde zamparalık yaptığımızı, beraber çok kadın siktiğimizi anlattım.
Amcamla yaşadığımız bir iki matrak hovardalık hikayesi anlatıp çekinmemesini ve rahat olmasını söyleyince, karım gülmeye başladı, surat asmayı bıraktı. Amcamı ziyarete gitmemizi kabul etti…
Dediğim gibi bir iki maceramızı da üstü kapalı anlatınca çok merak etmişti amcamı…
Durmadan sorular soruyordu. Ben de her sorusuna cevap verdim, herifin ne kadar sikici olduğundan tutun da, bir gecede ipe dizdiği karılara kadar anlattım detaylarıyla…
Amcama telefon açıp geleceğimizi haber verdikten sonra, akşam üzeri yola çıktık. Hafta sonu olduğundan trafik yoğundu. Arabayla gitmek insanın sinirlerini bitirirdi. hem amcamla ne zaman bir araya gelsek içeceğimizi bildiğim için toplu taşıtla gitmeye karar verdik.
Otobüs vapur derken karşıya geçtik, Kadıköy’den tekrar otobüse bindik. Yazın sıcağı ve otobüsün tıklım tıklım olmasını göze almıştık.
Karımın üzerinde tek parça mini etekli bir elbise vardı. Daracık, vücudunu saran ve güzelliklerini meydana çıkaran elbise çok seksi duruyordu üzerinde…
Kahpeye de çok yakışıyordu bu tür seksi giysiler… Sıkışa sıkışa otobüsün arkasına ilerledik. O kalabalıkta karım belime sarıldığında sikim kazık gibi olmuştu. Karımın kulağına,
“Aşkım biraz gayret edersen boşalacağım!” dedim. Karım da,
“Ben de senden farksızım aşkım, şu an sen ve arkamdaki herifle aranızda tost oluyorum!” dedi…
Çaktırmadan baktım. Karımın arkasında genç bir delikanlı yüzünü sağa sola çevirerek benden saklamaya çalışıyor ve karımın kalçalarına istemeyerek dayanıyordu, yüzü kıpkırmızı olmuştu.
Delikanlının bu durumu beni daha da tahrik etti.
Bir ara delikanlı ile göz göze geldik, delikanlıya “sakin ol, sorun yok” anlamında hafif tebessüm edip gülümsedim. Delikanlı rahatlamış olacak ki, karıma biraz daha dayandı ve karım bana adeta itelendi. Karım kulağıma fısıldayarak,
“Aşkım inanmıyorum yaa… Biliyor musun, şu anda kalçalarımın arasında harika bir yarrak var!” dedi. Ben de,
“İyi ya işte, keyfini çıkar aşkım!” dedim.
Bunun üzerine karım delikanlı ile benim aramda kalçalarını oynatmaya başladı. Karım resmen dorukta idi.
Delikanlı bizden aldığı cesaretle ve havanın kararmış olmasından, otobüsün de tıklım tıklım olmasından faydalanarak bir elini aşağıya indirip karımın mini elbisesinin altına soktu.
O sırada karımın külodunu da çekiştirip hafif indirmiş. Karım sonradan anlattı. Delikanlı da ben de arada bir etrafa bakıyorduk, kimse farkında değildi… Bir an karım bana daha sıkı sarılıp kulağıma,
“Aşkım şimdi de sikini çıkardı ve götüme sokmaya çalışıyor!” dediğinde, çılgınca tahrik oldum ve
“Mımmm… Biraz bana doğru eğil istersen, rahat girsin. Zevkini çıkar aşkım!” dedim. Karım dediğimi yapıp tutunduğu kolumu pençelemiş, kalçalarını arkaya kıvırarak bastırıyor, dudaklarını ısırıyordu. Kulağına,
“Girdi mi?” diye sordum, ancak karım cevap bile veremedi. Delikanlı kollarımdaki karımın götünü resmen ayakta sikiyordu. Az sonra delikanlı gözlerime baka baka karımın götüne boşaldı. Tabi karım da kollarımda hafif hafif sarsılıyordu.
İneceğimiz durağa yaklaştığımızı karıma delikanlının da duyacağı şekilde haber verdim.
Delikanlı hemen toparlandı, fermuarını ve karımın külodunu yukarı çekti, bir şey olmamış gibi etrafına bakınmaya devam etti. Otobüs durakta durunca, zaten arka kapının oradaydık, hızlıca indik… Karım ayakta zor duruyor ve heyecandan nasıl titriyor, görmeniz gerek…
“Aşkım, oğlan içime boşaldı. Dölleri oluk oluk götümden küloduma akıyor!” dedi. Ben de terden sırılsıklam olmuştum,
“Aşkım amcama vardığımızda ilk iş olarak duş alalım. Hem otobüste nasıl canım çekti bilemezsin.
Senin o güzel götünü banyoda ben de sikeceğim!” dedim.
Amcamın evine geldiğimizde amcam bizi güler yüzle karşıladı. Ayaküstü karımla amcamı tanıştırdım, tokalaşıp öpüştüler. Sonra benimle tokalaşıp sarıldı ve
“Hayırdır? Bitkin görünüyorsunuz?” dedi. Karım da amcama,
“Kusura bakmayın, otobüs çok kalabalıktı da… Terledik, yorulduk. Hemen duş almalıyız.” dedi. Amcam da,
“Burası sizin eviniz gençler. Benden çekinmeyin sakın… Kendi evinizmiş gibi davranın, rahatınıza bakın!” dedi.
Karımla ben hemen banyoya gittik. Karım elbisesini çıkardığında gerçekten de götünden delikanlının dölleri süzülüyordu.
Ben de bir çırpıda soyundum ve karımla duşun altında öpüşmeye sevişmeye başladık. Karımı küvette domaltıp delikanlının genişlettiği götüne sabırsızca girdim ve yavaş yavaş sikmeye başladım.
Karım kendinden geçmiş, nerede olduğumuzu dahi unutmuş, yüksek sesle inliyordu.
Öyle ki kapının açılıp amcamın bize giyecek giysiler getirdiğini dahi fark etmedi. Amcam bana pardon işareti yaparak göz kırptı, hoşgörüyle gülümsedi.
Karım amcamı bir görse çığlığı basacak, sikiş olayımızı bitirecekti mutlaka… Aslında utanacağını zannetmiyordum ama en azından tedirgin olacaktı. Ben de olayın zevki yarıda kalmasın amacıyla sesimi çıkarmadım.
Almanların tabusuz utanmazlığına, çıplaklık ve sekse yatkınlığına alışkın olan amcamla aynı odada, aynı yatakta çok grup yapmıştım Alman kızlarıyla, alışkındım.
Hatta kendi birlikte yaşadığı Alman kadını bile bana ikram etmişliği vardı. Amcama şöyle bir gülümseyip istifimi bozmadan karımın götünü sikmeye devam ettim.
Amcam getirdiği giysileri bırakana kadar karımın çıplaklığını, benim girip çıkışlarımı yeteri kadar görmüş, ben götünü sikerken alttan elini uzatıp amını parmaklayan orospu karımın zevk inlemelerini, kısık feryatlarını dinlemişti.
Sessizce banyonun kapısını kapayıp çıktı…
Eskiden amcamla birlikte yaptığımız hovardalıklar, birlikte siktiğimiz sarışın Alman orospuları, karıcığım dediği Alman kadınıyla aynı yatakta yatmalarımız aklıma geldi, eski hatıralar depreşti amcamı görünce…
Aklıma o anlar geldikçe karımın götünü daha sert sikerek boşaldım. Sonra duşumuzu alıp kurulandık.
Amcamın az önce getirdiği giysilere baktım, bana şort ve tişört, karıma da incecik tül gecelik bırakmıştı. Ben şortu ve tişörtü giyip, karıma geceliği uzattım. Karım geceliği giyerek,
“Ne yani, ben böyle mi çıkıcam amcanın karşısına? Külotsuz sütyensiz, sadece gecelikle?” dedi.
“Aşkım amcamla arkadaş gibiyiz, rahat ol!” dedim. Karım,
“Bence sorun yok, fakat amcan beni bu halde görünce azarsa karışmam!” dedi. Ben de gülerek,
“Aşkım, adam elbiseleri getirdiğinde zaten yeterince azdırmışızdır!” dedim. Karım,
“Nasıl? Yoksa amcan sikişirken gördü mü bizi?” dedi. Gülerek,
“Gördü tabii… Tabi senin gözün benim yaraktan başka bir şey görmez haldeydin, sen görmedin geldiğini… Geceliği bırakıp çıkana kadar amcamın gözleri bayram etti!” dedim.
“Ne geniş adamsın kocacım… Adam amımı götümü gördü sen sikerken, öyle mi?” Elimi amcığına atıp,
“Sen de ne orospusun karıcım… Elin adamına otobüste götünü siktiriyorsun, amcam ben götünü sikerken gördü diye sıkılıyorsun. Bırak, adamcağız senin güzelliklerini görsün işte fena mı?” dedim. Gülüştük ve salona geçtik…
Dikkat ettim de amcamın önü resmen çadır kurmuştu. Oturup sohbet falan derken, amcamın hazırladığı masada bir şeyler atıştırdık. Karnımız doyunca amcam masayı toplamaya kalktı, fakat karım müsaade etmedi. Amcama,
“Burasının bizim evimiz olduğunu söylediniz, siz oturun ben toplarım!” dedi. Biz geçtik üçlü koltuğa oturduk. Karım tencere tabakla mutfağa gidince amcam bana,
“Bu kadar güzel ve seksi bir kızla evlendiğin için aferin sana! Bunu kutlayalım!” diyerek, Almanya'dan özel olarak getirdiği viskiyi ve çikolataları çıkardı, karımdan da mutfaktan bardak istedi.
Karım bardakları getirip ortamıza oturdu. Amcam bardakların hepsini doldurdu, kadehleri kaldırdık ve fondip yaptık. İkinci dublelerden sonra amcam karıma iltifatlar yağdırıyordu. Karım da bana,
“Aşkım amcan çok tatlı birisiymiş ya… Neden beni daha önce getirip tanıştırmadın. İyi ki gelmişiz!” diyerek ziyaretine geldiğimiz için memnuniyetini belirtti…
Muhabbet ilerledikçe ve viski şişesinin dibi görünmeye başladıkça karımla amcamın arasındaki samimiyet de artmış, konuşurken birbirlerine dokunmalar, birbirlerinin bacaklarına ellerini koymalar falan başlamıştı.
Amcam karımın bacağına elini koymuş, bana,
“Çok güzel karın var, çok şanslısın yeğen… Bak, karının güzelliğinin kıymetini bil, ona göre hakkını ver. Yoksa, beni bilirsin, elinden alıveririm!” dedi. Ben de,
“Bilmez miyim amca… Sen merak etme, karımın hakkını her şekilde veriyorum!” dedim.
Karım da amcamın yanağına bir öpücük kondurup cilveli cilveli kıkırdayarak,
“Ah, çok teşekkür ederim!” deyiverdi.
“Anlattı mı kocan sana, az beraber hovardalık yapmadık yeğenimle beraber!”
“Evet, anlata anlata bitiremedi. Sen yetiştirmişsin onu, öyle çılgın bir yeğenin var ki…”
Dönüp dudaklarıma bir öpücük kondurup eliyle sertleşmeye başlayan önümü şöyle bir avuçlayıverdi. Beklemiyordum bunu yapmasını, inleyerek elini tuttum.
“Ah, sen de az çılgın değilsin karıcım. Amca, harika bir kadınla evlenmişim ben…
Almanya'daki yaşantıyı aratmıyor bana, bir bilsen neler yapıyoruz beraber…”
Amcam muhabbetin gidişine daha bir neşelenmişti. Artan bir cesaretle karımın bacağını artık resmen okşuyordu.
Karım ürpererek dizini hafif kaldırınca incecik geceliği kasıklarına kadar sıyrılmış ve külotsuz amı hafiften görünmeye başlamıştı. Amcam bana,
“Hadi koçum, kadehlerimiz boşaldı. Viskileri doldur!” dedi. Ben de boş şişeyi gösterip,
“Bu bitti amca!” dedim.
“İçerden getir öyleyse, arkası var daha!” dedi.
“Tamam amca!” deyip gittim dolaptan viskiyi aldım geldim.
Geldiğimde amcam bir kolunu karımın boynuna dolamış, bir eli de bacaklarında, amına yakın yerlerde geziniyordu. Bu manzarayı görmek beni otobüsten daha fazla tahrik etmişti…
Hemen viskiyi açıp kadehleri doldurdum, biz amcamla fondip yaparken, karım artık yudum yudum gidiyordu. Bu karımın kafayı bulduğunun işaretiydi.
Sürekli erotik fıkralar anlatmaya ve gülmeye başlamıştı. Amcamın önüne bakıyordum, siki öyle bir kalkmıştı ki, şortundan fırlayacak gibi duruyordu. Amcam karıma,
“Nasıl gelinim, yeğenim seni yatakta mutlu ediyor mu?” dedi. Karım da,
“Tabi ediyor amcacığım!” dedi kıkırdayarak…
"Anlattı mı sana Almanya'ya geldiğinde kırdığımız cevizleri? Amcasına çekmiş piç, çok sikicidir senin kocan…“ Karım gözlerini süzüp bana baktı,
"Biliyorum, hepsini anlattı amcacım… İkiniz beraber Alman yengesini bile halletmişsiniz aynı yatakta…” Dönüp amcama baktı aynı şehvetli bakışlarla…
“Sizi de anlattı. Siz de az değilmişsiniz sikicilikte… Hatta bir kaç gömlek fazlanız varmış”
İçtiği viskiler etkisini göstermeye başlamış, üzerindeki içini olduğu gibi gösteren transparan gecelikle iyice rahatlayıp yayılmıştı karım… Utanma sıkılma yoktu, duvarlar yıkılmıştı.
Amcam karımın geceliğini biraz daha yukarı kaldırdı, elini karımın amının üzerine koyup okşayarak,
“Sen de çok seksisin, çok güzelsin gelin kızım. Peki, yeğenim burayı, bu güzelliği yaladı mı hiç?” dedi.
Karım amının okşanmasının verdiği zevkle inlemekten daha bir şey söyleyemeden ben cevap verdim ve
“Yalamaz mıyım hiç amca? Karımın harika tatlı, bal kaymak amı var, yalamaya doyamazsın!” dedim.
Artık muhabbet hep belden aşağı olmuştu ve üçümüz de amlı sikli konuşuyorduk…
Bir süre sonra amcam artık karımın amını resmen okşuyordu, karım da koltuğa yaslanmış, hafif hafif inliyordu. Amcam karıma,
“Banyoda harika domalmıştın, çok güzel alıyordun…” dedi. Karım da,
“Siz de harika okşuyorsunuz!” dedi. “Beni bitiriyorsunuz”
Karımın pembe dudaklı amının içinden akan zevk sularını görebiliyordum.
Amcam karımın ıslak amının dudaklarını iki parmağıyla ayırıp, ıslatarak kayganlaştırdığı parmaklarıyla kabarmış klitorisini okşamaya başladı.
Karım artık resmen sesli sesli inliyordu ve bir elini benim sikime, diğer elini de amcamın sikine atıp siklerimizi dışarı çıkarıp sıvazlamaya başladı.
Amcam birden şortunu çıkarıp,
“Bu harika götü bir de ben sikeyim!” diyerek karımı belinden kavradığı gibi kucağına ters, sırtı amcama gelecek şekilde oturtuverdi. Karım da amcama,
“Bu bugün götten yiyeceğim üçüncü yarrak olacak!” diyerek biraz kalktı ve bir eliyle amcamın yarrağını götüne denk getirip yavaş yavaş oturdu.
Köküne kadar aldıktan sonra inip kalkmaya başladı. Ben de karımın önüne geçip, iyice açılmış ve ıslanmış amını yalamaya başladım. Karımın götünde amcamın yarağı, amında benim dilim, bağıra bağıra inliyor, deli gibi zıplıyordu…
Karımın titreyerek boşalmasından sonra amcam karımı sikinden indirdi ve koltuğa sırtüstü uzattı. Bana,
“Sen ağzına ver, biraz da ben yalayım amını, bu gece yarrak delisi yapalım küçük orospu karını!” dedi.
Ben bana denileni yaptım ve şortumu çıkarıp sikimi karımın ağzına verdim.
Amcam karımın amına yumuldu ve deli gibi yalamaya başladı, resmen diliyle sikiyordu.
Karım da benim sikimi deli gibi yalarken, bir yandan da amcamın saçlarından tutmuş amına bastırıyordu. Çok geçmeden karım amcamın ağzına boşalmıştı bile. Karım sikimi ağzından çıkardı ve
“Aşkım amcan amımı daha güzel yalıyor, bitirdi beni!” dedi.
Amcam bu sözleri duyunca karımın amının sularını yalayarak, dilini hiç boşta bırakmadan göbeğini ve memelerini yalayarak emerek yukarı çıktı ve karımın dudaklarına geldi ve öpüşmeye başladılar.
Öpüşürken amcam karımın amına öyle bir koydu ki, karım çığlığı bastı ve bacaklarını amcamın beline dolayıp, tamamen kenetlendiler.
Bana izlemekten başka yapacak bir şey kalmamıştı, amcam karımı sikerken ben de viskimi doldurdum ve izlemeye başladım…
Amcam boşalmak bilmiyor ve tempolu bir şekilde karımın amını sikiyor, sikerken de dudaklarını emiyordu.
Amcam abartısız yarım saate yakın karımın amını siktikten sonra birden hırlayarak ve iniltilerle karıma öyle bir kenetlendi kaldı ki, karımın suyunu çıkaracak sandım.
Amcam inleye inleye karımın amına boşalıyordu. Karımın bacaklarının titremesinden onun da orgazm olduğu belli oluyordu. Amcamın boşalması bittiğinde bir süre karımın üzerinde yığılı kaldı.
Soluklanıp kendine gelince kalktı ve karımın dudaklarına bir öpücük kondurup,
“Hayatımda siktiğim en güzel kadın sen oldun!” dedi. Karım da,
“Olgun erkekler iyi siker derlerdi, bunun gerçek olduğunu sayende öğrendim!” dedi.
Amcam sikini sallaya sallya banyoya yıkamaya giderken, karım,
“Hadi gel kocacığım, sıra sende!” dedi. Ben de,
“Hayır aşkım, amcam banyodan çıkınca sen de bir duş al, sonra hep birlikte yatak odasına geçelim, amcam götünü sikerken ben de aynı anda amını sikmek istiyorum!” dedim.
Amcamdan sonra karım banyoya girdi, yıkanıp geldi ve
“Hadi o zaman!” dedi.
Karımı kucakladığım gibi yatak odasına geçtik. Amcamla birlikte karımın yalanmadık yerini bırakmadık.
Sonra karımı tost yaptık, amcam karımın götünü sikerken ben de amını siktim.
O gece sabaha kadar çılgınlar gibi sikiştik. Sonra da sızmış uyumuşuz…
Ne kadar uyuduk bilmiyorum, uyandığımda yatakta yalnız başımaydım ve salondan sesler, inlemeler geliyordu.
Gidip baktım, amcam karımı halıya sırtüstü yatırmış, çarmıha gerer şekilde ellerini ve kollarını koltukların ayaklarına bağlamış, karımı inleterek amını yalıyordu.
