Bundan 9-10 sene önce yayla evimizde birtakım yıkım/yapım işlerini yapması için bir adam tutmuştuk. Adı Mehmet.
“Bamyacı Mehmet derler bana” dedi, bamya satarmış pazarda. Çocuğu yok, karısı ile yaz kış kasabada yaşıyor. Az biraz geliri var, üstüne de bu takım işler ile cebini rahatlatıyor. Orta boylu, elli yaşlarında, hafif kırmızıdan esmerce, kıra yakın kısa siyah saçlı, bıyıklı, güleç bir adam Mehmet abi.
Olsa olsa 2-3 günlük iş vardı evde. Bahçeye taşlardan ufak duvarlar yapılacak, ora kırılacak, bura düzeltilecek falan. Konuşuldu, anlaşıldı; Mehmet abi işe başladı. İlk 15-20 dakika pek konuşmadı, sonradan açılıyormuş meğersem dili. Mehmet abi iki kürek sallar, sonra bana seslenir muhabbet ederdi. Hatta şu diyaloğun geçtiği bile olmuştur:
Mehmet abi ilk gün o kadar çok konuştu ki, konuşmasından pek de rahatsızlığını belirtmeyen bizleri çok sevdi. Hatta 2-3 günlük işten sonra ben buraya takılırım diye eşyalarını bizim eve getirmeye kalktı, zor durdurduk.
2. Günde Mehmet abi’nin ilginç yönleri ortaya çıkmaya başladı. Mehmet abi, bir önceki sene eşine pek bir kıl olmuş; o kadar kıl olmuş ki yattığı yerde tavanda cin ve şeytanlar görmeye başlamış. Aslında Mehmet abi bizim evde rehabilitasyonda. Haliyle diline vurmuş adamcağızın. 2 günde neler anlattı neler.
İnsanlarla mavra yapmayı çok seven dedemse Mehmet abiye “Lavgar” lakabını taktı. Gereksiz konuşan demekmiş. Benim de çok hoşuma gitti bu lavgar lafı. Gidip gelip dakika başı gülerek “Lavgar Mehmet” diyorum, küçüğüm tabi…
Sonuncu gün hava epey sıcaktı, havada bulut yok. Biz sıcaktan söylenirken Mehmet abi karşı taraftaki dağın arkasına baktı, azıcık bulutu göstererek “yağmur yağacak” dedi. Dedi ama mümkün değil, hava kısa mesajla bayram tebriği atarak oy bekleyen siyasetçilerin kalbi kadar kuru.
2 saate varmadan bardaktan boşalırcasına yağmur yağmaya başladı. Ağzım açık, adamın nasıl tahmin ettiğine şaşırdım. Bizim gibi şehir çocuklarından daha iyi biliyor toprağını, takdir ettim ne olursa olsun. Öyle ki adamın havayı nasıl okuduğu ailede hala konuşulur.
3. yani son güne işin toparlama ve düzeltme kısmı kalmış, akşam olmuş, iş bitmişti. Mehmet abi –bizim evde daha fazla çalışamayacağına kafası bozularak- toplandı, hesabını gördü. Güle güle gitti.
En son o gün gördüm Mehmet Abi’yi. Tavanda gördüğü şeytanları ne yaptı, karısına kafası bozuk mu, iyi mi ve en önemlisi hala çok konuşuyor mu merak ederim hala. Her yaz kasabanın Pazar yerinde Bamyacı Mehmet’i sorarım köylüye. Bilen yok.
Lavgar Mehmet’i bir daha göremedim tamam, ama görseydim herhalde aramızda şu konuşma geçerdi:
+: Mehmet Abi bamya var mı?
+: İyi iyi, allah eksik etmesin..