Kuran-ı Kerim’i Yorumlamak
بــــسم الله الرحمن الرحـــــيم
Soru: ‘Allah (SVT) Kuran-ı Kerim’in insanlara indirildiğini belirtmektedir. Buna istinaden, neden Kuran-ı Kerim ve Hadis’i kendi kendimize yorumlayamıyoruz? Sadece bir Şeyh üzerinden Kuran-ı Kerim’i ve Hadisi anlamak önemli mi?
Peki, öncelikle o Şeyhin kim olduğunu anlaman gerekir. Şeyh sadece alelade bir adam değildir. O, Vârisül Enbiya’dır. Peygamber vârisidir, o. Kuran tüm insanlığa gönderildi. Evet. Ama Kuran tüm insanlara gönderilmedi, tüm insanlığa verilmek üzere Peygambere gönderilmiştir. Allah, Kuran’ı Peygambere, Ebu Bekir’e, Ömer, Osman, Ali ve tüm Sahabilere gönderebilirdi. Ama bunu yapmadı. Kuran’ın tamamını tek bir kitap olarak gönderebilirdi. Ama bunu yapmadı. Tek seferde gönderebilirdi. Ama bunu yapmadı. Bunda İlahi bir sebep vardır. Kuran sadece Peygamber Efendimiz’e (ASVS) gönderildi, Allah’ın tüm anlayışı ve kuralları ise Peygamber Efendimiz’in (ASVS) dilinden alınmıştır. Hadis dediğimiz şey de budur, Hadis Kuran’ı açıklar.
Ancak, Kuran’ı en iyi şekilde kim açıklayacak? Allah’ın onu takip edin diyerek işaret gösterdiği ve Şehadetin ikinci kısmını temsil eden ancak Peygamber’dir ASVS, başka hiç kimse değil. Hadis ise Kuran-ı Kerim’i açıklamıyor, ancak Hadis, Peygamber ASVS’ın yaşam tarzı ve öğretileri Sahabeyi Kiram’a gösterilmiştir, tüm insanlığa değil. O halde, Hadis’in öğretilerini alıp yayma yetkisi ve bilgisi sadece Sahabeyi Kiram’a verilmiştir. Aksi takdirde herkes kendi nefsine göre yayacaktı. Bu da yasaklanmıştır. Çünkü bu sefer insanlar, okuma yazma biliyorum neden ben yapamayayım? diyecek. Yapamazsın, kitaplar konusunda yapabilirsin belki ama Kutsal Kitabı değil, Kuran’ı değil, İslam’ı değil. Bir protokol söz konusu, ilahi bir protokol. Buna da itaatsizlik edemezsin, çünkü Allah sana savaş açacaktır.
Dünyanın başına gelen de budur. Çünkü herkes Kuran’ı istediği gibi yorumluyor. Okuma yazma biliyorum diyerekten. Kitabı açıp, eh bu ayet böyle demek istiyor, şu ayet şu manaya geliyor. Biri de, bir kadın, Müslüman, Müslüman bir aileden geliyor, diyor ki; eh evimden ezan okuyorum. Evinden ezan okuyorsun demek, evet diyor. Çünkü Kuran’ın neresinde kadın ezan okuyamaz diyor. Tamamen Şeytani bir mantık.
Kuran bir yasadır. Yasayı yorumlamaya kimin hakkı var? Senin mi? Benim mi? Herkesin mi? Düşün, dünya seni Ahiret hakkında düşünmeye itmeli. Herhangi biri yasayı alıp istediği gibi gidebilir mi? Hayır. Herhangi biri bir ülkeye bağlı olan bir eyaletin yasasını alıp kafasına göre yorumlayabilir mi? Hayır. Şehrinde geçerli olan yasaları alıp, burada söylenen şeyi beğenmiyorum, başka bir manaya gelmesini istiyorum çünkü okuma yazma biliyorum diyebilir misin? Hayır yapamazsın! Yaparsın, ama seni tutuklarlar. Yasayı ihlal ettiğin için seni ağır cezaya çarptırırlar. Allah’ın yasaları yok mu sanıyorsun?