Karım çıldırmış gibi orgazm oluyor ve sanki işercesine boşalıyor, amının suları resmen etrafa fışkırıyordu. Amcama,
“Yeter! Yeter bu kadar! Hadi sik artık!” diye yalvarıyordu.
Amcam karımı dinlemiyor, yalamaya devam ediyordu. Ben de yanlarına gidip,
“Amca daha fazla yalvartma karımı, sik artık!” dedim. Amcam karımın vıcık vıcık amına bir koydu ki, karım derin bir
“Ooohhhhhh!” çekti. Amcam karımın amını sikerken ben de karımın ağzına verdim. Daha sonra amcam karımın amına, ben de ağzına yüzüne boşaldım…
Sonra da karımı çözüp üçümüz banyoya girip yıkandık ve kahvaltı yaptık. O hafta sonu amcamda kaldık ve sınırsızca sikiştik....
Nişanlı Kardeşim
Nişlanlı üvey kız kardeşimi bağırtarak siktim Merhaba arkadaşlar benim üvey bir kız kardeşim var ve ben her zaman onu sikmek istemişimdir ama bir türlü ona diyemiyordum bir gün ben salonda otururken yanıma dar bir tanga ile geldi ve sikim kazık gibi olmaya başladı, üvey kız kardeşim nişanlıydı Serpil’in nişanlısı Ferit adında, kendini beğenmiş, gıcık biriydi. Bize geldiği zamanlar Serpil’den başkasını gözü görmezdi.
Saatlerce bizde kalır, Serpil’in odasından çıkmazdı. Bu duruma karşı çıktığım halde beni ciddiye bile almazlardı. Serpil haftalık iznini onunla beraber geçirirken, eve akşam geç saatlerde dönerdi. Aralarında sekiz yaş vardı. Ferit’in babası inşaatçı olduğundan kendisi de onunla takılırdı.
Kendisi çalışmadığı halde babası sayesinde idare ediyordu. Son model arabası vardı, bununla ne bok yediği belli değildi.
Zamparalık dahil herşey beklenirdi ondan. Zihnimdeki acabalar gittikçe artarken, bütün bu düşünceler içimi kemiriyordu. Daha önceki yıllarda ailece her yaz köye gider, birkaç ay tatil yapardık. Fakat o yaz, Serpil çalıştığı için zorunlu olarak ben de yanında kalmıştım. Babamla üvey annem köye gideli bir aydan fazla olmuştu.
Serpil ile evde beraber kaldığımız süre içinde herhangi bir olumsuzluk olmamıştı. Serpil sabah saat 9:00 gibi işe gidiyor, akşam 19:00 gibi dönüyordu. Son zamanlarda geç kalsa da, kafama takmıyordum. Daha önce ben Serpil’in eşofman giymesine karşı çıkarken, artık herhangi birşey demiyordum. Doğrusu hoşuma bile gidiyordu.
Eşofmana sığmayan, dolgun yuvarlak kalçalarının yanında, giydiği külotun izi bile anlaşılıyordu. İlk zamanlar normal külotlardan giyerken, son zamanlar tangaya merak salmıştı. Eşofmanın altındaki tanga, kalçalarını ikiye bölüyordu. Durumu dikkat çektiği halde, yanımda oldukça rahattı.
Serpil’e karşı hislerim değişmeye başlamıştı. Yazın çok sıcak olan evimiz geceleri uyku uyutmuyordu. Serpil’in de serzenişleri de bunu doğruluyordu. Sıcak nedeniyle uyuyamadığını, uykusuz yorgun halde işe gittiğini söylüyordu. Sabahları kalkmakta zorluk çekiyordu. Kaldırmam için yardım istemişti.
Bir sabah uyandırmak için, odasına girdiğimde inanılmaz bir manzarayla karşılaşmıştım. Serpil, yüzü koyun uzanmış, külot sütyen yatıyordu. Külot dedimse bu normal bir külot değildi, tanga idi.
Giydiği tanga kalçaların arasında kaybolmuştu. Sadece üst kısmı görünüyordu. Yastığa sarılmış, kalçalarını da geriye doğru çıkarmıştı. Bembembeyaz teni inanılmaz güzeldi. Beyaz kalçalar kabak gibi parlıyordu. Bu görüntü beni mahvetmişti. Manzara karşısında dayanamayıp külotuma boşaldım.
O günden sonra Serpil’e bakışlarım dahada değişmişti. İzin günleri geç saatlere kadar nişanlısıyla beraberdi. Kendisine, nişanlısından hoşlanmadığımı, o mendeburdan herşey beklenebileceğini söylerken, dikkatli olması için tembihliyordum. Serpil söylediklerimin ne anlama geldiğini çok iyi biliyordu.
Bana, “Merak etme Gökay, bu konuda bana sonuna kadar güvenebilirsin!” diyordu ve ben de ona güveniyordum.
Kendisine güvendiğim için de üzerine gitmiyordum. Daha sonraki günler bu konularda daha samimi olmuştuk.
Bir akşam eve gelirken 6 şişe bira getirmiştim. Babamlar evde olmadığından içmemde bir sakınca yoktu. Serpil bu konuda ağzını bile açmamıştı. Ona, “Sen de içsene kız!” dedim. Serpil, “Töbee töbee, delimisin sen yaa!” diyor, içmek istemiyordu.
Ben de, “İç şunu kız, birşey olmaz!” diyerek ısrarımı sürdürüyordum. Sonunda, “İçerim, ama sarhoş olursam sorumlusu sensin!” dedi.
Hem müzik dinliyor hemde içiyorduk. Serpil ikinci bira şişesini bitirdiğinde, kelimeler ağzında yuvarlanıyordu, gözleri kaymış, ne dediğini bilmez haldeydi.
Serpil, “Başım dönüyooor, ben şimdi sarhoş mu olduummmm?” derken kahkalara boğuluyordu.
Alışkın olduğum için, bir iki bira, beni etkilemiyordu. Ben kendimi konrol ederken, Serpil kendini kaybetmeye başlamıştı. Nışanlısıyla ilişkisinin ne düzeyde olduğunu öğrenmek istiyordum. Ben sordukça, yarım yamalak anlatmaya çalışıyordu.
Anlattığına göre, öpüşme ve ellemelerin dışında henüz ilişki yaşamamışlardı. Nışanlısı daha fazlasını isterken, kendisinin buna izin vermediğini söylüyordu.Vakit ilerledikçe Serpil kendinden geçiyor, sarhoş oluyordu.
Daha fazla dayanamadı ve koltuğa uzandı. Kısa bir süre sonra da sızdı ve uykuya daldı. Öyle tatlı, öyle güzeldi ki, bakmaya doyamıyordum. Sırtüstü yattığı için, badinin içine sıkışan göğüsleri pramit gibi duruyordu.
Birkaç kez, “Serpiill! Serpiill!” diye seslendiğim halde, ölü gibi yatıyordu. Cesaretimi toplayıp yanına yaklaştım. Dizlerimin üzerine çömelerek birkaç kez dürttüm.
Kıpırdadığında, bir bacağı koltuktan kayarak yere değdi. O anki görüntüsü dayanılır gibi değildi. Açılan bacakları amını da ortaya çıkarmıştı. Eşofmanın içindeki am, ortadan ikiye bölünmüş gibiydi. Şişkin yuvarlak amı, beni inanılmaz heyecanlandırmıştı.
Zaten kalkmış olan yarrağım, bu görüntü karşısında zonklamaya başlamıştı.Başımı bacaklarının arasını sokup, eşofmanın üzerinden amını koklamaya başladım.
Amını koklarken, neredeyse boşalacaktım. İnanılmazdı ve harika kokuyordu. Dokunmak istiyordum, ama cesaret edip amına dokunamıyordum. Bendeki istek ve arzu büyüdükçe, kendimi frenliyemiyordum.
Ne olacaksa olsun düşüncesiyle, eşofmanın üzerinden amına dokundum. O an zevkten titremiştim. Amının girinti ve çıkıntılarını parmaklarımla yoklarken, şeklini şemalini öğrenmeye çalışıyordum.
Eşofmanı inceydi ve ellemesi daha kolay oluyordu. Amını görmek için eşofmanı araladım. Minik külotu, amının kıllarını bile kapatmıyordu. Giydiği külot tanga olunca bu görüntü kaçınılmazdı. Amının üst kısmına bakarken daha fazlasını görmek istiyordum.
Bunun için eşofmanını çıkarmam gerekiyordu. Salonda çıkaracak olsam, uyandığında söyleyecek kelime bulamazdım. Dürtükleyerek, Kalk kız burda uyuma, yatağına git yat!” diye seslendiğimde, sadece anlamadığım birşeyler mırıldandı, hepsi o kadar.Koltuk altlarından tutarak ayağa kaldırdım.
Kucaklayıp odasına taşıdıktan sonra, yatağın üzerine sırtüstü bıraktım. Işığı açıp ayak dibine oturdum. Derin bir nefes alarak, eşofmanın lastikli yerinden tuttum, bacaklarından yavaş yavaş sıyırarak ayak uçlarından çıkardım. Şimdi üzerinde sadece siyah tangası kalmıştı. Amını bile kapatmayan bu küçük bez parçasını indirirken kalbim duracak gibiydi. Sonunda onu da çıkardım.
Daha iyi görmek için bacaklarını dizinden kırarak yanlara doğru açtım. Şimdi amı tamamen ortaya çıkmıştı. Karşımda mükemmel bir manzara vardı. Uzun kılların arasındaki yarık boydan boya uzanıyordu. Amının dudakları, sağlı sollu ağız kısmını kapatıyordu.
Klitorisi ise küçük, ama diriydi.İncelemeye devam ederken, yarrağım kalkmış zonkluyordu.
Çıplak kalçaları, kocaman görünüyordu. Daha sonra, ayak bileklerinden tutup bacaklarını yukarı ve yanlara doğru açtım. Kalçaları kabak gibi ortaya çıkmıştı şimdi.
Siyah kıllarla çevrili götdeliğinin varlığı anlaşılmıyordu bile. Amının sıcaklığı yüzüme vururken, sanki sidik kokuyordu.
Burnuma vuran bu koku, en kaliteli parfümden bile daha etkiliydi. Tüm cesareti toplayıp dilimi amına değdirdim, sonra da yavaş yavaş yalamaya başladım.
Tuzlu bir tadı vardı. Tuzlu olmasına rağmen hoşuma gitmişti.Uyanma ihtimali vardı. Daha dikkatlı olmam gerektiğini düşündüm. Kafamdaki düşünce nedeniyle bacaklarını yavaş yavaş bıraktım. Bu görüntüyü ölümsüzleştirmem lazımdı. Bir daha böyle bir fırsat yakalayamayabilirdim.
Gittim salondan telefonumu aldım geldim. Amını ve götünü en ince ayrıntısına kadar çekip telefonuma kaydettim. İlerki günlerde 31 çekmemem için harika bir yatırımdı.
O ana kadar, boşalmamak için kendimi zor tutmuştum, artık boşalmak istiyordum.
Serpil’in amına bakarken, çeşitli fantaziler hayal etmeye başladım. Onu sikmek, amına sokmak istiyordum, ama bu mümkün değildi. Hayal bile olsa girip çıkmaya başladım.
Bir iki dakika içinde titremeye başladım. Büyük bir zevk kasıklarımı sararken daha fazla dayanamamıştım. Saniyeler boyunca boşaldıkça boşaldım. Yarrağımdan fışkıran döller çarşafı berbat etmişti. Ama bu umrumda bile değildi.
Bu benim için unutulmaz bir andı ve bunu doyasıya yaşamak istiyordum.Birkaç dakika sonra iyice rahatlamıştım ve kendime gelmiştim. Önce tangasını, ardından eşofmanını giydirip üstünü başını düzelttim. Çarşafına dökülen döllerimi temizledikten sonra her hangi bir olumsuzluk varmı diye etrafa baktım.
Sadece döllerin ıslaklığı kalmıştı çarşafta, o da önemli değildi, hava sıcak olduğu için sabaha kadar kuruyacağından emindim. Işığı kapatıp odadan çıktım.Ertesi gün uyandığımda saat 12:00’ye geliyordu. Serpil işe gitmişti. Odasını kontrol ettiğimde çarşafın değiştirilmiş olduğunu farkettim.
Kirlilerin konduğu sepete baktığımda, tanga, eşofman bir de çarşaf, aynı yerdeydi. Acaba birşeyler anlamışmıydı diye doğrusu çok merak ediyordum.
Akşam saat 22:00 gibi eve geldiğimde, Serpil yemek yapmış beni bekliyordu. Geç geldiğim için, “Nerde kaldın yaa? Saatlerdir seni bekliyorum.
Seni beklediğim için ben de yemedim!” diye sitem etmesi, bir an canımı sıktıysa da, yüzündeki gülümseme beni yumuşatmıştı.
“Özür dilerim kız, açlıktan ölmeni istemem! Sonra bizimkiler ne der!” dedim.
Serpil, “Sen özür dilermiydin Gökay?” diye takıldı.
Ben de, “Biricik kardeşimden özür dilemeyeceğim de, kimden dileyceğim kız!” dedim.
Bu lafıma teşekkür etmişti.
Sonra konuyu önceki akşama getirdi, “Akşam ne olduğunu bile hatırlamıyorum. Çok mu sarhoş oldum?” diye sordu.
Ben de, “İki bira içtin kendinden geçtin. Ayakta bile duramıyordun, odana taşırken anam ağladı. Ne kadar ağırsın kız!” diye takılınca, Serpil, “Saçmalama!, sadece 55 kiloyum, sence 55 kilo çok mu?” dedi.
Kızlar kendisine kilolu denmesinden hoşlanmadıkları için özlllikle böyle söylemiştim. Şaka yaptığımı anlayınca da gülmeye başladı. O akşam birşey olmamış gibi yemeğimizi yedik, TV seyrettik.
Sonraki günler normal şekilde geçiyordu. O işine gidip gelirken, ben de öylesine takılıyordum. Serpil nişanlısıyla buluşmaya devam ederken, bu buluşmalar bazen geç saatlere kadar sürüyordu.
Bir akşam eve döndüğünde yüzünün asık olduğunu farkettim. “Ne o kız? Yüzünden düşen bin parça!” diye takıldım.
“Yok birşey!” dedi, ama bira içtiğimi görünce, gitti bir bardak getirdi ve “Bana da doldursana, içmek istiyorum!” dedi.
Bir şişe de ona açtım ve bardağını doldurdum. Bardağı aldığı gibi yudumlamaya başladı, bir dikişte hepsini içti.
Bu durumu görünce, “Hop hoop! Biraz yavaş iç!” dedim.
Aslında içmesi benim işime geliyordu, geçenki gibi sarhoş olamsını istiyordum. İkinci kez bardağını doldurdum. Bir iki tane kuru yemiş ağzına attıktan sonra, tekrar yudumlamaya başladı.Nışanlısıyla tartışmış gibi bir hali vardı.
Kızgınlığı yüzünden okunuyordu.Biraları ard arda götürürken, bu durum hoşuma gitmişti. Onu izlerken, o akşam yaşadıklarım aklıma geldi. Nasıl bir amcığa sahip olduğunu çok iyi biliyordum. Bu gün üzerinde diz boyu bir etek vardı.
Etek bol olduğundan, eteğin kenarlarını, bacaklarının altına toplamıştı. Dizine kadar görünen bacaklar, pürüzsüz tertemizdi. Ağda veya epilasyon yapmış olmalıydı.
Dördüncü bardağı yudumlarken, kelimeler ağzında yuvarlanmaya başladı.
Ne dediğini kendisi bile bilmiyordu. Saçma sapan konuşurken, kendi kendine gülüyordu. Bu kez geçenkinden daha fazla içmişti. Kontrolden çıkmaya başlamıştı.
Sağa sola eğilirken, yapışık bacakları zaman zaman açılıyordu, bembeyaz bacakları baldırlarına kadar görünüyordu. Anlar diye endişelenirken, bakmadan da yapamıyordum.
Bu görüntü yarrağımı hareketlendiriyordu. Öne doğru eğilip gizlemeye çalışırken, kalp atışlarım da hızlanmıştı.
Sonra Serpil, “Lavobaya gitmem lazım!” diyerek yerinden kalktı.
Yanımdan geçerken kendini sıktığını farkettim, sıkıştığı her halinden belli oluyordu, nerdeyse altına işeyecekti. Tuvaletin kapısını açtı ve içeri girerken, ‘Zoorrt!’ diye osurdu.
Küfürler ederek tuvalete girdi. İçtiği biralar onu işemeye zorlamıştı. Öyle tazyikli işiyordu ki, işeme sesi salona kadar geliyordu.
Hem işiyordu, hemde zaman zaman osuruyordu.
Tuvaletten çıktıktan sonra odasına gitti. Aradan bir müddet geçtiği halde, Serpil’den ses seda çıkmamıştı.
Ne olduğuna bakmak için odasına yöneldim. Odasındaki ışık yanıyordu. Ne yaptığını öğrenmek için sessizce yaklaştım.
Açık olan kapıdan içeri baktığımda, yüzü koyun uzanmış yattığını gördüm. Kalçalarına kadar açılmış olan etek, süt beyaz bacaklarını ortaya çıkarmıştı.
Biçimli olan çıkık götü çok güzel görünüyordu. Cesaretimi toplayıp içeri girdim içeri. “Serpiil! Serpiil!” diye seslendim. Herhangi bir şekilde de olsa tepki vermiyordu.
Kendinden geçmiş, derin bir uykuya dalmıştı.Bunu fırsat bilerek yanına oturdum. Süt beyaz bacakları tertemiz görünüyordu. Kalçalarını örten eteğini yavaş yavaş beline doğru çektim.
Şimdi önümde harika bir manzara vardı. Kalçaların arasına sıkışan külot, iki dağın arasından akan dere gibiydi. Açık mavi külotu çok seksiydi. Kalçalarındaki lekeler dikkatimi çekmişti.
Dikkatle incelediğimde, gördüklerime inanamamıştım. Kalçalarındaki morarmalar, parmak izine benziyordu.
Bunu yapanın kim olduğunu anlamak için kahin olmaya gerek yoktu. Sanırım nışanlısıyla sevişmişti. Kızmıştım, ama bunları düşünmenin sırası değildi.
Daha önce kıllı olan yerler, tertemiz kaymak gibiydi. Hafiften tenine dokundum. Avucumun içiyle, önce bacaklarını, ardından kalçalarını okşamaya başladım. Bu inanılmaz bir duyguydu. Serpil öylece hareketsiz yatıyordu.
Okşamalarım çoğaldıkça, kendime olan güvenim de artıyordu.
Cesaretimi topladıktan sonra, külotunu çıkarmaya karar verdim. Lastikli yerleri belini sıkmıştı. Yanlarından tutarak yavaş yavaş sıyırmaya başladım külotunu.
Birkaç saniye içinde külottan da kurtulmuştum. Serpil’de halen hareket yoktu. Kalçaları tüm ihtişamıyla meydandaydı. Bir ara kıpırdar gibi oldu. Bu kıpırdama işimi kolaylaştırmıştı.
Sağ bacağını Yana doğru açarken dizine doğru kırmıştı.Gördüğüm manzara olağan üstüydü. Kılları temizlenmiş olan amı, kabak gibi parlıyordu.
Ortasını ikiye bölen çizgi, şimdi daha net görünüyordu. Kalçalarının arası kızarmıştı. Bu kızarıklık, külotun sürtünmesinden olabilirdi. O an kendimce öyle düşünmüştüm.
