Kötü resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım. Bana acımayın. Ben kötüyüm; sizlere karşı kötü duygular besledim içimden. Beceriksizliğimden uygulayamadım kötü düşüncelerimi.

JVL
he wasn't even looking at me and he found me
trying on a metaphor
hello vonnie

roma★

izzy's playlists!
cherry valley forever
sheepfilms
Monterey Bay Aquarium

Janaina Medeiros
will byers stan first human second
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

ellievsbear
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
KIROKAZE
AnasAbdin

blake kathryn
Claire Keane
I'd rather be in outer space 🛸

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Japan
seen from Singapore
seen from United States

seen from Taiwan

seen from Bulgaria

seen from United States

seen from United States

seen from New Zealand

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Tanzania

seen from China

seen from Germany

seen from Germany
seen from United States
@hegeaaa
Kötü resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım. Bana acımayın. Ben kötüyüm; sizlere karşı kötü duygular besledim içimden. Beceriksizliğimden uygulayamadım kötü düşüncelerimi.
‘’Fark ediyorsun ki, tüm hayatınız, sevginiz, nefretiniz, hatıralarınız, acılarınız... Hepsi aynı şeydi. Hepsi bir rüyaydı. Kilitli bir odada sakladığınız rüya. İnsan olduğuna dair bir rüya!"
Bana eski durumum bağışlanırsa, evi saksılarla donatacağım ve böceklerin evi istila etmesi pahasına onlara bakacağım. Tabiatı seveceğim, insanları seveceğim, yurduma yararlı olmaya çalışacağım, hiçbir düzene karşı çıkmayacağım. Herkese güleryüz göstereceğim, evleneceğim, çocuk yetiştireceğim, onların altını değiştireceğim, gece uyutmak için sabırla masal anlatacağım, dedikoduları dinleyeceğim, ilgi göstereceğim, ilgi!
Belki de insanlar kendi kendilerini düşünmek, hayaller kurmak için yeteri kadar yalnız kalamadıklarından anlayışsız oluyorlardı.
İnsan, yorgunluğunu oturunca anlarmış. Benim de sonra ortaya çıktı. Ne kadar dinlensem, yaşayışıma ne kadar özen göstersem, o kadar bitkinleşiyorum. Göründüğüm kadar rahat değilim albayım. Fakat kimseye dinletemiyorum. Beni ciddiye almıyorlar.
Gerçekçi olalım. Bu işte, bu hayatta bir bokluk yok. Çok iyimser bir yaklaşım olurdu.Ki ben benzer yaklaşımları Pollyanna'ya rüyamda tecavüz ettikten sonra bıraktım.
Hiçlik hep onun yanı başındaydı, daha şimdiden biraz üstüne varmıştı bile. Azıcık grog ve yorgunluk yetiyordu ona, bulutların alıp uzaklara götürdüğü küçük bir uçak gibi horlayarak uyuyakalıveriyordu. Dünyada ona ait hiç kimse kalmamıştı.
Sorun, senin gerçekleştirmek için çırpındığın hayallerini başkalarının bakkaldan ekmek almaya gidiyormuşcasına kolay gerçekleştirmesi.
Hem de hiç hak etmeden...
''İnsanlar nerde?'' diye sessizliğini bozdu sonunda Küçük Prens. ''Çölde insan yalnız hissediyor kendini''
''İnsanların arasında da yalnızdır insan, '' dedi yılan.
İnsanın, yaşamının başladığı gibi sürüp gitmesinden gayrı bir şey arzulamaması, umut etmemesi çok tatsızdı muhakkak.
Benim derdim de bu işte; bir şeyim kaybolunca hiç umursamıyorum; küçükken annem buna çok kızardı. Bazı herifler kaybettikleri bir şeyin peşinden günlerce koştururlar. Kaybedince üzüleceğim bir şeyim olmadı hiç.
(...) şimdiye kadar bizim içimizde yaşayan ya da bizi şimdiye kadar yaşatan ve bizi biz yapan duyguları gözlerimize borçluyuz, gözlerimiz görmeseydi bambaşka duygulara sahip olurduk, (...)
Bu dünyayı bir Tanrı nasıl yaratmış olabilir, diye sordu. Mantık, düzen, adalet diye bir olmadığını düşünmüştü hep: Sadece acı, ölüm ve yoksullar vardı. Dünyada yapılmayacak alçaklık yoktu; bunu biliyordu. Hiçbir mutluluk sonsuza kadar sürmezdi; bunu biliyordu.
Bütün kimliğiniz bir anda yok olursa ne yaparsınız? Bütün hayat hikayeniz bir yanlıştan ibaret oluverirse, bu durumla nasıl başa çıkarsınız?
- Aklımdan çıkmayan bir düşünce var.
-Nedir bu düşünce, diye sordu İbrahim.
-Sodom' da ve yakılan diğer şehirlerde masumlar olduğunu düşünüyorum.
-Eğer olsaydı, onların hayatlarını bağışlayacağına dair bana verdiği sözü tutardı efendi.
-Çocuklar, dedi kabil, oradaki çocuklar masumdu.
-Tanrım, diye mırıldandı İbrahim, sesi inilti gibiydi.
-Evet, o belki senin tanrın ama o çocukların değil.
Ah, ne olurdu bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım! Seni, tüm kötülüklerinle birlikte seviyoruz, diyorlar ya, ondan istemiyorum işte. Sevseler de neden hiç umursamıyorlar? Genel af ne zaman çıkacak albayım? Hani bütün sonuçlarıyla suçları affeder ya, ne zaman kavuşacağız ona?