Bilmiyorum ya. O kadar şey dedin ben sana hiç sırtımı dönmeyi bırak 1 saat bile tepkili kalmadım, kalamadım. Ben sana hoş gelmeyen bir davranışta, tutumda bulunduğum an burnumdan getirdin hep. Hala daha getiriyorsun. İnsanlığıma laf söyledin, kişiliğime laf söyledin, aileme, onuruma, gururuma, görünüşüme, konuşmama, davranışlarıma akla gelebilecek herşeyime tek tek sövüp saymış ya da daha beter etmişsindir. Bu ilişkinin devam etmesini aramıza katılan minik için şart görüyordum. Bir şeyler düzelir zamanla rayına oturur diye bekliyordum. Hata mı ediyorum diye düşünüyorum şimdi. Sende memnun değilsin. Ki sen en başından beri zaten memnun değilsin. Mecburiyetten zoraki katlandığın bu hayatı sana zehir etmemem konusunda beni daha önce uyarmıştın. Bende bu uyarına göre hareket etmeye çalışıyorum. Fakat bende insanım. Mükemmel değilim. 4/4lük değilim. Takıldığım, dengemin bozulduğu anlar oluyor. Netice de hayatımızda hiçbir şey mükemmel değil. Kusurlar ve düzensizliklerle dolu. Onlara göz yumduğumuz için yaşamaya devam edebiliyoruz. Sende 4/4lük değilsin. Mükemmel hiç değilsin. Kusurlarla yanlışlarla dolusun fakat ben bunları görmek istemiyorum bu yüzden sana karşı dilimden yanlış kelime çıkmıyor bile isteye. Ama sen bana bu şekilde yaklaştıkça içimden bir ses bana senin kusurlu taraflarını gösteriyor, bana söylediğin herşeyi hatırlatıyor. Özellikle "sen istedin senin istediğin hayatı yaşıyoruz bu şekilde yapacak bir şey yok senin isteğin buydu" lafını son kavgalarımızda daha çok hatırlatıp aklıma şunu getiriyor "Eğer bu hayatı ben istediysem ve istediğim hayat bu şekilde şekilleniyorsa(ki istediğim hayat bu değildi) ben de en müsait ve doğru zamanda bu hayatı sonlandırırım. Sen kendi hayatına bakarsın, biz kendi hayatımıza bakarız. Böylelikle zorla içinde bulunduğun ve benim çok isteyip elime yüzüme bulaştırdığım durumdan da kurtulmuş oluruz" Zihnimden aynen bu düşünce bu fikir Allah'ın her günü sürekli geçip tekrara sarıyor. Bir şeyi ne kadar düşünürsek o kadar gerçekleşmesi yakınlaşıyor. Ben bu yakınlaşmasın, düzelsin, iyi olalım, güzel geçinelim diye çırpındıkça sen bunu itiyorsun. Artık çırpınmalarım da azalacak ve son bulacak. Senin istediğin hayatına kavuşturacağım. Bunları üzgünken, sinirliyken yazıyorum. Gelsen öpsen sarılsan bütün fikrim yine değişir de, yine aynı duruma gelsek bu yazdıklarım yani bu düşünceler daha da şiddetlenir. Bir şeyler ya bu 1-2 sene içinde düzelecek ya da biz ortak paydada ayda 1 buluşacak birinin diğerine her daim pişmanlık ile baktığı iki yabancıya dönüşeceğiz.




