Elimi uzattıp amını yoklaklarken, çizginin arasında sıkışan küçük dil harika görünüyordu. Ortadan ikiye bölünen yeri hafif hafif okşuyordum.
Bir müddet okşadıktan sonra, amının dudaklarını parmaklarımla gerdim. Deliğine bakarken, içim gitmişti. Bakire olduğu her halinden belli oluyordu.
İşeme yerinin altında küçücük bir deliği vardı. Parmaklarımı çektiğimde, amının dudakları diri ve sert olduğundan, ağız kısmı anında kapanmıştı.
bir yandan Serpil’i incelerken, diğer yandan yarrağımı okşuyordum. Daha önce kıllı olan arka deliği, eminim şimdi tertemizdi. Arka deliği merak ederek kalçalarına yöneldim.
İki yandan tutarak kalçalarını gerdiğimde, gördüğüm manzara beni ürkütmüştü. Kendi kendime, (Bu ne böyle?) diye söylenirken, inanamıyordum.
Daha önce küçücük olan delik, sanki büyümüştü. Götünün deliği, şişenin ağzı gibi açılmış, içi görünüyordu.
O an aklıma nişanlısı Ferit geldi. Belli ki Serpil’i götten sikmişti. Birkaç saat önce siktiği için, deliği halen gevşek duruyordu. Gördüklerimden inanılmaz şekilde heyecanlanmıştım.
Bu duruma daha fazla dayanamadım ve birden kasılmaya başladım.
Müthiş bir zevkle boşalırken, külotumu berbat etmiştim.Banyoya giderek pislenmiş olan giysilerimi çıkardım. Serpil’in akşamki durumu aklıma geldi, eve geldiğinde kızgın olmasının nedenini şimdi daha iyi anlıyordum.
İyice temizlenip banyodan çıktım. Odasına döndüğümde, Serpil halen aynı pozisyonda yatıyordu.
Kendimi toparlayıp ikinci kez kalçalarını gerdim. Ağzımda birikmiş olan tükürüğü, götünün deliğine tükürdüm. Parmağımla tükrüğü yedirdikten sonra parmağımı deliğe bastırdım.
Kaygan olan parmak, rahat bir şekilde içine girmişti. Yavaş yavaş ileri geri hareket ettirmeye başladım. İçinin sıcaklığı parmağımı yakıyordu. Sonra iki parmağımla denedim. Yine kolay girmişti.
Parmak sayısını artırdıkça, götünün deliği halen kabul ediyordu, ağız kımı açıldıkça açılıyordu. Bir müddet, dört parmakla devam ettim. Elimi çektiğimde, ağız kısmı anında kapanmıştı.
Götünün deliğini, 10-15 dakika boyunca parmaklarımla sikerken, Serpil’den gık bile çıkmamıştı.Bu sırada yarrağım kalkmış, demir gibi sertleşmişti. Artık karar vermeliydim. Bu fırsatı kaçırırsam, böyle bir şans bir daha yakalamayabilirdim.
Ya şimdi, ya hiçbir zaman. Bunu mutlaka denemeliydim. Bacaklarını iki yana doğru açtım. Belinden tutup geri doğru çektim. Azda olsa domalma pozisyonuna getirdim. Vücudumu bacakların arasına yerleştirdim.
Götünün deliğine bolca tükürdüm. Yarrağımıda kayganlaştırdıktan sonra, artık engel kalmamıştı. Sertleşmiş olan yarrağımı, ağız kısmına dayadım.
Ağırlık vermemek için kollardan destek alırken, yüklenmeye başladım. Kafası girdiğinde heyecandan titriyordum. Biraz daha, biraz daha derken, yarısına kadar soktum.
Yarrağımı saran delik, inanılmaz zevkliydi. İleri geri hareket ederken, yavaş yavaş hızlanmaya başladım. Tanrım ne müthiş zevk bu böyle! İlkkez birini götten sikiyordum, o da üvey kızkardeşimin götüydü.
Zaman ilerledikçe, derinlere sokmaya çalışırken, zevkten uçuyordum. Kayganlık azaldığında, geri çekilerek tükrüğümle kayganlaştırıyordum.
Sonra tekrar sokuyordum. Birkaç dakikadır, daha önce yaşamadığım zevkleri yaşıyordum.
Serpil’in götünü sikerken, kim olduğunu unutmuş gibiydim.
Yarrağımı sonuna kadar bastırırken kalçaları kasıklarıma değiyordu. Kalçaların yumuşaklığı gerçekten harikaydı. Dakikalardır sikerken, şimdi daha rahat hareket ediyordum.
Delik gevşemiş iyice açılmıştı. Ama yinede müthiş zevk alıyordum.İkinci kez olduğu için boşalmam uzun sürecekti.
Daha fazla dayanacağımı düşünmüyordum. Ama zevk dalgası tüm bedenimi sararken, boşalmak üzere olduğumu anladım. Boşalma öncesi, hızlı hızlı sikerken karar vermem gerekiyordu. Karar vermeye fırsatım bile olmamıştı.
Götünün derinliklerine büyük bir zevkle boşalmaya başladım. Birkaç saniye boyunca, tüm döllerimi götünün içine boşaltmıştım. Bir müddet içinde kaldıktan sonra üzerinden çekildim. Az da olsa pişmanlık hissine kapılmıştım.
Sabah olduğunda anlamasından endişe duyuyordum, mutfaktan bir koşu peçete getirdim. Peçeteyle kalçalarını silerken, gözüm amına takıldı.
Parmağımla yokladığımda, bunun am suyu olduğunu farkettim. Boşaldığım için amı ilgimi çekmiyordu.
Önce külotunu ayaklarından sokarak giydirdim, ardından eteğini aşağıya doğru çekerek bacaklarını kapattım. Işığı söndürüp çıktım.
Banyoya girip güzel bir duş aldım ve çıktım ama o hala doymamış sikime bakıyordu ve tekrar yanıma gelip koca yarağı ağzına alarak emeye başladı ve eme eme tekrar kazık gibi yaptı ve beni oturtup o da gelip benim sikimin üstüne oturdu ve götünün içine alarak üstünde zıplamaya başladı ve o zıplarken ben büyük bir patlama ile götünün içine boşaldım
ve ohhh diye bir ses çıktı kızdan ve bundan sonra her fırsatta onu sikmeye devam ediyorum...
Ben Ayfer
43 yaşında, evli, bir çok açıdan sıradan bir kadınım.
İstanbul’un eski semtlerinden birinde, eski bir mahallede yaşıyorum. Kocam Eminönü’nde esnaf. Kendim, tecrübeli bir ev hanımıyım. Bir ara tuhafiye açtık bana bu semtte, ama bilirsiniz, kendi semtinde işler yürümez.
Komşuların gönlü hatrına yazdığım veresiyelerle bir sene içinde açtığımız gibi kapadık dükkanı.
Ben de evime, uzun ve bomboş geçen hayatıma, dolapta giyilmeyi bekleyen iç gıcıklayıcı kıyafetlerimi her gün yeniden ütüleyip, giymeden asmalara geri döndüm.
40’lı yaşların tadını yeni yeni almaya başladığım, boğucu yazlardan biriydi bahsedeceğim o yaz. Kocamın geçim kaygısı, boçlar, vergiler ile boğuşmaktan beni unuttuğu, benimse koca yaz pencere önünde çiçek gibi sararıp solduğum vakitlerdi.
Her sabah, artık eskisi kadar sıkı olmayan ancak üzerine gelen yeni bir olgunlukla gözüme eskisinden bile lezzetli görünmeye başlayan kalçalarımdan aşağı, göğsü açık tek parça mavi elbisemi çekiştirerek indirir, saçlarımı aynada şöyle bir savurduktan sonra yerinden fırlayacakmış gibi duran göğüslerimi iki elimle kavrayıp yerine oturtup, evimden tüm mahalleye yayılan mis gibi türk kahvesi ve dekolteme sıktığım yasemin kokularıyla camın önüne oturur, bir sigara yakıp sokağı seyre dalardım.
Yine böyle bir sabah, kahvemden lk yudumu almamla beraber evimin önünde duran bir kamyon, ve peşi sıra gelen bir taksi dikkatimi çekti.
Kamyondan adamlar alelacele inip eşyaları indirmeye başladılar, tam yarılamışlardı ki taksiden uzun boylu, esmer, oldukça hoş bir delikanlı indi.
Dikkat kesilerek izlemeye başladım. Tam karşı apartmanın, tam da bizim olduğumuz katındaki karşı karşıya baktığımız cephesindeki daire nicedir kiralıktı.
Penceresiz camlarda, eşyaların oraya taşınmaya başlandığını gördüm. Bir saat kadar, bu genç ve hoş delikanlıyı izledim penceremden.
Hamallarla beraber eşyaları yapılı vücuduyla kolayca kaldırıp indiriyor, sürekli inip çıkarak gayretle koşturuyordu. Yakıcı sıcakta 3. Kata inip çıkmaktan ter içinde kalmıştı, bir komidini yukarı taşıdıktan sonra camın önünde tişortunu çıkartıp eline alarak yüzünü ve boynunu kuruladı.
Düzgün karnından kasıklarına doğru inen çizgi biçimindeki kılları, göğsündekilerle birleşiyor, ve o esmer, parlak tene daha erkeksi bir çekicilik katıyordu. 26-27 yaşlarındaydı en fazla, gür simsiyah saçları ensesinde düzgünce kesilmişti.
Güçlü bir çenesi, sert ama toy bir
ifadesi vardı. İster istemez dudaklarımı yalayarak , sigaramı söndürdüm, boş kahve fincanımı alarak yemek yapmak üzere istemeye istemeye mutfağa yollandım.
Mutfakta tuzlu suya yatırmak üzere patlıcanları doğrarken, elimde olmadan en müstehcen düşüncelerin pençesinde kıvranıyor, bacaklarımın arasında boşa giden ıslaklığım arttıkça dizginlenemez bir arzuyla yanıyordum.
Yemeği hazırlayıp ocağa verir vermez tekrar cama koştum. Delikanlı ortada gözükmüyordu. Yatak odama girdim, boy aynasının önüne geçerek üzerimdeki elbiseyi sıyırıp attım. Çamaşırlarımı bir bir çıkartıp, vücudumu incelemeye başladım. Senelerdir güneş görmeyen tenim mermer gibi bembeyazdı.
Tombul göğüslerim biraz sarkmıştı, ama olsundu, hala yuvarlaklıklarını koruyorlardı. Seneler içinde aldığım kilolar, gençliğimde incecik, narin bir kız olan beni, şimdilerde dolgun ve iştahlı bir kadın gibi gösteriyordu.
Hala güzeldim, 43 yaşında gibi durmadığımı çevremden hep duyuyordum zaten. Evin içinde ve dış dünyadan uzak yaşanan bir hayatın bana bağışladığı tek şey, genç görünümüm olmuştu.
Çırılçıplak halde, geçen sene bir akrabanın düğününde giymek için aldığım yüksek topuklu ayakkabılarımı giydim. Kalçalarımı sallayarak salona, pencerenin önündeki koltuğa geçip oturdum.
Bacaklarımı kaldırıp ayırarak, topuklu ayakkabılı ayaklarımı pencerenin pervazına yasladım. Sırılsıklam olmuş pembe beyaz amımı, kapalı perdenin arkasındakileri düşünerek okşamaya başladım.
Bir elimle dimdik olmuş göğüs uçlarımı sıkıyor, bir elimle de parmaklarımı amıma sokup çıkarıyor, kendi kendime hafif hafif inliyordum.
Vücudumu saran zevk dalgası arttıkça cüretkarlaşıyor, aklıma olmayacak fikirler düşüyordu. Ayakkabımın ucuyla perdeyi hafifça araladım.
Bu riski göze alacak kadar azmıştım, perdeyi açtığım anda delikanlı eğer oradaysa, beni tamamen görebilecekti. Tüm çıplaklığımla hem de. Gözlerimi kapattım, beni görüyor mu bilmiyordum.
Şiddetli bir orgazmın yaklaşmakta olduğunu farkettiğim anda son bir cesaret gözlerimi açtım, ve yeni takılmış perdelerinin ardından elinde o muhteşem sikiyle bana eşlik eden delikanlıyla göz göze geldim.
Ani bir heyecanla tüm vücudum sıtmaya tutulmuş gibi titreyerek boşaldım. Delikanlının da tam o anda başını geriye atmasıyla, onun da şiddetli bir şekilde boşaldığını anladım.
Delikanlı boşaldıktan sonra tek kolunu cama yaslayıp, kafasını da kolunun üzerine koyarak ve hafifçe sırıtarak gözlerime bakmayı sürdürdü.
Bu bakışı biliyordum, gençken aşina olduğum bakışlardı bunlar. Yetinememe bakışıydı, bu bir son değil başlangıçtı. İçindeki tatmin olmayan bir arzuyu uyandırmıştım, ve o arzuyu benden başka bir kadın artık yatıştıramayacaktı.
Boşaldıktan sonra ani bir panik ve suçluluk duygusu üzerime çökünce ayağımı alelacele perdeden çekip, küçücük aralığı kapattım. Yüzüm kıpkırmızı bir halde kalkıp özensiz bir eşofman altı ve bluz geçirdim üstüme, yemeğin altını kapatıp sofrayı kurmaya başladım.
Bütün akşam yemeği boyunca, eşim sofrada bir yandan ağzını şapırdata şapırdata musakkayı yiyip bir yandan bu ay karın yüzde kaçının cebimize kalacağını anlatırken, aklımda hep esmer delikanlı ve onun iri aleti vardı.
Gece yatarken kocama yanaştım, ancak çoktan horlamaya başlamıştı bile.
Ancak ben uyuyamıyordum.
Islak ve sıcak amım, çılgınlar gibi, saatlerce sikilmek istiyordu çünkü.
Ertesi sabah, hissettiğim suçluluk duygusuyla pencerenin önüne yanaşamasam da içimdeki istek dinmek bilmiyordu. Kapalı perdenin arkasında her zamanki gibi kahvenle beraber sigaramı tüttürürken, aklıma bakkal Remzi geldi.
Remzi, mahallenin en dindar esnafındandı. Dindardı dindar olmasına, ancak mahallaye geldim geleli benim için yanıp tutuşurdu. Birkaç sene önce, yine çok azdığım bir dönem kendisine teslim olmuştum.
O da karısından kaçabildikçe arka mahallede kiralık boş evlerinde buluşur, saatlerce doymadan siktirirdim kendimi. Sonralarında eve kiracı bulunup da dolunca, görüşemez olmuştuk. Hem de karısı Ziynet sürekli dükkanda yardıma gider olmuştu.
Remzi çirkin bir adamdı. 51 yaşlarındaydı. Göbekli, kıllı vücudunun üzerinde lastik top gibi duran yusyuvarlak bir kafası, ve kafasına yapışmış gibi duran her daim yağlı saçları vardı.
Fakat fantazilerinin sınırı yoktu, hakkını yememek lazım, kaç kere çığlıklar ata ata boşalmıştım Remzi’nin koca göbeğinin altında.
Aklına Remzi’nin düşmesiyle, telefonu eline aldım. Bakkalın numarasını tuşladmı, Remzi açınca umutlandım.
-Alo?
Dedim en şen şakrak, işveli sesimle.
-Sipariş verecektim müsaitseniz…
Bu üstü kapalı daveti hemen anlayan Remzi, gerçekten bir siparişim olup olmadığını bile sormadan “hemen geliyorum” diye tıslayarak telefonu kapattı.
Odama koştum, azgınlıktan delirecek gibiydim. Kafası her türlü fantaziye basmasına rağmen bir hesap bile yapmaktan aciz olan Remzi, yeğeninin bilgisayarında izlediği porno filmlerden jartiyerleri tangaları öğrenmiş, her Aksaray’a gittiğinde bana oradan torba torba en iç gıcıklayıcı çamaşırları taşır olmuştu o dönem.
Remzinin getirdiklerini sakladığım dolabın çekmecesini açtım, üstüne örttüğüm çarşaf ve havluları kaldırdım. Giymek üzere ip gibi bir kilot, ve göğüs uçlarını dışarıda bırakan bir sütyen seçtim. Saçlarımı açıp savurdum, dudaklarımı biraz pembeleştirdim.
Remzi kapıda eli kemerinde duruyordu. Davet beklemeden paldır küldür içeri girdi, beni tutup duvara yapıştırırken ayağıyla kapıyı tekmeleyerek kapattı.
Sigaradan sararmış bıyıkları boynumda gezinirken elleri götümü sıkmaya başlamıştı bile. “Delirdim kız, kudurdum, yanıyorum nicedir! Seni düşüne düşüne çavuşu tokatlamaktan sikim yara oldu.”
Ses çıkarmadan kendimi remzinin azgın kollarına bıraktım bir süre, elleri kilodumun arasından amıma inmeye başladığında çekeren onu pencerenin önündeki koltuğa getirdim, göğsünden iterek oturttum. Perdeyi çok minik araladım.
Delikanlı, camın önüne aldığı yemek masasında bir şeyler yazıyordu. Penceremdeki hareketi farkedince göz göze geldik. Hiç tereddüt etmeden arkamı dönüp, Remzi’nin kucağına o azmış sikini içime alarak oturdum.
-Kız sen şaşırdın mı? El gün görecek, kız kime diyorum azgın köpek seni. Ouuu…
Kucağında, arkadan izlendiğimi bilmenin zevkiyle göğüslerimi ağzına vere vere oturup kalkıyordum .
-İster misin biri daha gelsin? Şu karşıdaki delikanlıyla beraber,ha ? Hem ne zamandır götümden sikmek istiyordun, o da gelirse siktireceğim sana götümü…
Remzi bir an duraksadı, bir karşıdaki delikanlıya baktı, bir götümü kavradı. Üzerinde inleyerek kıvrandım bir süre daha.
-Tamam lan allahsız karı gelsin. Doyumsuz kevaşe seni,ohh. Yavaş kız kızışmış kancık, oaahh…
Remzi’nin üzerinden kalkıp, ona arkamı dönüp pencereye yüzümü dönerek tekrar oturdum sikinin üstüne. Remzi zevk içinde kasıklarında zıplayan kalçalarımı sıkıp tokatlarken, ben inip kalkarak delikanlının gözlerine bakıyordum.
Delikanlı ayağa kalktı, geriye doğru birkaç adım atıp dönüp tekrar bana baktı. Bakışlarıyla onay istiyordu adeta. Daha şehvetle zıplamaya, göğüslerimi sıkmaya başladım cevap olarak.
Bir dakika sonra, delikanlı kapımdaydı.
Yakından daha bir yakışıklı, daha bir hoştu bu gencecik afet. Kapıdan girdiği anda, hiç duraksamadan sert bir hamleyle kucağına aldı beni, salona götürüp , koltukta sikiyle oynayan Remzi’nin ayaklarının altına yatırdı.
-Selamın aleyküm dayı.
Remzi’yi selamlayarak üstündekileri bir çırpıda çıkardı, bacaklarımı iki eliyle kaldırıp ne zamandır bu anı bekliyormuşçasına amıma yumuldu. Dilini amıma sokuyor, am dudaklarımı emiyor, klitorisimi ufak ısırıklarla uyarıyordu.