Evet, işte böyle. Soruyu tekrarla. İkinci bölümü… (Mürid, Şeyh’e sorunun ikinci bölümünü tekrarlar). Eğer bir Şeyh’i takip ediyorsan, o senin dünya ve Ahiret rehberindir, yetişir. O zaman, bir sürü şeyi açıklayan bir sürü insanı baktım dediğinde; kitaplardan, televizyona, ünlülerden, alimlere. Herkesin bir görüşü var. Hepsinin görüşlerine baktım ancak kalbim bununla mutmain olmadı. Şimdi bir Şeyh buldum ve kalbim bu Şeyh’ten mutmain. Şimdi o Şeyhi takip edeceğim. O zaman, büyük sorun ne?
Hayatın boyunca başka görüşler takip ettin. Bu da sadece bir başka görüş. Neden bu seni o kadar rahatsız etsin ki? Neden aniden kendi görüşüme sahip olmak zorundayım diyorsun. Evet, Şeyhin Peygamberi temsil ettiğini, senin için bir Müctehid olduğunu anlarsan, seni Allah’a ulaştıracak yol bulur sana. En hızlı şekilde. Özellikle de Nakşibendi Tarikatı, senin için en hızlı ve en güvenli yoldur. O zaman, aklımı bile kullanmayacağım artık dersin. Çünkü bugüne kadar aklımı kullandım, hiçbir yere varamadım. Beyat aldım, bu nedenle Allah’a ulaşmak için bir rehberim olsun istiyorum. Peygambere ulaşmak için. Kendi hakikatime ulaşmak için. Bunu yapabiliyor olsaydım Beyat’a ihtiyacım olmazdı ama yapamıyorum. Bu yüzden şimdi o kişi bize rehberdir. Birçok insanın ise Şeyhi, rehberi var ama yapmamayı seçiyorlar. Kimin umurunda. Yapmazsan, sonuçlarına katlanırsın. Bedavaya hiçbir şey yok. İstediğin her şeyi yapıp sıyrılamazsın. Kesinlikle bunu yapamazsın. Şeyh’ten Beyat aldım, şimdi de Şeyh’ten aldığım Beyatı bozmak istiyorum diyemezsin. He he. Yapamazsın.
Özellikle de Nakşibendi Tarikatında. Girmek için kapı açıktır, sonuna kadar, kapı doğudan batıya kadar geniştir. Yolumuza girebilirsin, ama yoldan çıkmak için bir iğne deliği dahi bulamazsın. Ve anlaman için seni iyice duvardan duvara vurduklarından emin olmadan da o beladan çıkarmazlar seni.
O halde yaptığımız her şeyin sonuçları vardır. Bir kahveciye girdiğinde, bir kafeye girdiğinde bir bardak kahve sipariş edip içtikten sonra ödemeden çıksan. Başına ne gelir? Sadece bir dolar. Başına ne gelir? Polisi arayacaklardır. Reddedersen senin için polisi çağıracaklardır. Allah’ın yasaları yok? Allah’ın protokolü yok? Kuran’ı anlamak? Kuran Peygamber Efendimiz’in ASVS dilinden aktarılan Allah’ın sözleridir.
Kuran, Ümmül Kitap’tır. Tüm kitapların anasıdır. O zaman dikkat et, Allah’ın Kitabıyla oynarken. Bu sebepten Allah SVT, Kuran’ı dağlara sunduk, dağlar ise reddetti diyor. Kuran’ı cahil ve kibirli insanlara sunduk, onlar da aldı. Dağlar; bu dağlar, fiziksel dağlar manasında değil. Evliyaullah manasındadır, Kutuplar, kainatı yerinde tutan sütunlar. Onların hürmetine Allah devamlı olarak Rahmetini gönderiyor. Allah onlara Kuran’ı veriyor, onlar ise; ‘Biz bunu taşıyamayız Ya Rabbi!’ diyorlar. Reddediyorlar. Ama cahil ve kibirli insanlar taşıyor. Bu nedenle, Şeyhler her beş kelimede her cümlede Kuran’dan alıntı yapmazlar. Hadis’ten alıntı yapmazlar. Her iki kelimeden biri Kuran’dan değildir. Bunu yapmazlar. Söyledikleri her şey Kuran ve Hadise uygundur. Ama çok dikkatli davranıyorlar. Ancak cahil ve kibirli olanlar Kuran’ı kullanıyor. Şimdi de yeni moda insanlar istedikleri gibi Kuran tefsiri yapıyor. Yanlış. Büyük ceza geliyor.
Şeyh Lokman Efendi Hz-م