Kıvrım kıvrım kıvranıyordum altında. Koltukta bizi izleyerek aletini sıvazlayan Remzi bile zevkten çatallaşmış sesiyle “Ulan ağzının tadını biliyon sen azgın sürtük” diyerek inim inim inliyordu. Yarım saate yakın yaladı yuttu azgınlıktan şişip kabarmış amımı, bir kere boşalmış, tekrar eskisinden beter azmıştım.
Kafasını kaldırdı, bacaklarımı tekrar açıp kaldırıp Remzi’ye gelip girmesin i işaret etti. Remzi bir an bile duraksamadan, kalçamdan kavrayıp kazık gibi olmuş sikini içime soktu.
Adının Hakan olduğunu orgazm anımda öğrendiğim delikanlı da kalkıp, yüzüme doğru hafifçe oturarak o muhteşem iri aletini dudaklarımın arasına soktu. Zevk içinde kıvranıyordum, amım bir yandan, ağzım bir yandan sertçe sikiliyordu.
Hakan saçlarımdan tutmuş çeke çeke boğazıma kadar ittiriyordu iri sikini, Remzi köküne kadar soktukça tüm bedenim sarsılıyordu. Hakan ağzımdan kalktı, beni yüz üstü çevirerek domalttı.
Arkama geçip amımla sonunda o harika yarrağını buluşturdu. Sırılsıklam amıma sokup çıkarırken, bir yandan da ağzında ıslattığı parmağıyla göt deliğimi açmaya başladı.
Remzi, gelip kalçamın üstüne ata biner gibi oturarak göt deliğimi zorlamaya başladı. Hakan bir eliyle beni daha da azdırıp kolay götten almam için klitorisimi okşuyor, hem de hızla gidip geliyordu ıpıslak amımda.
Remzi bir anda çok da ufak olmayan sikini götüme soktu. Bir an acıyla çığlık attım, ama ok yaydan çıkmıştı artık. İkisi de deli gibi sikiyorlardı beni. Acıya alışınca hem götten hem amdan sikilmenin tadına varmıştım.
Hepimiz deli gibi inliyorduk, ben çığlıklar atıyordum. İkisi de Ayfer diye sayıklıyorlar, bana kadın olduğumu tekrar hatırlatıyorlardı sanki. Fazla dayanamadım, komşular duyar diye bile düşünmeden bağıra çağıra boşaldım.
Hakan ve Remzi hala boşalmamışlardı. İkisi de kalktılar, beni tekrar domalttılar. Remzi aletini ağzıma verdi, Hakan da arkama geçip götümden girerek sikmeye devam etti. Hakan inleyerek götümde gidip geldikçe Remzi’ninkini daha sıkı emiyor, yalıyordum.
Boğazıma kadar sokup emerken, arada ağzımdan çıkarıp taşaklarını yalıyor, elimle devam ediyor, sonra tekrar ağzıma sokup hızlı hızlı emmeye devam ediyordum. İkisi de kendilerinden geçmişlerdi, iki erkeği de fazlasıyla doyuruyordum. Remzi daha fazla dayanamayıp saçlarıma yapışarak ağzıma, yüzüme boşaldı. Yorgunlukla ve rahatlamayla kendini yere atınca,
Hakan arkadan dağılan saçlarımı tutup çekerek yüzümü kendisine çevirdi. Döle bulanmış suratımı izlerek götümü sertçe sikmeye devam etti. Boşalmak üzere olduğunu anladım ve kendimi serbest bıraktım. Üçüncü kez aynı şiddetle boşalmaya başladığımda, Hakan’ın ılık döllerinin götümden akmaya başladığını hissettim.
Üçümüz bir süre yerde hareketsiz yattık. İnlemeler, sayıklamalar kesilmişti. Harika hissediyordum kendimi, büyük bir açlığın üzerine çok lezzetli bir yemek yemiş gibiydim. Egom okşanmış, iki adamın gözünde de adeta bir seks tanrıçası olmuştum.
Yavaşça yerimden kalktım, kocamın geleceğini söyleyip hazırlanmalarını rica ederek odama geçtim. Bir şarkı mırıldanarak günlük kıyafetlerimi giydim. Önce Remzi çıktı, beş dakika sonra da Hakan’ın çıkmasını kararlaştırmıştık.
Remzi çıktıktan sonra Hakan , kapının önünde bir posta daha sikti beni üstümdekileri çıkarmadan eşofmanımı yarıya indirerek. Bu sefer sert ve kısaydı, bir anda amımdan çıkarıp ağzıma verdi. “Orospum benim” diye mırıldanarak ağzıma boşaldı, eğilip yanağımdan öperek fermuarını topladı ve çıkıp gitti.
O günden sonra Remzi’yi fazla katmadan Hakan ile hemen hemen her gün buluşup sikişmeye başladık. Neşe ve canlılık yüzüme yansımıştı, kocam bile bir haller var sende der olmuştu. Hakan zorunlu olarak şehirden taşınana kadar, birkaç sene devam etti ilişkimiz. Hakan toy ve saf bir şekilde bağlanmıştı bana, giderken ikimiz de çok zorlandık.
Şimdi yine o camların önündeki yalnız sabahlarıma geri döndüm. Hakan’ın oturduğu daire yine boş. Kim bilir, belki yeni bir gençlik iksiri taksiyle beliriverir evin önünde diye yine her sabah kahvemle camda bekliyorum…
Güvenlikçi Ağaca Domalttı Beni
Merhaba ben Ferit, 24 yaşında gizli bir gayım. Gay seks hikaye kolik birisiyim. Bir gün gecenin geç saatlerine kadar bir iş arkadaşımın evinde çalışmamız gerekiyordu.
İş yaptığım kişi biraz sinirimi bozmuştu, ama yine de kafamız güzel olduğu için çok umursamadım. Gideceğimde yağmur yağıyordu, bana taksi çağırdı.
Ben söylene söylene evden çıkıp yürümeye başladım. O sinirle önümden geçen taksiyi geç fark ettim, arkasından bağırdım fakat duymadı.
Sonbahar yağmurunda caddeye doğru yürümeye başladım.
Bir güvenlik kulübesine denk geldim. O saatte taksi bulmak zor olacağından, durağı arayıp anons geçmesini istemeyi düşündüm. Kulübeye yaklaştım. Karşımdaki adam bir an için sürekli bastırdığım duygulardan birini uyandırdı.
Sarışın ve yapılıydı, gözlüklerinin ardındaki mavi gözleri içime işledi. Hiç beklemiyordum böyle bir şeyi. Biraz şaşkınca durumumu anlattım. Hemen durağı arayacağını söyledi.
Arayıp konuştu ve “Tamamdır! 15-20 dakikaya gelir!” dedi.
Ben adamla pek göz göze gelmek istemiyordum. Ona bakmadan başımı salladım. Sonra neden bilmiyorum, kendi etrafımda şöyle bir döndüm. Onun bakışlarının götümde olduğunu hayal ediyordum.
Güvenlik kulübesindeki ısıtıcılar iyi gelmişti. Sararmış sonbahar yapraklarına bakıp, “Hava güzel!” dedim.
“Evet, hakikaten güzel!” diye karşılık verdi.
Halen ona bakamıyordum. Ağzımdan niyeyse, “Dışarıda daha da dururdum, ama işler güçler…” diye sözler çıktı.
Sikimin yavaş yavaş sertleştiğini hissettim. Ben kendimle mücadele ederken.
O bana, “Sıcak bir şey içer misin?” diye sordu.
Kısa kesilmiş sarı saçlarına ve geniş omuzlarına bakarak, “Olur!” diyebildim.
“Çay?” diye sordu.
Yine gözlerinden gözlerimi kaçırarak, “Çay olsun!” diye karşılık verdim.
Çayı koydu, alıp sessizce içmeye başladım. Bir ara göt deliğimin sanki nefes alıp verdiğini hissettim.
Götüm sikilmek istiyordu.
Biz çay içerken kulübeye başka bir güvenlikçi geldi. Bizimkisi ona, “Ben arkadaşı taksisine götüreceğim! Taksi yukarıya gelecekmiş, buraya anons ederlerse söyle!” dedi.
Diğeri onayladı. Bizimkisi bana bir işaret yaptı ve ben peşinden yürümeye başladım. Uzun boylu sayılacak, yapılı, enine geniş bir vücudu vardı. Yağmur devam ediyordu.
Gecenin karanlığında ağaçlı yolda ilerledik. Güvenlik kulübesi uzaklarda kalmıştı. Bir apartmanın arka bahçesine girdi.
Ben de peşinden. Ağaçlar bizi kapatıyordu. Heyecandan elim ayağım titriyordu.
Bir ağacın altında durup, “Yağmurda ıslanma, gel şöyle yanıma!” dedi.
Ona yaklaştım. Gözleri gittikçe bana yakınlaştı, dudaklarımız birleşti. Sonra boynumdan öpmeye başlayıp, götüme el attı. Benden inlemeye benzer sesler çıkmaya başladı.
Sonra parmaklarını ağzıma sokup, bütün elini bana emdirdi. Parmaklarını tek tek emiyor, yalıyordum. Ağzımda ıslattığı parmaklarını pantolonumun arkasından içeri sokup göt deliğime dokunmaya başladı.
O anda benden ne istese yapacak durumdaydım. Orta parmağı ve işaret parmağıyla göt delğimin etrafında daireler çizerken bir yandan boynumu morartıyordu.
Bir kez daha yalatıp parmaklarını göt deliğime bastırdı. Parmaklarının uçları yavaşça içime girince canım biraz acımıştı.
Elini kemerine atıp açtı ve “Ağzına al!” dedi. Hemen önünde çömeldim. Pantolonunu donuyla birlikte indirdiğimde, kalın ve biçimli yarrağı burnuma çarptı.
Karşımda çok güzel bir yarrak vardı. Keskin kokusu içime doldu. İyice görebilmek için biraz geri bile çekildim. Sonra sıcacık sikini sıvazlamaya ve yalamaya başladım.
Önce başını, sonra dibine doğru biraz kalınlaşan taş gibi sapını, sonra taşaklarını yalıyor, sonra da kafasını ağzıma alıp sakso çekemeye devam ediyor, arada yine taşaklarına iniyordum…
Sikini tutup dilimde şaklatmaya başladı. Sonra da birden kafamı bastırıp ağzımı sikmeye başladı. “Köküne kadar al hepsini ağzına kaltak!” deyip gırtlağıma kadar sokuyordu.
Birkaç kere öğürdüm, boğazımın sikilmesine dayanmaya çalıstım. Ama yine de istediğini yapmaya devam ettim. Biraz boğazımı siktikten sonra elini başımdan çekti.
Ben de yarrağını tutup yalamaya başladım.
Zevk aldığı belliydi. “Seni öyle bir sikecem ki, yarrağımın müptelası olacaksın!” dedi.
Ağzımdan çekip sikiyle suratımı tokatlamaya başladı. Yüzümde siki şaklıyordu.
Sonra, “Domal!” dedi. Ağaca tutunup götümü ona döndüm. Pantolonumun düğmesini açtım, o da pantolonumu donumla birlikte aşağıya çekti.
Kabak gibi götüm emrine amade idi artık. Nefes nefeseydim. Sikini götüme dayayıp yüklenince çok canım yandı ve elimde olmadan kendimi çektim.
Sikini sallaya sallaya önüme geldi. Sikiyle yüzüme bir iki şaplak vurdurarak yine ağzıma verdi. “İyi yala orospu!” dedi.
Deli gibi yalamaya başladım.
Tekrar arkama geçip, göt deliğime tükürdü. Sikini deliğime dayayıp yavaş yavaş sokmaya başladı.
Yarrağı içime girdikçe dizlerim titriyordu. Az sonra kocaman sikinin tamamını götüme sokmuştu, kasıklarını kalçalarımda hissettim. Elimi uzatıp taşaklarını tuttum, biraz okşadım.
O sırada sikini götümden çıkarıp, aniden tekrar soktu ve sert bir şekilde pompalamaya başladı.
Kudurmuş gibi götümü sikerken yarrağının etkisini bütün bedenimde hissedebiliyordum. Bir an içimde durdu. Götüme tokat atıp, “Kıvır orospu!” diye bağırdı.
Götümü daireler çizerek oynatmaya başladım. İleri geri yaparak, kıvırarak yarağını içime alıyor, zevkten deliriyordum.
“Daha hızlı!” diye götüme bir tokat daha attı.
Daha hızlı bir biçimde yarrağını içime almaya devam ettim.
Sonra belimden tutup sert bir şekilde pompalamaya devam etti. Benim sikimden sular damlıyordu. Birden o kadar hızlı ve ritmik sikmeye başladı ki, içimden bir şeylerin kopup geldiğini hissettim.
Deli gibi inliyordum. Elini ağzıma verdi yine. O sırada ben pantolonuma ve yere boşaldım.
Sikim sertliğini kaybederken ucundan yapışkan döller sallanıyordu.
Beni bir süre daha siktikten sonra, “Geliyorum! Ağzına boşalacağım!” dedi ve yarrağını götümden çıkarıp ağzıma verdi.
Ağzıma vermesiyle de boşalması bir oldu. Ben de bütün döllerini yuttum…
Telsizinden sesler geliyordu. Taksiyi bulunduğumuz yere çağırdı. Ben bir süre hareketsiz kalıp onu izledim.
Donunu çekerken yarrağına bir kez daha baktım, inmiş hali de güzeldi…
Aradan birkaç gün geçti, yine onun yarağını yemek istiyorum. Dediği gibi yarağının müptelası oldum galiba.
Ama şimdi oraya gidip kendimi ona bir kez daha siktirirsem tamamen orospusu olurum diye korkuyorum.
içimdeki Orospu
İsmim Canan, Üniversite 3. sınıftayım. 1.69 boyunda, 54 kiloda, beyaz tenli, ortalama büyüklükte ama biçimli göğüslere sahibim, kalçalarım biraz ufak diyebilirim ve sarışınım.
Ailem Ankara'da yaşıyor, ben de Üniversite için İstanbul'dayım. Rahat bir ailede büyüdüğüm için İstanbul'a alışmam zor olmadı. Üniversite süresince sürekli erkek arkadaşlarım oldu, en uzun ilişkim de yaklaşık beş ay sürdü.
Bekaretimi ise birinci sınıftayken ilk çıktığım çocuğa vermiştim.
Bu ders yılının başında Emre isimli erkek arkadaşım oldu. Emre seks konusunda çok iyiydi. Düzenli spora giden, 1.80 boyunda ve yapılı biriydi. Onunla hiçbir zaman ciddi düşünmedim, ama iyi anlaşıyorduk.
Yine bir akşam Emre'yle dışarıda buluştuk, bir şeyler yedikten sonra bir bara gidip içmeye, sohbete başladık. Üzerimde diz üstünde biten kısacık, siyah bir elbise vardı. Bardaki yüksek sandalyelerde oturuyorduk.
Emre'yi kışkırtmak için bacak bacak üstüne atıp, bacağımı sallarken sürekli onun bacaklarına değdiriyordum bacaklarımı.
Bir yerden sonra o da yavaş yavaş bacaklarımı okşamaya başladı ve beni çok özlediğini söyledi, bu aramızda birbirimizi arzuladığımızda kullandığımız şifre gibi bir şeydi. Ben de,
"O zaman bu gece sana mı gidiyoruz, bana mı?" diye sordum. Emre,
"Bana gidelim!" dedi.
Barda bir kaç saat daha içip oynaştıktan sonra kalkıp, taksiyle Emre'nin evine gittik. Emre'nin birde ev arkadaşı vardı, Sercan, içine kapanık, sessiz birisiydi.
Eve girdiğimizde Sercan Laptopunda oyun oynuyordu.
Sercan'a selam verip biz direkt Emre'nin odasına geçtik. Kapıyı kapatır kapatmaz Emre beni yatağa uzatıp üzerime atladı, her yerimi okşayıp öpmeye başladı, ben de kendimi onun kollarına bıraktım.
Beş dakika öpüşüp elleştikten sonra elbisemi ve sütyenimi çıkarmış, sadece külotumla kalmıştım.
Emre'yle yer değiştik, onu yatağa yatırdım, tişörtünü çıkardım, pantolonunun düğmesini açıp baksırından aletini çıkardım.
Yemeye bayıldığım güzel alet sertleşmişti bile… Önce başına küçük küçük öpücükler kondurup sonra da emmeye başladım. Sevgililerime oral seks yapmayı, aletlerini emmeyi çok seviyorum, kendimden geçmiştim emerken… Emre sonunda,
"Ben hazırım artık aşkım, biraz daha devam edersen boşalırım!" dedi. Yarağını ağzımdan çıkarıp,
"Beni boşaltmadan boşalırsan bir daha nah görürsün saksoyu!" dedim.
Yataktan fırladı, beni yatırıp külotumdan kurtardı. Birkaç dakika amımı yalayıp, amıma yarrağını sürtmeye başladı. Elimi atıp yarağını yakaladım ve amımın girişine hizalayıp yavaş yavaş içime aldım. İşte özlediğim şey buydu…
Emre amımda hızlandıkça iyice keyiflenmeye başladım. Bir süre sonra yarrağını amımdan çıkartıp, domalmamı söyledi.
Hemen domaldım. Amıma tekrar sokacakken durdurdum, prezervatif takmasını söyledim.
Biliyordum ki fazla dayanamayıp birazdan boşalacaktı, hamile kalmak istemiyordum. Emre çekmeceden prezervatifi alıp geldi. Bana uzatıp,
"Sen takar mısın?" dedi. Paketi açıp, prezervatifi yarrağının başına geçirdim, zorlayarak ta olsa hepsini taktım. Prezervatifli yarağını biraz daha yalayıp yine domaldım.
Hemen soktu amıma ve hızlı hızlı sikmeye başladı…
Ben de keyiflenince, gaza getirmek için,
"Parçala beni, sik beni, döşe erkeğim!" diye bağırmaya başladım. Emre,
"Sessiz ol canım… Yalnız değiliz biliyorsun. Sercan'ın içeride olduğunu unutma!" dedi.
Fakat geç kalmıştı bunu söylemek için… Tam o sırada orgazm oluyordum, kendimi tutamayıp çığlık attım. Emre ağzımı kapatmaya çalışıyordu.
Emre de boşalmaya başlayınca yavaşladı, ben ise orgazm etkisinden yeni çıkıyordum, yatağa gömüldüm.
Emre'nin boşalması bitince üzerimden kalkıp yanıma yattı. Ne kadar sesli bağırdığımı sessizlik olunca fark ettim.
"Duymuş mudur bağırdığımı?"
"Kesin duymuştur, hatta şimdi otuzbir çekiyor olabilir!"
"Hadi ya! Yoklukta mı yoksa bu ara?" :)
"Yoklukta, ama ne yokluk!"
"Neden?"
"Hiç kız arkadaşı olmamış, herif bakir daha!"
"Söyleseydin birkaç arkadaşımla tanıştırırdık!"
"Boş ver, bize mi kaldı çocuğu milli yapmak!"
Sercan'ın bakir olduğunu öğrenmek ve bizi dinleyerek masturbasyon yaptığını düşünmek beni heyecanlandırmıştı. Emre,
"Hadi uyuyalım!" deyip pikeyi üstümüze çekti, bana sarıldı. Onu öpüp,
"Bu gece bu kadarcık mıydı yani?" dedim, daha doymamıştım.
Emre sabah erken kalkacağını ve çok yorulduğunu söyledi. Bir saat kadar uyumaya çalıştım, ama uyuyamadım. Emre ise barda içtiğimiz içkilerin, seksin verdiği yorgunluğun etkisiyle çoktan derin bir uykuya dalmıştı.
Yataktan kalkıp, sigara içmek için salona gitmeye karar verdim. Altıma külotumu giyip, üzerime elbisemi geçirdim. Çantamdan bir sigarayla çakmağımı alıp odadan çıktım.
Sercan yatmamıştı, hala salonda bilgisayar oyunu oynuyordu. Sigaramı yakıp yanına oturdum. Yandan onun yakışıklı profiline, okulun yüzme takımında sürekli çalışan oğlanın gelişmiş kaslarına baktım.
Az önce sofradan aç kalkmış bedenimde bir kıpırtı başladı. Bu yakışıklı herif nasıl bakir olabilirdi.
Yüzme, bilgisayar, ders derken vakit mi bulamıyordu kızlarla oynaşmaya, nedir? İçimden onu azdırmaya, tepkisinin ne olacağına bakmaya karar verdim. Benim sigara içtiğimi görünce,
"Yenge sehpadaki paketimden bana da bir tane sigara verir misin?" dedi. Ne oynuyorsa artık, ellerini klavyeden, gözlerini de laptopun ekranından ayıramıyordu.
"Yenge mi? Ne yengesi canım!" deyip, bir fırt daha çektiğim sigaramı onun dudaklarına koydum. Sonra da onun paketini alıp kendime yeni bir tane yaktım.
Sercan çok şaşırmıştı bu hareketime. Bacak bacak üstüne atıp yanına yaklaştım.
Ekranda oynadığı oyunu izlerken bacağımı bacağına değdirmeye başladım. Ama Sercan denen inek halen gözlerini oyundan ayırmıyordu. Laf atmaya başladım,
"Ne oyunu bu? Bu ne? O ne? Şu ne?" gibisinden şeyler soruyordum. Sercan yarım yamalak cevaplar veriyordu.
Bu tutumu sinirimi bozdu, istediğim ilgiyi göremiyordum. Can sıkıntısıyla yanından kalkıp karşısındaki koltuğa oturdum.
Bacak bacak üstüne atmış, sigaramı içiyordum ki, laptop ekranının üstünden kaçamak şekilde bacaklarıma baktığını gördüm. İçimden (Hah işte böyle yola gel inek!) dedim.
Bacaklarıma bakması hoşuma gitmişti, bacağımı öbür bacağımın üzerinden indirip, bacaklarımı hafifçe ayırarak güzel bir frikik vermeye başladım. Kaçamak bakışları iyice arttı.
Hatta bacak arama bakmaktan kendisini oyuna veremez olmuştu.
Oyunu bitince kalktı, bilgisayarı kapattı, odasına bırakıp geldi. Emre'yi sordu.
"Emre uyudu. Beni de uyku tutmadı kalktım, belki muhabbet ederiz falan diye senin yanına geldim, ama sen de maşallah çok misafirperver çıktın!" dedim imalı şekilde. Sercan mahçup bir şekilde,
"Yok yenge oyundaydım…" falan dedi, yanıma oturdu bir sigara yaktı.
"Versene bana da!" dedim, paketi uzattı. “Boş ver, hazırından alayım ben” diyerek dudaklarının arasından onun sigarasını aldım, dudaklarıma götürdüm. Sercan şaşırmış vaziyette, bir sigara da kendisi yaktı.
Havadan sudan konuşurken koltukta frikik verecem, dekolte gösterecem diye kendimi hırpalıyordum.
Sonunda amacıma da ulaşmıştım, Sercan kaçamak bakışlarla bacaklarım ve göğüs dekoltem arasında kaybolmuştu. Önündeki kabarıklık iyice belirginleşmişti ve saklamaya çalışıyordu.
Konuyu daha derine götürmeye çalışıyordum, ama olmuyordu. En son aklıma kıyafet sormak geldi. Sercan'a,
"Bu elbiseyle uyayamam ben, Emre de uyuyor, şimdi uyandırmayım onu, yarın erken kalkması gerekiyormuş.
Sende bana uyacak, pijama niyetine bir tişörtle bir şort varsa versene!" dedim. Sercan,
"Tabi yenge, bakayım hemen!" diyerek kalktı odasına gitti. Ben de hemen arkasından gittim. Dolaptan bir tişört ve birde şort verdi, "Olur mu bunlar?" dedi.
"Olur olur!" dedim, hemen orada tişörtü elbisenin üstünden giydim, sonra da elbisenin askılarını düşürüp altımdan çıkarttım elbiseyi. Üstümde erkeğin kocaman tişörtü, altımda da külotum vardı. Sercan beni öyle görünce,
"Pardon yenge…" diyerek hemen arkasını döndü. Tişörtü çekiştirip düzelttim, tişört büyük geldiği için elbise gibi olmuştu. Sercan'a,
"Bu yeter bana, zaten elbise gibi oldu, baksana!" dedim. Döndü baktı,
"Evet yenge elbise gibi duruyor, ama sen bilirsin, istersen şortu da giy…" dedi.
"Yok canım, hava zaten çok sıcak, hem yabancı da yok zaten evde, nolacak ki!" dedim.
Yine salona geçtik, oturduk. Yine elimden geldiğince frikik veriyor, göğüslerime ve külotuma kadar gösteriyordum.
Havadan sudan muhabbet ederken Sercan'ın önündeki kabarıklık iyice saklanmayacak hale gelmişti.
"Ya Sercan, Emre'yle biraz gürültü yaptık, rahatsız olmamışsındır umarım?"
"Ne gürültüsü yenge, ben duymadım hiç, kulaklık takılıydı! Kavga mı ettiniz Emre'yle?"
"Kavga etmedik, ama tartıştık!"
"Hayırdır, noldu yenge?"
"Erkenden yatıp uyumasına kızdım! Sözü vardı bana da!"
"Ne sözü vardı yenge?"
"Dışarıdayken en az üç diyordu, eve geldik birinciden sonra yattı uyudu!"
"Anlamadım yenge?" Yüzü kızarmıştı!
"Salağa yatma Sercan! Neden bahsettiğimi çok iyi biliyorsun!"
Başta amacım sercanı kudurtup beni düşünerek kendini tatmin etmesini sağlamaktı, ama bana yüz vermeyişi ve saflığı çıldırtmıştı beni…
Nasıl bu kadar saf olabiliyordu anlamadım. Yanına yaklaşıp, elimi önündeki kabarıklığa attım ve
"Bakir olduğunu biliyorum, bu gece seni bekaretten kurtaracam!" dedim.
Sercan sadece inledi, ağzı kilitlenmiş gibi hiçbir şey söylemiyordu. Elinden tutup kaldırdım, odasına götürüp kapıyı kapattım. İyice salaklaşan Sercan'ı yatağa ittim.
Başucuna dikilip üstümdeki tişörtü çıkartıp göğüslerimi serbest bıraktım. Sercan halen şaşkın şaşkın bakıyordu. Biraz eğilip,
"Dokunmak ister misin Sercan?" dedim. Çekinerek ellerini göğüslerime attı, ama sadece dokunuyordu. Zevkle inleyerek,
"Biraz okşa, sık onları!" dedim. Göğüslerimi biraz okşattıktan sonra Sercan'ın eşofmanını indirirken,
"Anlat bakalım şimdi… Yalan söylemeye kalkma ama, bugün bizi dinleyerek 31 çektin değil mi?" diye sordum.
"Çektim yenge… Çok bağırıyordun, çok tahrik oldum…" dedi.
"Sen de beni öyle bağırtmak istemez misin?" dedim.
Yine bir şey demeden öylece kaldı. Çadırı kurmuş baksırından yarrağını dışarı çıkardım. Tam tahmin ettiğim gibiydi, orta boylarda, kıpkırmızı kesilmiş, taş gibi yarrağı vardı.
Elimi attım yarrağına,
"Bunu emmemi ister misin?" dedim. Sadece kafasını sallayabildi.
Eğilip birkaç ıslak öpücük kondurdum yarrağının başına… Sonra başından başlayarak emmeye başladım, başının hepsini ağzıma aldım. Sonra ağzımdan çıkarıp büyük bir tükürük bırakarak başını ıslattım, elimle tükürüğü dağıttım, biraz sıvazladıktan sonra yeniden ağzıma aldım. Gözüm kesiyordu, yarağının hepsini ağzıma alabilirdim.
Birkaç deneme yaptım. Yavaş yavaş daha derine alıyordum. Tam yarıya gelmiştim ki, Sercan kafamı tuttu,
"Yenge, yenge!" diye inlemeye başladı. Ağzımda yarrağının kasılmaya başladığını hissettim, boşalacaktı.
Yarağını daha derine aldığımda, kasıla kasıla tüm döllerini ağzıma boşalttı. Hepsini eme eme içime çektim, sonra da yuttum.
Yarrağı ağzımdan çıkartıp Sercan'a baktım. Sercan,
"Özür dilerim yenge… ilk defa oluyor ya, bilemedim…" dedi, kızacağım diye korkmuştu. Doğrulup dudaklarından öptüm ve
"Korkma aşkım, olur öyle ilk seferlerde… Ama amcığı kaçırdın bu gece!" dedim.
Yarrağına bir öpücük daha kondurdum, elbisemi alarak, Emre'nin odasına gidip, hala derin derin uyuyan sevgilimin kollarının arasına girdim.
Bu Sercan'a yaşattığım ilk tecrübeydi ve benim de içimdeki orospuyu keşfim yeni başlıyordu…
iddia
Biz eşim Gül ile Almanya’da yaşıyoruz. Kendi halinde, mütevazi insanlarız. Eşim dışarıda bir hayli kapalı, bir o kadar da güzel bir kadın… İnce belli, geniş kalçalı, dikkat çekici bir güzelliği var.
Çok seviyorum eşimi…
İkimiz de burada doğduk, genciz, 30 yaşındayız. Almanların arasında yaşamanın verdiği rahatlıkla, çoğu konuda daha esnek hareket edebiliyoruz. Gül, ailesinden aldığı yetişme tarzı, biraz etraftaki yoğun akraba ilişkileri, çevre baskısıyla diyebilirim, dışarıda örtülü kapalı gezmesine rağmen, evin içinde çok rahattır.
Benimse karımın tam tersi, pek o taraklarda bezim olmadığından daha havai, daha eğlenceye düşkün, yemeyi içmeyi, gezmeyi seven biriyim. Tanıştığımız günden beri hiç sıkmam karımı, hatta açılması, daha rahat davranması için teşvik ederim.
Hani, deyimin tam anlamıyla dışarıda hanımefendi, yatakta tam bir fahişe diyebilirim onun için…
Evin kapısından içeriye girer girmez o ağırbaşlı Gül gider, yerini sikişken bir orospu alır. Yatakta yapmadığını bırakmaz bana… Öyle seksi seven, sevişmekten hoşlanan bir kadın ki… Dostlar başına…
Kapı komşumuz olan Hans, karısını uzun yıllar önce bir kazada kaybetmiş, elli altmış yaşlarında bir Alman… İleri yaşına rağmen gençliğinde çok spor yaptığından dinç görünümlü, atletik yapılı biri…
Karşılıklı oturduğumuz Hans ile aramda hem komşuluk, hem de yaş farkımıza rağmen bir arkadaşlık ilişkisi var. Yalnız başına yaşamasını izlemek üzer beni, her gördüğümde davet ederim.
Ona bizim geleneksel yemeklerimizden ikram eder, uzun uzun sohbet ederiz.
Tabi, bu yemeklerde rakı ikramı da rutin bir olay… Bizim rakılar, Hans’ın biraları derken, çok güzel sohbetlerimiz olur. Gül de bize sofrayı hazırlar, fırsattan istifade, kendi bayan arkadaşlarına kaçar, o da kafasına göre takılır.
Karımın evde olmadığı böyle bir akşam rakı kadehlerini yuvarlayıp, konuşur gülüşürken konu sekse geldi. Açık fikirli, hoş sohbet, neşeli bir adamdı, rahatlıkla konuşuyorduk.
Fıkralar, dedikodular, semtimizdeki kadınlar vesaire…
“Hans… Bir şey sormak istiyorum izin verirsen…” dedim.
“Ne istersen sorabilirsin arkadaşım…” dedi.
“Karın öleli yıllar oldu, evlenmedin de… Evine kadın girip çıkmıyor gördüğüm kadarıyla… Kadınsız nasıl yaşıyorsun, çok merak ediyorum.”
Şakayla karışık, gülerek sormuştum bu soruyu, ama gerçekten merak ediyordum. Bu dinç görünümlü adam seks yapmayı bırakmış olamazdı. Bir kahkaha patlattı. Eliyle mastürbasyon işaret yaparak yanıt verdi,
“Ne yapıcam dostum, elimle idare ediyorum.”
“Yahu Hans, elle nereye kadar gider? Böyle olur mu hiç? Orospulara filan gitmiyor musun gerçekten?”
“Ben orospularla yapamam, asla… İtici geliyor bana… Ben evli kadınlardan ve özellikle değişik, özellikleri olan kadınlardan hoşlanırım.”
“Değişik derken… Nasıl yani?”
“Bak, açık açık anlatayım mı? Zaten konuyu sen açtın, sonra kızmak, gücenmek yok…”
“Yok canım, niye kızayım? Aramızda teklif mi var? Neyse doğrusu söyle işte Hans… Nasıl değişik kadınlarmış onlar? Merak ettirdin, anlat şunu…”
“Mesela, örnek vereyim, en başta senin karın…” Bunu duyunca yutkundum şöyle bir…
“Gül mü? Benim karım Gül?” Yüzüne baktım, çok ciddi duruyordu, şaka yapmıyordu Hans… Ne diyordu bu herif? Anlatmaya başladı. Uzun uzun karımı bana anlattı.
“Gül’ü çok güzel ve seksi buluyorum arkadaşım. Bebek gibi güzel bir yüzü var. Hem bebek gibi masum, hem aşırı seksi… İpek örtülerle başını örtüyor, tamam, okey… Fakat genelde dar ve uzun etek giyiyor. Böyle giyinince de kalçaları, uzun bacakları bütün güzelliğiyle ortaya çıkıyor. Anlarsın işte, sen de erkeksin.”
“Yani… Ne diyebilirim. Karım işte…” Yutkundum. Herif doğru söylüyordu. Benden daha iyi gözlem yapmıştı, karımın güzelliklerini çok güzel anlatıyordu.
“Evet, senin karın… Bir de o güzel kalçalarıyla manken gibi bir yürümesi, bir süzülmesi var, harika dostum… O uzun eteğin altına giydiği file çoraplar, ince parlak çoraplar da ayak bileklerinden görünmüyor mu? Her erkeği deli eder senin karın…
Bizim Alman kadınları gibi her yerini açık saçık göstermiyor. Paketin içinde neler olduğunu merak ettiriyor. İşte senin karın gibi özel ve güzel bir kadınla beraber olmak isterdim.”
Kızmayacağıma söz vermeme rağmen yine de için için kızıp öfkelenmiştim doğrusu… Fakat konuyu benim açmam nedeniyle, hatta anlatması için üstelediğimden bir cevap veremedim önce… Sonra gülmeye başlayarak işi şakaya vurdum, takıldım, dalga geçtim Hans’la…
“Hans, bizde bir söz vardır. Yaş yetmiş, işi bitmiş deriz. Sen beraber olmak istesen de, hatta karım gel yapalım dese bile karımı yapamazsın ki… Senin alet çoktan emekliye ayrılmıştır, çalışmaz. Çalışsa da karımla başa çıkamazsın yatakta…”
“Dostum… Eğer karın bana bir kerecik *verirse, sen de seyredersin nasıl yaptığımı… Yeter ki siz bana o fırsatı verin dostum… Senin güzel karının hakkını öyle güzel veririm ki…”
“Karım sana verirse… Benim fıstık gibi karım sana vermez ki Hans… Bu yaşta… Ne komik adamsın yahu…” Hala gülüyordum bunu söylerken… Gencecik karım bu herife verecekmiş. Bak hele sen…
“Tamam o zaman… İddiaya var mısın?”
“Yapma Hans… Kaybedersin. Benim karım sana vermez.”
“Korkuyorsan iddiaya girmeyelim. Anlayışla karşılarım.”
“Ne korkacağım canım… Peki… Kabul… Ama kaybedeceksin bak, şimdiden söyleyeyim…”
O akşam Hans evine gitti. Ben ortalığı toplayana kadar karım arkadaşlarından geldi, yattık. Yatakta karımla sevişirken aklıma Hans ile girdiğimiz iddia geldi. Elimde olmadan Hans’ın bu yatakta karımla seviştiğini düşündüm.
İddiayı kaybetmeyi düşünmemiştim bile o ana kadar… Fakat karımın üstünde gidip gelirken yaşlı Alman papazın karımı siktiğini düşünmek nedense tahrik etti beni… Daha bir ateşlendim, sertleştim, Gül’ü bağırtarak siktim.
“Ne bu kocacığım? Her zamankinden daha ateşliydin bu gece…” dedi karım yanımda soluk soluğa yatarken…
“Özlemişim seni sikmeyi aşkım…” diyerek sarıldım karıma… Ne Hans’la girdiğimiz iddiadan bahsettim, ne de Hans’ın onu sikme hayalinin beni tahrik ettiğini söyledim.
Birkaç gün sonra bir akşam işten gelmiş, yemek yiyorduk. Karım elindeki çatalı bırakıp bana baktı, yanakları kırmızılaşmış…
“Biliyor musun aşkım? Komşumuz Hans bana hediye almış. Bugün öğleden sonra getirip verdi.”
Neredeyse ağzımdaki lokmayı püskürtüyordum. Şaşkın bir yüz ifadesiyle karıma baktım,
“Ne hediyesi? Nerden çıkmış bu?”
“Ne bileyim ben… Hem de pahalı bir yüzük almış. Öyle kibar, öyle sevimli bir hali vardı ki… Almasam kabalık olurdu, mecburen kabul ettim.”
“Sen de hiç sevmezsin zaten, yüzükmüş takıymış… Adamın üstüne atladın değil mi pahalı yüzüğü görünce…”
Neyse, alt tarafı yüzük almış karıma… Rahatladım biraz… Hiç olmazsa iddiaya girdik diye yatırıp sikmemiş Gül’ü…
“Ay ne yapayım, çok güzeldi valla… Dayanamadım, aldım. Ben de teşekkür etmek için onu Cumartesi akşamı bize yemeğe davet ettim.”
Off… Vay kart papaz vay… Hemen harekete geçmiş, karımı tavlama çalışmasına başlamıştı demek…Yüzüktü, ardından yemekti derken…
“Eyvahlar olsun…” dedim sesli olarak… Bu kez karım şaşırdı,
“Hayrola? Neden öyle dedin aşkım?”
Önce söylemek istemedim. Fakat karım çok üsteleyince anlatmak zorunda kaldım. Hans ile konuşmalarımızı, Gül hakkında düşündüklerini, onunla girdiğimiz iddiayı, her şeyi…
“Geri zekalı…” dedi karım kızarak… “Beni siksin diye elin Almanıyla iddiaya mı girdin yani?”
“Yahu ne olacak? Adam gelmiş altmış yaşına… Bu yaşta seni sikecek hali yok ya ihtiyarın… Öylesine tamam dedim. Ne kızıyorsun bu kadar karıcığım?”
“Sen asıl ihtiyar kurtlardan kork.” dedi karım…
“Aşkım, abartma bu kadar… Ben bile işten yorgun argın geldiğimde tekliyorum bazen, kalkmıyor benimki, sikemiyorum seni… Bu adam, bu yaşta nasıl kaldıracak da seni sikecek?”
“Tamam canım… Madem sen böyle uygun gördün, kocam olarak sana itaat etmek zorundayım. Öyle olsun.”
Gece yatağa yattığımızda soyunup sokuldu bana… Elini sikime atıp okşamaya başladı. Dudaklarımı öptü.
“Anlat bakayım şunu iyice… Neler konuştunuz adamla?”
“Ya, anlatacak bir şey yok… İşte, Hans seni çok güzel, çok seksi buluyormuş. Kalçalarına, bacaklarına, giydiğin çoraplara hasta oluyormuş.”
Hans’ın karımın güzelliklerini anlatmasını hatırladıkça mı sertleşti sikim, karımın okşamalarının etkisiyle mi bilmiyorum, taş gibi olmuştu parmaklarının arasında…
“Başka, başka? Anlatsana… Bu kadarla ikna etmemiştir seni iddiaya girmen için…”
“Ya, Gül… Öyle bir anlattı ki seni… Adam öyle incelemiş ki seni… O anlatırken bile sikim kalktı yeminle… Saçını, başını, yüzünün güzelliğini, senin seksiliğini, yolda yürürken kırıtmalarını, kalçalarının sallanmasını…”
“Demek tahrik oldun ha?” Bunu söylerken sırt üstü yatağa uzanmış, beni de üstüne çekmeye çalışıyordu karım… “Gel şöyle bakayım… Bacaklarımın arasına gir de, öyle devam et… Sikini de sok içime… Ohhh… Böyle… Mmmhhh…”
“Ohhh… Gül… Amcığın sırılsıklam olmuş bebeğim…”
“Senin sayende pezevenk kocam… Öyle anlattın ki, beni de azdırdın. Şimdi beni sikmeden kurtulamazsın. Devam et… Anlat…”
“Orospulardan hoşlanmıyormuş. Senin gibi güzel ev kadınlarından, değişik güzelliklere sahip kadınlardan hoşlanırmış. Senin gibilerle sikişmeyi severmiş.”
“Mmmm… Benim gibilerle sikişirmiş ha? Ohhh… Hadi sen de sik beni kocacığım… Sik… Ahhh… Hans’ın siktiği gibi sik beni…”
Cumartesi günü mesai vardı fabrikada, akşam yemek saati eve geldim. Kapıyı açan karım aşırı süslenmişti.
Diz hizasında daracık bir etek, içindeki sütyenin belli olduğu ince kumaştan beyaz gömlek, başında parlak altın rengi bir eşarp, uzun güzel bacaklarını süsleyen ince siyah çoraplar, yüksek topuklu ayakkabılar, biraz şuh bir makyaj… Benim diyen erkeğin aklını alacak, egzotik, tahrik edici bir parfüm kokusu…
İçeriye girerken gözlerim parlayarak, karımı baştan aşağıya süzdüm şöyle bir,
“Hayrola Gül? Ne bu güzellik, bu neyin hazırlığı böyle? Düğün falan mı vardı bu akşam yoksa?”
“Unuttun mu canım? Bugün cumartesi… Misafirimiz var bugün…”
“Hay Allah, doğru ya… Unutmuştum ben onu… Eee? Bu vaziyet ne?”
“Senin ihtiyarı biraz azdıralım diye düşündüm de…” demez mi karım?
“Bana bak, sakın yüz verme herife…”
“Madem sen başlattın, ben de bitireyim bari dedim. Dalgamızı geçeriz işte, cumartesi akşamı neşeli geçer.”
“Neşeli geçeceği kesin…” dedim hayranlıkla karımı süzerek… “Eğlenceye hazır gibisin sen de…” Beline sarılıp öpmek istedim, bırakmadı, kaçtı içeriye,
“Şimdi misafirimiz gelir, makyajımı bozma…” diyerek kahkahalar atıyordu.
Dediği gibi biraz sonra zil çaldı, bir elinde bir buket çiçek, diğerinde bir koli Alman birası, Hans gelmişti. O da kapı açıldığında hayranlıkla kalakaldı. Çiçekleri koklayarak alan ve tokalaşmak için elini uzatan Gül’ün elini uzun süre tutup bırakmadı.
Kuş sütü eksik masaya oturduğunda gözlerini karımdan alamıyordu bir türlü… Gül de sanki özellikle adamı kudurtmak için yapıyormuşçasına, dar etekli kalçalarını sallaya sallaya mutfağa gidip geliyordu sürekli…
Hans’a özel itina gösteriyor, tabağını düzenliyor, suyunu dolduruyor, birasını bardağına koyuyordu. Yüzünde masum, fakat seksi bir gülümsemeyle adama bir geyşa gibi hizmet ediyordu karım… Yemeklerimizi yedik, bizim rakılar açıldı, kadehler yuvarlandı.
“Aşkım, Hans bira getirmiş bak, sen de bize katıl, bu akşam sen de bira iç bizimle…” diyerek, ısrar kıyamet, karımı da bizimle içmeye razı ettim.
“Peki, hatırınız için içeyim bari…” dedi karım, ona da bira açtık. Aslında içki kullanması çok nadirdir, sayılıdır.
“Bu gecenin şerefine yalnız… Başka zaman içmem biliyorsun. Hans’ın şerefine, bana hediye düşünecek kibarlığına içiyorum.”
Ortam şenlendi, Gül bira kadehini kulbundan tutmuş, gerçek bir alman gibi bizimle tokuşturuyor, gülüşüp konuşuyordu. İkinci bira da bitti, bizim rakılar da öyle… Neşeli sohbet iyice koyulaştı. Hans karıma hayran hayran bakarak,
“Bu akşam daha bir güzelsin Gül…” dedi. Benim yanımda ona bu sözleri söyleten içtiği rakının verdiği çakır keyifliğin cesaretiydi belki…”Harikasın bu akşam… Nefesim kesiliyor sana bakarken…”
“Teşekkür ederim Hans…” dedi karım… Sonra bir bana baktı, bir Hans’a… Gülerek,
“Bak Hans… Benim hakkında ne düşündüğünü biliyorum.” dedi. Cilveli cilveli kikirdiyordu karım… Yatır sik pezevengin karısını…
“Öyle mi? Demek kocan söyledi sana… Peki iddiamızdan haberin var mı?”
“Tabi ki var… Bizim aramızda saklı gizli yok. Ama ben kocamdan başkasına vermedim hiç… Kocamla çok mutluyum. Yani iddiayı kaybedeceksin sanırım.”
Karım da içtiği biraların etkisine girmişti. Normalde böyle bir cümleyi kessen söyleyemezdi benim hanım hanımcık Gül’üm… Hans da güldü,
“Biz iddiaya girdik kocanla… Seni razı edersem, söz verdi, ikimiz sevişirken kızmayacak. Hatta kocanın bizi seyretmesine de izin vereceğim ki, benim aletin emekli olmadığını kendi gözleriyle görsün.”
Karım bakışlarını bana çevirdi. Yanakları kızarmıştı. Yoksa… Gül de benim gibi tahrik mi oldu ne? Hayra alamet değildi bu bakışlar…
Bir yandan karımdan emindim, böyle bir şeye izin vermezdi. Bir yandan da içime korku girmeye, için için korkmaya başlamıştım. Yabancı bir erkeğin benim yanımda karımı sikerken izleme hayali beni uçuruyordu adeta… Pantolonumun içinde sertleştiğimi hissettim.
“Gül, kocanla iddiaya girdim. Şimdi de seninle bir iddiaya girmek istiyorum kabul edersen…” Hans gülmeyi bırakmış, biraz ciddileşmişti,
“Neymiş o Hans?” diye sordu karım…
“Kocamla mutluyum diyorsun ya… Kocan da bana senin alet emekli olmuştur diyor. Ben de diyorum ki… Bu gece kocanla ben, aletlerimizi yarıştıralım.”
Karımla göz göze geldik, bir an anlamsızca bakıştık. Olay nereye gidiyordu böyle, anlayamıyordum.
Benim emekli diye dalga geçtiğim ihtiyar bir hayli hızlı çıkmıştı. Genç bir Kazanova kadar atik ve cesur davranıyordu. Hiç benden korkmadan karımı etkilemeye çalışıyordu sürekli…
“A… Aletlerimizi mi?” diye sordum salak salak…
“Aletlerimizi, evet… Siklerimizi… Çıkaralım ortaya… İkisini yarıştıralım. Hangimizinki büyükse o kazanacak” Gül’e baktı gülerek, “Sen de kazanan kimse, hemen burada ona vereceksin. Tamam mı?”
Gül bana, ben ona bakıyordum. Şaşkın şaşkın bakıştık. Karım bana Türkçe olarak sordu,
“Ne diyorsun aşkım?” Rahatsızca kıpırdandım yerimde, yutkundum,
“Olabilir… Ama sen de istersen…”
“Ya bununki büyük çıkarsa? Ben senin sikinden başkasını görmedim ki…”
“Sanmıyorum. Bu ihtiyarda benimkinden büyük yarak olamaz.”
“Ya büyükse diyorum ben…”
“O zaman ona verirsin aşkım, ne diyeyim…”
Gözlerimin içine bakıyordu karım… Merakla… Yanakları kızarmış, kırmızı rujlu, köfte gibi körpe dudakları aralanmış… İçtiği biralar mı kızartıyordu yanaklarını? Yoksa masada konuşulan acayip sohbetin etkisi mi? Olacakların beklentisi mi?
“Peki, kıskanmayacak mısın beni? Kızmayacak mısın bana kocacığım?”
“Gül… Asıl sen kızma ama… Ben yavaş yavaş bir hoş olmaya başladım.”
“Ya… Tuhaf ama… Ben de korkuyla karışık, bir tuhafım. Kalbim ağzımdan çıkacak şimdi… Gerçekten emin misin? Razı mısın bunu yapmamıza?”
“Hadi aşkım… Yapalım şunu… Otuz yaşında delikanlıyım ben… Nasıl olsa benim yarak bu ihtiyardan daha büyüktür. Heyecanlandığımızla kalırız, Hans gittikten sonra darbeli matkap gibi sikerim seni… Sabaha kadar, durmadan sikerim seni bebeğim… Off… Öyle çok azdım ki şu anda…”
“Gittikten sonra olmuyor canım… İddia böyle… Hemen, burada sikeceksin beni… Hans bizi seyrederken…”
Gözleri parlıyordu bunu söylerken… Heyecandan kuruyan dudaklarını yaladı sonra… Öyle sikilesi görünüyordu ki karım…
“Sikerim amına koyayım… Onun önünde sikerim seni… Daha güzel olur. Seni nasıl siktiğimi yabancı biri de görsün. Otuzbir çeksin bize baka baka… Senin nasıl sikimi yediğini seyrettirelim bu Alman'a… Ohhh… Gül… Çok azdım ben yaa…”
Hans meraklı gözlerle anlayamadığı konuşmalarımızı izliyor, yüzümüzün mimiklerinden, hareketlerimizden bir anlam çıkarmaya çalışıyordu. Bizim alçak sesle konuşmalarımızdan, arada kendi isminin geçmesinden sanırım bizim kararımızı anlamış olmalıydı,
“Eee…? Ne diyorsunuz arkadaşlar?” diye sordu heyecanlı heyecanlı…
“Tamam Hans…” dedi karım… “Kabul ediyorum. Sen kocamla girdin iddiaya, ben de giriyorum. Kocama güveniyorum çünkü…” Hans’ın yüzü aydınlandı,
“Ne güzel… Erkeğine güvenmek iyi bir şey… Peki, benimki büyük çıkarsa itiraz etmeden bana vereceksin değil mi? Mızıkçılık yok… Hemen, burada sikeceğim seni, tamam mı?”
“Hayır, mızıkçılık yok. Hanginizin büyük çıkarsa… O beni alacak.” dedi kıpkırmızı olmuş yanaklarına ellerini bastırarak…
Kesinlikle gerdek gecemizde bile yaşamamıştır bu heyecanı, çünkü ben de öyle hissediyordum. Sesim çatallanarak, boğuk boğuk şaka yapmaya çalıştım,
“Oh, ne güzel karıcığım…” dedim. “Sen her türlü kazanacaksın yani… Kim kazanırsa kazansın, bu gece yarak yiyeceksin…” Benim sikimin büyük olduğundan o kadar emindim ki, rahat rahat konuşabiliyordum.
“Terbiyesiz…” dedi karım, kırmızı yanaklarıyla utangaç utangaç gülümsedi. “Fakat Hans… Bak, bu olay bu gece burada kalacak, bize söz vereceksin.”
“Ne demek Gul…” diyerek atıldı Hans… Çok hevesli görünüyordu. “Sizden başka kimsem yok ki benim… Kime anlatacağım?”
Sonunda üçümüz beraber telaşla masanın üstünde ne varsa topladık, mutfağa taşıdık. Biz iki erkek karımın karşısına geçtik yan yana, soyunmaya başladık. Telaşlı hareketlerle üstümüzde ne varsa çıkarıp attık. Salonun ortasında külotlarımızla kaldık kısa sürede…
Ben yabancı bir erkeğin yanında soyunmaktan çekiniyordum biraz… Hans ise adetleri olduğundan çıplaklığa alışıktı. Hiç duraklamadan külodunu sıyırınca, bana da donumu çıkarmaktan başka çare bırakmadı.
Hans tipik Alman vücuduyla çırılçıplak dikildi ortada… Kılsız fakat kaslı bedeninde sadece kasıklarında ve koltuk altlarında bir hayli uzamış sarılı kızıllı kıllar vardı.
Bacaklarının arasındaki siki, sanki kına yakmış gibi görünen uzun kılların arasında aşağıya doğru uzanıyor, biraz kalınca gövdesi ve sünnetsiz başındaki kabuğuyla ilginç ve doğal bir görüntü sunuyordu.
Dediğim gibi, atletik yapısı, üçgen vücudu, zamanında çok spor yapmaktan gelişmiş kaslarıyla benim bira göbeğimi ve orta Asyalı tıknazlığımı sollayıp geçiyordu ihtiyar…
Benim sikim olayın heyecanıyla anında kalkmıştı. Standart boy aletim bir ibre gibi yukarıyı gösteriyordu. Siyah kıllarla kaplı tıknaz bedenimde, her banyoda taşaklarıma, götümün deliğine kadar traş edip temizlemeye çalıştığım kasık bölgem, sanki saçkıran olmuş da dökülmüş gibi iğrenç görünüyordu onun doğallığının yanında…
Hans yarı inik sikiyle biraz oynadı, karıma bakarak okşadı, ucundan tutup çekiştirdi, boydan boya sıvazladı. Sonunda onun siki de taş gibi oldu. Ucundaki kabuk sıyrılmış, sikinin mor başı yumruk gibi ortaya çıkmıştı.
O ana kadar merakla, gülümseyerek biz erkekleri izleyen karım, içeriden benim metreyi bulup gelmişti.
“Eyvahlar olsun…” diyerek elindeki metreyle yanımıza yaklaştı. Gözünü Hans’ın kıvırcık kasık kıllarının arasında yükselen yarağına, kıllı taşaklarına dikmişti. Benimkini ezbere biliyordu zaten…
“Aşkım… Sanırım kaybetmek üzeresin… Ne olacak şimdi?”
“Hassiktiirr…” dedim dişlerimin arasından, üzülmüş gibi yaparak… “Yine de bir ölç bakayım sen… Net sonuç alalım.”
Üzülmüş gibi yapıyordum, aslında içten içe seviniyordum. Olayın nerelere varacağının dehşetli merakı ve heyecanından içim içime sığmıyordu. Karımın önünde iki çırılçıplak soyunmuş erkek, yarakları kaldırmış, sikimizi ölçmesini bekliyorduk. Netice şimdiden belliydi aslında…
Karım heyecandan titreyen elleriyle metreyi önce benim sikime tuttu. Metrenin sıfır yazan noktasını kasıklarıma dayayıp eliyle alttan tuttu, metrenin hizasına yerleştirdi sikimi… Sıcacıktı sikimi kavrayan parmakları… İçim ürperdi, zevkle inledim. Ohhh…
“Onyedi santim…” dedi karım heyecanlı bir sesle… Yana döndü. Hans’ın yüzüne baktı kızararak… Piç herif… Suratında kocaman bir sırıtışla, kasıklarındaki kalkmış yarağıyla bekliyordu karımı… Kollarını iki yana açtı,
“Buyur Gül…” dedi. “Hazırım…”
“Tamam…” dedi karım… Hans’ın önüne yaklaştı. Bana yaptığı işlemi aynen Alman’a da uyguladı. Sünnetsiz, fakat sertleşince kabuğu sıyrılmış sikini eliyle tutup metrenin üstüne yerleştirdi. Ardından titreyen sesiyle rakamı söyledi,
“Yirmidört santim…”
“Ohhaa…” dedim elimde olmayarak… Gerçi, ölçmeye de gerek yoktu ya… Bakınca belli oluyordu zaten büyüklüğü… Hem uzundu benimkinden, hem de biraz kalıncaydı. Benimki daha inceydi ondan…
“Gul… İddiayı ben kazandım. Şimdi bana vermek zorundasın. Ama yine de zorlamak istemiyorum seni… Bu işler gönül rızasıyla olur, karşılıklı olur. Eğer sen de istiyorsan olur… Ne diyorsun, gönlünce karar ver… Senin kararın ne?”
Karım yüzüme baktı. Bakışlarımı kaçırdım. Heyecandan ölecek gibiydim. Ne diyecekti, ne karar verecekti acaba? Bir yandan bu saçma olay burada kalsın istiyordum, daha ileriye gitmesin, işler büyümesin diyordum.
Ama diğer yandan, biraz daha ağır basıyordu bu, karımın Hans ile sevişmesini deli gibi istiyordum. Hem de benim yanımda… Ben onları izlerken…
“Ne diyorsun aşkım?” dedi karım titreyen sesiyle… “Son bir şey söyle bana… Heyecandan başım dönüyor. Düşmek üzereyim. Sarhoş gibiyim.”
Yutkundum, gözlerimi karımın soran gözlerinden kaçırdım. Bu defa Hans’ın kıllı yarağı takıldı gözüme… Biraz sonra karımın amcığına girecekti bu kocaman sikiş makinası… Narin amını hoyratça sikecekti karımın…
“Sana bıraktım canım…” dedim zor duyulur bir sesle… “Karar senin… Ne istersen yapabilirsin. Ben hiç bir şekilde karışmıyorum.”
“Düşündüm Hans…” dedi karım ona dönerek… “Sanırım kocam da karşı çıkmıyor buna… Zaten, o istemese olaylar kesinlikle buraya kadar gelmezdi.”
“Ee? Ne diyorsun peki?”
”Madem iddiayı kaybettim… Peki… Yapalım o zaman… Hem… Ben de istiyorum.”
Gözlerim parlayarak baktım ikisine… İşler yoluna girmişti sonunda… Hans zaten çırılçıplak ortada duruyordu. Taş gibi olmuş, kabuklu yarağıyla karımı sikmeye hazırdı. Karıma yaklaşarak titreyen elini tuttu,
“Hadi, başlayalım…” dedi.
Karımdan neredeyse elli santim uzun olan iri yarı Hans eğilerek karımı öptü önce… Öpüştüler. Sonra belinden tuttu, oyuncak bebek gibi kaldırarak masanın üzerine oturttu.
Eğilerek yerdeki pantolonun cebinden bir inci kolye çıkarttı ve karımın boynuna taktı. Hazırlıklı gelmişti pezevenk… Karımı tavlamak için planlar yapmıştı demek ki…
Karımı öpmeye başladı. Gül de ona karşılık veriyordu. Adamın boynuna sarılıp kendine çekti öpüşürken, sırt üstü masaya bıraktı kendini… Uzun boylu Hans üzerine eğilip öpmeye devam ediyordu.
Öpmeyi bırakıp masanın kenarından sarkan ince siyah çoraplı bacaklarını okşadı karımın… Diz hizasındaki etek biraz yukarıya, kalçalarına doğru sıyrılmıştı. Kaygan çorapları okşaya okşaya eteğin altına girdi elleri…
Offf… Gül’ün uzun ince bacaklarını saran külotlu çorabı değildi. Karım özel günlerde giydiği dantelli silikonlu jartiyer çoraplarını giymişti bu gece… Benim en sevdiğim, beni en çok delirten jartiyer çorabı…
“Oh, Gul… Gul…” diye inledi Hans… "Harikasın bebeğim… Nefissin… Çıtır çıtır görünüyorsun. Seni yemek istiyorum ben…”
O ihtiraslı Almanca konuşmasının arasında karımın ismini noktasız olarak “Gul” diye telaffuz etmesi ayrı bir tahrik konusuydu. Bunu duymak bile sikimi kaldırmaya yeterdi aslında…
Etek sıyrılınca çorabın dantelleri göründü, sonra da çıplak eti… Güneş görmeyen bembeyaz bacaklarıyla jartiyer çorabın dantelleri nefis bir tezat yaratıyor, kışkırtıcı bir görünüm sunuyordu.
Hans yukarıya doğru iyice sıyırdığı eteğin altından bacaklarının çıplaklığını, çorabın ince dokusunu dudaklarıyla okşamaya başlamıştı şimdi… Yukarılara çıktıkça karımın ateşi de çıkıyordu.
“Ohhh… Hans…” diyerek adamın o yaşta hiç dökülmemiş, gür beyaz saçlarını parmaklarıyla okşuyor, çekiştiriyordu.
Zevk alıyordu karım… Kocasının yanında yabancı bir erkek tarafından en gizli yerlerinin okşanmasından, öpülüp koklanmasından zevk alıyordu. Jartiyer çoraplarının bitim yerindeki beyaz teni, kasıklarını örten siyah transparan tanga ile son buluyordu.
O tanga külodunun siyah şeffaflığının altındaki bembeyaz hazinesi öyle iştah açıcı görünüyordu ki… Ve salgılamaya başladığı zevk sularıyla amının dudakları hizasının ıslanmış olması da büsbütün sik kaldırıcıydı.
Hans’ın dudakları şimdi o ıslaklığın üzerinde geziniyordu. Elleri bacaklarını, çoraplarını okşarken dudakları da karımın amcığında keşif gezisine çıkmıştı. Tangayı kenara çekip dudaklarını çıplak tene yapıştırdı Hans… Sonra da dilini çıkarıp çalışmaya başladı. İşte karım o anda delirdi,
“Ohhh… Hans… Harika…” diyerek inliyor, başını sağa sola çevirip dudaklarını ısırıyordu.
Bir ara göz göze geldik. Şehvet dolu, göz kapakları yarıya inmiş buğulu gözleriyle baktı bana…
“Aşkım…” diye inledi. Elim sikimdeydi. Taş kesilen sikimde… Zonklamaya başlamıştı, kan dolmuştu sikim…
“Canım…” dedim kuruyan dudaklarımın arasından zorlukla… “Sen de harikasın… Çok seksisin…”
“Öyle mi?” dedi çarpılmış bir yüz ifadesiyle gülümsemeye çalışırken…
“Evet bir tanem… Çok seksi, harika, nefis bir varlıksın sen… Çok güzel görünüyorsun şu anda…”
Hemen yanlarındaydım. Elimi uzatıp elini tuttum. Parmaklarıyla parmaklarımı sıktı. Ateş gibi yanıyordu eli, tutup dudaklarına götürdü, öptü tek tek… Orta parmağımı alıp dudaklarının arasına soktu, emzik gibi emdi parmağımı…
“Ohhh… Karıcığım…” diye zevkle inledim. Diğer elimle gömleğinin üstünden memelerini okşadım, sıktım.
“Ahhh… Harikaa… Hans… Bırak artık öpmeyi… Seni istiyorum…” diye inledi.
Hans emri yerine getirdi hemen…Kalçasından tutup masanın kenarına, sikinin hizasına getirdi karımın vücudunu… Tanga külodun incecik ağını kenara sıyırmış, hedefe kilitlenmişti. Sertleşince kabuğu sıyrılıp mor başı ortaya çıkmış sünnetsiz sikini tutup karımın amına ortaladı, başını aşağı yukarı sürttürdü.
“Ohhhhh…” dedi karım parmağımı emerken… “Hadi… Sok şunu…”
Hans iyice ıslanan amında sikinin başını gezdirip ıslattıktan sonra başını soktu yavaşça… Sonra da karımı delirten aynı yavaşlıkla, milim milim mızrağını dibine kadar soktu. Artık o koca şey köküne kadar karımın amındaydı.
Hans, erkekliği karımın amındayken, ellerini uzattı, karımın üzerindeki gömleğin iki yakasından tuttu. Ben Gül’ün iri memelerini okşayan elimi çekmek zorunda kaldım. Hışımla iki yana ayırdı, ince gömleği cart diye yırtıverdi. Sütyenin üstünden memelerini okşuyordu.
“Ohhh…” diye inledi karım… “Çıkar onu da Hans… Sütyenimi de çıkar… Ellerini hissedeyim…”
Gözleri zevkten kapanmış, şehvetle inliyordu karım… Hans sütyeni de koparıp çıkardı. Karımın iri memelerini koca elleriyle avuçlayıp yoğurmaya başladı. Bir yandan bacaklarının arasında gidip geliyordu bunu yaparken… Biraz ileri geri, biraz sola sağa sallıyordu kalçalarını… Sanırım böyle yaparak karımın vajinasının her milimetresini okşayabiliyordu.
Yirmidört santimlik, karımın kendi elleriyle ölçüsünü aldığı kalın yarak bir görünüyor, bir kayboluyordu karımın am dudakları arasında… Her gömülüp çıkışında da karımın amından salgılanan zevk sularını beyaz krem gibi gövdesine bulayarak, artan renksiz sıvıları göt deliğine süzülerek karımın yanı sıra, beni de delirtiyordu ihtiyar aygırın koca yarağı…
Hans gerçekten bu işi biliyordu. Seks konusunda, kadını mutlu etme konusunda çok şey bildiği öylesine belli oluyordu ki… Karımı da mutlu ediyor, altında kıvrım kıvrım kıvrandırıyor, inim inim inletiyordu.
Sürekli kasılıyordu karım… Çoraplı bacaklarını adamın beline sarmış, kendine çekiyor, sanki daha da olsa hepsini amına alacakmış gibi görünüyordu. Dakikalarca sürdü bu… Transa girmiş gibi gözlerimi onlardan ayıramıyor, zevkle izliyordum ikisini…
“Geliyorum Gul…” dedi sonunda Hans… “Boşalmak üzereyim. Çıkayım mı içinden?”
“Hayır… Sakın… Ben de geliyorum. Erkeğim… Ohh… Beni de boşalt son defa… Aaahhh… İçime boşal… Bırakma… Lütfen… Ne olur…”
Karımın jartiyer çoraplı bacaklarını omuzlarına alan Hans son bir kez kökledi yarağını… Dibine kadar… Kökledi… Karımın gözleri kaydı bir anda…
“Aaahhhh…” diye bir feryat kopardı… Dişleri birbirine kenetlenmiş, dudakları bir çizgi halini almış, inme inmiş gibi kaldı Gül… Sadece bacaklarının içleri seyiriyordu. Kasıklarının titrediğini, bütün kaslarının kasıldığını görebiliyordum.
Hans kıllı taşaklarında ne kadar sperm varsa karıcığımın kaymak gibi tertemiz traşlı amının diplerine boşalttı yükünü… Ikınarak, kaktırarak, rahmini delip geçmek istercesine bastırarak boşaldı. İkisi de maraton koşmuş gibi nefes nefese kalmış, ter içindeki bedenleri parlıyordu.
Sonunda sikini karımın amından çıkardı Hans… Sadece biraz inmişti sertliği, hala benimkinden büyük görünüyordu boşalmış haliyle… Ucunda karımın amına boşalttığı döllerden bir kaç damla sızıyordu hala…
“Hayatımda ilk defa bu kadar güzel bir am siktim.” dedi gülümseyerek… ”Harikaydı. Teşekkür ederim ikinize de… Bana bu amcığı sikmem için izin vererek dünyaları verdiniz.”
Karımsa hala bitkin bir şekilde yemek masasının üzerinde yatıyordu. Hans’ın serbest bıraktığı çoraplı bacakları masanın kenarından aşağıya sarkmıştı… Dirseğinin üstünde doğrularak,
“Ben de sana teşekkür ederim Hans…” dedi. Bana baktı o sikilmiş, hırpalanmış yüz ifadesiyle, darmadağın olmuş eşarbından sarkan saçlarıyla…
“Ben de sana minnettarım. Beni mest ettin. Kocam bu kadar uzun dayanamıyordu hiç… Erken boşalıyor, her zaman beni tatmin edemiyordu. Senin sayende iliklerime kadar doydum.”
“Nasıl yani?” dedim hayretler içinde kalarak… “Seni her siktiğimde boşaldın sen Gül… Hiçbir zaman seni boşaltmadan bırakmadım.” Güldü,
“Ah, aptal kocam benim…” dedi. “Siz erkekler gerçek orgazmla sahtesini ayıramıyorsunuz. Ne yapayım, evliliğimizin devamı için, mutluluğumuz için bazen orgazm numarası yapıyordum. Sen sırtını dönüp uyurken, ben de kendimi parmaklıyordum boşalmak için…”
“Vay amına koduğumun orospusu vay…” dedim başımı iki yana sallayarak…
“O kadar büyütme canım… Her evlilikte oluyormuş böyle şeyler… Hans’ın sayesinde ilk defa sikilmenin tadına vardım. Kalın ve uzun yarak nasıl zevk veriyormuş, yaşayarak öğrendim.”
İnleyerek doğruldu masanın üzerinden, yere kaydı, ayaklarının üzerine bastı. Hans’a sarıldı sımsıkı, dudaklarına yapıştı. Hans da karımın dudaklarına yumulmuş, vantuz gibi emiyordu.
Az önce boşalan yarağının tekrar sertleşmeye başladığını iki çıplak bedenin arasından görebiliyordum. Hemen önümde karımın yaşlı bir Alman ayısıyla, bir aygırla öpüşmesini izlerken, söyledikleriyle geçirdiğim şoku atlatmaya çalışıyordum bir yandan da…
Öpüşüp birbirlerini okşarlarken Hans’ın sertleşmeye başlayan siki bedenine dayandıkça, karımın da meme uçları tekrar kabarmaya başlamıştı. Hans da kaçırmadı bunu, o sertleşen meme uçlarına dayandı, bebek gibi emmeye başladı.
Herif o küçümsediğim yaşından umulmayan bir performansla sevişiyor, karımı amansızca sikiyordu. Karım da ona karşılık veriyor, derin Fransız öpücükleriyle adamı iyice delirtiyordu. Alman dilini karımın ağzına sokarak emmesini sağlıyor, sanki oral seks yapar gibi, bir emzik gibi emdiriyordu. Sonunda bana döndü Hans,
“Dostum… Bir türlü doyamıyorum. Bak nasıl sikimi kaldırdı karın, taş gibi oldum… İzin verirsen karını bir kez daha sikmek istiyorum.” Başımı iki yana salladım,
“Ne istersen yapabilirsin” dedim kırgın bir sesle… “Sen benden daha iyi sikiyormuşsun zaten… İstediğin gibi geçir… İster amını sik, ister götüne koy.”
“Gel erkeğim…” dedi karım, adamın elinden tutup yatak odasına doğru götürdü. Ben de arkalarından takip ettim. Sikim çatlayacak gibi şişmiş durumdaydı. Bir yolunu bulup boşaltmam lazımdı.
Hans bizim ikiz yatağa uzandı hiç çekinmeden… Mekanın sahibi gibi davranıyordu orospu çocuğu… Yarağını havaya dikmişti. Karımsa üzerindeki jartiyer çoraplarından sonra tek giysi olan eteğini beline toplayıp yatağa çıktı. Almanın yarağının üzerine yavaşça hizalayıp oturmaya başladı.
“Ohhh… İçimi yardı aşkım… Çok güzel…”
Kalçalarını döndürerek, kımıldanarak alçaldı, alçaldı. Dudaklarını ısırıyordu koca alet amına gömülürken…
Köküne kadar aldı sonunda… Karımın tertemiz kaymak amcığı, Hans’ın uzun kıllar sarmış kasıklarıyla birleşti. Ellerini göğsüne dayadı, oturup kalkmaya başladı sonra…
“Ahhh… Harika… Kocacığımm… Sikinin kılları gıdıklıyor. Amımı gıdıklıyor kılları… Klitorisimi okşuyor. Çok güzelll… Ohhhh… Çok güzel sikiyor beni… İyi ki iddiaya girmişsin bu aygırla…”
Yavaş yavaş başladığı işine hızlanarak devam etti. Kasıkları birbirine vuruyor, şaklama sesleri kırbaç gibi yankılanıyordu odada..
Bu kez geç geldi Hans… Belki yarım saat boyunca yatakta feryat figan sikiştiler. Ben yanlarında uzanıp otuzbir çektim. Her pozisyonu denediler, yoruldukça değiştirdiler. Sonunda olay bittiğinde yanıma serilip kaldılar nefes nefese… Karım hayatından memnundu.
Ben de onların sikişme sürecinde iki kere boşalmıştım. Karım yanımda feryat figan sikilirken, ben de onların çığlıkları, zevk inlemeleriyle kendimden geçmiş, mastürbasyonun en zevklisini, en kralını yapmıştım.
Hans bir süre dinlendikten sonra kalktı, giysilerini salondan alıp giyinmiş olarak yanımıza geldi. Biz hala yatakta uzanıyorduk.
“Çok teşekkür ederim arkadaşlar…” diyerek vedalaştı bizimle, çıkıp evine gitti. Misafirimizi kapıya kadar geçirecek halimiz kalmamıştı bizim… Adam karıma fena geçirmişti. Ben de iki kere döllerimi attırmaktan bitmiştim.
“Bana bak Gül… Bu ilk ve sondu. Bundan sonra sadece bana siktireceksin, tamam mı?” diye ültimatom çektim.
“Olur olur… Tamam…” diyerek pek de umursamayan bir tavırla kalktı, başındaki eşarbı çıkardı yorgun argın, çırılçıplak, banyonun yolunu tuttu.
Ben de yatakta uzanmış, yaşadıklarımı içime sindirmeye çalışıyordum.
Aradan birkaç gün geçti. Bir akşam işten geldiğimde karım kapıyı açtı,
“Misafirimiz var kocacığım…” dedi şeytanca gülümseyerek…
Hans içeride koltuğa yayılmış, gülümseyerek bana bakıyordu. Karım masanın üstünde duran şık hediye paketini gösterdi bana,
“Bak aşkım… Hans hediye getirmiş bana…” dedi.
Paketi açtı, seksi iç çamaşırları vardı paketin içinde… Tek tek tutup o string külotları, köpük gibi dantel tangaları havaya kaldırdı, bana da gösterdi.
“Ama sadece hediye… Bu mesele o gün kapandı. Tamam mı Hans?” dedi adama… O da gülümseyerek onayladı. Karımın saçları ıslaktı, yeni banyo yapmış gibi duruyordu. İçime kurt düştü ama yüzüne vurmadım.
Ertesi hafta işten erken çıktım, eve geldim. Karım görünmüyordu ortalıklarda… Tam telefon açıp nerede olduğunu soracaktım ki, inlemeleri duydum. Hassiktir… Yatak odasından geliyordu inlemeler… Eyvah…
Sessizce, ayak uçlarıma basarak yaklaştım. Karım duvara yaslanmış, eteğini yukarıya kaldırmıştı. Bacaklarını ikiye ayırmış, önünde diz çökmüş vaziyetteki Hans’a amcığını yalatıyordu. Yine zevkten gözleri kapanmış, şehvetle inleyip duruyordu. Bir elini memesine götürmüş, avuçlayıp ucunu okşarken, diğer eliyle adamın beyaz saçlarını karıştırıyordu.
Başındaki krem başörtüsü, iri memelerini saran siyah sütyeni, baldırlarına kadar uzanan ince siyah çoraplarıyla çok seksi görünüyordu karım… Kapının yanında gizlice durup içeriye baktım. Dakikalarca karımın am yalattırmasını izledim sikimi okşayarak…
Hans sonunda kalktı, karımın belinden tutup havaya kaldırdı. Siyah çoraplı uzun bacaklarını beline doladı. Pantolonun fermuarını açıp koca sikini karımın amcığına geçirdi bir hamlede… Esnete esnete, kalçalarını duvara vurdura vurdura, ayakta sikmeye başladı Gül’ü…
“Ahhh… Yavaş Hans… Yavaş erkeğim… Yardın gene beni…” dedi karım…
Kollarını erkeğin boynuna dolayan karım, sırtı duvara dayanmış vaziyette minik çığlıklar atarak sikişiyordu adamla…
Yapacak bir şeyim yoktu. Yabancı bir erkekle sevişmesine izin vererek en başta ben hata yapmıştım. Karım artık yabancı bir sikin tadını almıştı. Artık ne kadar kızsam, köpürsem, ona bu lezzeti bıraktıramazdım. Zaten bunu denemem bile karıma karşı büyük haksızlık olurdu.
Ben de bir şey demedim, karşı çıkmadım zaten… Onları izleyerek otuzbir çekmeye devam ettim. Bu da ayrı bir zevkti doğrusu… Karımı başka bir erkek sikerken izlemek de fena bir olay değildi. Canlı porno izler gibiydim karımın Alman yarağıyla sikişmesini izlerken…
“Götünü de sikmek istiyorum Gul…” diye inledi Hans… “Götünü de sikicem senin… Sikimi de yalattırıcam… İzin ver bana…”
“Bir kere boşalt beni böyle… Sonra bakarız Hans… Hadi, sik beni… Kocam neredeyse gelir… Sik… Bir an önce boşalt beni… Uçur…”
Karımın inlemelerine daha fazla dayanamadım. Oracıkta boşalmaya başladım. Dudaklarımı ısırıyor, inlemelerimi duymasınlar diye çabalıyordum. Hoş, onların da pek duyacak hali yoktu ya… Zaten görseler de umursamayacaktı ikisi de… Pezevengin tekiydim onlar için… Karısının sikilmesinden zevk alan bir pezevenk…
Sikimi külodun içine sokup ayrıldım evden… Aşıkları bir süre daha rahat rahat sikişip zevk almaları için evde yalnız bıraktım. Avare avare caddelerde dolaştım.
Bir boşboğazlık yapmam, bir boş iddiaya girmem nelere yol açmıştı…
Yapılacak bir şey yok. Bu yola girdik, böyle devam edecek anlaşılan…
Hocam Geçirdi
Bu olayım (Lise) dönemimde geçiyor. 16 yaşımı bitirmiş, 17 yaşıma girmiştim. Derslerle pek fazla aram olmasa da, işte iyi kötü sınavları geçiyordum. Bir dersim hariç hepsi iyi idi, kötü olan matematik dersiydi.
Ne yapsam kafama girmiyor, matematik derslerinde ve sınavlarında bir türlü başarılı olamıyordum. Babamın ve annemin çok kızacağını bildiğim için eve bu durumu söylememiştim. Evdekiler bana sınıfı geçtim gözüyle bakıyorlardı.
O ara okulda matematik derslerimize giren bir hoca vardı, İsmail adında. Her ne kadar iyi bir hoca olsa da derslerde onu anlayamıyordum. İsmail hoca tahminen kırk yaşında falan vardı. Evli olmasına karşın atletik vücuda sahip biriydi. Bütün kız öğrenciler onu çok beğeniyorlardı. Bizim sınıfa yaklaşık altı aydır ders veriyordu.
Eğitim yılının bitmesine yaklaşık bir ay kalmıştı. Benim halen matematik dersim kötü bir durumdaydı ve düzelme imkanı da yoktu, zaten bir şey anlayamıyordum.
Kızlar yine ders arasında İsmail hoca hakkında övgüyle konuşuyorlardı. Sınıf arkadaşım Kübra beni kenara çekip,
"Kızım gidip İsmail hocayla konuşsana! Çok anlayışlı bir adam! Bak benim son sınavım kötü geçtiğinde ben gittim konuştum, bana yardımcı oldu! Durumunu anlatırsan sana yardımcı olacağına eminim!" dedi.
Aklıma yatmıştı. Bütün cesaretimi toplayıp odasına gittim. İsmail hoca odada yalnızdı, masasının arkasındaki koltukta oturuyordu. Babacan ve anlayışlı bir adam olduğu zaten belliydi.
Beni görünce hemen ayağa kalkıp,
"Hoş geldin Gül!" diyerek oturmamı teklif etti.
"Sağolun hocam böyle iyi." deyip ayakta kaldım.
"Buyur, ne istiyorsun?" dediğinde ona diğer derslerimin durumunu anlattım. Kalan matematik derslerimin çok fazla kötü olduğunu, bir ay içinde düzelmesinin çok zor olduğunu, matematikle aramın olmadığını falan anlatmaya başladım.
Beni ilgiyle dinliyordu…
Konuşmam bitince, İsmail hoca,
"İyi güzel de güzel yavrum, ben ne yapabilirim?" dedi. Ben de cilveli bir şekilde,
"Hocam siz isterseniz halledebilirsiniz!" dedim. Bana yardımcı olması için dil dökmeye, yalvarmaya, yalakalık yapmaya ve onu övmeye başladım.
"Lütfen bana yardımcı olun, ailem benim bu durumumu bilmiyor… Hatta para isterseniz, yaz tatilinde bir işe girer çalışırım, size para veririm…" dedim. Gülümsedi ve
"Para rüşvete girer, asla kimseden para kabul etmem! Derslerimde çok kötü olduğun halde seni yine de bu zamana kadar idare ettim! Kusura bakma, yapabileceğim bir şey yok!" dedi.
Ben son bir ümitle biraz daha yaklaşarak,
"Eğer parayla olmazsa nasıl olacak? Bana bir yol gösterin hocam!" dedim.
İsmail hoca ise ısrarla bana yardımcı olamayacağını, derslere çalışmam gerektiğini filan atlatıyordu ki, (nasıl oldu ben de bilemiyorum, kendime halen şaşıyorum)
"Ne isterseniz yaparım hocam! Kübra'ya da yardımcı olmuşunuz!" dedim. Hoca beni süzerek biraz düşündü ve
"Peki canım, madem çok istiyorsun, kapıyı kilitle ve yanıma gel!" dedi. O anda sanki bütün sinirlerim boşaldı.
Niyetini hemen anladım. Ama yapacak bir şeyim yoktu. Ne istese yapacak durumdaydım. Kapıyı kilitleyip yanına gittim…
"Bak Gül, güzel kızsın, belki senin bu sorunu aramızda halledebiliriz!" diyerek yanaklarımı, saçlarımı okşadı. Ürperdim. “Çok mu istiyorsun sınıfı geçmeyi?”
“Evet hocam, çok istiyorum. Mecburum.” derken kendimi bir an geri çekmek istedim, ama yapamadım.
Çaresizdim, üstelik bu fikir de benden çıkmıştı. Sesim kesilmiş, olacaklara kendimi bırakmıştım. Hocanın karşısında kurbanlık koyun gibiydim, tepki veremiyordum.
“Bakalım, sınıf geçmeyi ne kadar istediğini bir görelim Gül'üm…” diyerek beni tutup kendine çekti yavaşça, ürkütmemeye çalışarak, kucağına oturttu.
Sağ eliyle belimi kavradı, çok güçlü olduğu belliydi. Elleri vücudumda gezinirken yanağımdan öpmeye başladı.
Boynuma geçti. Öptükçe öpüyordu. Sanki beni esir almıştı. Ne bir tepki verebiliyordum, ne de bir karşılık… İnce okul eteğimin altından sertliğini hissedebiliyordum.
Körpe dudaklarıma sert erkek dudakları ve batan ve gıdıklayan bıyıklarıyla öpücükler kondurmaya başladığında ben de inanılmaz şekilde tahrik olmaya başlamıştım.
Daha önce bir sevgilim (çıktığım biri) vardı. Onunla birçok kez öpüşmüştük, tabii ki fazla ileri gitmeden.
Şimdi ise benden yaşlı, tecrübeli ve evli öğretmenim dudaklarımı kemirircesine öpüyordu. Ben de artık ona karşılık veriyordum. Diliyle ağzımın içinde dilimi okşuyor, ben dilimi uzatınca istekle dilimi emiyordu. Gömleğimin düğmelerini yavaşça açtı ve göğüslerimi okşamaya başladı.
O yıllarda vücut hatlarım yuvarlacık ve dolgun olmasına rağmen göğüslerim küçüktü.
Hoca sütyenimden çıkardığı göğüslerimi öpüp yalamaya ve pembe bir tomurcuk gibi şehvetle kabarıp büyümüş uçlarını emmeye başlamıştı.
Bir yandan da elini mini ekose okul eteğimin altına sokmuş, ıslanmaya başlamış olan külodumun üstünden amımı, kanla dolan ve şişip kabarmış vaziyetteki am dudaklarımı kah kumaşın üstünden, kah yandan parmaklarını uzatıp ıslak tenimi okşuyordu.
Ben gözlerimi kapamış, sadece ona ayak uydurmaya çalışıyordum…
Erkek arslanın pençeleriyle oyuncak gibi oynadığı yavru bir minik ceylan gibiydim kucağında… Çaresiz, ürkek, yine de meraklı, istekli, azmış, azdırılmış…
Eliyle benim elimi alarak pantolonunun önüne, sikinin üstüne götürdü. Şimdi ben de onun sikini pantolonun üstünden okşuyordum.
Hocanın siki adeta kudurup deliye dönmüştü ve pantolondan bile çok rahat fark ediliyordu.
Bu durum beni hem korkutmuş, hem de çok tahrik etmişti. Hoca elini külodumdan içeri salmaya, parmaklarını içime sokmaya çalıştığında hemen engel oldum.
Ona henüz bakire olduğumu ve bu durumun böyle kalmasını istediğimi söyledim. Sert tepki vereceğini düşündüğüm halde gülümsedi ve
"Merak etme küçüğüm, sen nasıl istersen öyle olacak! Korkma, kızlığına dokunmayacağım! Bak, bir erkeği memnun etmenin başka yolları da var bebeğim.
Mesela beni o minik, tatlı dudaklarına alabilirsin, beni ağzınla boşaltabilirsin!" dedi.
İstemeyerek de olsa kabullendim. Başka çarem yoktu, bilmiyorum belki ben de istedim.
Ama matematik dersimi bir şekilde halletmem lazımdı. Ve seçenek olarak önümdeki menüde sadece bu şekil vardı. Matematik hocasıyla seks yapmak…
İsmail hoca yavaş hareketlerle gömleğimi, sütyenimi ve eteğimi çıkardı. Karşısında şimdi bir külotla kalmıştım.
O da pantolonunu indirdi. Baksır külotunu indirince çok korktum, ilk defa canlı olarak birinin sikini görüyordum. Çıktığım çocuğun sikini bile görmemiştim.
Hocanın siki abartısız bileğim kadar kalın, damarlı ve yaklaşık 19-20 cm uzunluğunda vardı. Morumtrak şapkasının ucundaki delikte sanırım erkeğin zevk sıvısı bir damla halinde parlıyordu.
Bu arada hocam da vücudumun neresi denk gelirse öpmeye, yalamaya devam ediyordu.
Birden omuzlarımdan bastırıp bacaklarının arasına çöktürdü beni. Sikinin başını öptürdü bana…
Dilimin ucuyla deliğinde parlayan zevk sıvısının tadına baktım, şapkanın kenarlarında ucunu dolaştırdım. Sikini ağzıma almamı istiyordu. Çaresizce ağzıma aldım ve yalamaya başladım.
Bunu ilk defa yaptığımdan ve sikinin kafası çok kalın olduğundan minik dudaklarımın arasına hepsini alamıyordum. Dudak kenarlarımın sanki yırtıldığını hissediyordum…
Birden saçlarımdan tuttu, sikini sert bir şekilde boğazıma kadar soktu. Nefes almakta zorlanıyordum, bir ara gözlerimden yaş bile geldi. Öğürerek çıkarmak istedim, engel oldu. Birkaç kez ağzımda git-gel yapıp,
"Evet bebeğim devam et!" diyordu.
Elimden geldiğince yalıyordum sikini. Arada bir sikini tekrar köklüyordu gırtlağıma. İki eliyle başıma bastırdığında kusacak gibi oluyordum. Bu halimi gördükçe,
"Harikasın bebeğim!" diyor, zevkten kendinden geçiyordu adeta… Sonra tekrar gidip gelmeye, ağzımı sikmeye devam ediyordu. Aniden hızlanmıştı. Ben ne olduğunu anlamadan birden ağzımıniçine bir şeyler boşaldı.
Döllerini attırıyordu ağzıma… Hepsini yutmamı istedi, ama yapamadım. Boğulacak gibi oldum ve ağzımdaki dölleri yere tükürdüm. Yerleri batırdığım için bana kızacak diye korktum ve
"Bir bez varsa verin de temizleyeyim!" dedim. Ama hoca gülümseyerek,
"Sorun değil bebeğim, ben sonra temizlerim! Sen üstüne başına çeki düzen ver!" dedi. Hoca baksırını ve pantolonunu çekerken, ben de giyinip, saçımı başımı düzenledim.
"Ee hocam, matematikten geçerli not verecek misiniz şimdi? Bütün isteklerinizi yerine getirdim." dediğimde,
"Halledeceğim yavrucuğum. Merak etme bebeğim. Ama sen de ne zaman çağırırsam geleceksin, tamam mı?" dedi. Sevinçle,
"Tamam hocam!" deyip çıktım odasından.
İlerleyen günlerde bir kaç defa daha gittim odasına. Her seferinde hemen hemen aynı şeyleri yaşadık.
Her seferinde dudaklarımı ve memelerimi öpüp, beni seviyor, sonra da ağzımı sikip boşalıyordu…
Bir cuma günü derste olduğum zaman mesaj attı, hafta sonunda karısının evde olmayacağını yazıyor, Cumartesi günü evine gelmemi istiyordu. Adresini de yazmıştı.
"Tamam hocam!" diye cevap yazdım. Ne olacağını biliyordum, yine benimle biraz oynayacak ve sonunda da ağzımı sikecekti…
Bu düşüncelerle cumartesi günü evine gittim. Beni içeri alınca evin kapısını kilitledi.
Biraz tedirgin olsam da, içimden (Ağzımla boşaltırım, herif rahatlayınca da çıkar giderim) diyordum. En fazla yarım saat dişimi sıkacaktım sadece…
Çabucak tahrik olsun, boşalsın, beni uğraştırmasın diye düşünerek giydiğim en seksi giysilerim vardı üzerimde…
Minicik, belini kıvırarak daha da kısalttığım, kalçalarımın hemen altında biten lise eteğim, memelerimin yuvarlaklarını kenardan gösteren dekolte incecik bir bluz, lolita havamı vurgulayan soket çoraplar, minik pembe dantelli külodum…
Beni öyle görünce gözleri parladı. Hayranlıkla bakıyordu bana… Kendini beğenmiş şımarık bir tavırla önünde dönüp bütün her yerimi gösterdim. Hemen ayak üstü bana sarılarak beni öpmeye başladı.
Belimi öyle bir sıkıyordu ki, nefes alamayacak gibi oldum.
Beni kucakladığı gibi salona götürüp oradaki koltuğa yatırdı. Üstümdeki bedenimi zor örten minik giysileri nerdeyse yırtarak çıkarırken bu sefer daha sert davranıyordu.
Ağzımı sikmenin yetmediğini, götümden de sikmek istediğini söylediğinde korktum.
Pembe dantel külodumu dişleriyle tutup çıkarmak istediğinde saçlarından tutup engellemeye çalıştım, ağlayarak yalvarmaya başladım.
"Lütfen hocam, istemiyorum, ağzımla istediğiniz kadar boşaltayım!" diyordum. Ama dinlemiyor,
"Çok güzelsin, seni çok seviyorum, artık benim olacaksın, sadece benim!" diyordu.
Külodumu adeta yırtarcasına çıkarıp, amımı götümü okşayıp ellemeye başladı. Ben halen yalvarırken, beni susturmak için sikini çıkarıp ağzıma soktu ve sert bir şekilde ağzımda gidip gelmeye başladı.
Bir eliyle de kafamdan bastırdığı için hareket edemiyordum. Siki taş gibi sertleşmiş. ağzıma sığmaz olmuştu, yine nefes almakta zorlanıyordum…
Sonra birden beni döndürüp, koltuğun kenarında domalmamı sağladı. Ben yine ağlayarak yalvarırken, götümün yanaklarını ayırıp göt deliğimi yalamaya başladı.
Her ne kadar korksam da, götümü yalaması hoşuma gitmişti. Sıcak ve ıslak dili müthiş heyecan ve zevk veriyordu.
Ben domalmış halde bir şey yapamıyor, korku ve heyecanla olacakları bekliyordum. Sonra göt deliğime biraz tükürük bıraktı, sikini de az tükürükleyerek arkama yanaştı.
Sikini göt deliğime dayayıp, ani bir hareketle sert bir şekilde soktu. İnanılmaz bir çığlık attım, ama hemen eliyle ağzımı kapadı. Acıdan bayılmışım…
Kendime geldiğimde hocam halen arkamda, kalın sikiyle, sert ve hızlı bir şekilde götümü sikiyordu. Ağlayarak,
"Hocam çıkarın, dayanamıyorum, götüm yırtılacak!" diye yalvarınca, saçlarımı asılarak,
"Bir şey olmaz, Kübra dayanabiliyorsa sen de dayanırsın!" deyip götümü sikmeye devam etti.
Sanki ata binmiş gibiydi, bir yandan elinde doladığı saçlarımı asılıyordu. Kaçacak bir yerim, yapacak bir şeyim yoktu. Elimden sadece ağlamak geliyordu.
"Sabret bebeğim az kaldı!" diyerek şimdi daha sert sikiyordu götümü. Bense artık acıdan o kadar halsizleşmiştim ki, hiçbir şey hissetmiyordum…
Hocam birden götüme kökleyip kaldı. Hırlar gibi sesler çıkararak boşalıyordu.
Döllerinin götümün içine fışkırdığını hissedebiliyordum. O kadar çok boşalmıştı ki, götümden sızan döller bacaklarıma akıyordu.
Beni kaldırdı ve yere diz çoktürdü, sikini ağzıma almamı istedi. Ben yapmak istemeyince tokat attı, zorla sikini ağzıma soktu. Karşısında, dizlerimin üstünde bekliyordum.
O çok beğendiğim, anlayışlı dediğim hoca artık gözüme öyle görünmüyordu. Ona bakınca vahşi bir hayvan görüyordum.
Sikini bana temizlettikten sonra koltuğa oturdu. Ben de zar zor ayağa kalkıp, lavaboya gittim, ağzımı yüzümü temizledim. Ağlamaktan gözlerim kıpkırmızı olmuştu. Salona döndüğümde yanında oturttu beni,
"Özür dilerim bebeğim, o kadar güzel ve dar bir götün var ki, kendime hakim olamadım!
Söz, yarın daha nazik olurum!" dedi. Ben hoca amacına ulaştı, götümü sikti, hevesini aldı, benle işi bitti sanıyordum. Şaşkınlıkla,
"Yarın da mı geliyorum?" diye sordum.
"Evet bebeğim, karım yarın da evde yok!" dedi.
Biraz kendime gelince hocanın evinden çıktım ve doğruca kendi evimize gittim. Ama götümün acısıyla nasıl yürüdüğümü bir de bana sorun. Eve varınca ilk işim banyoya girmek oldu. Bir saate yakın duşun altında kaldım ve ağladım.
Pazar günü anneme yine, "Arkadaşlarda sınava hazırlanacağız…" yalanını uydurup hocanın evine gittim.
Zile bastığımda kapıyı çırılçıplak bir şekilde bizim sınıftaki Kübra açınca hayatımın şokunu yaşadım.
O Pazar günü İsmail hoca akşama kadar hem beni, hem Kübra'yı götten sikti. Başta Kübra'ya içimden kızmıştım, ama birlikte İsmail hocanın yarağını yedikten sonra ikimiz sıkı bir kanka ve sırdaş olduk. Neticede aynı erkeğin sikini yiyorduk ikimiz de… Sik kardeşliği…
Artık hoca ne zaman beni veya Kübra'yı çağırsa, Kübra ile birlikte gidiyor, hocayı ağızlarımızla ve götlerimizle boşaltıyorduk. Seks konusunda her şeyi öğretti bize… Lezbiyen ilişkiyi bile yaşadık onun sayesinde…
Önce biz iki kız öpüşüp birbirimizi okşarken eli sikinde izlemekle başlıyordu seks seansları…
Verdiği talimatları aynen uyguluyor, çırılçıplak, iki uzaktan kumandalı pilli seks bebeği gibi hareket ediyorduk. Ellerimiz dillerimiz birbirimizin en kuytu yerlerini okşuyor, çoğu kez 69 pozisyonunda birbirimizin klitorislerini, meme uçlarını emiyorduk.
Ve evet, iki kız birbirimize zevk vermeye, almaya başlamıştık kısa sürede… Önce şaşkınlıkla, iğrenerek biraz, zorlanarak ve tedirgin başladığımız lezbiyenlik deneyimi hoşumuza gidiyor, gerçekten zevk alıyorduk.
Biz kız kıza zevkten inlemeye başlayınca erkeğimiz de kalkıp aramıza katılıyordu. Bu kez o ikimizi birden, zevkten kendinden geçmiş, kukuları içlerinden akan zevk sıvılarıyla sırılsıklam olmuş iki lolita kızı birden yanyana domaltıp o koca yarrağıyla alıştırdığı körpe götlerimizi sikiyordu.
Sene sonunda gerçekten söz verdiği gibi matematik dersimizi geçtik ....